ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 50 (6)
Cilt: 50  Sayı: 6 - Eylül 2022
EDITÖRYAL YORUM
1. 
How to Generate Unbiased Data in Molecular Genetic Studies in Patients with Early Onset Coronary Artery Disease or Premature Myocardial Infarction?
Meral Kayıkçıoğlu, Aslı Tetik Vardarlı
PMID: 36068978  doi: 10.5543/tkda.2022.22586  Sayfalar 404 - 406
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
2. 
Erken Başlangıçlı Koroner Arter Hastalığında MiRNA Profili Farklı mı?
Does MicroRNA Profile Differ in Early Onset Coronary Artery Disease?
Nihan Kahya Eren, Emin Karaca, Fevziye Burcu Şirin, Fatih Levent, Cumhur Gündüz, Emre Özdemir, Cem Nazlı, Muhsin Özgür Çoğulu, Asim Oktay Ergene
PMID: 36068979  doi: 10.5543/tkda.2022.22408  Sayfalar 407 - 414
Amaç: MikroRNA’lar (MiRNA), koroner arter hastalığını (KAH) da içeren pek çok patolojik süreçte potansiyel biyobelirteçler olarak araştırılmaktadır. Bu çalışmada, erken başlangıçlı KAH öyküsü olan hastalarda, aterosklerozla ilişkili seçilmiş MiRNA’ların plasma düzeylerini, bu hasta grubuna yaş ve cinsiyet olarak eşleştirilmiş sağlıklı kontrol grubu ve geç başlangıçlı KAH’ı olan daha yaşlı hastalar ile karşılaştırmayı amaçladık.

Yöntemler: Çalışmaya erken başlangıçlı KAH’ı olan 30 hasta, bu hasta grubuna yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş 31 sağlıklı kontrol ve geç başlangıçlı KAH’ı olan 30 hasta dahil edildi. On üç MiRNA’nın (endotel hücre ilişkili miR-126, -92a/b; vasküler düz kas hücre ilişkili miR-145; enflamasyonla ilişkili miR-16, -21, -125b, -146a/b, -147b, -150, -155; lipo-metabolizma ile ilişkili miR-27b, -122, -370) dolaşımdaki düzeyleri real-time PCR yöntemi ile değerlendirildi.

Bulgular: Erken başlangıçlı KAH’ı olan hastalarda, yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş sağlıklı kontrol grubuna göre lipo-metabolizma ile ilişkili miR-27b, -122, enflamasyonla ilişkili miR-125b, miR-146a/b, miR-147b, miR-150, miR-155 ve vasküler düz kas hücre ilişkili miR-145’in plasma düzeyleri anlamlı olarak daha düşük, endotel hücre ilişkili miR-126’nın plasma düzeyi ise anlamlı olarak daha yüksekti. Erken başlangıçlı KAH’ı olan hastalarda, dolaşımdaki MiRNA profili geç başlangıçlı KAH’ı olan daha yaşlı hastalara göre de daha farklıydı. Erken başlangıçlı KAH’ı olan hastalarda, geç başlangıçlı KAH’ı olan daha yaşlı hastalara göre miR-21, miR-27b, miR-122, miR-125b, miR-146b, miR-147b ve miR-155’in plasma düzeyleri daha düşük, miR-16 and miR-92a’nın plasma düzeyleri ise daha yüksekti.

Sonuç: MikroRNA’lar erken başlangıçlı KAH için ümit vaat eden biyobelirteçlerdir.

3. 
Sodyum-Glukoz Kotransporter-2 İnhibitörlerinin Tip 2 Diyabetli Hastalarda Sempatik Aktivite İndeksi ve LF/HF Oranı ile Belirlenen Sempatik Sinir Sistemi Aktivitesi Üzerine Etkisi
Impact of Sodium-Glucose Cotransporter-2 Inhibitors on Sympathetic Nervous System Activity Detected by Sympathetic Activity Index and LF/HF Ratio in Patients with Type 2 Diabetes Mellitus
Akif Serhat Balcıoğlu, Enes Çelik, Ekrem Aksu, Ahmet Çağrı Aykan
PMID: 35976237  doi: 10.5543/tkda.2022.22403  Sayfalar 415 - 421
Amaç: Kardiyak otonom nöropati, tip 2 diyabet hastalarının önemli bir kısmını etkileyen ciddi bir mikrovasküler komplikasyondur. Parasempatik sinir sistemi aktivitesinin azalması sonucunda sempatik sinir sinir sistemi (SSS) baskın hale gelerek kardiyovasküler morbidite ve mortalite artışına yol açan çeşitli sorunlara neden olur. Sodyum-glukoz kotransporter-2 (SGLT2) inhibitörlerinin SSS aktivitesini azalttığı önceki çalışmalarda gösterilmiştir. Bu bulgu, kardiyak otonomik nöropatide bozulmuş olan sempatovagal dengenin düzeltilmesi için ümit vericidir. Bu çalışmanın amacı, tip 2 diyabetik hastalarda, en az 6 aylık SGLT2 inhibitörü tedavisinin SSS aktivitesi üzerine olan etkisini sempatik aktivite indeksi (SAI) ve kalp hızı değişkenliği parametreleri ile değerlendirmektir.

Yöntemler: En az 6 aydır bir SGLT2 inhibitörü (empagliflozin ya da dapagliflozin) kullanan 50 hasta ile oral antidiyabetik tedavilerinde bir SGLT2 inhibitörü bulunmayan 50 hastanın, 24-saatlik Holter-EKG kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Yaş, cinsiyet, hemoglobin A1c ve diyabet süreleri açısından benzer olan bu 2 grubun SAI ve kalp hızı değişkenliği parametreleri karşılaştırıldı.

Bulgular: Sempatovagal dengeyi yansıtan LF/HF oranı [1,44 (1,06/2,76)’e karşı 2,47 (1,42/3,68), P =,009] ve SAI [−1,495 (−2,165/−1,196)’e karşı −1,224 (−1,619/−0,863), P =,008], SGLT2 inhibitörü grubunda kontrol grubundan daha düşüktü. Ayrıca SAI’nin LF/HF oranı değerleri ile korele olduğu görüldü (r = 0,418, P <,001).

Sonuç: Bu çalışmada, tip 2 diyabet hastalarında en az 6 aylık SGLT2 inhibitörü tedavisinin daha düşük SAI ve LF/HF oranı değerleri ile sonuçlandığı görülmüştür. Bu bulgular daha düşük SSS aktivitesine işaret etmekte olup SGLT2 inhibitörlerinin sempatoinhibitör etkileri olduğunu desteklemektedir.

4. 
STEMI’da Metformin ve CI-AKI Riski: Propensity Skor Ağırlıklandırma Yöntemi Kullanılarak Değerlendirilmesi
Metformin and CI-AKI Risk in STEMI: Evaluation Using Propensity Score Weighting Method
Sedat Kalkan, Ali Karagöz, Süleyman Çağan Efe, Mustafa Azmi Sungur, Barış Şimşek, Mehmet Fatih Yılmaz, Ulaankhuu Batgerel, Fatih Yılmaz, Ibrahim Halil Tanboğa, Vecih Oduncu, Can Yücel Karabay, Cevat Kırma
PMID: 35983653  doi: 10.5543/tkda.2022.22430  Sayfalar 422 - 430
Giriş: Metformin kullanan diyabetik STEMI hastalarında kontrasta bağlı akut böbrek hasarı (CI-AKI) riskini azaltmak için metformin tedavisinin kesilmesi klinik pratikte sıklıkla kullanılan bir yaklaşımdır. Literatürde bu yaklaşımı destekleyecek yeterli kanıt yoktur. Bu çalışmanın amacı,
metformin kullanan diyabetik STEMI hastalarında metformin kullanmayanlara göre CI-AKI riskinin farklı olup olmadığını belirlemektir.

Yöntemler: Araştırmanın evrenini 2014-2019 yılları arasında bu çalışmaya dahil olan merkezlerimize STEMI tanısı ile başvuran ve pPCI uygulanan hastalar oluşturmuştur. Dahil edilme kriterlerini karşılayan 343 diabetik hasta, metformin alanlar ve almayanlar olarak iki gruba ayrılmıştır. CI-AKI geliştirip geliştirmediklerini belirlemek için hastaların başvurudaki kreatinin değerleri ile pik kreatinin değerleri karşılaştırıldı. İki grup, ‘inverse probability weighting’ yöntemiyle yürütülen koşullu lojistik regresyon analizi kullanılarak karşılaştırıldı.,

Bulgular: Ağırlıksız klasik çok değişkenli lojistik regresyon analizi, metformin kullanımının AKI ile ilişkili olmadığını ortaya koydu. Ağırlıklı koşullu çok değişkenli lojistik regresyon, AKI riskindeki artışın başlangıç kreatinin seviyeleriyle ilişkili olduğunu (OR: 1,49 [1,06-2,0 GA; %95]; P =,02)
ve CI-AKI riskindeki artışın metformin kullanımı ile ilişkili olmadığını gösterdi (OR: 0,92 [0,57-1,50, GA: %95; P =,74]).

Sonuç: pPCI yapılan diyabetik STEMI hastalarında CI-AKI riskinde metformin kullanan ve kullanmayanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.

5. 
Büyük Bir Kardiyoloji Yoğun Bakım Ünitesine Kabul Edilen Hastaların Özellikleri ve Cinsiyete Bağlı Farklılıkları: 55 000’den Fazla Hasta ile Tek Merkez Deneyimi
Characteristics and Gender-Related Differences of Patients Admitted to a Large Intensive Cardiac Care Unit: A Single-Center Experience with over 55 000 Patients
Şeyhmus Külahçıoğlu, Rezzan Deniz Acar, Servet İzci, Durmuş Demir, Sibel Doğan Kaya, Mustafa Emre Gürcü, Murat Gu&776;cu&776;n, Mehmet Kaan Kırali
PMCID: PMC3597623  doi: 10.5543/tkda.2022.22417  Sayfalar 431 - 437
Amaç: Dünya nüfusunun yaşlanmasına paralel olarak kalp hastalıklarının karmaşıklığı artmış ve özellikle kardiyoloji yoğun bakım ünitelerinde multidisipliner bakımın önemi daha da belirgin hale gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, büyük bir kardiyoloji yoğun bakım ünitesine yatırılan hastaların klinik özelliklerini ve cinsiyete bağlı farklılıklarını analiz etmektir.

Yöntemler: Bu tek merkezli, geriye dönük, kesitsel çalışma, Ocak 2016 ile Mart 2021 tarihleri arasında merkezimizin kardiyoloji yoğun bakım ünitesine yapılan tüm yatışları içermektedir. Tüm veriler veri toplama yazılımı kullanılarak elde edilmiş ve Türkiye’nin genel veri tabanı sistemi olan MEDULLA’ya aktarılmıştır.

Bulgular: Yaklaşık 5 yıllık bir süre boyunca toplam 55 737 hasta analiz edildi. Bu hastaların 39 395’i erkek ve 16 342’si (%29) kadındı. Erkek hastaların yaş ortalaması 59,71 ± 12 yıl, kadın hastaların yaş ortalaması 63,3 ± 14 yıldı (P <,001). Yoğun bakım ünitesine en sık yatırılma sebebi akut koroner sendrom olarak tespit edildi ve koroner anjiyografi yapılan hasta sayısı 12 878 tanesi erkek hasta olmak üzere toplam 17 478 (%31) olarak bulundu. Kardiyoloji yoğun bakım ünitesine yatırılan hastaların ikinci sıklıkta 5654 hasta ile aritmi hastaları olduğu gözlendi. Kardiyoloji yoğun bakım ünitesinde takip esnasında çoklu organ yetersizliği gelişme yüzdesi yaklaşık %18 olarak saptandı. Erkek hastalarda ölüm oranı %4 iken, kadın hastalarda ölüm oranı daha yüksekti (%7). En fazla ölüm sebebi akut koroner sendrom olarak karşımıza çıkarken, en yüksek ölüm sıklığı akut kalp yetersizliği hastalarında saptandı. Ölen hastalar arasında kadın bireylerin yaş ortalaması erkek hastalara göre daha yüksek ve hastanede yatış süreleri daha uzun olarak bulundu.

Sonuç: Yoğun bakım ünitemizde en fazla ölüm akut koroner sendrom ile başvuran erkek hastalarda olmasına rağmen, en yüksek ölüm oranı ileri kalp yetersizliği mevcut olan hastalarda saptanmıştır. Ayrıca yaşlı nüfus ve buna paralel multidisipliner tedavi gereken hasta sayısındaki artış sebebiyle, kardiyoloji yoğun bakım ünitesinde çoklu organ yetersizliği gelişimi en önemli ölüm nedenlerinden biri olarak görünmektedir. Kardiyoloji yoğun bakım ünitesinde yatan kadın hasta sayısı erkek bireylere göre daha düşük olmasına rağmen yaş ortalaması ve ölüm oranı erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur.

6. 
Türk Erişkin Kardiyologlar Arasında Bilimsel Yayın Yazarlığında Cinsiyet Farklılıklarına Pandeminin Etkisi
Impact of the Pandemic on Gender Differences in Scientific Publication Authorship Among Turkish Adult Cardiologists
Duygu Koçyiğit, Lale Tokgözoğlu, Meral Kayıkçıoğlu
PMID: 36068980  doi: 10.5543/tkda.2022.22322  Sayfalar 438 - 444
Amaç: Akademide toplumsal cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesine yönelik çaba sarf edil-mesine rağmen koronavirüs hastalığı 2019 pandemisinin ardından eşitsizliğin artmasından endişe edilmektedir. Bu çalışmada, PubMed’de taranmakta olan dergilerde kadın Türk erişkin kardiyolog yazar dağılımının pandemi öncesi ve sonrası dönemler arasında kıyaslanması amaçlanmıştır.

Yöntemler: Bu kesitsel çalışmada, PubMed üzerinde (https: //pu bmed. ncbi. nlm.n ih.go v/) “entrez date” ile “Turkey” ve “cardiology” anahtar kelimelerine dayalı bir gelişmiş arama gerçekleştirilerek veri tabanına Nisan-Eylül 2019 ve Nisan-Eylül 2020 tarihleri arasında giren makaleler saptandı. Çalışma örneklemi belirlendikten sonra, makalenin tipi ve yazar listesine ilişkin detaylar kaydedildi.

Bulgular: Taranan 1318 makaleden 708’i dahil edilme kriterlerini karşıladı. İlk yazarların 85’i (%12,0), kıdemli yazarların 67’si (%10,0) kadındı. Kadınların araştırma makalesi, editöryel, olgu sunumu/serisi ve uluslararası katılımlı makalelerde ilk yazar olma sıklığı daha düşüktü (sırasıyla %9,5, P =,012; %33,3, P =,045; %18,3, P =,033; %4,8, P =,032). Araştırma makalelerinde ilk ve ilgili yazar konumunda kadınların yer alma sıklığının pandeminin ortaya çıkışı sonrası daha fazla olduğu görüldü (sırasıyla %73,2, P =,032; %76,5, P =,019); ancak diğer makale tiplerinde bu bakımdan herhangi bir farklılık izlenmedi (tüm P >,05).

Sonuç: Bu bulgular Türk erişkin kardiyologlar tarafından yayımlanmış bilimsel makalelerde yazarlıkta anlamlı cinsiyet farklılıkları olduğunu düşündürmektedir. Gelecekte yapılacak çalışmalarda, durumun daha geniş zaman aralığında incelenmesi ve bilimsel çıktının uzun vadede daha kapsamlı değerlendirilmesi göz önünde bulundurulabilir.

7. 
Kalp Yetersizliği Nedeniyle İlk Hastaneye Yatış Sonrası İşe Dönüş ve İlişkili Faktörler
Return to Work and Associated Factors After the First Hospitalization for Heart Failure
Mahin Hosseininejad, Hedieh Bikdeli, Shokoufeh Hajsadeghi, Saber Mohammadi
PMID: 36068981  doi: 10.5543/tkda.2022.22345  Sayfalar 445 - 451
Amaç: Kalp yetersizliği dünya çapında bir halk sağlığı sorunudur. İstihdam, kronik hastalığı olan hastalar için kişisel, sosyal ve ekonomik açılardan hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, çalışan hastalarda kalp yetersizliği nedeniyle ilk yatıştan sonra işe dönüş ve ilişkili faktörleri araştırmaktır.

Yöntemler: Bu retrospektif kohort çalışmaya, 2017-2020 yılları arasında ilk kez kalp yetersizliği nedeniyle yatışı olan ve yatıştan önce çalışan hastalar dahil edildi. İşe dönen ve dönmeyen katılımcılarda demografik, mesleki ve hastalıkla ilgili değişkenler karşılaştırıldı. Daha sonra işe dönen katılımcılarda değişkenler ile izinli gün sayısı arasındaki ilişki incelendi.

Bulgular: 204 katılımcının verileri analiz edildi. Katılımcıların yaklaşık %90’ı 1 yıl sonra işe döndü. İşe dönmeme ile ileri yaş, kadın cinsiyet, yüksek New York Heart Association sınıflaması, ejeksiyon fraksiyonu ≤%40 ve kronik böbrek hastalığı öyküsü arasında anlamlı bir ilişki vardı. İşe dönen katılımcılar arasında gelir düzeyi, işten ayrılma nedeni, işveren desteği ve rehabilitasyon seans sayısı ile izinli gün sayısı arasında anlamlı bir ilişki bulundu.

Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları cinsiyet, yaş, ejeksiyon fraksiyon düzeyi, kronik böbrek hastalığı öyküsü ve New York Heart Association sınıfının ilk kalp yetersizliği yatışı sonrası işe dönüşte en etkili faktörler olduğunu göstermiştir. Ayrıca gelir düzeyi, işten ayrılma nedeni, işveren desteği ve rehabilitasyon seanslarının sayısı, izinli gün sayısını etkileyen en önemli faktörlerdi.

8. 
Brugada Sendromu: 30 Yıllık Bilimsel Macera
Brugada Syndrome: 30 Years of Scientific Adventure
Pedro Brugada
PMID: 36068982  doi: 10.5543/tkda.2022.22444  Sayfalar 452 - 458
Otuz yıl önce, şimdi Brugada sendromu olarak bilinen yeni bir klinik-elektrokardiyografik sendrom tanımlandı. Bu sendromun tipik özelliği, sağ prekordiyal derivasyonlarda ST yükselmesi olan EKG’dir. Hastalığın klinik görünümü oldukça değişkendir: Hastalar tamamen asemptomatik kalabilir, ancak aynı zamanda senkop, atriyal fibrilasyon, hasta sinüs sendromu, iletim bozuklukları, asistol ve ventriküler fibrilasyon atakları da geliştirebilirler. Hastalığa, kalp hücrelerinin aksiyon potansiyelinden sorumlu genlerdeki mutasyonlar neden olur. En sık dahil olan gen, kardiyak sodyum kanalının yapısını ve işlevini kontrol eden SCN5A’dır. Bu yeni sendromun tanımlanma-sının tıbbın tüm alanlarında çok olumlu etkileri olmuştur.

OLGU BILDIRISI
9. 
Eisenmenger Sendromlu Bir Hastada Hemoptizi Tedavisinde Nitrik Oksit ile Stabilizasyon Sonrası Başarılı Bronşiyal Arter Embolizasyonu
Successful Bronchial Artery Embolization after Stabilization with Nitric Oxide for the Treatment of Haemoptysis in a Patient with Eisenmenger Syndrome
Zeynep Ulutaş, Hu&776;seyin Emre Kuloğlu, Ramazan Kutlu, Necip Ermiş
PMID: 35983652  doi: 10.5543/tkda.2022.21304  Sayfalar 459 - 462
Çeşitli kronik akciğer hastalıklarına, bazı sistemik hastalıklara, enfeksiyonlara, yapısal kalp hastalıklarına veya sendromlara eşlik eden hemoptizi, masif olduğunda oldukça ölümcül olan bir klinik durumdur. Hemoptizi, Eisenmenger sendromunun sık görülen bir komplikasyonudur. Yaşla birlikte sıklığı artar. Eisenmenger sendromlu hastalarda önemli bir mortalite nedenidir. Sistemik-pulmoner kollateral arterlerin embolizasyonu, Eisenmenger sendromlu uygun hastalarda hemoptizi tedavisinde etkili bir yöntemdir. Bu olgu sunumunda, geniş patent duktus arteriyozusa bağlı gelişen ve ikili pulmoner arteriyel hipertansiyona spesifik tedavi alan, Eisenmenger sendromlu bir hastada, hemoptizi gelişmesinden sonra, ilk olarak inhale nitrik oksit tedavisi ile medikal stabilizasyon sağlandıktan sonra komplikasyonsuz şekilde bronşiyal arter embolizasyonu ile tedavi ettiğimiz olgu sunulmaktadır.

10. 
Tüm Vücut Kas Uyarımı Sonrası Gelişen Akut Koroner Sendrom Vakası
Acute Coronary Syndrome After Whole-Body Electrical Myostimulation
Suleyman Kalayci, Ahmet Avcı, Belma Kalaycı, Selda Sarıkaya
PMID: 36068983  doi: 10.5543/tkda.2022.21302  Sayfalar 463 - 465
Tüm vücut elektriksel kas uyarımı alternatif bir egzersiz eğitim yöntemidir. Bu egzersiz programının hemodinamik ve koroner dolaşıma etkileri yakın zamanda araştırılmaya başlanmıştır. Ancak elektriksel kas uyarımı ile ilişkili akut koroner sendrom vakası daha önce bildirilmemiştir. Biz bu vaka sunumunda kilo kontrolü için bir spor merkezinde tüm vücut elektriksel kas uyarımı yapılan ve ikinci seansta başlayan göğüs ağrısı ile acile giden bir hastayı tartıştık. Elektrokardiyogramda inferiyor derivasyonlarda iskemik değişiklikler mevcuttu. Troponin T seviyesi yüksek saptanan hastaya ST segment yükselmesiz miyokart enfarktüsü tanısıyla koroner anjiyografi yapıldı. Koroner anjiyografide sağ koroner arterde nitrogliserin ile gerileyen ciddi vazospazm izlendi. Hasta medikal tedavi ile olaysız taburcu edildi. Bu vaka takdimi tüm vücut elektriksel kas uyarımı ilişkili literatürdeki ilk akut koroner sendrom hastasıdır.

11. 
COVID-19 Pnömonisi ile İlişkili Nadir bir Çoklu Tromboz Vakası
A Rare Case of Multiple Thrombosis Associated with COVID-19 Pneumonia
İbrahim Yıldız, Şerif Hamideyin, Zeynel Duman, Fahrettin Güngördü, Mehmet Korkmaz
PMID: 36068984  doi: 10.5543/tkda.2022.22379  Sayfalar 466 - 469
Koronavirus hastalığı 2019 (COVID-19), şiddetli akut solunum sendromu koronavirüs 2 (SARS-CoV-2) virüsünün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hipoksik solunum yetmezliği, çoklu organ disfonksiyonu, septik şok, tromboz ve tromboembolik komplikasyonlar SARS-CoV-2 enfeksiyonu ile ilişkilendirilmiştir. SARS-CoV-2 enfeksiyonunun akut üst ekstremite iskemisi ve mezenterik iskemi kliniği ile prezentasyonunu bildiriyoruz. Ayrıca bu hastada olası bir tromboemboli kaynağı olarak aort ark mural trombüsü olduğunu bildiriyor ve COVID-19 hastalarında aortanın da tromboemboli kaynağı olarak dikkatlice değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
12. 
Palyatif Özofagus Stent İmplantasyonu Sonrası Gelişen Bir Komplikasyon: Pnömoperikardiyum
A Complication Developing After Palliative Esophagus Stent Implantation: Pneumopericardium
Ömer Faruk Yılmaz, İbrahim Etem Dural, Ersel Onrat
PMID: 35976245  doi: 10.5543/tkda.2022.22458  Sayfalar 470 - 471
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRE MEKTUP
13. 
Too Late Allergic Reaction in Patient with Permanent Pacemaker: Searching the Causality and Pathophysiology
Nicholas G. Kounis, Virginia Mplani, Ioanna Koniari, Panagiotis Plotas
PMID: 35450847  doi: 10.5543/tkda.2022.22453  Sayfalar 472 - 473
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DIĞER YAZILAR
14. 
Kardiyoloji Yayınlarında Gündem ve Yorumlar
Comments on Cardiology
Ertan Ural
Sayfalar 474 - 475
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi