| ARAŞTIRMA |
| 1. | Koroner arter baypas ameliyatı sonrası sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi Assessment of healthy lifestyle behaviors after coronary artery bypass surgery Semiha Alkan, Esengül Topal, Muhammet Onur Hanedan, İlker Mataracı PMID: 29664422 doi: 10.5543/tkda.2017.98442 Sayfalar 169 - 174
Amaç: Koroner arter baypas greft (KABG) ameliyatı sonrası, hastaların takip etmeleri gereken bir hastalık süreci vardır ve sağlıklı davranışlar bu süreçte anahtar rol oynamaktadır. Bu çalışmada, KABG sonrası taburcu olan hastaların sağlığı geliştirme davranışlarını değerlendirerek etkili faktörlerin belirlenmesi amaçlandı. Yöntemler: Araştırma Mart-Haziran 2016 tarihleri arasında poliklinik kontrolüne gelen 152 hasta ile kesitsel olarak yapıldı. Veriler hasta bilgi formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II (SYBDÖ) ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesine sayı, yüzdelik, standart sapma, ortalama, bağımsız t ve anova testi kullanıldı. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan hastaların yaş ortalaması 58±13 idi. Hastaların %71.6’sı erkekti. %55.4’ü 1–4 ay önce KABG ameliyatı olduğunu, %88.4’ü taburcu olduktan sonra düzenli olarak kontrollere geldiğini ifade etmiştir. Koroner arter baypas greft olan hastaların SYBD puan ortalaması 110.28±17.32 olarak bulundu. Elli beş yaş altında ve kadın hastaların, evli olanların, geliri giderinden yüksek olanların, ek hastalığı olmayanların, 1–4 ay öncesinde KABG ameliyatı geçirenlerin, taburcu olduktan sonra düzenli kontrole gelenlerin ve taburcu olurken hastalıkla ilgili yeterli düzeyde eğitim alanların SYBD toplam puanı diğer gruplara kıyasla anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). Sonuç: Bu çalışmada, KABG ameliyatı geçiren hastaların SYBD puan ortalamaları orta düzeyde olduğu ve taburcu olma sırasında verilen eğitimlerin sağlığı geliştirici davranışlar üzerinde olumlu etkilerinin olduğu bulundu. |
|
| 2. | Akut koroner sendromlu hastalarda antitrombotik yönetim yaklaşımlarının uzun dönem takibi Long-term follow-up of antithrombotic management patterns in acute coronary syndrome patients Fatih Sinan Ertaş, Lale Tokgozoglu, On Behalf Of The Epicor Study Group PMID: 29664423 doi: 10.5543/tkda.2017.66724 Sayfalar 175 - 183
Amaç: Akut koroner sendrom (AKS) nedeni ile yatışı yapılan hastalarda taburcu olma sonrası uzun dönem takip sonuçlarının antitrombotik yönetim yaklaşımları (AYY), klinik sonuçlar ve sağlık durumu açısından gerçek yaşam koşullarında değerlendirilmesidir. Yöntemler: Bu kayıt çalışması semptom başlangıcını takiben 24 saat içinde AKS tanısı ile hastaneye yatışı yapılan ve taburcu edilebilen 1034 hastada (514’ü ST-segment yükselmeli miyokart enfarktüsü [STYME] ve 520’si kararsız angina/ ST-segment yükselmesiz miyokart enfarktüsü [KA/STYzME] tanılı) yürütüldü. AYY, klinik sonuçlar ve sağlık durumu açısından 24-aylık takip verileri kaydedildi. Bulgular: Taburcu edilme sonrası 2 yıl için genel tüm-nedenli mortalite oranı %6.4 (KA/STYzME için %6.7 ve STYME için %6.0) olup, kardiyovasküler (KV) olay hastaların %9.4’ünde (KA/STYzME için %9.8 ve STYME için %8.9) ve kanama komplikasyonu ise hastaların %2.0’sinde (STYME için %2.3 ve KA/STYzME için %1.7) gözlendi. EuroQol-görsel analog skala skorları STYME’li hastalarda 78.9’dan 81.6’ya, KA/STYzME’li hastalarda 76.0 dan 76.2’ye yükseldi. Taburcu edilme sırasında ve takip eden 2 yıl sonunda EuroQol-5D indeks skorları STEMI grubunda sırasıyla 0.7 ve 0.9, UA/STEMI grubunda ise her iki dönemde de 0.8 idi. Taburcu olurken ikili antitrombosit (AT) tedavi altında olan hastaların %57.5’ i taburcu olma sonrası 2 yıl süresince de aynı tedavi altında idi. 1AT/0 antikoagülan (AK) ve ≥2AT/0AK kullanımı ile ilişkili KV olay riski sırasıyla %10.5% ve %8.9, mortalite riski sırasıyla %10.5 ve %5.8 ve kanama riski sırasıyla %0.9 ve %2.2 olarak bulundu. Sonuç: AKS’li hastaların gerçek yaşam koşullarında değerlendirilmesine yönelik sonuçlarımız, taburcu edilen AKS’li hastalarda uzun dönem takibin önemine ve AKS yönetimi güncel tedavi uygulamalarının daha iyi takip sonuçları ile olası ilişkisine işaret etmektedir. |
|
| 3. | Ailevi Akdeniz ateşi’nde lipit profili ve aterojenik indeks düzeyleri ve bunların trombosit indeksleri ile ilişkisi Lipid profile and atherogenic indices and their association with platelet indices in familial Mediterranean fever Gökhan Çakırca, Muhammet Murat Çelik PMID: 29664424 doi: 10.5543/tkda.2018.93762 Sayfalar 184 - 190
Amaç: Bu çalışmada, Ailevi Akdeniz Ateşi (AAA) hastalarında lipit profili ve aterojenik indeks düzeylerini ve bunların trombosit indeksleri ile olan ilişkisini araştırmayı amaçladık. Yöntemler: Bu geriye dönük çalışmaya AAA’lı 63 hasta ve sağlıklı 51 birey dahil edildi. Enflamatuvar belirteçlerin (eritrosit sedimantasyon hızı [ESR], C-reaktif protein [CRP] ve fibrinojen), trombosit indekslerinin (ortalama trombosit hacmi, trombosit krit, büyük trombosit oranı ve trombosit dağılım genişliği) ve lipit parametrelerinin (toplam kolesterol, trigliserit, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol ve yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol) düzeyleri kaydedildi. Ayrıca, aterojenik indeksler (plazma aterojenik indeksi [AIP], aterojenik katsayı [AK], Castelli risk indeksleri I ve II [CRI-I ve II]) lipit parametreleri kullanılarak hesaplandı. Bulgular: AAA’lı hastalarda AIP, AK, CRI-I ve II düzeyleri sağlıklı kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek iken, yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol düzeyi anlamlı derecede düşüktü (p<0.05). Bununla birlikte, diğer incelenen parametreler açısından anlamlı bir fark tespit edilmedi (p>0.05). AAA’lı erkek hastalarda AIP, AK, CRI-I ve II düzeyleri kadın hastalara göre anlamlı derecede yüksek iken, trombosit, ESR ve yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol düzeyleri anlamlı derecede düşüktü (p<0.05). AAA’lı hastalarda CRP düzeyi ile yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol ve toplam kolesterol düzeyleri arasında negatif korelasyon bulundu (sırasıyla, r=−0.275, p=0.032 ve r=−0.313, p=0.014). Ayrıca, yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol düzeyi ile hastalık süresi arasında negatif korelasyon saptandı (r=−0.269, p=0.049). Sonuç: AAA’da özellikle erkek hastalarda, artmış aterosklerotik kardiyovasküler hastalık riskinin belirlenmesi için aterojenik indekslerin kullanımı önerilebilir. |
|
| 4. | Huzursuz bacak sendromlu hastalarda kalp otonom fonksiyonlarının kalp hızı değişkenliği ile incelenmesi Assessment of cardiac autonomic functions by heart rate variability in patients with restless leg syndrome Abdülmelik Yıldız, Cennet Yıldız, Ahmet Karakurt PMID: 29664425 doi: 10.5543/tkda.2018.33896 Sayfalar 191 - 196
Amaç: Bu çalışmada huzursuz bacak sendromlu (HBS) hastalarda kalp hızı değişkenliğini (KHD) inceleyerek kalp otonom fonksiyonlarını araştırmayı amaçladık. Yöntemler: HBS tanısı konulan 35 hasta ve benzer özelliklere sahip 35 sağlıklı birey çalışmaya alındı. HBS semptomlarının şiddeti Uluslararası Huzursuz Bacak Çalışma Grubu Şiddeti Ölçeği kullanılarak değerlendirildi. HBS semptom şiddeti ve KHD parametreleri arasındaki ilişki değerlendirildi. Bulgular: Yaş, cinsiyet veya vücut kitle indeksi açısından iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar yoktu. HBS grubunda ortalama kalp atım hızı 85±7.1 /dk iken kontrol grubunda 79.6±5.5 /dk idi (p=0.001). Kontrol grubuna göre tüm normal değerler arası aralıkların (NN) standart sapması (SSNN), tüm kayıt süresince hesaplanmış 5-dakikalık NN aralıklarının ortalama sapması (SSNN indeksi) ve yine tüm kayıt süresince bir 5-dakikalık zaman diliminde ortalama NN aralıklarının hesaplanmış SS’si (SSANN) HBS grubunda anlamlı derecede daha düşüktü (tümü için p<0.05). İki grup arasında ardışık NN aralıklarının ortalama kare farklılıklarının kare kökü (RMSSD) ve 24 saatlik kayıt boyunca 50 milisaniyeden daha uzun süre fark eden bitişik RR aralıklarının oranı (pNN50) açısından fark yoktu (sırasıyla, p=0.119 ve p=0.07). HBS hastalarında düşük frekans (DF)/yüksek frekans (YF) oranı kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek idi (sırasıyla, 2248.6±245.6 ve 712.1±346.3, 10.7±3.7 ve 2.9±1.8; p<0.0001 ve p<0.0001). Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında HBS grubunda DF güç değerleri daha düşük olmasına rağmen farklılık istatistiksel açıdan anlamlı değildi (p=0.07). HBS semptomlarının şiddet derecesi SDNNN, SDANN indeksi ve pNN50 ile negatif (sırasıyla, r=-0.453 ve p=0.009, r=-0.340 ve p=0.046, r=-0.446 ve p=0.007) ve YF ile pozitif bir korelasyon göstermekteydi (r=0.681 ve p<0.0001). Sonuç: Çalışma verileri kardiyak otonomik bozukluğun HBS ile ilişkili olduğunu göstermiştir. |
|
| 5. | Miyokart enfarktüsü olan kişilerin bakış açısından hizmet kalitesi Service quality from the perspective of myocardial infarction patients Kamal Gholipour, Jafar Sadegh Tabrizi, Solmaz Azimzadeh, Samad Ghafari, Shabnam Iezadi PMID: 29664426 doi: 10.5543/tkda.2017.90250 Sayfalar 197 - 204
Amaç: Genellikle sağlık hizmetlerindeki klinik olmayan durumları ifade eden hizmet kalitesi (HK), temel olarak “sağlık hizmeti sağlayıcıları” ve müşteriler arasındaki ilişkiye ve sağlık hizmetlerinin verildiği ortama odaklanmaktadır. Bu çalışmada, miyokart enfarktüsü (ME) geçiren hastaların bakış açısından HK’yi değerlendirmeyi amaçladık. Yöntemler: Tabriz Shahid Madani Kardiyoloji Kliniği’ndeki 164 ME hastası üzerinde bir kesitsel çalışma gerçekleştirildi. Çalışmaya katılacak kişiler, uygun örnekleme yöntemi kullanılarak seçildi. Hizmet kalitesi, onaylı bir “Sağlık Hizmet Kalitesinde Kapsamlı Kalite Ölçümü Anketi” kullanılarak değerlendirildi ve ölçümlerin güvenilirliği Cronbach alfa güvenilirlik katsayı temel alınarak doğrulandı (α=0.81). Hizmet kalitesi, müşterinin bakış açısından sağlık ile ilgili olmayan durumların önem ve performansı dikkate alınarak HK=10-(Önem x Performans) formülü kullanılarak hesaplandı. Önem puanları 1 ila 10 arasında, performans puanları ise 0 ila 1 arasında değişmekte idi. Bulgular: Çalışmada yer alan 164 katılımcının yaklaşık %75’i erkekti ve bunların yaklaşık %44’ü 51 ila 65 yaş arasında idi. Müşterilerin bakış açısından, toplam HK skoru 10 üzerinden 6.80 ve tüm HK bileşenleri için tek tek verilen skorlar kabul edilebilir düzeyin altındaydı. Gizlilik, haysiyet ve devamlılık en yüksek skorları alırken, destek gruplarına erişim en düşük skora sahipti. Sonuç: Çalışma bulguları, HK’nin iyileştirilebilmesi için bir fırsat oluşturmuştur. Müşteriler için önemli olan ve destek gruplarına erişim gibi düşük skorlar almış bulunan hizmetlerin kalitesinin artırılması için, hasta ve sağlık hizmet sağlayıcılarının kalite düzeltme faaliyetlerinde birlikte yer almaları etkin bir strateji olabilir. |
|
| 6. | Erken miyokart enfarktüsü öyküsü olan genç hastalarda statinlerin sirtuin 1 ve endotel nitrik oksit sentaz ekspresyonu üzerine etkisi Effect of statins on sirtuin 1 and endothelial nitric oxide synthase expression in young patients with a history of premature myocardial infarction Aylin Hatice Yamaç, Ülkan Kılıç PMID: 29664427 doi: 10.5543/tkda.2018.32724 Sayfalar 205 - 215
Amaç: Bu çalışma ile, statinlerin, erken miyokart enfarktüsü (EME) geçiren hastalarda dolaşımdaki SIRT1 ve endotel nitrik oksit sentaz (eNOS) proteinlerinin ekspresyonu üzerindeki ve SIRT1 geninin tekli nükleotit polimorfizmlerinin (SNP) dağılımı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yöntemler: Bu çalışmaya, 45 yaşın altında ST yükselmeli miyokart enfarktüsü (STYEME) geçiren 108 hasta dahil edildi. İndeks olaydan sonra 79 hasta statin kullanırken, 29 hasta ME sonrası statinlerle tedavi edilmedi veya 4. hafta kontrolünde tedavi kesilmişdi. Kontrol grubu, daha önce herhangi bir kardiyovasküler olayı bulunmayan 91 sağlıklı hasta tarafından oluşturuldu. Kan örnekleri en erken ME’den 3 ay sonra alındı. Oluşturulan 3 çalışma grubunda SIRT1 ve eNOS proteinlerinin miktarı, toplam antioksidan statüsü (TAS), toplam oksidan statüsü (TOS) ve oksidatif stres indeksi (OSI) gibi oksidatif stres belirteçlerinin yanı sıra SNP rs7069102 ve rs2273773’ün dağılımı incelendi. Bulgular: Her iki SNP için statin tedavisi alan hastalarda, tüm genotiplerde ve allellerde, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, SIRT1 düzeylerinde anlamlı bir artış (p<0.001) ve eNOS düzeylerinde belirgin bir azalma gözlemledik (p=0.001). Her iki SNP de, statin tedavisinden bağımsız olarak, iki ME grubu arasında benzer bir frekansta dağılım gösterdi. Sonuç: Statinler erken ME sonrası kalbi koruyucu bir rol oynayabilecek SIRT1 proteinini uyarmaktadır. Diğer taraftan, eNOS protein seviyeleri statin tedavisine bakılmaksızın ME geçirmiş olan hastalarda düşük bulunmuştur. Bu da eNOS ekspresyonundaki azalmanın SIRT1 ile nedensel bir bağı olmadan hastalığa özgü olduğunu düşündürmektedir. |
|
| OLGU BİLDİRİSİ |
| 7. | Pulmoner arter kanlanması koroner arterler yoluyla olan pulmoner atrezili iki olgu sunumu ve cerrahi tedavisi Case report and the surgical treatment of two cases with pulmonary atresia in which pulmonary arteries is circulated by coronary arteries Kahraman Yakut, Kürşad Tokel, Birgül Varan, Ilkay Erdoğan, Murat Özkan PMID: 29664428 doi: 10.5543/tkda.2017.98047 Sayfalar 216 - 220
Pulmoner atrezi (PA), ventriküler septal defekt (VSD) ile birlikte basit bir kapak atrezisinden, akciğer yatağının aortadan ayrılan kollateral arterler ile kanlandığı gerçek pulmoner arterlerin bulunmadığı veya ağır hipoplazik olduğu tabloya kadar çok geniş spektrum halinde görülebilmektedir. Pulmoner arterin ve dallarının boyutu ile birlikte eşlik eden diğer karmaşık kalp lezyonlarının varlığı tedavi yönteminde ve tüm düzeltme seçeneklerinin belirlenmesinde önemlidir. Basit formlarında Fallot tetralojisi onarımı tarzında tam düzeltme ameliyatı yapılırken, spektrumun diğer ucundaki hastalarda çok sayıda girişim gerekmekte ve yaşam kalitesi oldukça değişken olmaktadır. Pulmoner arter ve dallarının boyutu, eşlik eden kollateral arterlerin varlığı tedavi yönetiminde belirleyicidir. Burada ilk olgu 40 günlük, ikinci olgu iki günlük iken muayene sırasında üfürüm fark edilmesi üzerine yapılan ekokardiyografik incelemede VSD, pulmoner atrezi tanısı konmuş olan ve pulmoner arterlerin koroner arter aracılığı ile kanlanmasının sağlandığı iki olguyu sunmak istedik. İkinci olgumuzda tanı kateter anjiyografi ile kesinleşti. İlk olgumuzda ancak cerrahi sırasında kesin tanı konulabildi. Bu çalışmayı sunmaktaki amacımız pulmoner atrezili hastalarda pulmoner arter boyutu, pulmoner konfluansın varlığı, kanlanmasının nereden sağlandığı ve eşlik eden kollateral arterlerin tedavi yönetimindeki önemini vurgulamaktır. |
|
| 8. | İkinci kuşak balon kullanılarak gerçekleştirilen pulmoner ven ablasyonundan sonra kriyoenerjiye sekonder özofagus ülserleri Esophageal ulcers secondary to cryoenergy after pulmonary vein ablation using the second-generation balloon Luis Álvarez- Acosta, Alejandro Quijada- Fumero, Raquel Pimienta- González, Julio S. Hernández- Afonso PMID: 29664429 doi: 10.5543/tkda.2017.60780 Sayfalar 221 - 222
Semptomlu paroksismal atriyal fibrilasyonu olan hastalarda pulmoner ven izolasyonu etkili bir tedavidir. Bir alternatif olarak kriyoablasyon balon tedavisi geliştirilmiştir. Kriyoablasyon komplikasyonları esasen frenik sinir felci, vasküler komplikasyonlar, inme ve daha düşük insidansla başka etkenlerle ilişkilidir. Özofagus lezyonları nadir olduğu gibi tamamıyla anlaşılamamıştır. |
|
| 9. | Kounis sendromu: Triamsinolon tedavisi sonrası gözlenen paradoksal bir ST-yükselmesiz miyokart enfarktüsü olgusu Kounis syndrome: a paradoxal non-ST elevation myocardial infarction case after triamcinolone treatment for dermatitis Mücahid Yılmaz, Hasan Korkmaz PMID: 29664430 doi: 10.5543/tkda.2017.58827 Sayfalar 223 - 227
Kounis sendromu allerji, aşırı duyarlılık, anaflaksi veya anaflaktik reaksiyonlar gibi durumlarda enflamatuvar hücrelerin aktivasyonu sonucu akut koroner sendrom tablosunun görülmesi olarak tanımlanır. Birçok enflamatuvar durumun tedavisinde kullanılan kortikosteroidler paradoksal olarak allerjik reaksiyonlara hatta anaflaksiye sebep olabilirler. Bu yazıda triamsinolon kullanımı sonrası ST yükselmesiz miyokart enfarktüsü meydana gelen ve antihistaminik tedavi ile düzelen 52 yaşında bir kadın hasta sunuldu. Başka bir merkezde dermatit tanısıyla, triamsinolon asetonid 40 mg/ml (iv) enjekte edilen ve tedavinin ilk dozundan yaklaşık 15 dakika sonra göğüs ağrısı başlayan hastanın fizik muayanesi ve transtorasik ekokardiyografisi (EKO) normal olmasına karşın laboratuvar incelemelerinde troponin pozitifliği ve EKG’sinde (elektrokardiyografi) inferolateral derivasyonlarda ST çökmesi mevcuttu. Konservatif amaçlı antiiskemik tedavi başlanıp antihistaminik (45.5 mg/2 mL İ.V, feniramin maleat -Avil amp-) tedavi uygulandıktan sonra EKG bulguları ve kliniği tamamen düzelen olguya yapılan koroner anjiyografide koroner arterler normal olarak değerlendirildi. Kalp - özellikle koroner arterler- aşırı duyarlılık reaksiyonları ve anaflakside en fazla hasar gören organlardan biridir. Bu nedenle Kounis sendromu nadir görülen bir durum değildir; ancak klinik pratikte oldukça az sayıda gözlendiği bildirilmektedir. Doğru tanımlanamayan olgular nedeni ile Kounis sendromunun atlanılması, istenmeyen tıbbi sonuçlara yol açabilir. Hızlı ve doğru teşhis için Kounis sendromu akılda tutulmalıdır. |
|
| 10. | Koroner anjiyografi için güvenli girişim yeri: Enfiye çukuru Safe entry site for coronary angiography: Snuff box Emrah Bayam, Muzaffer Kahyaoğlu, Ahmet Güner, Regayip Zehir, Can Yücel Karabay PMID: 29664431 doi: 10.5543/tkda.2017.74711 Sayfalar 228 - 230
Koroner anjiyografi ve perkütan koroner girişimler, koroner arter hastalığı tanısında ve tedavisinde önemli rol oynamaktadır. Teknik ve farmakolojik ilerlemelere rağmen kanama ve damar komplikasyonları hala problem oluşturmaktadır. Radiyal yaklaşımla ilgili güvenilirlik ve kanama riskinin azaldığını bildiren son çalışmalarla birlikte, radiyal yaklaşım daha popüler hale geldi ve bu tekniğin öğrenilmesinin artmasıyla birlikte popülerliğini koruyacaktır. Bu yazıda, radiyal arter enfiye kutusundan (fovea radialis) girilerek yapılan koroner anjiyografi olgusu sunuldu. Enfiye kutusundan yapılan radiyal anjiyografi, daha kolay palpasyon ve girişim, daha az nöropati ve kanama ve işlem sonrası daha az bası gereksinimi gibi kolaylıklar sunmaktadır. |
|
| 11. | Kalp-böbrek alıcısında yaygın adenovirüs enfeksiyonu Disseminated adenovirus infection in heart and kidney transplant Jack Xu, Keval V Patel, Melroy Dsouza, Jesus Almendral, Kanika Mody, Deepa Iyer PMID: 29664432 doi: 10.5543/tkda.2017.74957 Sayfalar 231 - 233
Burada sidofovir ile başarıyla tedavi edilen bir kalp-böbrek alıcısında yaygın adenovirüs enfeksiyonu olgusunu tanımlıyoruz. Erişkin solid organ transplant alıcılarında prognozu genellikle kötü, ölüm oranları %40–60 arası birkaç adenovirüs enfeksiyonu olgusu bildirilmiştir. Ağır yaygın adenovirüs enfeksiyonları organ rejeksiyon, ventrikül işlev bozukluğu allogreft vaskülopatisi, greft kaybı ve yeniden transplantasyon gerekliliği gibi giderek artan olumsuz transplant olayları riskiyle ilişkilendirilmiştir. Hastada klinik iyileşmemenin olmaması, hemorajik sistit başlangıcı ve akut böbrek hasarı geçici olarak bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçların uygulanmasını durdurup bir antiviral ilaca başlama kararımıza etkili faktörler olmuştur. Antibiyotiklere yanıt vermedikleri ve kültürlerin negatif olduğu durumlarda transplant hastalarında adenovirüsten kuşkulanılması önemlidir. Bağışıklık sistemi risk altında olan hastalarda sonuçları iyileştirmede erken tanı ve tedavi önem taşır. |
|
| OLGU GÖRÜNTÜSÜ |
| 12. | Künt göğüs travmasını takiben triküspit kapağın korda tendine rüptürü Ruptured chorda tendinea of the tricuspid valve following blunt chest trauma Ahmet Güner, Cagatay Önal, Sabahattin Gündüz, Emrah Bayam, Mehmet Özkan PMID: 29666357 doi: 10.5543/tkda.2017.78007 Sayfa 234
|
|
| 13. | Aort koarktasyonu, sakküler toraks aort anevrizması ve ilişkili kollateral damarın tamamen perkütan endovasküler yaklaşımla tedavisi Treatment of aortic coarctation, saccular thoracic aortic aneurysm, and corresponding feeding collateral vessel with a fully percutaneous endovascular approach Ertan Vuruşkan, Gökhan Altunbaş, Fatma Yılmaz Coşkun, Osman Başpınar, Murat Sucu PMID: 29664433 doi: 10.5543/tkda.2017.56068 Sayfa 235
|
|
| 14. | Devasa yüzeyel torakoabdominal kollateralleri olan bir Glenn şantının tıkanması Obstruction of a Glenn shunt with huge superficial thoracoabdominal collaterals Laya Zarrabi, Ahmad Yamini- Sharif, Behnam Hedayat, Ali Hosseinsabet PMID: 29664434 doi: 10.5543/tkda.2017.94137 Sayfa 236
|
|
| 15. | Sol atriyum içindeki pinpon topu A ping pong ball in the left atrium Mehmet Çelik, Ahmet Güner, Emine Alpay, Cüneyt Toprak, Gökhan Kahveci PMID: 29664435 doi: 10.5543/tkda.2017.70829 Sayfa 237
|
|
| DIĞER YAZILAR |
| 16. | Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar Ertan Ural Sayfa 238
Makale Özeti | Tam Metin PDF |
|