| ARAŞTIRMA | |
| 1. | Kalp yetersizliği bulunan ejeksiyon fraksiyonu düşük hastalarda B1 adrenerjik reseptör ve sitokrom p450 2D6 enzimi genetik polimorfizmi sıklığı ve beta bloker tolerabilitesi üzerine etkisi: Beta GenTURK çalışması Frequency of genetic polymorphism for adrenergic receptor beta and cytochrome p450 2D6 enzyme, and effects on tolerability of beta-blocker therapy in heart failure with reduced ejection fraction patients: The Beta GenTURK study Mehdi Zoghi, Hakki Kaya, Yuksel Cavusoglu, Enbiya Aksakal, Serafettin Demir, Ceyhun Yucel, Hasim Mutlu, Oktay Ergene, Mehmet Birhan Yilmaz, On Behalf Of The Beta Genturk StudyPMID: 27665326 doi: 10.5543/tkda.2016.10733 Sayfalar 457 - 465 Amaç: Bu çalışmanın amacı, ejeksiyon fraksiyonu düşük olup kalp yetersizliği (KY) bulunan hastalarda Arginine389Glycine (Arg389Gly) ve sitokrom p450 2D6*10 (Cyp2D6*10) polimorfizmi sıklıklarını belirlemek ve bu polimorfizmlerin beta bloker (BB) tedavisi yanıtına etkisini değerlendirmektir. Yöntemler: Ejeksiyon fraksiyonu düşük olup KY bulunan 206 hasta ve sağlıklı 90 kişilik kontrol grubu ileriye dönük olarak çalışmaya dahil edildi. Kontrol grubunun tümünün, KY’li 206 hastanın ise 162’sinin Arg389Gly ve Cyp2D6*10 polimorfizmi için genotipleri, polimeraz zincir reaksiyon ve restriksiyon fragman uzunluk polimorfizmi analizi aracılığı ile belirlendi. Azalmış ejeksiyon fraksiyonlu KY’li hastalar ve sağlıklı kontroller Arg389Gly gen polimorfizmi açısından karşılaştırıldı. Ayrıca KY’li hastalar en yüksek BB hedef dozuna ulaşıp ulaşamamalarına göre iki gruba ayrıldı. Bulgular: Azalmış ejeksiyon fraksiyonlu KY’li hastalar ile sağlıklı kontroller arasında Arg389Gly polimorfizmi için genotip dağılım sıklıkları açısından yapılan karşılaştırmada CC ve GG genotipleri ile anlamlı ilişki gözlendi (p<0.001, OR=16, CI: 3.8–67.9 ve p<0.001, OR=0.3, CI: 0.2–0.6). En yüksek BB hedef dozuna ulaşan ve ulaşamayan hastaların ise Arg389Gly ve Cyp2D6*10 polimorfizmi için genotip sıklıkları benzerdir (sırasıyla, p=0.13, p=0.60). Sonuç: Bu seçilmiş Türk popülasyonunda Arg389Gly polimorfizmi sıklığı azalmış ejeksiyon fraksiyonlu KY’li hastalarda sağlıklı kontrol grubundan farklıdır. Ayrıca Arg389Gly ve Cyp2D6*10 polimorfizmi BB tolerabilitesi ile ilişkili değildir. |
| 2. | Koroner yavaş akım fenomeninde sağ ventrikül fonksiyonu: İki boyutlu speckle-tracking ekokardiyografik çalışma Right ventricular function in coronary slow flow: A two-dimensional speckle-tracking echocardiographic study Ali Hosseinsabet, Shima Yarmohamadi, Sima Narimani, Nazanin Amini-farshidmehrPMID: 27665327 doi: 10.5543/tkda.2016.72699 Sayfalar 466 - 473 Amaç: Koroner yavaşakım fenomeni (KYAF) stenoz yokluğunda anjiyografik kontrast maddenin epikardiyal koroner arterlerin distal kısmına geçişinde uzama olarak tanımlanır. Az sayıda çalışma bu durumun sağ ventrikül (SğV) işlev bozukluğuna etkilerini ele almıştır. Burada amaç KYAF’de 2 boyutlu speckle-tracking ekokardiyografi (2BSTE) kullanarak KYAF’de SağV fonksiyonlarını değerlendirmekti. Yöntemler: Koroner yavaşakım fenomenili toplam 29 hasta ile normal koroner akımı olan 29 katılımcı SğV sistolik ve diyastolik fonksiyonlar açısından karşılaştırıldı. Katılımcılar yaş, cinsiyet, hipertansiyon ve diabetes mellitus açısından eşleştirildi. Sağ ventrikül sistolik ve diyastolik fonksiyonları atım dalgalı doku Doppler ekokardiyografisi ve 2BSTE ile değerlendirildi. Bulgular: Doku Doppler ekokardiyografisi ve 2BSTE indeksleri açısından KYAF grubuyla kontrol grubu arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar yoktu. Sonuç: Koroner yavaşakım fenomeni, SağV’nin sistolik ve diyastolik fonksiyonuna ilişkin doku Doppler ekokardiyografisi ve 2BSTE’nin indeksleri ile ilişkili değildi. |
| 3. | Klinik olarak kardiovasküler hastalığı olmayan kişilerde diyagonal kulak memesi kıvrımı varlığı epikardiyal yağ dokusu ve karotis intima medya kalınlığında artış ile ilişkilidir Diagonal earlobe crease associated with increased epicardial adipose tissue and carotid intima media thickness in subjects free of clinical cardiovascular disease Murat Ziyrek, Sinan Sahin, Emrah Ozdemir, Zeydin Acar, Serkan KahramanPMID: 27665328 doi: 10.5543/tkda.2016.37806 Sayfalar 474 - 480 Amaç: Aterosklerotik koroner arter hastalığı, tüm dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden birisidir. Diyagonal kulak memesi kıvrımı (DKMK) kardiyovasküler hastalıkların basit, noninvaziv bir belirtecidir. Epikardiyal yağ dokusu kalınlığı (EYDK) ve karotis intima medya kalınlığının (KIMK) ateroskleroz ile ilişkisi oldukça iyi araştırılmış olmasına rağmen DKMK ile EYDK ve KIMK arasındaki ilişkiyi gösteren bir veri yoktur. Bu çalışmada biz bu ilişkiyi incelemeyi amaçladık. Yöntemler: Çalışmaya dahil edilen olgular kardiyoloji kliniğine ayaktan tedavi için başvuran sağlıklı yetişkinler arasından seçildi. Diyagonal kulak memesi kıvrımı olan 65 olgu ile yaş-cinsiyet eşleştirilmiş ve DKMK olmayan 65 kontrol olgusu çalışmaya alındı. Tüm olgularda EYDK ve KIMK ölçüldü ve sonuçlar değerlendirildi. Bulgular: Epikardiyal yağ dokusu kalınlığı DKMK grubunda anlamlı derecede daha fazla idi (0.57±0.12 ve 0.35±0.05; p<0.0001). Bunun yanında, KIMK da DKMK grubunda anlamlı derecede fazla idi (0.85±0.16 ve 0.60±0.15; p<0.0001). Karotis intima medya kalınlığı ile EYDK arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı (r=0.594; p<0.0001). Regresyon analizleri ile DKMK varlığının EYDK ve KIMK ile bağımsız olarak ilişkili olduğu saptandı. Sonuç: Bu çalışma ile, literatürde ilk kez klinik olarak kardiyovasküler hastalığı olmayan olgularda DKMK ile EYDK ve KIMK arasında anlamlı, bağımsız bir ilişki olduğu gösterilmiştir. |
| 4. | Türk kalp yetersizliği hasta kohortunda fonksiyonel kapasite ile sosyoekonomik durum arasındaki ilişki Relationship between functional capacity and socioeconomic status in a cohort of Turkish heart failure patients Hakkı Kaya, Meltem Refiker Ege, Ali Zorlu, Osman Beton, Hasan Güngör, Ahmet Temizhan, Yeşim Güray, Yüksel Çavuşoğlu, Mehdi Zoghi, Mehmet Birhan Yılmaz, On Behalf Of TREAT-HF InvestigatorsPMID: 27665329 doi: 10.5543/tkda.2015.85594 Sayfalar 481 - 487 Amaç: New York Kalp Cemiyeti (NYHA) sınıflaması kalp yetersizliği (KY) bulunan hastalarda prognozu öngörür. Sosyoekonomik durumun hastalığın seyri ve tedavi stratejilerini etkileme olasılığı mevcuttur. Biz bu çalışmada Türk KY’li hastaların sosyoekonomik durumlarının NYHA sınıflarını etkileyip etkilemediğini incelemeyi amaçladık. Yöntemler: Türk Araştırma Takımı-KY (TREAT-HF) KY’li hastaların çeşitli yönlerini araştırmayı amaçlayan 52 soruluk bir anket çalışmasıdır. Türk Araştırma Takımı-KY 2013 kohortuna Türkiye’deki 11 farklı merkezden KY’li 503 hasta alındı. Hastalar fonksiyonel sınıflarına göre daha iyi NYHA fonsiyonel sınıfı (I-II) olanlar (Grup I) ve daha kötü NYHA fonksiyonel sınıfı (III-IV) olanlar (Grup II) olarak iki gruba ayrıldı. Ayrıca hastalar cinsiyetlerine göre değerlendirildi. Bulgular: Ortalama yaşları 59.7±14.07, ortalama ejeksiyon fraksiyonları (EF) %31.7±9.22, 326’sı erkek, 133’ü kadın olan 459 hastanın NYHA fonksiyonel sınıfı değerlendirildi. Yapılan çok değişkenli analizde gelir düzeyinin ≥1000 TL olması, erkek cinsiyet, daha genç yaş ve daha yüksek EF; tüm hasta popülasyonu için diğer değişkenlerden bağımsız olarak daha iyi fonksiyonel sınıf ile ilişkili bulundu. Ejeksiyon fraksiyonuna ek olarak kadınlar için düzenli kilo kontrolü yapmak daha iyi fonksiyonel sınıf ile bağımsız olarak ilişkili bulunurken, erkekler için daha genç yaş ve gelir düzeyinin ≥1000 TL olması daha iyi fonksiyonel sınıf ile bağımsız olarak ilişkiliydi. Sonuç: Çalışmamız KY’li Türk hastalardan oluşan bir kohortta sosyoekonomik durumun NYHA fonksiyonel kapasite sınıflandırması ile ilişkili olduğunu göstermiştir. |
| 5. | Türk kadınlarında koroner kalp hastalığı nedeniyle hastanede yatış sonrası fiziksel hareketsizlik ve düşük yaşam kalitesi: Euroaspire III’ten çıkarımlar Physical inactivity and low quality of life of Turkish women after hospitalization for coronary heart disease: Inferences from EUROASPIRE III Lale Tokgözoğlu, Sercan Okutucu, Ergun Barış Kaya, Çetin Erol, Oktay ErgenePMID: 27665330 doi: 10.5543/tkda.2016.30788 Sayfalar 488 - 497 Amaç: Koroner kalp hastalığı nedeniyle hastaneye yatıştan sonra yaşam tarzı değişikliklerinin, risk faktörü yönetiminin, fiziksel aktivitenin, duygudurum ve yaşam kalitesi indekslerinin (i) Türk kadınları ve Türk erkekleri; (ii) Türk kadınları ve Avrupalı kadınlar arasında karşılaştırılması amaçlandı. Yöntemler: EUROASPIRE III (the European Action on Secondary and Primary Prevention by Intervention to Reduce Events III) kapsamında toplam 2268 kadın hastayla (8966 hastanın %25.3’ü, ortalama yaş 65.8±9.0 yıl) görüşüldü. Türkiye kohortunda hastaneye başvurudan en az altı ay sonrasında 65 kadın (ortalama yaş 63.3±9.9 yıl) ve 273 erkek hastayla (ortalama yaş 59.1±9.6 yıl) görüşme yapıldı; klinik ve biyokimyasal testler uygulandı. Hastalara Godin Boş Zaman Egzersiz Anketi (GLTEQ), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ), Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği ve yaşam kalitesini değerlendiren anketler yapıldı. Bulgular: Koroner kalp hastalığı nedeniyle hastaneye yatıştan sonra, (i) Türk kadınlarında Avrupalı kadınlara göre kardiyak rehabilitasyon programına katılım ve fiziksel aktivite indeksleri daha düşüktür, (ii) Türk kadınlarında Türk erkeklerine göre fiziksel aktivite indeksleri daha düşüktür, (iii) Türk kadınlarında Türk erkeklerine göre HADS anksiyete skoru ve HADS depresyon skoru daha yüksektir, (iv) Türk kadınlarında Avrupalı kadınlara göre HADS anksiyete skoru ve HADS depresyon skoru daha yüksektir, (v) Türk kadınlarında Avrupalı kadınlara ve Türk erkeklere göre yaşam kalitesi indeksleri daha düşüktür. Sonuç: Türk kadınlarında koroner kalp hastalığı nedeniyle hastaneye yatış sonrası fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi indeksi düşük, depresyon ve anksiyete yüksektir. Özellikle kadınlar olmak üzere tüm hastalarda fiziksel aktivitenin ve kardiyak rehabilitasyon programına uyum artırılması sağlanmalıdır. |
| 6. | Hemanjiyomu olan çocuklarda kardiyolojik değerlendirme Cardiac evaluation in children with hemangiomas İlkay Erdoğan, Faik SarıalioğluPMID: 27665331 doi: 10.5543/tkda.2016.65171 Sayfalar 498 - 502 Amaç: Hemanjiyomlar küçük çocuklarda en sık görülen tümörlerdir ve gerekli olduğunda propranolol ile tedavi edilirler. Propranolol tedavisi başlanmadan once kardiyolojik değerlendirme için standart yöntemler henüz bulunmamaktadır. Bu çalışma pediyatrik hemanjiyom hastalarında tedavi öncesi kardiyak durumun ve propranololun yaşamsal bulgulara etkilerini değerlendirmeye yardımcı olmak için tasarlandı. Yöntemler: Bütün hastalar propranolol tedavisine başlamadan önce aynı pediyatrik kardiyolog uzmanı ve onkolog uzmanı tarafından değerlendirildi. Kardiyak değerlendirmede ekokardiyografi ve elektrokardiyografi kullanıldı. Eylül 2009 ve Ocak 2014 arasında yaşları dört gün ile on ay arasında olan toplam 146 hasta çalışmaya alındı. Bulgular: Hastaların hiçbirinde propranolol kullanımı için kontrendikasyon yoktu. Ancak bu hastalarda anatomik defektler genel popülasyona göre daha sıkdı. Hemanjiyomların sol ventrikül boyutları üzerine etkisi araştırıldı ve sadece üç hastada sol ventrikül genişlemesi saptandı. Ancak hastaların 68’inde ekokardiyografi ile bir patoloji saptandı. Bu patolojiler hastaların 17’sinde patent foramen ovale, 4’ünde ventriküler septal defekt, 9’unda atriyal septal defekt (sağ kalp boşluklarında genişlemeye sebep olan) 8’inde patent duktus arteriyozus, 6’sında fizyolojik pulmoner darlık ve 1 hastada aort koarktasyonu idi. Sonuç: Hemanjiyomlar çocuklarda hatta prematüre bebeklerde dahi propranolol ile kardiyolojik yan etkiler görülmeden güvenle tedavi edilebilirler. Ayrıca, büyük cilt hemanjiyomları çocuk hastalarda ventrikül çapını genişletmemektedir. |
| OLGU BILDIRISI | |
| 7. | Jeune sendromu ile hipertrofik kardiyomiyopati birlikteliği: Literatürdeki ilk olgu Hypertrophic cardiomyopathy with Jeune syndrome: The first reported case Osman Güvenç, Saime Sündüs Uygun, Derya Çimen, Eyüp Aslan, Ali AnnagürPMID: 27665332 doi: 10.5543/tkda.2015.29677 Sayfalar 503 - 506 Özet– Jeune sendromu (Asfiktik torasik displazi), nadir görülen bir iskelet distrofisidir. Otozomal resesif olarak geçer. Hastalarda dar göğüs kafesi, rizomelik cücelik, karaciğer, böbrek ve pankreas anomalileri gelişir. Akciğer hipoplazisi ve pulmoner hipertansiyon yüksek oranda bildirilmiştir. Hastaların bir kısmı yaşamın erken dönemlerinde solunum yetersizliğinden kaybedilir. Bu makalede, ağır asfiktik doğum öyküsü ile kliniğimize sevk edilen ve Jeune sendromu tanısı konulan, ekokardiyografik incelemede hipertrofik kardiyomiyopati tespit edilen olgu sunuldu. Nadir görülen bu hastalık, hipertrofik kardiyomiyopatinin eşlik ettiği ilk olgu olması nedeniyle literatür bilgileri eşliğinde tartışıldı. |
| 8. | Lotus kapak sistemi kullanılarak yapılan ve subklaviyan arter yoluyla uygulanan ilk transkateter aort kapak replasmanı First trans-subclavian transcatheter aortic valve replacement using Lotus valve system Serdal Baştuğ, Abdullah Nabi Aslan, Cenk Sarı, Hakan Süygün, Engin BozkurtPMID: 27665333 doi: 10.5543/tkda.2015.81242 Sayfalar 507 - 510 Özet– Transkateter aort kapak implantasyonu (TAVI) ciddi aort darlığı olan yüksek riskli yaşlı hastalarda cerrahi aort kapak replasmanına karşı umut verici bir tedavi seçeneğidir. Çoğunlukla geriye doğru, femoral arter yolu ile uygulanır. Ancak, bu hastaların yaklaşık üçte birinde ciddi iliyofemoral arter hastalığı da olduğundan femoral yolla işlemi yapmak her zaman mümkün olmayabilir. Bu yazıda, ciddi aort darlığı ve iki taraflı iliyofemoral arter hastalığı olan, bu nedenle sol subklaviyan arter yoluyla Lotus kapak sistemi kullanılarak TAVI uygulanan 74 yaşında bir erkek hasta sunuldu. |
| 9. | Antibiyotik ve narkotik analjezik tedavisini takiben ortaya çıkan eosinofilik pnömoni ve eozinofili ile ilişkili eozinofilik miyokardit Eosinophilic myocarditis associa ted with eosinophilic pneumonia and eosinophilia following antibiotic and narcotic analgesic treatment Aziz İnan Çelik, Ali Deniz, Mustafa Tangalay, Muhammet Buğra Karaaslan, Emine Bağır KılıçPMID: 27665334 doi: 10.5543/tkda.2015.09056 Sayfalar 511 - 513 Özet– Eozinofilik miyokardit (EM), miyokarditin nadir gözlenen bir formu olup sıklıkla kalp yetersizliği ile beraber gözlenmektedir. Eozinofilik miyokardit sıklıkla hipereozinofili sendromunun (HES) bir bileşenidir. Hipereozinofili sendromu nadir bir hastalık olup, eozinofili ile kendini gösteren organ sistem bozukluğudur. Otuz sekiz yaşında erkek hasta acil servise sol inguinal ağrı ve ateş ile başvurdu. İdrar yolu enfeksiyonu ve nefrolitiyazis tanısı ile hastaneye yatırıldı. Antibiyotik (meropenem günde 3 gram) ve analjezik (pethidin günde 50 mg) tedavisi intravenöz başlandı. Göğüste kırmızı lekeler ve akciğerlerde iki taraflı ral ve akciğer seslerinde azalma saptandı. Elektrokardiyogramda spesifik bir değişiklik gözlenmedi. Laboratuvar değerlerinde kardiyak biyobelirteçlerde yükseklik ve eozinofili gözlendi. Periferik kan yayması ve kemik iliği biyopsisi eozinofili ile uyumluydu. Akciğer grafisinde yaygın iki taraflı interstisyel ve retikülonodül infiltrasyonlar gözlendi. Transtorasik ekokardiyografide sol ventrikül kalınlaşması saptandı. Koroner anjiyografide koroner arterler normal olarak değerlendirildi. Eozinofilik miyokarditten şüphelenilen olguya kesin tanı ve tedavi açısından endomiyokardiyal biyopsi yapıldı. Patolojik değerlendirmeler EM tanısını doğruladı. Kesin tanı konulduktan sonra hastaya kortikosteroid tedavisi başlandı. Tedaviden bir gün sonra, hastanın göğüs ağrısı ve nefes darlığı belirgin bir şekilde azaldı ve aynı zamanda kardiyak biyobelirteçler ve eozinofil değerinde azalma gözlendi; 72 saat sonra akciğer grafisi normal olarak değerlendirildi. Hasta kortikosteroid tedavisi ile taburcu edildi. |
| 10. | Karın içi cerrahi sonrası meydana gelen Ters Takotsubo kardiyomiyopatisi Reverse Takotsubo cardiomyopathy following intra-abdominal surgery Burak Açar, Özgür Kırbaş, Sefa Ünal, Zehra Gölbaşı, Sinan AydoğduPMID: 27665335 doi: 10.5543/tkda.2016.33348 Sayfalar 514 - 516 Özet– Ters Takotsubo kardiyomiyopatisi (KMP) kalbin daha çok bazal segmentlerini etkileyen ve anlamlı koroner darlığın olmadığı nadir bir kalp yetersizliği sebebidir. Bu yazıda, 50 yaşında kadın hastada karın içi cerrahi sonrası gelişen ters Takotsubo kardiyomiyopatisi sunuldu. |
| 11. | İleri yaşta akut inferiyor miyokart enfarktüsü ile başvuran ve atriyal septal defekt anomalisinin eşlik ettiği doğumsal düzeltilmiş büyük arter transpozisyonu Congenitally corrected transposition of the great arteries in patient with atrial septal defect and acute inferior segment myocardial infarction Veysel Tosun, Necmettin Korucuk, Mustafa Serkan Karakaş, Ünal GüntekinPMID: 27665336 doi: 10.5543/tkda.2015.34624 Sayfalar 517 - 520 Özet– Doğumsal düzeltilmiş büyük arter transpozisyonu, doğumsal kalp hastalıklarının yaklaşık olarak %1’ini oluşturan nadir bir anomalidir. Tanı konulduğu yaş ve yaşama oranları değişkendir ve pulmoner darlık, ventriküler septal defekt, atriyal septal defekt, atriyoventriküler bloklar, atriyoventriküler kapak yetersizlikleri gibi eşlik eden anomalilerle ilişkilidir. Literatürde tek koroner ostiyumunun ve atriyal septal defektin eşlik ettiği düzeltilmiş büyük arter transpozisyonu olguları nadirdir. Bu yazıda, akut inferiyor ST segment yükselmeli miyokart enfarktüsü ile başvuran ve anjiyografisinde sağ sinüs Valsalvadan köken alan tek çıkımlı koroner ostiyumunun eşlik ettiği düzeltilmiş büyük arter transpozisyonlu 55 yaşında erkek hasta sunuldu. Hastanın sirkümfleks arterine başarılı perkütan anjiyoplasti ve stent implantasyonu yapıldı. Ekokardiyografi, düzeltilmiş büyük arter transpozisyonuna eşlik eden atriyal boşluklar arasındaki negatif kontrastlanmayı gösterdi. Hasta tıbbi tedavi ile ameliyat sonrası sekizinci günde taburcu edildi. Bizim bilgilerimize göre, bu olgu, düzeltilmiş büyük arter transpozisyonu, atriyal septal defekt, tek ostiyumdan köken alan koroner arterler ve akut miyokart enfarktüsünün birlikte görüldüğü ilk olgudur. |
| 12. | Yenidoğanda umblikal ven yoluyla aort balon valvüloplastisi: Ülkemizdeki ilk tecrübe Balloon valvuloplasty for aortic stenosis using umbilical vein access in a newborn: First experience in Turkey Kemal Nişli, Serra Karaca, Aygün DindarPMID: 27665337 doi: 10.5543/tkda.2016.39969 Sayfalar 521 - 523 Özet– Ciddi doğumsal aort kapak darlığı tedavisinde balon valvüloplasti, işlem sonrası aort yetersizliği gelişmesi riski ve orta dönemde tekrar daralma gelişebilmesine karşın etkin bir tedavi şeklidir. Yenidoğanda kritik veya ciddi aort darlığının balonla genişletilmesi için en uygun damar yaklaşımı konusunda ise fikir birliği yoktur. Yenidoğanın kritik aort darlığı acilen ve etkin bir şekilde tedavi edilmelidir. Cerrahi tedavi dikkate değer morbidite ve mortalite ile ilişkilendirilmiştir. Kateter yoluyla tedavi cerrahi tedavi ile kıyaslandığında bu grup hastalarda önemli avantajlara sahiptir. Perkütan balonla genişletme darlığın acil olarak giderilmesi için sıklıkla kullanılır ve bu tedavi için çeşitli damar yaklaşımları mevcuttur. Kritik aort darlığı ve aort koarktasyonun kateter yoluyla tedavisinde umblikal arter ve ven yaklaşımı çok az sayıda hastada denenmiştir. Umblikal arter ve ven yaklaşımı yenidoğanın kritik aort darlığının balonla genişletilmesinde seçenek olarak düşünülmelidir. Mevcut kateterler ile 2.5 kg’ın altındaki bebeklerde dahi işlem güvenli, basit ve etkindir. |
| DERLEME | |
| 13. | Koroner arter baypas greftleme sonrası depresyon: Yeniden gözden geçirme Depression following coronary artery bypass grafting surgery revisited Nosratollah Pourafkari, Leili Pourafkari, Nader D NaderPMID: 27665338 doi: 10.5543/tkda.2016.49697 Sayfalar 524 - 529 Özet– Koroner arter baypas greftleme (KABG) en yaygın kalp cerrahisi girişimidir. İskemik kalp hastalarında depresyon sık görülen bir komorbidite olup hastalığın seyrini ve KABG sonrası derlenme sürecini etkileyebilmektedir. Koroner arter baypas greftleme sonrası depresyon kadınlarda daha sık olup uzun vadede mortalitenin bağımsız bir öngördürücüsüdür. Ancak kardiyologların yarısından azı hastalarında depresyon semptomlarını sorgulamakta olup rutin olarak tarama ölçümleri kullanılmadığından bu hasta popülasyonunda depresyon hâlâ düşük oranda tanınmaktadır. Diğer taraftan ilaçların yan etkileri ve etkileşimleri göz önüne alındığında iskemik kalp hastalığı olanlarda depresyon tedavisi zorlayıcı olabilmektedir. Burada KABG sonrası hastalarda depresyonun risk faktörleri, prognozu, önlenmesi ve tedavisi üzerine bir derleme sunuyoruz. |
| OLGU GÖRÜNTÜSÜ | |
| 14. | Yüksek doz varfarin tedavisine bağlı masif karaciğer hematomu Massive liver hematoma secondary to overdose of warfarin treatment Çetin Geçmen, Muzaffer Kahyaoglu, Ecem Yanık, Mesut Alp Karatas, Ibrahim Akin IzgiPMID: 27665339 doi: 10.5543/tkda.2016.88472 Sayfa 530 Makale Özeti | |
| 15. | An extremely unusual pacemaker complication Ricardo C Rodrigues, André Correia, Susana Gomes, Graça Caires, Décio PereiraPMID: 27665340 doi: 10.5543/tkda.2016.12980 Sayfa 531 Makale Özeti | |
| 16. | Cannon ‘A’ waves during complete atrioventricular block Luis Álvarez - Acosta, Alejandro Quijada - Fumero, Raquel Pimienta - Gónzalez, Julio S. Hernández - AfonsoPMID: 27665341 doi: 10.5543/tkda.2016.45640 Sayfa 532 |
| 17. | Romatizmal mitral kapak hastalığı olan bir hastada sol atriyal apendiks ostiyal darlığı Left atrial appendage ostial stenosis in a patient with rheumatic mitral valve disease Muhittin Demirel, Cüneyt Toprak, Emrah Acar, Servet İzci, Lütfi ÖcalPMID: 27665342 doi: 10.5543/tkda.2016.33490 Sayfa 533 |
| 18. | Isolated accessory mitral valve leaflet Mehrnoush Toufan, Leili Pourafkari, Nader NaderPMID: 27665343 doi: 10.5543/tkda.2016.89356 Sayfa 534 |
| EDITÖRE MEKTUP | |
| 19. | A patient with ventricular fibrillation and inverted Takotsubo syndrome triggered by sinus surgery: plausible causes, and electrocardiographic features John MadiasPMID: 27665344 doi: 10.5543/tkda.2016.22924 Sayfa 535 Makale Özeti | |
| 20. | Authors’ reply Authors’ reply Gültekin Günhan Demir, Gamze Babur Güler, Ekrem Güler, Hacı Murat Güneş, Filiz KızılırmakPMID: 27665345 Sayfalar 536 - 537 Makale Özeti | |
| 21. | Cholesterol embolization syndrome Joob Beuy, Viroj WiwanitkitPMID: 27665346 doi: 10.5543/tkda.2016.65623 Sayfalar 537 - 538 Makale Özeti | |
| 22. | Authors' reply Authors' reply Nazlı Dizman, Kübra Aydın Bahat, Şeyma Özkanlı, Abdullah ÖzkökPMID: 27665347 Sayfa 538 Makale Özeti | |
| 23. | Ses kısıklığına neden olan duktus arteriosus anevrizması, En iyi tedavi yöntemi hangisi, cerrahi mi, endovasküler mi?. Editöre mektup Ductus arteriosus aneursym causing hoarseness which is the best treatment option; surgery or endovascular? Namık OzmenPMID: 27665348 doi: 10.5543/tkda.2016.89289 Sayfa 539 Makale Özeti | |
| 24. | Authors' reply Authors' reply Onur Sinan Deveci, Aziz Inan Celik, Caglar Emre Cagliyan, Nazan Ozbarlas, Mustafa DemirtasPMID: 27665349 doi: 10.5543/tkda.2016.57438 Sayfalar 539 - 540 Makale Özeti | |
| DIĞER YAZILAR | |
| 25. | Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar Cardiology agenda Ertan UralSayfa 541 Makale Özeti | |
Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi
