ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 38 (2)
Cilt: 38  Sayı: 2 - Mart 2010
ARAŞTIRMA
1. 
Akut miyokart enfarktüsünde başvurudaki ortalama trombosit hacmi ile trombolitik tedavi sonrası koroner açıklık arasındaki ilişki
Association between admission mean platelet volume and coronary patency after thrombolytic therapy for acute myocardial infarction
Ayşe Saatcı Yaşar, Emine Bilen, İsa Öner Yüksel, Uğur Arslantaş, Fatih Karakaş, Özgür Kırbaş, Mehmet Bilge
PMID: 20473008  Sayfalar 85 - 89
Amaç: Ortalama trombosit hacminde (OTH) yüksek düzeylerin miyokart enfarktüsü sonrası sağ kalanlarda kötü klinik gidişi öngördürücü olduğu gösterilmiştir. Çalışmamızda, akut miyokart enfarktüsü nedeniyle trombolitik tedavi uygulanan hastalarda, başvuru sırasındaki OTH ile enfarkt ile ilişkili arter (EİA) açıklığı arasındaki ilişki değerlendirildi.
Çalışma planı: Çalışmada, ST yükselmeli akut miyokart enfarktüsü ile başvuran ve göğüs ağrısının ilk 12 saati içinde trombolitik tedavi uygulanan ardışık 133 hasta geriye dönük olarak incelendi. Hekimin tercihiyle 65 hastaya streptokinaz, 68 hastaya rekombinan doku tipi plazminojen aktivatörü uygulandı. Trombolitik tedavi öncesinde alınan kan örneklerinde OTH ölçüldü. Tüm hastalara trombolitik tedaviden ortalama iki gün sonra koroner anjiyografi yapıldı ve EİA açıklığı TIMI akım derecesi ve düzeltilmiş TIMI kare sayısı ile değerlendirildi.
Bulgular: Trombolitik tedavi ile 62 hastada (%46.6) EİA’da TIMI 3 akım sağlanırken, 71 hastada (%53.4) yetersiz TIMI akım saptandı. Yetersiz akım görülen hastalarda başvuru anındaki OTH anlamlı derecede daha yüksek bulundu (9.8±1.5 fl ve 8.6±1.4 fl; p<0.001); ayrıca, bu grupta streptokinaz daha yüksek oranda uygulanmıştı (p=0.02). İki grup EİA tipi ve hastalıklı damar sayısı açısından benzer bulundu (p>0.05). Ortalama trombosit hacmi ile düzeltilmiş TIMI kare sayısı arasında zayıf ilişki görüldü (p=0.01). Çokdeğişkenli analizde OTH (OO 1.871, %95 GA 1.402-2.498; p<0.001) ve trombolitik ajan tipi (OO 2.915; %95 GA 1.333-6.374; p=0.007) yetersiz TIMI akımının bağımsız öngördürücüleri olarak bulundu. ROC analizinde, OTH’nin yetersiz TIMI akımını öngörmesinde kesim değeri 8.885 fl, duyarlık ve özgüllüğü sırasıyla %70.4 ve %66.1 bulundu.
Sonuç: Bulgularımız, akut miyokart enfarktüsünde, başvuru anındaki yüksek OTH’nin trombolitik tedavi sonrası EİA’da yetersiz TIMI akım riski ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

2. 
Dilate kardiyomiyopatili hastalarda sol ventrikül çapının sol atriyum apandisi boyutu ve trombüs oluşumuna etkisi
The influence of left ventricular diameter on left atrial appendage size and thrombus formation in patients with dilated cardiomyopathy
Aurora Bakalli, Lulzim Kamberi, Ejup Pllana, Bedri Zahiti, Gani Dragusha, Ahmet Brovina
PMID: 20473009  Sayfalar 90 - 94
Amaç: Dilate kardiyomiyopatili hastalar sol ventrikülde (SV) trombüs oluşumu açısından yüksek risk grubunda kabul edilirler. Ancak, bu hasta grubunda sol atriyum apandisi (SAA) de trombüs oluşumunda bir odak olabilir. Bu çalışmada, SV boyutu ile sol atriyum/SAA boyutu arasında ilişki olup olmadığı araştırıldı ve SV boyutu genişlemiş veya normal olan hastalarda SV, sol atriyum ve SAA’da spontan eko kontrast (SEK)/trombüs varlığı incelendi.
Çalışma planı: Bu prospektif çalışmada, 45 hasta transtorasik ve transözofageal ekokardiyografi ile incelendi. Sol ventrikül boyutu 19 hastada genişlemiş bulunurken (grup 1: SV diyastol sonu çapı ≥58 mm), 26 hastada (grup 2) normal bulundu. Grup 1’de 13 hastada (%68.4), grup 2’de ise 14 hastada (%53.9) kapak hastalığı ile ilgili olmayan atriyum fibrilasyonu (AF) vardı. Ekokardiyografik parametrelerden SV boyutu ve ejeksiyon fraksiyonu, sol atriyum çapı, en büyük SAA alanı ölçüldü ve SV, sol atriyum ve SAA’da SEK ve trombüs varlığı araştırıldı.
Bulgular: İki hasta grubu demografik ve klinik özellikler açısından benzerdi. Grup 1’deki hastalarda SV diyastol sonu çapı anlamlı derecede yüksek (63.5±3.8 mm ve 50.9±0.9 mm; p<0.001), ejeksiyon fraksiyonu düşük (%45.3±11.7 ve %56.0±10.2; p=0.002) bulundu. Sol atriyum çapı iki grup arasında anlamlı farklılık göstermezken, en büyük SAA alanı grup 1’de anlamlı derecede büyüktü (4.9±2.3 cm2 ve 3.3±0.8 cm2; p=0.002). Sol ventrikül, sol atriyum ve SAA’da saptanan SEK ve trombüs sıklıkları açısından, SAA’da trombüs görülme sıklığı grup 1’de anlamlı derecede yüksekti (%36.8 ve %7.7; p=0.05). Normal SV boyutu ve AF olan hastalarla karşılaştırıldığında, genişlemiş SV boyutuna AF’nin eşlik ettiği hastalarda SV diyastol sonu çapı (p<0.001) ve en büyük SAA alanı (p=0.02) anlamlı derecede daha yüksek bulundu.
Sonuç: Sol ventrikül genişlemesi olan hastalarda SAA alanı daha büyük ve SAA trombüs oluşma riski daha yüksektir.

3. 
Şüpheli veya kanıtlanmış koroner arter hastalıklı olgularda 64 kesitli bilgisayarlı tomografinin tanısal doğruluğu
Diagnostic accuracy of 64-slice computed tomography in patients with suspected or proven coronary artery disease
Yusuf Selçoki, Ömer Çağlar Yılmaz, Makbule Nur Kankılıç, Kayıhan Akın, Beyhan Eryonucu
PMID: 20473010  Sayfalar 95 - 100
Amaç: Çokkesitli bilgisayarlı tomografi (ÇKBT) koroner arter hastalığının saptanmasında gelecek vaat eden, invaziv olmayan bir yöntemdir. Ancak, bilgilerin çoğu seçilmiş hasta serilerinden elde edilmiştir. Bu çalışmada, şüpheli veya kanıtlanmış koroner arter hastalığı bulunan ardışık hasta grubunda 64 kesitli BT’nin tanısal doğruluğu araştırıldı.
Çalışma planı: Çalışmaya, koroner anjiyografiden önce 64 kesitli BT ile incelenen 73 ardışık hasta (57 erkek, 16 kadın; ort. yaş 59±9; dağılım 33-83) alındı. Sekiz hastaya daha önce perkütan koroner girişim ile birlikte stent yerleştirilmiş, beş hastaya ise koroner arter baypas ameliyatı yapılmıştı. Önemli koroner arter darlığının saptanmasında ÇKBT’nin duyarlığı, özgüllüğü, negatif ve pozitif öngörü değerleri segment, damar ve hasta temelinde hesaplandı.
Bulgular: Koroner anjiyografide 61 hastada en az bir damarda önemli darlık saptandı. Bu hastaların 58’inde ÇKBT koroner anjiyografi ile uyumluydu. İki hastada ÇKBT yanlış olarak tek damar hastalığı gösterdi. Hasta temelli değerlendirmede ÇKBT’nin duyarlığı, özgüllüğü, negatif ve pozitif öngörü değerleri sırasıyla %95.1, %83.3, %76.9 ve %96.7 bulundu. Değerlendirilen 1065 segmentin 141’inde koroner anjiyografi ile önemli darlık gösterildi. Bu segmentlerin 116’sında ÇKBT koroner anjiyografi ile uyumluydu; 24 segmentte ise ÇKBT ile yanlışlıkla önemli darlık değerlendirilmesi yapıldı. Segment temelli değerlendirmede ÇKBT’nin duyarlığı, özgüllüğü, negatif ve pozitif öngörü değerleri sırasıyla %82.3, %97.4, %97.3 ve %82.9 bulundu. Stentli ve greftli hastalarda ÇKBT koroner anjiyografi ile tam uyum gösterdi.
Sonuç: Bulgularımız, ÇKBT’nin seçilmemiş koroner arter hastalarında önemli koroner darlığı saptamada yüksek doğruluğa sahip olduğunu ve invaziv olmayan bir yöntem olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

4. 
Akut miyokart enfarktüsü nedeniyle primer anjiyoplasti uygulanan hastalarda gastrointestinal kanama sıklığı, risk faktörleri ve prognoz
Gastrointestinal bleeding in patients undergoing primary angioplasty for acute myocardial infarction: incidence, risk factors and prognosis
Mehmet Ergelen, Hüseyin Uyarel, Özer Soylu, Erkan Ayhan, Gökhan Çiçek, Şükrü Akyüz, Aydın Yıldırım, Zekeriya Nurkalem, Tuna Tezel
PMID: 20473011  Sayfalar 101 - 106
Amaç: Bu çalışmada, ST yükselmeli miyokart enfarktüsü (STYME) nedeniyle primer perkütan koroner girişim (PKG) uygulanan hastalarda gastrointestinal kanama (GİK) sıklığı, risk faktörleri ve prognozu araştırıldı.
Çalışma planı: Çalışmaya STYME nedeniyle primer PKG uygulanan ardışık 2541 hasta (2111 erkek, 430 kadın; ort. yaş 56.5±11.8) alındı. Klinik, anjiyografik veriler ve hastane içi sonuçlar geriye dönük olarak toplandı. Gastrointestinal kanama, antitrombotik ya da antikoagülan tedaviyi kesecek ve eritrosit infüzyonu gerektirebilecek kadar belirgin olan alt ya da üst GİK veya kara dışkı varlığı olarak tanımlandı.
Bulgular: Primer PKG sonrası 27 hastada (%1.1) GİK gelişti. Gastrointestinal kanama görülmeyenlerle (n=2514) kıyaslandığında, GİK gelişenler hastalar daha yaşlıydı (65.9±13.5 ve 56.4±11.8; p<0.001); bu grupta kadın hasta oranı (p=0.016), böbrek fonksiyon bozukluğu (p<0.001) ve başvuru sırasında anemi (p<0.001) oranları daha yüksek; başarılı işlem oranı daha düşüktü (%77.9 ve %91.5; p=0.02). Gastrointestinal kanama gelişen hastalarda hastane içi mortalite yaklaşık altı kat daha yüksek (%18.5 ve %2.9; p=0.001), yatış süresi daha uzun (13.1±6.8 gün ve 7.0±3.7 gün, p=0.02), inotropik ajan ihtiyacı daha fazla (%37 ve %6.7; p<0.001) bulundu. Çokdeğişkenli analizde inotropik ajan kullanımı (OO 4.17, %95 GA 1.7-10.4; p=0.002), >70 yaş (OO 3.33, %95 GA 1.4-8.0; p=0.007) ve glomerüler filtrasyon hızının <60 ml/dk/1.73 m2 olması (OO 2.96, %95 GA 1.2-7.4; p=0.02) primer PKG sonrası GİK gelişimi için bağımsız belirleyiciler olarak bulundu.
Sonuç: Primer PKG ile tedavi edilen STYME’li hastalarda GİK gelişimi nadir bir komplikasyon değildir. Bu hastalarda hastane içi mortalite daha yüksek, hastanede kalış süresi daha uzundur. İleri yaş, böbrek fonksiyonlarında azalma ve inotropik ajan kullanımı bu komplikasyonun bağımsız belirleyicileri olarak bulunmuştur.

5. 
Güneydoğu Anadolu Bölgesi`nde üçüncü basamak bir hastanede enfektif endokarditin epidemiyolojik, klinik ve mikrobiyolojik özellikleri
Epidemiological, clinical and microbiological profile of infective endocarditis in a tertiary hospital in the South-East Anatolia Region
Murat Sucu, Vedat Davutoğlu, Orhan Özer, Mehmet Aksoy
PMID: 20473012  Sayfalar 107 - 111
Amaç: Üçüncü basamak üniversite hastanemizde enfektif endokarditin (EE) epidemiyolojik, klinik ve mikrobiyolojik özelliklerinin belirlenmesi amaçlandı.
Çalışma planı: Çalışmada, 2004-2007 yılları arasında, modifiye Duke ölçütlerine göre kesin EE tanısı konan 72 hasta (31 kadın, 41 erkek; ort. yaş 45±16; dağılım 18-80) incelendi. Hastaların, yaş, cinsiyet, altta yatan kalp hastalığı, bakteremiye zemin hazırlayan etkenler, ekokardiyografik ve mikrobiyolojik bulgular, tedavi, komplikasyon ve mortalite ile ilgili bilgileri değerlendirildi.
Bulgular: Enfektif endokardit 47 hastada (%65.3) doğal kapakta, 21 hastada (%29.2) mekanik protez kapakta, iki hastada (%2.8) kalp pili üzerinde saptandı. İki hastada (%2.8) enfeksiyonun yeri belirlenemedi. Romatizmal kalp hastalığı (%36.1) en yaygın kapak patolojisiydi. Hem doğal kapaklarda (%43.1) hem de prostatik kapaklarda (%13.9) en sık etkilenen kapak mitral kapak idi. En yaygın semptom ateş (n=60, %83.3) idi. Yirmi dört hastanın (%33.3) elektrokardiyografisinde anormal bulguya rastlandı. Transtorasik ve/veya transözofageal ekokardiyografide 63 olguda (%87.5) vejetasyon, 41 olguda (%56.9) orta-ciddi derecede mitral yetersizliği, 21 olguda (%29.2) aort yetersizliği, 29 olguda (%40.3) triküspit yetersizliği saptandı. Kültürlerde etken mikroorganizma olarak en sık stafilokok (%26.4) ve streptokok (%22.2) üredi; 26 olgunun kültürlerinde (%36.1) üreme olmadı. Yirmi hastaya (%27.8) cerrahi tedavi uygulandı. Ana komplikasyon olarak en sık konjestif kalp yetersizliği (n=23, %31.9) ve serebrovasküler olay (n=10, %13.9) görüldü. Hastane içi ölüm 11 olguda (%15.3) meydana geldi.
Sonuç: Bulgularımız Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde üçüncü basamak bir hastanede EE’nin epidemiyolojik, klinik ve mikrobiyolojik özelliklerini yansıtmaktadır.

OLGU BILDIRISI
6. 
Sol ön inen arterden çıkan sinüs nod arteri ile sağ koroner arter agenezisi birlikteliği
Coexistence of anomalous sinus node artery originating from the left anterior descending artery and agenesis of the right coronary artery
Arda Şanlı Ökmen, Ertan Ökmen
PMID: 20473013  Sayfalar 112 - 114
Sinüs nod arteri, sağ koroner arter proksimal segmenti, sol sirkumfleks arter veya her ikisinden çıkabilir. Bu yazıda, egzersizle ortaya çıkan, epigastrik bölgede yerleşen ve istirahatle birkaç dakikada geçen göğüs ağrısı yakınmasıyla başvuran 55 yaşında bir erkek hasta sunuldu. Yapılan koroner anjiyografide sinüs nod arterinin sol ön inen arterden çıktığı ve bu duruma sağ koroner arter agenezisinin eşlik ettiği görüldü. Bilgilerimize göre, sunulan olgu bu iki nadir koroner anomalinin bir arada bildirildiği ilk olgudur.

7. 
Santral venöz kateterizasyon sırasında kılavuz telin triküspit kapakta sıkışmasına bağlı triküspit kapak disfonksiyonu
Tricuspid valve dysfunction associated with entrapment of the guide wire in the tricuspid valve during central venous catheterization
Fatih Koc, Orhan Dogdu, Bahadir Sarli, Mehmet Gungor Kaya
PMID: 20473014  Sayfalar 115 - 117
Hemodinamik monitörizasyon için sıkça kullanılan santral venöz kateterizasyonun ciddi komplikasyon riskleri vardır. Santral venöz kateterizasyona bağlı triküspit kapak disfonksiyonu oldukça nadirdir. Yirmi iki yaşında kadın hastaya akut böbrek yetersizliği tanısıyla hemodiyaliz planlandı. Hemodiyaliz kateterini yerleştirme işlemi tamamlandıktan sonra, kılavuz tel çıkarılamadı. Radyografide telin hangi yapıya kadar uzandığı net olarak belirlenemedi. Transtorasik ekokardiyografide, kılavuz telin hareketiyle triküspit kapağın hareket ettiği görüldü. Renkli Doppler ile hafif-orta şiddette triküspit yetersizliği saptandı. Hastaya sağ anterolateral torakotomi yoluyla sağ atriyotomi yapıldı ve triküspit kapağı geçip kordalar arasına sıkışan kılavuz tel çıkarıldı. Ameliyat sonrası yapılan transtorasik ekokardiyografide hastadaki triküspit yetersizliğinin tamamen kaybolduğu görüldü.

8. 
Akut tip A aort diseksiyonunda diyastolde sol ventrikül içine sarkan intimal flep
Acute type A aortic dissection with diastolic prolapse of intimal flap into the left ventricle
Özgül Uçar, Alper Canbay, Bora Demirçelik, Sinan Aydoğdu
PMID: 20473015  Sayfalar 118 - 120
Kırk beş yaşında erkek hasta acil servise ani başlayan, şiddetli göğüs ağrısı ile başvurdu. Fizik muayenede, sol sternal kenarda 2-3/6 dereceli, gürültülü, dekreşendo tarzında diyastolik üfürüm duyuldu. Elektrokardiyogramı normal bulunan hastada miyokart iskemisini düşündüren belirti yoktu. Transtorasik ekokardiyografide akut tip A aort diseksiyonu saptandı; intimal diseksiyon flebinin diyastolde aort kapağı içinden sol ventrikül çıkış yoluna sarktığı izlendi. Renkli Doppler incelemede 3. derece ciddi aort yetersizliği görüldü. Aort kapağı normal kalınlıkta ve üç yaprakçıklıydı. Aort çapı Valsalva sinüsünde 50 mm, sinotübüler bileşke sonrasında 66 mm ölçüldü. Sol ve sağ ventriküllerin boyutları ve fonksiyonu normal bulundu. Dinamik göğüs ve batın bilgisayarlı tomografi incelemelerinde, diseksiyon flebinin çıkan aorttan ana iliyak arterlerin proksimal segmentlerine kadar uzanım gösterdiği görüldü. Hastanın çıkan aortu, aort kapağı korunarak başarılı bir ameliyatla değiştirildi.

9. 
Tipik angina pektorise neden olan tek koroner arter anomalisi: Olgu sunumu
Anomalous single coronary artery presenting as typical angina pectoris: a case report
Durmuş Yıldıray Şahin, Abdi Bozkurt
PMID: 20473016  Sayfalar 121 - 124
Tek koroner arter, aort kökünden tek koroner ostiyum aracılığıyla çıkan ve ikinci bir ostiyumun gözlenmediği izole koroner arter olarak tanımlanır. Tek koroner arter bütün kalbin kan akımının sağlanmasından sorumludur. Bu yazıda tipik göğüs ağrısı nedeniyle koroner anjiyografi yapılan ve tek koroner arter saptanan 53 yaşında kadın hasta sunuldu. Koroner anjiyografide tüm koroner sistemin sağ sinüs Valsalva’dan çıkan tek gövdeden kalp bölgesine yayılım gösterdiği saptandı. Çokkesitli bilgisayarlı tomografide, sol ön inen, sirkumfleks ve sağ koroner arterlerin sol ana gövde olmaksızın tek ostiyum aracılığı ile sağ sinüs Valsalva düzeyinde tek gövdeden köken aldıkları izlendi. Takiplerinde yoğun medikal tedaviye rağmen göğüs ağrısının devam etmesi nedeniyle hastaya cerrahi tedavi önerildi; ancak, hasta cerrahi tedaviyi kabul etmedi.

10. 
Ebstein anomalisi olan üç olguda aksesuvar yol taşikardisinin kateter ablasyonu
Catheter ablation of accessory pathway tachycardias in three patients with Ebstein's anomaly
Mehmet Tuğrul İnanç, Namık Kemal Eryol, Cemil Zencir
PMID: 20473017  Sayfalar 125 - 130
Ebstein anomalisi (EA) septal ve posteriyor triküspit kapakçıkların atriyalize olmuş sağ ventrikülün aşağısına doğru yerleşim göstermesidir. Doğuştan kalp anomalileri içinde aksesuvar ileti yolları ile en sık ilişki gösteren anomalidir. Ebstein anomalili hastaların %5-25’inde yüzey elektrokardiyografisinde preeksitasyon saptanabilmektedir.
Aksesuvar yol bulunan EA’lı hastalarda supraventriküler taşikardi tedavisinde radyofrekans ablasyon ilk seçenek olarak uygulanmaktadır. Ancak, anatomik triküspit halkanın olmaması ve sadece elektriksel olarak ayrılabilen bir atriyoventriküler sınırın bulunması, aksesuvar yol taşikardisi olan hastalarda elektrofizyolojik çalışmayı zorlaştıran bir durumdur. Bu yazıda, aksesuar yol taşikardisi için başarılı bir şekilde ablasyon uygulanan EA’lı üç hasta sunularak, tanısal elektrofizyolojik çalışma ve radyofrekans ablasyon tedavisi sırasında karşılaşılan güçlükler ele alındı.

11. 
Korumasız sol ana koroner arter akut tam tıkanıklığına bağlı gelişen akut ST yükselmeli miyokart enfarktüsünde acil revaskülarizasyon rejimleri: Beş olgu sunumu
Emergency revascularization procedures in patients with acute ST-elevation myocardial infarction due to acute total occlusion of unprotected left main coronary artery: a report of five cases
Nazif Aygül, Meryem Ülkü Aygül, Kurtuluş Özdemir, Bülent Behlül Altunkeser
PMID: 20473018  Sayfalar 131 - 134
Korumasız sol ana koroner arter lezyonlarının elektif tedavisinde perkütan koroner girişim (PKG) ile koroner arter baypas cerrahisinin (KABG) etkinliğini karşılaştıran çalışmalar bulunmakla birlikte, ölümcül sonuçları olan, korumasız sol ana koroner arter ani ve tam tıkanmasına bağlı akut ST yükselmeli miyokart enfarktüsünün tedavisinde hangi tedavi rejiminin uygulanacağına dair yeterli veri yoktur. Bu yazıda, akut ST yükselmeli miyokart enfarktüsü ile başvuran ve bunun korumasız sol ana koroner arter ani ve tam tıkanıklığına bağlı olduğu koroner anjiyografiyle gösterilen beş hasta (3 erkek, 2 kadın; ort. yaş 59; dağılım 53-67) sunuldu. Başvuru sırasında tüm hastalarda göğüs ağrısı vardı; dört hastada kardiyojenik şok gelişmişti. Zaman geçirmeden kateter laboratuvarına alınan tüm hastalara intraaortik balon pompası uygulandı ve koroner anjiyografi yapıldı. Üç hastaya PKG ile, balonla genişletme sonrasında düz metal stent takıldı ve TIMI III akım elde edildi. Başvuru sırasında atriyum fibrilasyonu olan bir hasta, PKG’den 14 gün sonra pompa yetersizliğinden kaybedildi. Tanısal koroner anjiyografi sonrasında KABG’ye karar verilen iki hasta ise yatış döneminde kaybedildi. Bunların biri cerrahi hazırlıkları sırasında, yatışın ilk iki saati içinde, diğeri ise ameliyat sonrası üçüncü günde öldü. Her iki hasta da başvuru sırasında kardiyojenik şoktaydı.

DERLEME
12. 
Kalp yetersizliği ve uyku apnesi
Heart failure and sleep apnea
Dursun Dursunoglu, Nese Dursunoglu
PMID: 20473019  Sayfalar 135 - 143
Kalp yetersizliğinin (KY) gelişimine ve/veya ilerleyişine katkıda bulunan önemli faktörlerden biri de bu hastalarda görülebilen uykuda solunum bozukluklarıdır. Bu bozukluklar, KY hastalarında sıklıkla ortaya çıkan ve tekrarlayan apne, hipopne ve hiperpne atakları, uyku bölünmesi, uyarılma (arousal), aralıklı hipoksemi, hiper- ve hipokapni ile intratorasik basınç değişiklikleri ile ilişkilidir. Tıkayıcı uyku apnesi (TUA), uyku sırasında üst havayolunun tekrarlayan tıkanmaları (apne ve hipopne) ve bu tıkanmış hava yoluna karşı artırılan solunum çabası ve sık sık uyku bölünmeleri ile karakterizedir. Kardiyovasküler bozukluklar, TUA’nın en ciddi komplikasyonlarıdır. Bunlar, akut miyokart enfarktüsü, kalp yetersizliği, sol/sağ ventrikül disfonksiyonu, aritmiler, inme, sistemik ve pulmoner hipertansiyonu içermektedir. Kalp yetersizliği olan hastalarda ayrıca Cheyne-Stokes solunumu ve santral apneler de gelişebilmektedir. Bu derlemede, KY hastalarında ortaya çıkabilen tıkayıcı ve santral apnelerin fizyopatolojileri ile tanı ve tedavi yöntemleri gözden geçirildi.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
13. 
Ostium sekundum tipi atriyal septal defekt ve kısmi pulmoner venöz dönüş anomalisi
Ostium secundum atrial septal defect with partial anomalous pulmonary venous return
Özgül Uçar, Hülya Çiçekçioğlu, Lale Paşaoğlu, Ferit Çiçekçioğlu
PMID: 20473020  Sayfa 144
Makale Özeti |Tam Metin PDF

14. 
Geçirilmiş enfektif endokardit komplikasyonu olarak aort kapağı delinmesi ve mitral kapak kord yırtığı
Aortic valve perforation and mitral valve chordal rupture as a complication of previous infective endocarditis
Taner Şen, Gökhan Keskin, Lale Dinç, Burcu Demirkan
PMID: 20473021  Sayfa 145
Makale Özeti |Tam Metin PDF

15. 
Kardiyak basıya neden olan pectus excavatum: ekokardiyografi ve bilgisayarlı tomografi görüntüleme bulguları
Cardiac compression associated with pectus excavatum: echocardiography and computed tomography imaging findings
İdris Ardıç, Mikail Yarlıoğlueş, Orhan Doğdu, Mehmet Güngör Kaya
PMID: 20473022  Sayfa 146

16. 
Açık kalp ameliyatı sonrası geç dönemde ortaya çıkan intraperikardiyal organize hematom ve kalp tamponadı: Manyetik rezonans görüntüleme
Cardiac tamponade caused by intrapericardial organized hematoma as a late complication of open heart surgery: magnetic resonance imaging
Alper Aydın, Mustafa Serdar Yılmazer, Tayfun Gürol, Bahadır Dağdeviren
PMID: 20473023  Sayfa 147

17. 
Mitral kapakta dejeneratif ve kalsifik kitle: Ekokardiyografi ve manyetik rezonans görüntüleme bulguları
Degenerative and calcific mass on the mitral valve: echocardiography and magnetic resonance imaging findings
İdris Ardıç, Mikail Yarlıoğlueş, Mahmut Akpek, İbrahim Özdoğru
PMID: 20473024  Sayfa 148

EDITÖRE MEKTUP
18. 
ST-Segment yükselmeli akut miyokart enfarktüslü hastalarda başvuru sırasındaki ortalama trombosit hacminin fibrinolitik tedavi sonrası TIMI kare sayısı üzerine etkisi
Letter to the Editor
Osman Can Yontar, Mehmet Birhan Yılmaz, Ümit Güray
PMID: 20473025  Sayfalar 149 - 150
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DIĞER YAZILAR
19. 
Uzman yanıtları
Answers of specialist
Okan Erdoğan, Mehmet Bülent Özin
Sayfalar 151 - 153
Makale Özeti |Tam Metin PDF

20. 
Kardiyoloji Yayınlarında Gündem ve Yorumlar
Comment on cardiology publications
Ertan Ural
Sayfa 154
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi