| 1. | YETİŞKİNLERİMİZDE ABDOMİNAL OBEZİTE ve OBEZİTE GÖSTERGELERİ: İNSÜLİN, GLUKOZ İNTOLERANS, İNFLAMASYONA ETKİLERİ Indices of Abdominal Obesity and Obesity in Turkish Adults: Influence on Altan ONAT, Köksal CEYHAN, Vedat SANSOY, Hüseyin UYAREL, Mehmet YAZICI, Bülent UZUNLAR, Yüksel DOĞAN, Sadık TOPRAK, Gülay HERGENÇSayfalar 65 - 73 TEKHARF çalışmasının eski ve geçen yıl yeni alman kolıommu oluşruran 2350 kişide (ona/ama yaş 52±12) bel çevresi. belka/ ça oranı (B/K) ve beden kitle indeksi (BKİ) cinsiyet ve yaş grupları kamıanlamasiyle lıem kesitsel olarak.lıem de sou 4 yı/daAi değiş imler değerlendirildi. KKH wmsı anauuıe:de angina varlığı ve 12-derivasyon/u istiralıat EKG'mın Mimıesota kod/mnasma dayam/orak kondıı. Yaş-swndardizasyonlu ortalama değerler 30 yaşını aşkın nüfusla erkekler için sırasıyla 90.7 cm ve 27.3 kglm2. kadmlarda 90.8 ile 29.1 kg!m2 bıılwıdu. Net değişimler bağlamında. ortalama BKİ sorı4 yılda lıer iki cinsiyette 1.3 kglm2 artarken. bel çevresi erkekle 2.7 cm azaldı. kadında 1.3 cm genişledi. Giderek artan beştebir dilimiere bölünen bel çevresinin üst ve alt dilimleri arasmda, erkek ve kadmda sırasıyla onalama apo B değerlerinde 22 mg/d/ ölçiisiinde . açlı k iusiilin konscmtrasyon/amıda 2 ila 2.4 kat. duyarlı C-reaktifprotein'de (CRP) 3.5 ila 2 /,a t farklar gözlem/endi . Üstelik. diyabet prevalansı da. alt diliuıe kıyasla üst dilimde erkekle 2 .2. kadında 4 .8 kat do/w sık tr. Arulan risk parametreleri e rkeklerde 96 crn 'lik bel geuişliğinde11 itibaren yiiksek bulrwdu (p |
| 2. | BİR TÜRK KOHORTUNDAKİ DİSLİPİDEMİK HASTALARDA 12 HAFTA SÜRELİ GÜNDE TEK DOZ 200 mg MİKRONİZE FENOFİBRAT İLE TEDAVİNİN ETKİNLİK VE GÜVENİLİRLİĞİ Efficacy and Tolerability of Micronised Fenofibrate, 200 mg, Single-dose Daily Treatment for 12 Weeks in a Turkish Cohort of Dyslipidemic Patients Lale TOKGÖZOĞLU, Hüsniye YÜKSELSayfalar 74 - 81 Mikranize fenofibratm Türk toplumunda etkinlik ve güvenilirliğini araşt mn ak amactyla planlanan bu çalışma 1 O merkezde yapıltmşur. Açtk, kontrol grubu olmayan bir çalışmadır. Çalışmaya. yaşları 18-75 (54±10.5) arasında değişen , tip Ila (n =25). tip /Ib ( n=43) ve tip IV (n=4) dislipidemisi olan %53 'ii kadtn, toplam 98 gönüllü hasta seçilmiş, bwrların 72 'si tedaviye aluumşttr. Dislipidemisi laboratuvar sonuçları ile kanttianan bireylere standardize edilmiş bir diyetle en az dört hafta/tk bir ilaçtan anmtta dönemini takiben, 12 hafta süreyle günde tek doz 200 mg nrikrollizefenofibrat verilmiş. çalışmayı protako/e uygwr ta!ltalttlaycuı 72 hastada, etkinlik ve güvenilirlik parametreleri tedavi başlangıcında. 4, 6 ve 12. haftada değerlendirilm işrir. Oniki haftalik tedavi süresi sonunda, tip lfa dislipidemisi olanlarda başlangıç değerine göre total kolesterol (TK) düzeyinde % 18.5. düşük dansiteli lipoprorein kolesterol (LDL-K) düzeyinde %27.4 ve rrigliserid düzeyinde (TC) %32.6 ( medyan değerine göre %49.6) !tk düşüş , yüksek dansiteli lipoprotein kolesrerol (HDL-K) düzeyinde ise %19.7'/ik bir amş saptanmtş: lipid değerlerindeki değişim ierinhepsi istatistiksel olarak mılanrlt btılwrlllltŞtllr (p< 0 .001 ). Tip /Ib dislipidemisi olanlarda da lipid düzeylerindeki değişim; TK'de %/3.5 azalma. LDL-K'de %6.6 azalma. TC'de %50.8 (medyan değere göre %60.9) azalma ve HDL-K'de %24 .7 artma şeklinde olmuş. LDL-K dtşmda tiim değişimler istatistiksel açtdmı anlamlt bulwrlllllŞtw· (p |
| 3. | PRİMER PULMONER HİPERTANSİYONDA KISA SÜRELİ ORAL SİLDENAFİL TEDAVİSİNİN ETKİNLİĞİ Effect of Short-Term Oral Sildenafil Treatment in Primary Pulmonary Hypertension Telat KELEŞ, Sinan AYDOĞDU, Kadir POLAT, Tahir DURMAZ, Deniz ŞAHİN, Alper CANBAY, Erdem DİKER, Koray GÜRSELSayfalar 82 - 87 Primer pulmoner hipertansiyon lıalen etkin bir medikaltedavisi bulwunayan. oldukça kötii prognoz/u bir lıaslaltkllr. Selek/if bir f osfodies leraz-5 enzimi inlıibitörii olan sildenafil. vazodilalalör elki/i si k/ik guanozin monofosfat dii~eylerini artt ra rak pulmoner vazoc/ila/asyon yapmakladtr. Primer pulmoner lıiperlansiyon/u !ıas/a/arda yüksek doz oral sildenafilledavisinin hemodinamik parameireler ii zerine elkisini ve giivenliğini araşttrmak amacıyla , 8 hastaya J gün süresince 200 mglgiin (4 x 50 mg) dozunda sildenafil tedavisi verildi. Hasralara !edavi öncesi ve son sildenafil dozundan sonraki / .saatte sağ-so/ kalp kalelerizasyomı yaptldt . Oral sildenafi/ tedavisi sislemik arteriyel kan basıncında anlamlı bir değişikliğe yol açmakst z uı (90±9mmHg. 88±7 mmHg. p=0./25) ortalama pulmoner arter basmctnda anlamlı bir azalma sağlamış/tr (60±11 mmHg. 54±14 mmHg. p=0.008). Has/alannhiç birinde tedaviyi kesmeyi gereklirecek şidde ue yan etki izlenmemiştir. Hastalar bireysel olarak değerlendirildiğinde. sekiz hastanut sadece 2 tanesinde ortalama pulmoner ar/er basuıctndaki azalma ora twıtn %20'nin iizerinde, 2 tanesinde %5 ile %10 aras u ıda . 4 tanesinde de %5 ve altında olduğu görüldii. Sonuç olarak sildenafil primer pulmoner hipertansiyonda pulmoner vasküler yatak üzerinde seleklijvazodilatalör etki göstererek arialama pulmoner arter basıncını düşürmektedir. Fakat bu olunı/u etki bazı hastalarda belirgin iken bazı hastalarda ise silik olmakladtır. |
| 4. | ARİTMOJENİK SAĞ VENTRİKÜLER DİSPLAZİLİ İKİ AİLEDE KLİNİK VE GENETİK BULGULAR Clinical Findings of two Families with Arrhythmogenic Right Ventricular Dysplasia Bernd WOLLNİK, Tijen DİRİ, Oya UYGUNER, Ercan KARAARSLAN, Asadollah GHANBARİ, Kamil ADALET, Türkan ERTUĞRUL, Memnune YÜKSEL APAK, Aygün DİNDARSayfalar 88 - 95 AriTmojenik sağ venTrikiiler displazisi (ARVD) aifevi ilerleyici bir kalp kası hasTalığıdır. Sağ vemrikiilmiyokardınm yağ dokusu inftiTrasyonu ile karakterize olup, yaşamı tehdit eden kareliyak aritmilere neden olur ve genç erişkinlerde en önemli ani öliim neden ferilldell biridir. Hastalığm familyal katıtum iyi bilinmektedir. Geliellikle aifevi otozoınal dominant ı •eya sporadi k geçiş göstermekTedir. Fakat, Naxos hasralığı olarak adlalldmlan. palmoplallfar kerarodenna ve yiiniimsü saçm birlikte gö~lendiği. oTozomal resesif sendromikjonnu da tammlanmıştır. Biz bu çalışmada. ilk ke::. non-sendromik ARVD 'nin otoz.omal res es if geçiş gösterdiği saptanan iki aile tammladık . Rize ilinden gelmekTe olanher iki aifeliili Tüm bireyleri klinik olarak ınıwyene edildikteli sonra. 12 derivasyonlu elektrokardiyografi (EKC). 24 saatlik Holter monitorizasyomı ve ekokardiyografik illeelemeden geçirildi. Etkitelimiş aile bireylerine kareliyak magnetik rezona m göriintiileme (MR!) yöntemi uygulandı. ARVD taliısıuluslararası dii~eyde kabul edilen kriteriere göre kondıı. Ön moleküler analizde. kromozomda ARVD için bilineli fokuslar ( 1 .. 2 .. 10 .. 14. ve 17. kromozomda) tarandı ve dışlan dı. Bu sonuçlar. ARVD nin genetik yönelen heterojen bir hastaltk olduğunu destekler ni1elikle bulwıdu . Bundan sonraki aşamada. etkitelimiş aile bireylerinili klinik takipleri devam edecek ve bu siireçle ARVD 'nin resesif formunun prognozu ile ilgili daha derili bilgiler elde edinilebilecektir. |
| 5. | MİTRAL KAPAK PROLAPSUSUNA BAĞLI MİTRAL YETERSİZLİĞİ CİDDİYETİNİ DEĞERLENDİRMEDE DOPPLER EKOKARDİYOGRAFİ YÖNTEMLERİNİN GÜVENİLİRLİĞİ The Reliability of Doppler Echocardiographic Methods in Assessing the Severity of Mitral Regurgitation due to Mitral Valve Prolapse Şevket GÖRGÜLÜ, Mehmet EREN, Tuğrul NORGAZ, Aydın YILDIRIM, Seden ÇELİK, Nevzat USLU, Ahmet Taha ALPER, Bahadır DAĞDEVİREN, Hikmet TEZEL, Tuna TEZELSayfalar 96 - 104 Amaç: MVP li hastalarda mitral yetersizliği (MY) karakterifarklı olup ciddiyetinin en doğru bir şekilde saptanması gerekmektedir. ilk kez yapılan bu çalışmamızda, mitral yetersizlik takibinde kullanılan ekokardiyografik metotları MVP li hasta grubıma uygulayarak bu metotların güvenilirliğini saptamayı amaçladık. M aletyel ve Metotlar: Çalışmaya MVP teşhisi konan en az orta derecede mitral kaçağı bulunan 47 hasta dahil edildi. Referans metot olarak aort ve mitral akımlarıncı dayalı kantitatif Doppler metodu alındı. Ciddi mitral yetersizliği regiiljitanfraksiyon 50 olarak tanımlandı. Yetersizliği değerlendirmede Doppler ekokardiyografi parametreleri olarak yetersizlik jet alanının sol atriyum alanına oranı (JA/SAA), yaklaşan akım bölgesi (PJSA.) metoduyla hesaplanan efektifregürjitan orifis alanı (EROAPİSA) ve regürjitan volüm (RV-PİSA), mitral yetersizlik akımının en dar kısmı vena kontrakla genişliği(VKG), mitral E hızı ve sistolik pulmoner venöz ters akım (SPVTA) varlığı araştırıldı. Bulgular: Ciddi mitral yetersizliği varlığı (n=28) ile EROA-PISA (r=0.85, p |
| OLGU SUNUMU | |
| 6. | BEŞ YIL PROSTASİKLİN İNFÜZYONU ALAN PRİMER PULMONER HİPERTANSİYONLU HASTANIN KLİNİK İZLEMİ VE PRİMER PULMONER HİPERTANSİYON TEDAVİSİNDE GELİŞMELER Clinical Progress of a Patient Treated with Prostacyclin Infusion for 5 Years and Developments in the Treament of Primary Pulmonary Hypertension Harun KILIÇ, Lale TOKGÖZOĞLUSayfalar 105 - 112 Yirmisekiz yaşındaki erkek hasta 1995 yılında 21 yaşında iken !temoptizi ve nefes darlığı ş i kayeti ile başvurdu. Ptt llltOi ter hipertansiyon tm u sı konulan hastada diğer sebepler dışlmıdıktmı sonra primer pulmoner !tiperraus iyou ( PPH) olduğuna karar verildi. Ailesinde de primer pulmoner hipertansiyon öykiisü olan hasta 2 yıl süreyle kalsiyum kanal blokeri ve varfariu tedavisi aldı. Hastam u yakmmalannda artış olmasınedeni ile intravenöz prostasiklin tedavisine geçildi. Bu tedavi ile yakutmalarında dii:elme ve beklenen yaşam süresinde artma sağlauan hastada iutravenöz prostasiklin infiizyonwı pek çok yan etkisi ve komplikasyonu da ortaya çıktı. Beş yıl prostasiklin infiizyomı aldıktan sonra . yakmmaları tekrar başladı. Hastanlll tedavisine endotelili reseptor antagonisti (bosentan)ve lveyafosfodiesteraz inlıibitöriiniin (sildenafil) eklenmesille karar verildi. Bu olguyu uzun süre intravenöz epoprostenol tedavisi tecrübelerimizi paylaşmak için sunuyoruz. Ayrıca primer pulmoner !tipertmısiyonwı modem tedavisini özetliyoruz. |
| 7. | SAĞ KORONER ARTERİN SOL ÖN İNEN KORONER ARTERDEN ÇIKTIĞI NADİR BİR KORONER ARTER ANOMALİSİ A Very Rare Coronary Abnormality; Right Coronary Artery Originated From Left Anterior Descending Coronary Artery Ömer KOZAN, Taha OKANSayfalar 113 - 116 Koroner arter çıkış anomalilerine koroner anjiografi serilerinde %0.5-% 1,5 oranında rastlamr. Tüccar E. ve Elitan A. erişkin Tiirk popttlcısyommda 5000 vaka/tk serilerinde 25 (0.5%) koroner arter anamalisine rastlanuşlardır. Bu olgu sttnwmmda sağ koroner arterin sol ön inen koroner arterden köken aldığt oldukça nadir bir koroner arter anamalisi swwlmttştur. Mevcw görüşe göre koroner arter çtktş ve seyir ano111alilerinde , u kayıcı koroner a rterhasta/tkları sık!tğı nor111al koroner arter olguları ile farklılık göster111ez.. Koroner arter anamalisi saptanan olguların yalmz.ca %10.1 'inde eş lik eden bir diğer konjenital kalp hastalığı saptanmıştır. Koroner arter anomalileri gençlerde lıipertrofik kardiyomiyopatinin ardmdan ikinci sıklıktaki ani kardiyak ölüm sebebi olması nedeni ile büyük önem taşımaktadır. |
| 8. | İKİ ODACIKLI KALP PİLİ BULUNAN BİR OLGUDA ''REEL SENDROMU'' ve PULZATİL KARACİĞER Reel Syndrome and Pulsatile Liver in a Patient with Two-chamber Pacemaker Ahmet VURAL, Ayşen AĞAÇDİKEN, Dilek URAL, Baki KOMSUOĞLUSayfalar 117 - 120 Twiddler sendromu, kalp pili jeneratörünün uzun ekseni boyunca rotasyana uğraması sonucu elektrodların koil yapması ile karakterize bir sendromdur. Twiddler sendromunun bir başka formu olan "Reel" sendromunda, kalp pili jeneratörü vertikal ekseni doğrultusunda dönmesi sonucu elektrodlar jeneratörün çevresine dolamııaktadır. Bu makalede, ani başlayan abdominal pulzasyon ile müracaat eden iki odacık il kalp pili bulıman bir hastada gelişen Reel sendromu tartışıldı. Hastada. kalp atışları ile senkronize abdanıinat pu/zasyon saptandı. Elektrokardiyogramda. efektif atriyal "pacing" ve QRS kompleksleri içerisinde pacing spaykları saptandı. Pil incelemesinde, atriyal kanalda etkili "pacing ", ventriküler kanalda sens k us uru ve etkisiz ''pacing" görüldü. Kalp pili AA! moduna getirildikten sonra hastanın şikayetleri hemen kayboldu. Teleröntgenogranıda, atriyal elektrod düz ve gergin. ventriküler elektrodun vena kava süperiorda olduğu, kalp pili jeneratörü çevresinde elektrodlam ıfaz/a koil yaptığı tespit edildi. Olgumuz, literatür bazında iki odacıklı kalp pili bulunan bir hastada görülen ilk "Reel" sendromudur. Kalp pili bulunan bir hastada gelişen abdominal pulzasyon durumlamıda ayırıcı tam açısından "Reel" sendromun da etyolojik bir faktör olabileceği düşünülmesi gerekir. |
| 9. | Becker Musküler Distrofisinde Tam Atrioventrikuler Blok: Olgu Sunumu COMPLETE ATRIOVENTRICULAR BLOCK IN BECKER MUSCULAR DYSTROPHY: A CASE REPORT Ramazan AKDEMİR, Cihangir UYAN, Necat İMİRZALİOĞLU, Mehmet YAZICISayfalar 121 - 123 Becker Mııskii/er Distrofi'de; dilare kardiyomiyopati, lıafif-orta derecede mitral yeters izliği, kardiyak ritim ve ileti bozuk luklannı içeren kardiyak rurulwn, has talığ ın seyri s ırasında en önde gelen problemlerdendir( / ,2). Ancak, Becker Muskuler Dis troji' ile ilişkili, ka lıcı kalp pili taktimasını gerektiren atriovelltriküler tam blok oldukça nadir bir kornplikasyondıır. Bu yazıda daha önceden Becker Muskuler Distrofi tanısıyla izlenmekte olan bir hastada saptanan dilale kardiyomiyopaıi ve atrioventriküler tam blok olgusu tartışılmaktadır. |
Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi
