ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 43 (2)
Cilt: 43  Sayı: 2 - Mart 2015
ARAŞTIRMA
1. 
Artmış eritrosit dağılım genişliği kararlı koroner arter hastalarında yetersiz koroner kollateral dolaşımı ile ilişkilidir
Increased level of red cell distribution width is associated with poor coronary collateral circulation in patients with stable coronary artery disease
İrfan Şahin, Ahmet Karabulut, Adnan Kaya, Barış Güngör, Ilhan Ilker Avcı, Ertugrul Okuyan, Mehmet Mustafa Can, Serhat Sığırcı, Burak Ayça, Mustafa Hakan Dinckal
PMID: 25782116  doi: 10.5543/tkda.2015.24819  Sayfalar 123 - 130
Amaç: Hematolojik parametrelerin kardiyovasküler hastalıklarla ilişkisi ve prognostik önemleri gösterilmiştir. Bu çalışmada eritrosit dağılım genişliği (EDG), nötrofil lenfosit oranı (NLO) ve ortalama trombosit hacmi (OTH), yetersiz koroner kollateral dolaşımı (KKD) ve iyi gelişmiş KKD olan hastalarda karşılaştırılmıştır.
Çalışma planı: Kararlı koroner arter hastalığı (KAH) olan 326 kişi geriye dönük olarak incelendi. KKD değerlendirilmesi Rentrop sınıflandırılması kullanılarak yapıldı. Yetersiz KKD grubuna Rentrop 0-1 kollateral dolaşımı olan, iyi gelişmiş KKD grubuna Rentrop 2-3 kollateral dolaşımı olan hastalar alındı.
Bulgular: Yetersiz KKD grubunda 171 olgu (%84 erkek, ortalama yaş 56.6±10.4 yıl), iyi gelişmiş KKD grubunda 155 olgu (%89 erkek, ortalama yaş 57.6±9.7) bulunmaktaydı. Yetersiz KKD grubunda >%95’den fazla darlık bulunan toplam damar sayısı (1.1±0.5 ve 1.0±0.4, p=0.64) ve Gensini skoru (84.4±38.8 ve 83.3±37.4; p=0.83) iyi gelişmiş KKD grubundan yüksek değildi. Hematolojik parametrelere bakıldığında, sadece EDG düzeyinin, yetersiz KKD grubunda anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulundu (14.19±1.36 ve %13.89±%1.19, p=0.04). Çoklu değişkenli lojistik regresyon analizinde artmış EDG ve LDL-kolesterol düzeylerinin yetersiz KKD’nin bağımsız belirleyicisi olduğu saptandı (sırasıyla, OR 1.73, %95 CI: 1.30-2.29, p=0.01 ve OR 1.01 %95 CI 1.002-1.02; p=0.02).
Sonuç: Çalışmamızda hematolojik parametrelerden sadece EDG ile yetersiz KKD arasında bağımsız bir korelasyon olduğu saptanmıştır.

2. 
Akut dekompanse kalp yetersizliği bulunan hastalarda kan ghrelin ve fekal elastaz düzeyi ile malnütrisyonun değerlendirilmesi
Evaluation of malnutrition with blood ghrelin and fecal elastase levels in acute decompensated heart failure patients
Mustafa Özcan, Güzin Zeren Öztürk, Murat Köse, Samim Emet, Şengül Aydın, Kadem Arslan, Yücel Arman, Vakur Akkaya, Tufan Tükek
PMID: 25782117  doi: 10.5543/tkda.2015.06606  Sayfalar 131 - 137
Amaç: Ekzokrin pankreas fonksiyon bozukluğu ileri kalp yetersizliği durumlarında malnütrisyon ve iştahsızlığa neden olabilir. Çalışmamızda beslenme değerlendirmesi hafif veya orta/şiddetli kalp yetersizliği tanısı bulunan hastalar üzerinde yapıldı. Pankreasın ekzokrin fonksiyonunun bir göstergesi olan fekal elastaz ve yine bir iştah hormonu olan ghrelin düzeylerinin kalp yetersizliğinde malnütrisyonla ilişkisi değerlendirildi.
Çalışma planı: Gözlemsel çalışmaya akut dekompanse kalp yetersizliği (ADKY) nedeniyle hastaneye yatırılan 18 yaş üstü 52 hasta (32 erkek, 20 kadın) dahil edildi. Aynı yaş grubunda 31 (16 erkek, 15 kadın) sağlıklı kişi de kontrol grubu olarak alındı. New York Kalp Derneği (New York Heart Association - NYHA) evre 1 ve evre 2 hastalar hafif ADKY, NYHA evre 3 ve evre 4 hastalar orta/şiddetli ADKY olarak gruplandırıldı. Dışkı ve kan örnekleri alındı. ADKY’li hastalarda ekzokrin pankreas fonksiyonları ve malnütrisyon ile ilişkisi değerlendirildi. İstatistiksel analiz Tukey testi, bağımsız örneklem t-testi, Kruskal- Wallis testi, Mann-Whitney U-testi, ki-kare testi ve Pearson çift değişkenli korelasyon analizi kullanılarak yapıldı.
Bulgular: Orta/şiddetli ADKY’li hastalarda kontrol grubu ile kıyaslandığında önemli ölçüde azalmış fekal elastaz düzeyleri bulundu (Kontrol 278.9±144.8, hafif ADKY: 336.6±181.7, orta/şiddetli ADKY: 168.7±153.6, p=0.002). Orta/şiddetli ADKY’li 10 hastada (%50) ağır, 4’ünde (%20) orta ve 6’sında (%30) hafif pankreas yetersizliği vardı. Ghrelin seviyeleri kontrol grubunda ve hafif ADKY’li hastalarda (69.7±34.6, 82.5±48.2) orta/şiddetli ADKY’li hastalardakine (105.0±78.1) kıyasla daha düşük idi ancak fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0.361).
Sonuç: Fekal elastaz ve ghrelin hormon düzeyleri ADKY’li hastalarda malnütrisyonun saptanmasına katkıda bulunabilir.

3. 
Romatoid artritli hastalarda tümör nekroz faktör-α’nın infliksimab ile uzun süreli inhibisyonu miyokart deformasyonunu ve buna paralel olarak aort esnekliğini düzeltir
Chronic inhibition of tumor necrosis factor-α with infliximab improves myocardial deformation in parallel with aortic elasticity in rheumatoid arthritis
Birgül Ay, Mustafa Gökhan Vural, Ahmet Göktuğ Ertem, Göksel Çağırcı, Ramazan Akdemir, Tolga Han Efe, Göksal Keskin, Ekrem Yeter
PMID: 25782118  doi: 10.5543/tkda.2015.07337  Sayfalar 138 - 148
Amaç: Bu çalışmada, infliksimab’ın (TNFα’ya karşı monoklonal antikor) romatoid artritli (RA) hastalarda miyokart deformasyonu ve aort esnekliğine olan etkisini ve miyokart deformasyonu ile aort esnekliği arasındaki ilişkiyi araştırdık.
Çalışma planı: Çalışmaya romatoid artritli 38 kadın ve sağlıklı 30 kontrol olgusu alındı. RA’lı hastaların 20’sine infliksimab 18’ine prednizolon tedavisi uygulandı. Tedavi öncesi ve sonrasında speckle tracking ekokardiyografi ile sol ventrikül (SV) uzunlamasına, çevresel ve ışınsal strain, sistolik strain hızı ve erken diyastolik strain hızı; M-mod ekokardiyografi ile de aort esnekliği ölçüldü.
Bulgular: Romatoid artritli hastalarda kontrol grubuna göre SV sistolik uzunlamasına bazal-, mid-, ve apikal strain; sistolik mid- ve apikal strain hızı; bazal-, mid- ve apikal erken strain hızı; çevresel sistolik apikal strain ve sistolik strain hızı azalmış olarak bulundu. Bazale göre karşılaştırıldığında infliksimab tedavisi aortik strain ve aort gerginliğini artırırken, aortik β indeksini azalttı. Prednizolon tedavisi ile aort esnekliği parametrelerinde değişiklik olmadı. İnfliksimab tedavisi ile uzunlamasına bazal- ve apikal strain, bazal-, mid- ve apikal sistolik ve diyastolik strain hızları, çevresel bazal sistolik strain, ışınsal mid- ve apikal strain ve apikal strain hızı arttı. İnfliksimab tedavisi ile aort esnekliği miyokart deformasyonuna paralel olarak iyileşirken, prednizolon tedavisi ile böyle bir düzelme görülmedi.
Sonuç: Romatoid artritli hastalarda miyokart deformasyonu mevcut olup bu durum aort sertliği ile ilişkilidir. Uzun süreli TNFα inhibisyonu SV deformasyonu ile birlikte aort esnekliğini de düzeltir.

4. 
Hipertansiyonlu hastalarda fragmente QRS komplekslerinin sol ventrikül diyastolik fonksiyonu ile ilişkisi
Association of fragmented QRS complexes on ECG with left ventricular diastolic function in hypertensive patients
Hasan Kadı, Ayşe Kevser Demir, Köksal Ceyhan, İbrahim Halil Damar, Kayıhan Karaman, Çağrı Zorlu
PMID: 25782119  doi: 10.5543/tkda.2015.04495  Sayfalar 149 - 156
Amaç: Hipertansiyonlu hastalarda diyastolik fonksiyon bozukluğu interstisiyel fibrozun bir sonucudur. EKG’de fragmente QRS (fQRS) farklı klinik durumlarda miyokart fibrozunu gösterir. Bu çalışmada, hipertensiyonlu hastalarda fQRS’nin ciddi diyastolik fonksiyon bozukluğuyla ilişkisi olup olmadığı araştırıldı.
Çalışma planı: Çalışmaya koroner anjiyografisi normal olan 72 hipertansiyonlu hasta alındı. Fragmente QRS, majör koroner arterin beslediği alanda en az iki ardışık derivasyonda ek bir R dalgasının varlığı (R’), R veya S dalgasının çentiklenmesi ya da fragmentasyonu olarak tarif edildi. Diyastolik fonksiyon bozukluğunu belirlemek için tüm hastalara ekokardiyografi yapıldı. Normal diyastolik işlevler veya evre 1 diyastolik işlev bozukluğu ağır olmayan, evre 2 veya üstü diyastolik işlev bozukluğu ise ağır diyastolik işlev bozukluğu olarak kabul edildi.
Bulgular: Hastaların 32’sinde EKG’de fQRS mevcut iken (fQRS [+] grup), 40 hastada yoktu (fQRS [–] grup). Her iki grup bazal özellikler bakımından benzerdi. fQRS (+) grupta ciddi diyastolik fonksiyon bozukluğu daha fazla bulundu (%59.4 ve %7.5, p<0.001). Hipertansiyonun süresi fQRS (+) grupta daha uzun idi (p<0.001). EKG’de fQRS’nin varlığının ciddi diyastolik fonksiyon bozukluğunun bir belirteci olduğu bulundu (B=1.954; odds oranı=7; %95 güven aralığı=1.4-35.4; p=0.018).
Sonuç: Hipertansiyonlu hastalarda EKG’de fQRS komplekslerinin varlığı ciddi diyastolik fonksiyon bozukluğu için bir belirteçtir.

5. 
Akut dekompanse sistolik kalp yetersizliği olan hastaların risk sınıflamasında hemogram parametrelerinin önemi
The importance of hematologic indices in the risk stratification of patients with acute decompensated systolic heart failure
Nihat Polat, Abdulkadir Yildiz, Mehmet Zihni Bilik, Mesut Aydın, Halit Acet, Hasan Kaya, Muhammet Demir, Mehmet Ali Isik, Sait Alan, Nizamettin Toprak
PMID: 25782120  doi: 10.5543/tkda.2015.76281  Sayfalar 157 - 165
Amaç: Kalp yetersizliğinde bakılan çeşitli hemogram parametrelerinin prognostik önemi olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada bu parametrelerden hangilerinin akut dekompanse kalp yetersizliği (ADKY) olan hastalarda 1 yıllık tüm nedenlere bağlı ölümü öngörmede yararlı olduğunu araştırmayı amaçladık.
Çalışma planı: Eylül 2012 ile Mart 2013 tarihleri arasında ADKY tanısıyla hastanemize yatırılan ve ejeksiyon fraksiyonu ≤%40, semptom ve konjesyon bulgusu olan ardışık hastalar geriye dönük olarak çalışmaya alındı. Bir yıl içinde ölüm gözlenen ve gözlenmeyen olarak hastalar iki gruba ayrıldı.
Bulgular: Çalışmaya 119 hasta (ortalama yaş 67±14 yıl; %55 erkek) dahil edildi. Bir yıl sonunda hastaların %29’unun öldüğü saptandı. Ölüm gözlenen grupta hemoglobin, hemotokrit değeri ile trombosit, bazofil ve lenfosit sayısının anlamlı olarak düşük, eritrosit dağılım genişliğinin (EDG) anlamlı olarak yüksek olduğu saptandı. Nötrofil, monosit ve eozinofil sayılarını iki grupta benzer bulduk. Bunun yanında hesaplanmış glomerül filtrasyon hızı (hGFH) düşüklüğü ve anjiyotensin-dünüştürücü enzim inhibitörü/anjiyootensin reseptör blokeri (ADEİ/ ARB) kullanmama 1 yıllık ölümle ilişkili bulundu. Tek değişkenli regresyon analizinde, yaş, hipertansiyon, sağ ventrikül çapı, hGFH, ADEİ/ARB tedavisi, hemoglobin, EDG değeri ile trombosit, lökosit, nötrofil, lenfosit, bazofil, eozinofil ve monosit sayısı anlamlı bulundu. Çok değişkenli regresyon modelinde, 1 yıllık mortalite ile ilişkili bağımsız risk faktörleri olarak lenfosit, trombosit sayısı ve hemoglobin değeri düşüklüğü ile çıkış tedavisinde ACEİ/ARB tedavisi kullanmama parametreleri saptandı (p<0.05).
Sonuç: Hemogram parametrelerinden lenfosit ve trombosit sayısı ile hemoglobin değeri ADKY olan hastalarda tüm nedenlere bağlı 1 yıllık mortaliteyi ön görmede basit, ucuz ve kolay ulaşılabilir bir parametre olarak kullanılabilir.

EDITÖRE MEKTUP
6. 
Predictors of Survival in Heart Failure
Yüksel Çavuşoğlu
PMID: 25782121  doi: 10.5543/tkda.2015.03154  Sayfalar 166 - 168

ARAŞTIRMA
7. 
Türkiye’de nonvalvüler atriyum fibrilasyonlu hastalarda vitamin K antagonisti ve yeni oral antikoagülan kullanımı uygulamalarını değerlendirmek için epidemiyolojik çalışma - AFTER*-2 çalışması dizaynı
An epidemiological study to evaluate the use of vitamin K antagonists and new oral anticoagulants among non-valvular atrial fibrillation patients in Turkey- AFTER*-2 study design
Faruk Ertas, Hasan Kaya, Abdulkadir Yildiz, Vedat Davutoglu, Abdulkadir Kiris, Lale Dinc, Habibe Kafes, Anil Avci, Bekir Calapkorur, Gokhan Ertas, Mehmet Gul, Nuray Kahraman Ay, Serkan Bulur, Mine Durukan
PMID: 25782122  doi: 10.5543/tkda.2015.35984  Sayfalar 169 - 177
Amaç: Atriyum fibrilasyonu (AF) önlenebilir iskemik inmenin en sık nedenlerinden biri olup artmış kardiyovasküler morbidite ve mortaliteyle ilişkilidir. Ülkemizde yeni oral antikoagülan kullanım sıklığı, vitamin K antagonisti kullanan hastalarda Uluslararası Düzeltme Oranı’nın (INR) etkin düzeyde kalma oranı ve AF tedavi yönetimi ile ilgili büyük bir çalışma mevcut değildir. Bu çok merkezli çalışmada amacımız nonvalvüler AF hastalarında epidemiyolojik verilerin analizi, takibi ve değerlendirilmesidir.
Çalışma planı: Kırk iki merkezden elektrokardiyografisinde en az bir defa AF atağı tespit edilmiş ardışık 4100 erişkin hasta çalışmaya alınacaktır. Romatizmal mitral darlığı ve protez kapak hastalığı olan AF hastaları çalışmaya alınmayacaktır. Hastalar birinci yılın sonunda majör kardiyak sonlanım noktaları (ölüm, geçici iskemik atak, inme, sistemik tromboembolizm, majör kanama ve hastane yatışı) açısından değerlendirilecektir.
Bulgular: İlk sonuçlar Haziran 2015 yılında bekleniyor. Majör kardiyak sonlanım noktaları açısından veriler Ocak 2016’da elde edilecektir.
Sonuç: AFTER-2 çalışması ile ülkemizdeki non-valvüler AF hastalarının oral antikoagülan tedavi kullanım sıklığı ve çeşidi, varfarin alan hastalarda etkin INR düzeylerinde kalma oranı ve benimsenen tedavi yönetimi belirlenecektir. Ayrıca, ülkemizde AF’li hastalarda majör istenmeyen olay sıklığı ve bu olayların bağımsız belirteçleri de ortaya çıkarılacaktır (AFTER-2 Study ClinicalTrials.gov number, NCT02354456).

OLGU BILDIRISI
8. 
Elektrikli silah uygulaması ardından gelişen akut alt duvar miyokart enfarktüsü: Olgu sunumu ve literatüre bir değerlendirme
Acute inferior myocardial infarction after electrical weapon exposure: case report and review of the literature
Erdal Belen, Fatih Fahri Tipi, Akif Bayyiğit, Ayşen Helvacı
PMID: 25782123  doi: 10.5543/tkda.2015.79328  Sayfalar 178 - 181
Elektrikli silah kullanımı hem kanun güçleri çalışanları hem de sivil toplumda hızla artmaktadır. Genel olarak güvenli cihazlar olarak bilinse de minimal komplikasyonlar görülebilmektedir. Fakat ölümcül komplikasyonlar çok nadirdir. Bu yazıda, elektrikli silaha maruz kalmasıyla birlikte göğüs ağrısı başlayan hastada akut alt duvar miyokart enfarktüsü saptandı. Bu gibi durumlarda, birden fazla faktör göz önüne alınmalıdır, tedavi seçimi ve takip şeklimizi de ona göre belirlemeliyiz.

9. 
İki taraflı femoral ven trombozu olan bir yenidoğanda sürekli kavşak resiprokal taşikardisinin transjuguler yol ile radyofrekans ablasyonu
Transjugular approach for radiofrequency ablation of permanent junctional reciprocal tachycardia in a newborn with bilateral femoral vein thrombosis
Mustafa Gülgün, Tevfik Karagöz, Hakan Hayrettin Aykan, İlker Ertuğrul
PMID: 25782124  doi: 10.5543/tkda.2015.76301  Sayfalar 182 - 184
Radyofrekans kateter ablasyonu supraventriküler taşikardisi olan bazı çocuklarda ilk tercih edilen tedavi olmasına rağmen, küçük çocuklarda kullanımı sınırlıdır. Bu yazıda çoklu ilaç tedavisine yanıt vermeyen sürekli kavşak resiprokal taşikardisi olan ve her iki femoral vende tromboz olduğundan juguler ven yoluyla radyofrekans ablasyonu yapılan bir prematüre yenidoğan olgusu sunduk. Biz, damar yoluyla erişimi sınırlı olan tıbbi tedaviye yanıtsız supraventriküler taşikardili yenidoğanlarda, alternatif bir tedavi olarak transjuguler yaklaşım ile radyofrekans ablasyonun uygulanabileceğini düşünüyoruz.

10. 
Kalp pili elektroduna bağlı geç dönem sağ ventrikül delinmesi; on iki yaşında kız hastada görülen nadir bir komplikasyon
Delayed right-ventricular perforation by pacemaker lead; a rare complication in a 12-year-old girl
Hayrettin Hakan Aykan, Alper Akın, İlker Ertuğrul, Tevfik Karagöz
PMID: 25782125  doi: 10.5543/tkda.2015.98372  Sayfalar 185 - 187
Doğuştan kalp hastalıklarının tanı ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler kalıcı kalp pili ve kalp içi defibrilatörü yerleştirme gereksinimlerinde de artış ile sonuçlanmıştır. Girişimlere bağlı akut (pnömotoraks, perikart sıvısı, kalp delinmesi, vb) ve geç (enfeksiyon, subklaviya veni trombozu, sensing ve pacing problemleri, batarya erozyonu ve kalp delinmesi) dönemde olmak üzere değişik komplikasyonlar görülebilmektedir. Bu yazıda, kalp pili yerleştirilmesinden iki yıl sonra ortaya çıkan kalp delinmesi olgusu nadir görülmesi nedeniyle sunuldu.

11. 
Hamile bir hastada ventrikül fibrilasyonuna neden olan Prinzmetal anjina
Ventriculer fibrillation due to Prinzmetal angina in a pregnant patient
Ahmet Gündeş, Ahmet Çelik, İsmail Türkay Özcan, Ahmet Çamsarı
PMID: 25782126  doi: 10.5543/tkda.2015.88555  Sayfalar 188 - 191
Prinzmetal anjina ya da vazospastik anjina olarak da adlandırılan variyant anjina, anjina pektoris ataklarıyla ve elektrokardiyografide ST segment yüksekliği ile karakterize, genellikle istirahatte ve sıklıkla gece yarısı veya sabah erken saatlerde ortaya çıkan klinik bir durumdur. Anjina çoğunlukla büyük koroner arterlerde yüksek derecede darlıkla sonuçlanan fokal bir spazm nedeniyle oluşur ve bazı hastalarda miyokart enfarktüsü gelişebilir. Bu yazıda, 18 haftalık gebe bir hastada ventrikül fibrilasyonu ve kalp durmasına sebep olmuş Prinzmetal anjina olgusu sunuldu.

12. 
Scimitar sendromlu bir süt çocuğunda intralober pulmoner sekestrasyon arteri ve patent duktus arteriyozusun eş zamanlı kateter yoluyla kapatılması
Simultaneous transcatheter closure of intralobar pulmonary sequestration and patent ductus arteriosus in a patient with infantile Scimitar syndrome
Eyup Aslan, Ibrahim Cansaran Tanidir, Murat Saygi, Sertac Hanedan Onan, Alper Guzeltas
PMID: 25782127  doi: 10.5543/tkda.2015.56958  Sayfalar 192 - 195
Scimitar sendromu, sağ akciğer sekestrasyonunun abdominal aortadan çıkan arterler tarafından kanlandırıldığı ve inferiyor vena kavaya anormal venöz drenaj ile ilişkili nadir bir hastalıktır. İnfantil formu genellikle ağır kalp yetersizliği, pulmoner hipertansiyon ve solunum güçlüğü ile karşımıza çıkar. Atriyal septal defekt, ventriküler septal defekt, patent duktus arteriyozus ya da karmaşık yapısal kalp hastalıkları gibi çeşitli kalp-içi patolojilerle birliktelik gösterebilmektedir. Bu yazıda, kateter yoluyla patent duktus arteriyozus kapatılması ve anormal sistemik arteryel kaynağın embolizasyonu ile pulmoner arter basıncında azalma görülen Scimitar sendromlu iki aylık bir kız hastayı sunduk.

13. 
Diyabetik olmayan kalp yetersizlikli hastada kalp durması sırasında hipogliseminin tespit edilmesi
Hypoglycemia detected during cardiac arrest of a non-diabetic patient with heart failure
İnci Tuğçe Çöllüoğlu, Hüseyin Dursun, Mete Yılmaz, Asım Oktay Ergene
PMID: 25782128  doi: 10.5543/tkda.2015.37808  Sayfalar 196 - 198
Diyabetik olmayan kalp yetersizlikli hastalarda hipoglisemi nadiren saptanır. Kronik pasif konjesyona ikincil gelişen karaciğer fonksiyon bozukluğuna ve azalmış glukoneogeneze bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Bu yazıda, Duchene musküler distrofisi olan ve dekompanse kalp yetersizliği ve implante edilebilen kardiyoverter defibrilatör şoklaması nedeniyle hastaneye yatırılmış 23 yaşında bir olgu sunuldu. Başvuru sırasında yapılan laboratuvar incelemesinde karaciğer enzimlerinde hafif derecede yükselme mevcuttu. Kalp yetersizliği tedavisine rağmen klinik durumu bozulan hastada sinüs bradikardisi ve ardından kalp durması gelişti. Beş dakika süren başarılı kardiyopulmoner canlandırma sonrasında bakılan arter kan gazında pH 7.04, bikarbonat 9.3 meq/L ve glukoz 22 mg/dl tespit edildi. Akut metabolik asidoz ve hipoglisemi tedavisi başarılı bir şekilde uygulandı. Bu olgudan yola çıkarak, diyabetik olmayan kalp yetersizliği hastalarında açıklanamayan hipogliseminin muhtemel nedenleri kısa bir literatür derlemesi ile özetlendi.

DERLEME
14. 
Siyah Çikolatanın Gizemli Işığı
The Mysterious Light of Dark Chocolate
Tunay Şentürk, Şeyda Günay
PMID: 25782129  doi: 10.5543/tkda.2015.70360  Sayfalar 199 - 207
Kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde ve tedavi yaklaşımlarında diyet önemli yer tutmaktadır. Özellikle siyah çikolatanın endotel fonksiyonlarını, lipit profilini iyileştirdiği ve trombosit fonksiyonları üzerindeki inhibitör etkileri aracılığıyla kardiyovasküler koruyucu etkileri olduğu gösterilmiştir. Son zamanlarda giderek artan sayıdaki çalışma çikolatanın başta hipertansiyon, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi gibi durumlarda yararlı etkilerini ortaya koymaktadır. Bu derleme çikolata/kakaonun içeriği, biyoyararlılığı, kardiyovasküler sistem üzerindeki koruyucu etkileri ve çeşitli kardiyovasküler hastalıklardaki bulguları özetlemektedir.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
15. 
Ciddi aort kapak yetersizliğinin nadir bir nedeni: İzole aort kapak prolapsusu
A rare cause of severe aortic valve regurgitation: isolated aortic valve prolapse
Zeki Yüksel Günaydın, Osman Bektaş, Ahmet Karagöz, Ahmet Kaya
PMID: 25782130  doi: 10.5543/tkda.2015.71770  Sayfa 208
Makale Özeti |Tam Metin PDF | Video

16. 
A ring-shaped image in the right atrium
Kamil Gülşen, Burak Ayça, Cenk Conkbayır
PMID: 25782131  doi: 10.5543/tkda.2015.54006  Sayfa 209
Makale Özeti |Tam Metin PDF | Video

17. 
Dev koroner arter anevrizmasının değişik yöntemler ile görüntülenmesi
Multimodality diagnostic imaging of a giant coronary artery aneurysm
Yusuf Karavelioğlu, Macit Kalçık, Emrah Ereren, Mustafa Hakan Zor
PMID: 25782132  doi: 10.5543/tkda.2015.88036  Sayfa 210
Makale Özeti |Tam Metin PDF

18. 
Quantification of a left atrial myxoma by three-dimensional speckle-tracking echocardiography (From the MAGYAR-Path Study)
Attila Nemes, Péter Domsik, Anita Kalapos, Tamás Forster
PMID: 25782133  doi: 10.5543/tkda.2015.47817  Sayfa 211
Makale Özeti |Tam Metin PDF

19. 
Jukstarenal Leriche Syndrome
Juxtarenal Leriche Syndrome
Zeki Yüksel Günaydın, Ali Bekir Kurt, Osman Bektaş, Hüsnü Atmaca
PMID: 25782134  doi: 10.5543/tkda.2015.97383  Sayfa 212
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRE MEKTUP
20. 
Letter to the Editor
Nauman Khalid, Lovely Chhabra, David H Spodick
PMID: 25782135  doi: 10.5543/tkda.2015.71509  Sayfa 213
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DIĞER YAZILAR
21. 
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Comment on cardiology publications
Ertan Ural
Sayfa 214
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2025 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi