ISSN 1016-5169  |  E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 39 (5)
Cilt: 39  Sayı: 5 - Temmuz 2011
ARAŞTIRMA
1. 
Bir kitle iletişim kampanyasının toplumda hipertansiyon farkındalığını artırmaya yönelik etkisi
Impact of a mass media campaign to increase public awareness of hypertension
M. Ali Oto, Oktay Ergene, Lale Tokgozoglu, Zeki Ongen, Omer Kozan, Mahmut Sahin, M. Kemal Erol, Tuna Tezel, Mehmet Ozkan
PMID: 21743258  doi: 10.5543/tkda.2011.01570  Sayfalar 355 - 364
Amaç: Optimal kan basıncı düzeylerine yönelik ana mesajları yaymak ve kan basıncı ölçümünü teşvik etmek amacıyla ülke çapında yürütülen bir medya kampanyasının toplumdaki hipertansiyon farkındalığına olan etkisi değerlendirildi.
Çalışma planı: Ekim 2005 ile Ocak 2006 tarihleri arasında “12/8 Farkındalık Kampanyası” adı altında, normal kan basıncı düzeylerine yönelik bilgi düzeyinin artırılması ve düzenli kan basıncı ölçümünün teşviki amacıyla tüm kitle iletişim araçlarının kullanıldığı bir kampanya yürütüldü. Optimal kan basıncı düzeyleri, hipertansiyon ve hipertansyonla ilişkili hastalık durumlarına yönelik dört araştırma sorusunu içeren anket formları, genel Türk toplumunu temsil eden iki ayrı örnekleme, kampanya öncesinde (n=1716) ve sonrasında (n=1725) yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulandı. Katılımcıların kampanya öncesi ve sonrası yanıtları karşılaştırıldı.
Bulgular: Kampanya öncesiyle karşılaştırıldığında, kampanya sonrasında kendi kan basıncı düzeyi hakkında bilgi sahibi olmayan kişilerin oranı %54.8’den %47.8’e belirgin azalma gösterirken, son iki ay içinde kan basıncı ölçümü yaptıranların oranı %34.3’ten %39.6’ya, optimal kan basıncı düzeyini bilenlerin oranı ise %51.8’den %58.6’ya yükseldi (p<0.001).
Sonuç: Yürütülen kampanya, toplumda hipertansiyona yönelik farkındalığın artırılmasına belirgin şekilde katkıda bulunmuştur. Bu başarı, hipertansiyonun erken tanısı ve ilişkili morbidite ve mortalitenin önlenmesi bakımından gelecekteki girişimler adına oldukça yüreklendiricidir.

2. 
Üçüncü basamak bir hastanenin kardiyoloji polikliniğine başvuran yaşlı hastalarda yanlış digoksin kullanımı
Inappropriate use of digoxin in elderly patients presenting to an outpatient cardiology clinic of a tertiary hospital in Turkey
Murat Biteker, Dursun Duman, Akın Dayan, Mehmet Mustafa Can, Ahmet İlker Tekkeşin
PMID: 21743259  doi: 10.5543/tkda.2011.01530  Sayfalar 365 - 370
Amaç: Üçüncü basamak bir hastanenin kardiyoloji polikliniğine başvuran yaşlı hastalarda digoksin kullanım sıklığı ve endikasyonları araştırıldı.
Çalışma planı: Çalışmaya, ileriye dönük bir tasarımla, kardiyoloji polikliniğine başvuran, 70 yaş ve üzerinde (ort. yaş 77±6) 800 ardışık hasta alındı. Bu hastaların 124’ü (%15.5) digoksin kullanmaktaydı. Tüm hastalara transtorasik ekokardiyografi yapıldı. Sol ventrikül sistolik fonksiyonu normal olan ya da atriyal fibrilasyonu (AF) olmayan hastalarda digoksin endikasyonunun yanlış olduğu kabul edildi.
Bulgular: Hastalara uzun dönemli digoksin verilmesinin nedenleri kalıcı AF (n=55, %44.4), kalp yetersizliği (n=51, %41.1) ve paroksismal AF (n=8, %6.5) idi. On hastada (%8.1) ise digoksin kullanımının kesin nedeni belirlenemedi. Digoksin tedavisinin 76 hastada (%61.3) doğru endikasyonla verildiği görülürken, 48 hastada (%38.7) yanlış endikasyonla digoksin verilmişti. Digoksin tedavisi için tek nedenin kalp yetersizliği olduğu 51 hastanın 30’unda (%24.2) kalp yetersizliği tanısı yanlış tanı olarak kabul edildi. Yanlış endikasyonun diğer nedenleri paroksismal AF ve endikasyonun belirsizliği idi. Digoksin dozları, 24 hastada (%19.4) günlük bir tablet (0.25 mgr), 30 hastada (%24.2) günlük yarım tablet (0.125 mgr), 10 hastada (%8.1) bir gün ilaçsız haftada altı tablet (0.214 mgr/gün) ve 60 hastada (%48.4) iki gün ilaçsız haftada beş tablet (0.179 mgr/gün) şeklindeydi. Ortanca digoksin dozu 0.182 mgr/gün bulunurken, hastaların %75.8’inde digoksin dozu bu yaş grubu için önerilen dozdan yüksekti.
Sonuç: Bulgularımız, yaşlı hastaların yaklaşık %40’ının digoksini yanlış endikasyonla kullandığını ve bu hastaların %75’inde kullanılan dozun yaşlı hastalar için önerilen dozdan yüksek olduğunu göstermektedir.

3. 
Metabolik sendromlu olgularda koroner arter hastalığının paraoksonaz-1 aktivitesi ile ilişkisi
The relationship between paraoxonase-1 activity and coronary artery disease in patients with metabolic syndrome
Adnan Burak Akçay, Ahmet Çamsarı, Türkay Özcan, Dilek Çiçek, Necdet Akkuş, Sabri Seyis, Burak Çimen, Barış Çelebi, Oben Döven, Gökhan Cin
PMID: 21743260  doi: 10.5543/tkda.2011.01382  Sayfalar 371 - 377
Amaç: Bu çalışmada, metabolik sendrom (MetS) olan hastalarda serum paraoksonaz-1 (PON-1) aktivitesinin koroner arter hastalığı (KAH) ile ilişkisi araştırıldı.
Çalışma planı: Ç alışmaya, M etS, k ararlı a ngina p ektoris ve anjiyografik olarak KAH bulunan 21 hasta (ort. yaş 55±9), anjiyografide koroner arterleri normal bulunan MetS’li 24 hasta (ort. yaş 51±10) ve 28 sağlıklı birey (ort. yaş 49±12) alındı. Hasta ve kontrol gruplarında demografik ve klinik özellikler, insülin düzeyi, homeostaz modeliyle değerlendirilen insülin direnci indeksi ve PON-1 aktivitesi değerlendirildi. Koroner arter hastalığının ciddiyeti Gensini skoruyla değerlendirildi.
Bulgular: Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, MetS’li hastalarda PON-1 aktivitesi anlamlı derecede daha düşük bulundu (p=0.02). Buna karşın, KAH’li ve KAH’siz MetS gruplarında PON-1 aktivitesi de dahil, incelenen hiçbir parametrede anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Koroner arter hastalığı olan grupta yapılan tekdeğişkenli korelasyon analizinde, Gensini skoru ile PON-1 aktivite düzeyi arasında anlamlı negatif ilişki gözlendi (r=-0.48, p=0.02). Tüm olguların alındığı analizde ise, PON-1 aktivitesi incelenen hiçbir parametre ile anlamlı ilişki göstermedi.
Sonuç: Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, MetS’li hastalarda PON-1 aktivitesindeki azalma oksidatif stres artışını düşündürmektedir. İki MetS grubunda (KAH’li ve KAH’siz) PON-1 aktivitesinin benzer bulunması, oksidatif-antioksidatif dengenin KAH oluşumu öncesinde bozulduğunu düşündürmektedir. Gensini skoru ile PON-1 aktivitesi arasındaki negatif ilişki ise, düşük PON-1 aktivitesinin MetS’li hastalarda ateroskleroz gelişmesinden sorumlu olan nedenlerden biri olduğunu akla getirmektedir.

4. 
Mikrovasküler komplikasyonu olmayan tip II diabetes mellituslu hastalarda bölgesel sol ventrikül fonksiyonlarının gerilim (strain) ve gerilim hızı (strain rate) ekokardiyografi ile değerlendirilmesi
Assessment of regional left ventricular functions by strain and strain rate echocardiography in type II diabetes mellitus patients without microvascular complications
M. Sertaç Alpaydın, Enbiya Aksakal, Mustafa Kemal Erol, Ziya Şimşek, Mahmut Açıkel, Şakir Arslan, Fuat Gündoğdu, Serdar Sevimli, Şule Karakelleoğlu
PMID: 21743261  doi: 10.5543/tkda.2011.01490  Sayfalar 378 - 384
Amaç: Bu çalışmada mikrovasküler komplikasyonu olmayan tip II diabetes mellituslu (DM) hastalarda bölgesel sol ventrikül miyokart fonksiyonları gerilim (S) ve gerilim hızı (Sr) ekokardiyografi ile değerlendirildi.
Çalışma planı: Çalışmaya mikrovasküler komplikasyon bulgusu olmayan DM’li 40 hasta (20 kadın, 20 erkek; ort. yaş 52.4±7.9) ve 40 sağlıklı kontrol (20 kadın, 20 erkek; ort. yaş 52.8±10.1) alındı. Sol ventrikül fonksiyonları konvansiyonel Doppler, doku Doppler teknikleri ve S-Sr ekokardiyografi ile değerlendirildi. Longitudinal zirve sistolik S ve Sr verileri sol ventrikül duvarlarının bazal, orta ve apikal segmentlerinden ölçüldü. Değerlendirmeler, DM süresi >3 yıl olan (n=24) ve DM için medikal tedavi gören (n=30) hastalar için de yapıldı.
Bulgular: Konvansiyonel Doppler bulguları hasta ve kontrol grubunda benzer bulundu. Doku Doppler verilerinde ise, DM’li hastalarda sadece erken diyastolik mitral halka hızı (Em) anlamlı derecede düşük (10±2.9 ve 11.4±3.2 cm/sn, p<0.05) ve buna paralel olarak, mitral akım E/Em oranı anlamlı derecede yüksek (7.3±2.5 ve 6.3±2, p<0.05) bulundu. Hasta ve kontrol grubu arasında sistolik S ve Sr değerlerinde apikal-lateral S, orta-anteriyor S, bazal-anteroseptal S, apikal-anteriyor Sr ve orta-anteroseptal Sr (hepsi için p<0.05) dışında anlamlı fark yoktu. Hastalık süresi >3 yıl olan ve medikal tedavi gören DM altgruplarında da benzer veri dağılımı gözlendi.
Sonuç: Sol ventrikül diyastolik disfonksiyon sıklığı DM’li hastalarda yüksekti. Sol ventrikül segmentlerinde sistolik S ve Sr değerlerinin düzensiz dağılımı, DM’nin erken dönemde de heterojen miyokart tutuluma yol açtığını göstermektedir.

5. 
İnteratriyal septal defektlerin perkütan yolla kapatılması: Orta dönem izlem sonuçları
Percutaneous closure of interatrial septal defects: mid-term follow-up results
Ali Oto, Kudret Aytemir, Süheyla Özkutlu, Ergün Barış Kaya, Giray Kabakçı, Ahmet Hakan Ateş, Hikmet Yorgun, Uğur Canpolat
PMID: 21743262  doi: 10.5543/tkda.2011.01474  Sayfalar 385 - 395
Amaç: Perkütan yolla çeşitli cihazlar kullanılarak atriyal septal defekt (ASD) ve foramen ovale açıklığı (FOA) kapatılan hastalarda kısa ve orta dönem sonuçlar değerlendirildi.
Çalışma planı: Çalışmaya, sekundum tip ASD (n=134) veya FOA (n=144) nedeniyle perkütan kapatma işlemi uygulanan 278 hasta (128 erkek, 150 kadın; ort. yaş 39±12; dağılım 17-66) alındı. Tüm hastalar işlem öncesinde transtorasik (TTE) ve transözofageal (TÖE) ekokardiyografi ile değerlendirildi. Perkütan kapatma için 180 hastada Amplatzer, 92 hastada Occlutech Figulla, altı hastada BioSTAR cihazları kullanıldı. Atriyal septal defektler genel anestezi altında ve TÖE kılavuzluğunda, FOA’lar lokal anestezi altında ve TTE kılavuzluğunda kapatıldı. Hastalar 1, 6, 12. aylarda ve sonrasında yıllık olarak takip edildi. Ortalama takip süresi ASD’li olgularda 35.1±24.6 ay, FOA’lı olgularda 24.9±15.5 ay idi.
Bulgular: Ortalama cihaz çapı ASD’li hastalarda 20.2±5.6 mm, FOA’lı hastalarda 24±2.9 mm (dağılım 18-28 mm) idi. Ortalama işlem süresi ASD ve FOA kapatılmasında sırasıyla 28.4±6.1 dk ve 18.2±5.3 dk, ortalama floroskopi süresi sırasıyla 4.9±2.1 dk ve 3.6±1.2 dk idi. Cihaz embolizasyonu sadece bir hastada gözlendi. Perkütan FOA kapatma uygulanan hiçbir hastada embolik olay, ASD kapatma uygulanan hastalarda tekrarlayan şant görülmedi. İki hastada işlem sırasında, bir hastada ise birinci yıl kontrolünde cihaz üzerinde trombüs görüldü.
Sonuç: Amplatzer, Occlutech Figulla ve BioSTAR cihazları kullanılarak sekundum tip ASD ve FOA’lar perkütan yolla etkin ve güvenilir bir şekilde kapatılabilmektedir.

6. 
Kırk yaş altında ve üzerinde akut miyokart enfarktüsü geçiren hastalarda psikososyal risk faktörlerinin karşılaştırılması
Comparison of psychosocial risk factors between patients who experience acute myocardial infarction before and after 40 years of age
Cihan Şengül, Olcay Özveren, Cihan Çevik, Cemil İzgi, Yusuf Karavelioğlu, Vecih Oduncu, Taylan Akgün, Mehmet Mustafa Can, Nihal Özdemir, Mehmet Özkan
PMID: 21743263  doi: 10.5543/tkda.2011.01412  Sayfalar 396 - 402
Amaç: Birçok çalışma stres ve depresyon gibi psikososyal faktörlerin koroner arter hastalığı patogenezine önemli katkılar yaptığını ortaya koymuştur. Bu çalışmada, akut miyokart enfarktüsü (AME) tanısı konan 40 yaş ve altı genç hastalarda enfarktüs öncesi akut stres etkenleri ve subakut dönemdeki stres, depresyon ve anksiyete düzeyleri 40 yaş üstü hastalarla karşılaştırmalı olarak incelendi.
Çalışma planı: Çalışmaya ilk kez AME tanısı konan 40 yaş ve altı 100 hasta (ort. yaş 35±4) ile 40 yaş üstü 100 hasta (ort. yaş 54±9) alındı. Hastalara enfarktüs sonrası erken dönemde yüz yüze görüşme ile DASS 21 ölçeği (Depresyon, Anksiyete, Stres Ölçeği) uygulandı; göğüs ağrısı öncesi iki saatlik dönem içinde duygusal veya fiziksel yönden yoğun bir stres yaratan bir durum yaşayıp yaşamadıkları sorgulanarak akut stres faktörleri araştırıldı. Ayrıca, koroner anjiyografi sonuçları yaş gruplarına göre değerlendirildi.
Bulgular: İki yaş grubu karşılaştırıldığında, genç yaş grubunda sigara kullanımı ve aile öyküsü pozitifliği, 40 yaş üzeri hastalarda ise hipertansiyon, diyabet ve dislipidemi görülme oranları anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). Akut stres faktörü öyküsüne genç grupta anlamlı derecede daha sık rastlandı (%52 ve %20, p<0.01). DASS 21 ölçeğinin stres, depresyon ve anksiyete puanları da genç grupta anlamlı derecede yüksek idi (p<0.01). Genç grupta koroner arterleri normal bulunanlar ve tekdamar hastalığı olanlar çoğunlukta iken, daha yaşlı grupta çokdamar hastaları çoğunlukta idi (p<0.01).
Sonuç: Akut stresi tetikleyici durumlar ve psikososyal risk faktörleri 40 yaş altı genç kişilerde AME gelişiminde etkili olabilir.

OLGU BİLDİRİSİ
7. 
ICD elektrodu üzerinde gelişen büyük bir vejetasyonun, elektrot ile birlikte Evolution mekanik dilatör kılıf kullanılarak çıkarılması
Extraction of a large vegetation and ICD lead using the Evolution Mechanical Dilator Sheath
Tolga Aksu, Mine Durukan, Umit Guray, Ayse Colak
PMID: 21743264  doi: 10.5543/tkda.2011.01356  Sayfalar 403 - 406
Yetmiş dört yaşında erkek hasta, halsizlik, ateş ve genel durum bozukluğu yakınmalarıyla başvurdu. Hastaya 34 ay önce, iskemik kardiyomiyopati nedeniyle kalp pili ve kalpiçi defibrilatör (ICD) takıldığı öğrenildi. Transtorasik ve transözofageal ekokardiyografide, sağ ventrikül ICD elektrodu üzerinde 24x11 mm büyüklüğünde, vejetasyon ile uyumlu, hareketli bir kitle izlendi. Elektrodun cerrahi yoldan çıkartılması hasta için yüksek riskli bulundu ve işlemin perkütan yolla yapılmasına karar verildi. Yapışıklıklar nedeniyle standart sonda ile elle çekme işleminin başarısız olması üzerine, elektrot, ucunda paslanmaz çelik bıçaklar takılı yeni bir mekanik kılıf olan Evolution mekanik dilatör kılıf ile başarıyla çıkarıldı. İşlem sırasında ve sonrasında herhangi bir komplikasyon izlenmedi. Patolojik inceleme sonucu vejetasyon ile uyumlu bulunması üzerine, altı haftalık antibiyotik tedavisi sonrasında hastaya karşı taraftan yeni bir ICD yerleştirildi. Bildiğimiz kadarıyla, sunulan olgu bu yeni cihaz ile çıkartılan en büyük elektrot vejetasyonudur. Bu yöntemin güvenirliği halen araştırılması gerekmekle birlikte, kullanım kolaylığı nedeniyle bu cihaz, elektrot çıkartılması için kullanılabilecek yeni ve ilginç bir araç olacak gibi gözükmektedir.

8. 
İmmün sistemi normal genç bir hastada Epstein-Barr virüsü ile ilişkili perikart tamponadı
Pericardial tamponade associated with Epstein-Barr virus in an immunocompetent young patient
Mahmut Akpek, Mikail Yarlioglues, Suleyman Durmaz, Mehmet G Kaya
PMID: 21743265  doi: 10.5543/tkda.2011.01312  Sayfalar 407 - 409
Akut perikardit birçok nedene bağlı gelişebilir; Epstein-Barr virüsü (EBV) enfeksiyonuna bağlı görülmesi oldukça nadir bir durumdur ve immün yetersizlik bulunmadığında sıklıkla kendini sınırlayan bir hastalıktır; EBV enfeksiyonunun perikart tamponadına yol açması ise sadece bir olguda bildirilmiştir. On sekiz yaşında kadın hasta göğüs ağrısı ve nefes darlığı yakınmalarıyla başvurdu. Pulmoner emboli şüphesiyle bilgisayarlı tomografi ile incelenen hastada pulmoner emboliye rastlanmadı; ancak, kalbi çepeçevre saran ciddi perikart sıvısı görüldü. Transtorasik ekokardiyografide, posterolateral duvarda 3.5 cm, sağ ventrikülde 2 cm ve sağ atriyumda 1.4 cm perikart sıvısı saptandı. Sağ ventrikül apikal duvarında diyastolde çökme görüldü. Hastaya acil perikardiyosentez yapıldı ve toplam 750 ml sıvı boşaltıldı. Hastanın hemodinamik durumunda düzelmeyle birlikte, kontrol ekokardiyografide diyastolik çökme de kayboldu. Serumda EBV VCA IgM ve perikart sıvısında EBV-PCR incelemelerinin pozitif bulunmasıyla EBV perikarditi tanısı konarak hastanın medikal tedavisine başlandı. Hasta tamamen iyileşerek taburcu edildi. Bir ay sonraki kontrolünde hastanın herhangi bir yakınması yoktu ve ekokardiyografisi normal bulundu.

9. 
Abdominoplasti ve yağ aldırma ameliyatı sonrası masif pulmoner tromboemboli
Massive pulmonary thromboembolism after abdominoplasty and liposuction
Cenk Conkbayir, Said Kenan, Ozan Emiroğlu
PMID: 21743266  doi: 10.5543/tkda.2011.01306  Sayfalar 410 - 413
Pulmoner emboli, abdominoplasti ve yağ aldırma ameliyatından sonra nadir görülen ve ölüme yol açabilen bir komplikasyondur. Altmış beş yaşında obez bir kadın hasta, geçirdiği abdominoplasti ve yağ aldırma ameliyatından yedi gün sonra, nefes darlığı, çarpıntı, kan basıncı düşüklüğü (90/60 mmHg) nedeniyle başvurdu. Elektrokardiyografide sinüs taşikardisi, sağ eksen sapması ve sağ dal bloku görüldü. Akciğer filminde, atelektazik ve fokal infiltratif alanlar ve az miktarda iki taraflı plevral efüzyon saptandı. Tam kan sayımı ve biyokimyasal değerler normal bulunurken, D-dimer düzeyi 3500 ng/ml idi. Ekokardiyografide sağ kalp boşluklarında büyüme ve sağ ventrikül içerisinde trombüs izlendi. Ejeksiyon fraksiyonu normal, pulmoner arter basıncı 50 mmHg ölçüldü. Doppler ultrasonografide trombüs izlenmedi. Hastaya pulmoner tromboemboli tanısıyla önce oksijen tedavisi ve heparin infüzyonu verildi. Hastanın kliniğinin düzelmemesi, ekokardiyografide trombüs görüntüsünün devam etmesi ve hemodinaminin giderek bozulması üzerine doku plazminojen aktivatörü ile trombolitik tedaviye başlandı; ancak yanıt alınamadı. Sonuçta, pulmoner embolektomi ameliyatı ile pulmoner arterdeki trombüs materyali çıkarıldı. Ameliyat sonrası dönemde herhangi bir sorun yaşamayan hasta yedinci günde taburcu edildi.

10. 
İmmün trombositopenik purpuralı bir hastada akut ST yükselmeli miyokart enfarktüsü için primer koroner girişim uygulaması
Primary coronary intervention for acute ST-elevation myocardial infarction in a patient with immune thrombocytopenic purpura
Zekeriya Nurkalem, Turgay Işık, Tufan Cınar, Mehmet Ergelen
PMID: 21743267  doi: 10.5543/tkda.2011.00950  Sayfalar 414 - 417
İmmün trombositopenik purpura (İTP) hastalarında gelişen akut miyokart enfarktüsünün ideal tedavisi iyi bilinmemektedir. Kronik ve dirençli İTP tanısı ile takip edilen 42 yaşında bir erkek hasta, dört saat önce başlayan göğüs ağrısı ile başvurdu. Elektrokardiyografi bulguları akut anteroseptal miyokart enfarktüsü ile uyumluydu. Hastada koroner kalp hastalığı için herhangi bir risk faktörü yoktu. Başvuru öncesi dönemde, herhangi bir patolojik kanama olmaksızın trombosit sayısı 11000-40000/µl arasında seyreden hasta, başvuru sırasında İTP için herhangi bir tedavi görmemekteydi. Transtorasik ekokardiyografide anteriyor, orta ve apikal segmentler hipokinetik bulundu. Serum kardiyak enzim düzeyleri yüksekti. Trombosit sayısı 41000/µl idi. Koroner anjiyografide sol ön inen arterde tam tıkanıklık saptandı. Primer perkütan koroner girişimle, lezyona balonla genişletme uygulandıktan sonra stent yerleştirildi. Girişim sırasında ve sonrasında kanama veya iskemik durum gözlenmedi ve hasta işlemden sonra beşinci günde semptomsuz olarak taburcu edildi. Hastaya iki hafta süreyle günde bir kez 75 mgr klopidogrel verildi. İki hafta sonraki kontrolde hastanın herhangi bir semptomu yoktu, ekokardiyografide sol ventrikül duvar hareketleri normal idi.

11. 
Balonundan sıyrılan sirolimus kaplı stentin düşük profilli balon kateter yardımıyla başarılı bir şekilde yerleştirilmesi
Dislodgement of a sirolimus-eluting stent in the circumflex artery and its successful deployment with a small-balloon technique
Tunay Şentürk, Bülent Özdemir, Dilek Yeşilbursa, Osman Akın Serdar
PMID: 21743268  doi: 10.5543/tkda.2011.01248  Sayfalar 418 - 421
Girişimsel kardiyolojide, koroner stentin yerleştirilmesi sırasında yer değiştirmesi veya embolizasyonu nadir ama ciddi bir komplikasyondur. Altmış yaşındaki erkek hasta, geçirdiği koroner arter baypas greft ameliyatından beş yıl sonra kararsız angina pektoris ile başvurdu. Sirkumfleks arterin obtus marginal dalında %70’lik darlık saptandı. Perkütan koroner girişim sırasında gönderilen sirolimus kaplı bir stent, arterdeki ileri derecede açılanma yüzünden balonundan sıyrılarak sirkumfleks arterin proksimalinde kaldı. Daha küçük bir balon kateter gönderilerek stentin içerisine itildi. Bu teknikle, stentin lezyona yönlendirilmesi ve yerleştirilmesi başarıyla gerçekleştirildi. Bilgilerimize göre, sunulan olgu, sirolimus kaplı bir stentte sıyrılma ve yer değiştirme yaşanan ilk olgudur.

12. 
Siyanotik doğuştan kalp hastalıklarında interatriyal şantı artırmak amacıylaatriyal septuma stent uygulaması: İki olgu sunumu
Atrial septal stenting to increase interatrial shunting in cyanotic congenital heart diseases: a report of two cases
Yalim Yalcin, Cenap Zeybek, Ibrahim Ozgur Onsel, Mehmet Salih Bilal
PMID: 21743269  doi: 10.5543/tkda.2011.01368  Sayfalar 422 - 426
Siyanotik doğuştan kalp hastalığı tanısıyla izlenen iki bebekte, atriyal düzeyde karışımı artırmak amacıyla atriyal septuma stent yerleştirme işlemi uygulandı. Birinci olgu, büyük arterlerin transpozisyonu tanısıyla izlenen üç aylık bir erkek bebekti. Diğer olgu, ameliyat sonrası dönemde sağ ventrikül çıkım yolu tıkanıklığına bağlı olarak santral venöz basınç yüksekliği gelişen 18 aylık bir erkek bebekti. Her iki olguda da 8 mm çapında, balona monte edilmiş çıplak stent kullanıldı. Stent uzunluğu ilk olguda 20 mm, ikinci olguda 30 mm idi. İşlem herhangi bir komplikasyon olmadan gerçekleştirildi. İlk olguda oksijen satürasyonu işlem sonrasında yaklaşık %20-25 yükseldi ve interatrial gradiyent kalmadı. İkinci olguda, santral venöz basınç işlemden hemen sonra 16 mmHg’den 8 mmHg’ye düştü. Hasta işlemin ikinci gününde ventilatörden ayrıldı ve beşinci günde yoğun bakım ünitesinden taburcu edildi. Kontrol ekokardiyografik incelemelerde, her iki olguda da stentin açık ve atriyal septumda iyi pozisyonda olduğu görüldü. Atriyal septuma stent yerleştirilmesi, güvenilir ve açık bir interatriyal bağlantı yaratmada güvenli ve etkili bir işlem olarak görünmektedir.

DERLEME
13. 
Akut kalp yetersizliği sendromlarının en erken tedavisi
Very early management of acute heart failure syndromes
Mehmet Birhan Yilmaz, Alain Cohen-solal, Alexandre Mebazaa
PMID: 21743270  doi: 10.5543/tkda.2011.01599  Sayfalar 427 - 432
Akut kalp yetersizliği sendromlarının tanı ve tedavisi en güncel şekilde ESC/ESICM kılavuzlarında yer almıştır. Bununla birlikte, günlük pratikte bu hastalarla ilgilenen hekimler, dispneli bir hasta acil bölümüne ulaşır ulaşmaz tedavi seçeneklerini seçmede bir yol göstericiye gereksinim duyarlar. Bu yazıda, akut kalp yetersizliği sendromlarıyla başvuran hastaların en erken tedavisi konusunda pratik önerilerde bulunulmuştur. Kan basıncı ve semptomların yönlendirdiği strateji ve hedefe yönelik tedavilerin erken başlatılması özel olarak dikkate alınacak noktalardır. Başlangıç tedavisindeki düzenlemelerin zamanında yapılabilmesi için, erken ve sık aralıklarla değerlendirme yapmak da tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.

NASIL YAPALIM?
14. 
Girişimsel Kardiyoloji / Fraksiyonel akım yedeği (FFR) ölçümüne ilişkin pratik ipuçları
Suggestions on how to do / Interventional Cardiology / Practical tips for the measurement of fractional flow reserve (FFR)
Aylin Yıldırır
PMID: 21743271  doi: 10.5543/tkda.2011.01686  Sayfalar 433 - 435
Bu formatta özet koymayacağız

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
15. 
Tromboembolinin nadir bir komplikasyonu: Trombüsün foramen ovale açıklığına sıkışması
A rare complication of thromboembolism: entrapped thrombus in a patent foramen ovale
Mehmet Ali Elbey, Halit Acet, Yahya İslamoğlu, Habib Çil
PMID: 21743272  doi: 10.5543/tkda.2011.01506  Sayfa 436
Makale Özeti |Tam Metin PDF

16. 
İyatrojenik dev arteriyovenöz fistül
Iatrogenic huge renal arteriovenous fistula
Cihan Dündar, Gamze Babür Güler, Kürşat Tigen, Cevat Kırma
PMID: 21743273  doi: 10.5543/tkda.2011.01499  Sayfa 437
Makale Özeti |Tam Metin PDF

17. 
Sol atriyumda kitleye benzeyen koroner fistül
Coronary artery fistula presenting as a left atrial mass
Zeydin Acar, Korhan Soylu, Özcan Yılmaz, Mustafa Tarık Ağaç
PMID: 21743274  doi: 10.5543/tkda.2011.01518  Sayfa 438
Makale Özeti |Tam Metin PDF

18. 
Primer aortobronşiyal fistülün koil ile tıkanması
Coil embolization of a primary aortobronchial fistula
Kürşat Tigen, Cihan Dündar, Tansu Karaahmet, Cevat Kırma
PMID: 21743275  doi: 10.5543/tkda.2011.01521  Sayfa 439
Makale Özeti |Tam Metin PDF

19. 
Elektrokardiyografide egzersizle ilişkili artefakt
Electrocardiographic artifact during exercise
Farid Aliyev, Cengizhan Türkoğlu, Cengiz Çeliker
PMID: 21743276  doi: 10.5543/tkda.2011.01505  Sayfa 440
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DIĞER YAZILAR
20. 
Uzman Yanıtları
Answers of specialist
Erdem Diker, Giray Kabakcı, Mehmet Sıddık Ülgen
Sayfalar 441 - 443
İstirahat EKGsinde preeksitasyon olan herkese ablasyon- Erdem Diker

21. 
Düzeltme
Erratum

Sayfa 443
Makale Özeti |Tam Metin PDF

22. 
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Comment on cardiology publications
Ertan Ural
Sayfa 444
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale