ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 49 (7)
Cilt: 49  Sayı: 7 - Ekim 2021
ARAŞTIRMA
1. 
Kronik obstrüktif akciğer hastalığında hastalık şiddeti ile atriyal fibrilasyon arasındaki ilişki
Relationship between disease severity and atrial fibrillation in chronic obstructive pulmonary disease
Ekrem Şahan, Sertan Bulut
doi: 10.5543/tkda.2021.43081  Sayfalar 517 - 521
Amaç: Atriyal fibrilasyon (AF), en sık görülen tedavi gerektiren kronik aritmidir. Kronik obstruktif akciğer hastalığı (KOAH), AF için risk faktörlerinden biridir, ancak bu ilişki sadece solunumu fonksiyon testi sonuçları üzerinden irdelenmiştir. Çalışmadaki amacımız güncel kılavuzlarda belirlenen klinik ciddiyete bağlı KOAH sınıflaması ile AF arasındaki ilişkinin aydınlatılmasıdır.
Yöntemler: Kasım 2019 ve Ocak 2017 arasında KOAH nedeni ile yatarak tedavi alan hastalar tarandı. Koroner arter hastalığı, kalp yetersizliği, kalp kapak hastalığı, diyabet, kronik böbrek hastalığı, hipertansiyon, tiroid disfonksiyonu ve uyku apne sendromu olan hastalar dışlandı. 2019 Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease (GOLD) kılavuzuna göre KOAH hastaları A,B,C ve D gruplarına ayrıldı ve bu gruplar ile AF ilişkisi araştırıldı.
Bulgular: Cinsiyet ve beden kitle indeksi açısından iki grup arasında fark yoktu. Yaş, LVEF, sol atrium, sağ atrium, sağ ventrikül ve SPAB açısında her iki grup arasında anlamlı fark mevcuttu. Klinik ve semptomatik ciddiyete göre KOAH hastaları sınıflandırıldığında, klinik ciddiyet arttıkça AF sıklığı artmaktaydı.
Sonuç: Solunum testindeki FEV1 değerinden bağımsız olarak, klinik olarak daha ciddi tabloya sahip KOAH olgularında AF görülme sıklığı daha fazladır.

2. 
İzole Romatizmal Mitral Stenozu Olan Hastalarda Plazma Proadrenomedullin Seviyesi ile Hastalık Ciddiyeti Arasındaki İlişki
The relationship between plasma proadrenomedullin level and severity of the disease in patients with isolated rheumatic mitral stenosis
Ali Rıza Demir, İlyas Çetin, Ali Kemal Kalkan, Yalçın Avcı, Mehmet Altunova, Begüm Uygur, Emre Yılmaz, Mehmet Ertürk
doi: 10.5543/tkda.2021.39232  Sayfalar 522 - 532
Amaç: Bu çalışmanın amacı romatizmal mitral stenozu (MS) olan hastalarda plazma proadrenomedullin (ProADM) düzeylerini saptamak, ProADM konsantrasyonu ile stenoz ciddiyetinin göstergesi olan ekokardiyografik parametreler ve semptom düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemek ve kendini daha önce bu alanda ispatlamış N-terminal pro-brain natriuretic peptide (NT-proBNP) ile ProADM’yi kıyaslamaktır.
Yöntemler: Çalışmaya izole romatizmal MS tanısı ile takip ve tedavi altında olan ardışık 53 hasta ile bu hastalarla benzer yaş ve cinsiyet özelliklerine sahip 45 gönüllü dahil edildi. MS haslarında kendi içinde girişim endikasyonu olanlar ve olmayanlar olarak iki gruba ayrıldı. Tüm deneklere detaylı ekokardiyografi yapılıp, NT-proBNP ve ProADM düzeylerinin tespit edilebilmesi için kan örneği alındı.
Bulgular: Romatizmal MS’i olan hasta grubunda NT-proBNP ve ProADM seviyesi kontrol grubuna göre anlamı düzeyde daha yüksekti. Benzer şekilde romatizmal MS’i olan hastalar içerisinde girişim endikasyonu olan hastalarda, girişim endikasyonu olmayanlara göre bu iki parametre daha yüksek saptandı (p<0.001 ve p<0.001). Bunun yanı sıra yapılan korelasyon analizinde romatizmal MS’i olan hastalarda NT-proBNP ve ProADM seviyeleri hastalık ciddiyetinin göstergesi olan ekokardiyografik bulgular ile çeşitli derecelerde anlamlı korelasyona sahip olduğu görüldü. Her iki parametrede New York Heart Association (NYHA) sınıfı arttıkça arttı ve bu artış istatistiki bir anlamlılığa sahipti. Bir diğer bulgumuz ise her iki parametre için hesapladığımız kestirim değerlerinin (NT-proBNP: 119.9 pg/mL, ProADM: 6.15 nmol/L) yüksek duyarlılık ve özgüllük oranlarıyla girişim endikasyonu olan hastaları tespit edebiliyor olmasıydı. NT-proBNP bu anlamda az farkla daha etkili görüldü.
Sonuç: İzole romatizmal MS’i olan hastalarda artmış olan NT-proBNP ve ProADM düzeyleri ekokardiyografiye ek bilgiler sağlayarak girişim endikasyonu olan hastaların ayırt edilebilmesinde klinisyenlere yardımcı olabilir.

EDITÖRYAL YORUM
3. 
Statinlerin pleitropik etkileri: Yeni kanıtlar
Pleiotropic effects of statins: New evidences
Kaan Okyay
doi: 10.5543/tkda.2021.21211  Sayfalar 533 - 535
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
4. 
Yüksek duyarlılıklı troponin ile değerlendirilen perkütan koroner girişime bağlı miyokart hasarının statin kullanımıyla ilişkisi
The relationship between long-term statin usage and myocardial injury related to percutaneous coronary interventions evaluated by high-sensitivity troponins
Ajar Koçak, Serkan Ünlü, Gökhan Gökalp, Niyazi Samet Yılmaz, Özlem Gülbahar, Adnan Abacı
doi: 10.5543/tkda.2021.11292  Sayfalar 536 - 544
Amaç: Perkütan koroner girişimler (PKG) ilişkili miyokardiyal hasar, koroner arter hastalığı olan hastaların prognozunu olumsuz etkileyebilir. Çalışmamızın amacı, uzun süreli statin kullanımının elektif PKG ile ilişkili miyokardiyal hasar üzerine etkilerini araştırmaktır.
Yöntemler: Çalışmamıza toplam 102 hasta dahil edildi ve PKG öncesi statin kullanımına göre üç grupta değerlendirildi, ‘’potent statin’’ grubu (n=26), ‘’zayıf statin’’ grubu (n=23) ve ‘’statin içermeyen’’ grubu (n=53). PKG sırasında komplikasyonu gelişen hastalar belirlendi (n=31). Miyokardiyal hasar, işlemin 0, 2, 4 ve 12. saatlerinde seri yüksek duyarlılıklı troponin T (hsTnT) testi ile belirlendi.
Bulgular: Potent statin grubunda 2. ve 4. saatlerde hsTnT değerlerindeki artış diğer iki gruba göre anlamlı olarak daha düşüktü (sırasıyla p=0.008 ve 0.009). Prosedürel komplikasyon yaşanan hastalarda 2., 4. ve 12. saatlerde hsTnT düzeylerindeki artış potent statin grubunda diğer iki gruba göre daha düşüktü (sırasıyla p=0.032, 0.019 ve 0.006). Ayrıca işlem sırasında komplikasyon yaşanan hastalarda, potent statin grubunda 4. ve 12. saatlerde hsTnT düzeyleri miyokart enfarktüsü sınırını aşan hastalar daha azdı. (p=0.039 ve p=0.006, sırasıyla).
Sonuç: Bu sonuçlar, yüksek doz statin kullanan hastalarda elektif PKG ile ilişkili miyokardiyal hasarın daha az sıklıkta olduğunu göstermektedir. İşlem sırasında komplikasyon gelişen hastalarda bu sonuç daha belirgindi.

5. 
Yaşlı Hipertansiflerde Yeni İlaç Etkileşim İndeksinin İlaç Uyumuna Etkisi
Effects of new drug interaction index on drug adherence in older patients with hypertension
İbrahim Ersoy, Pınar Ersoy
doi: 10.5543/tkda.2021.21869  Sayfalar 545 - 552
Amaç: Hipertansiyon, yaşlılarda tedaviye uyum düşük olduğu için yönetimi güç bir hastalıktır. Çalışmamızda yaşlı hipertansiflerde ilaç etkileşim endeksinin (İEE) ilaç uyum üzerine etkisini değerlendirmeyi amaçladık.
Yöntemler: Kesitsel gözlemsel çalışmamıza, 01.02.2020 ile 30.09.2020 arasında üçüncü basamak hastanenin kardiyoloji polikliniğine başvuran 65 yaş ve üzeri, 418 hastayı dahil ettik. Hastaların sosyo-demografik özelliklerini, ek hastalıklarını ve aldıkları ilaçları sorgulayan bir anket hazırladık. İlaç uyumu için Morisky ilaç uyum skalası-8 (MMAS-8) kullanıldı. İlaç etkileşimleri, Lexicomp® uygulaması ile değerlendirildi. İlaç uyumunu etkileyen faktörlerin tespiti için tanımlayıcı testler ve çoklu lineer regresyon analizleri yapıldı. İlaç uyum indeksi, klinik ilişkili ilaç etkileşimlerinin toplam ilaç etkileşimlerine oranından hesaplanmıştır.
Bulgular: Araştırma popülasyonunun ortalama yaşı [± standart sapma (SS)] 72.91 (±6.47) idi ve 272/146’ü kadın/erkekti. En sık eşlik eden hastalık diyabetes mellitustu (%23.5). Hastaların %39.5’inde polifarmasi mevcuttu, günlük ortalama (SS) 4.27 (±2.57) sayıda ilaç alıyordu. En sık reçete edilen anti-hipertansifler tiazid ve türevleri (%29.8), anjiyotensin reseptör blokerleri (24.8%), anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörü (%14.9) idi. Ortalama MMAS-8 skoru (SS) 4.55±0.98 idi ve katılımcıların 321 (%76.8)’inin ilaç uyumu kötüydü. Hastalarının %33.4’ünde klinik ilişkili ilaç etkileşimi vardı. Yeni ilaç etkileşim indeksini ortalama (SS) 0.345±0.017 idi. MMAS-8 skorunu belirlemede İEE’nin tahmini için yapılan receiver operating characteristic (ROC) eğrisi analizinde eğri altı alanı 0.616 saptadık [95% güven aralığı (GA): 0.547- 0.686].
Sonuç: Yaşlı hipertansiflerde ilaç etkileşim yoğunluğunu belirlemek için yeni bir endeks tanımladık. Bu endeks, ilaç uyumu tahmininde kullanışlı bir araç olabilir.

EDITÖRYAL YORUM
6. 
İkincil korunmada rutin kardiyovasküler bakının bir parçası olarak risk faktörleri ve kalp sağlığına uyumlu yaşam tarzı farkındalığının değerlendirilmesi
Assessment of awareness of risk factors and heart healthy lifestyle as a part of routine cardiovascular evaluation in secondary prevention
Meral Kayıkçıoğlu
doi: 10.5543/tkda.2021.21222  Sayfalar 553 - 555
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
7. 
Koroner Arter Hastalığı Olan Hastalarda İkincil Korunma Farkındalığının Değerlendirilmesi: Üç Merkezden Hastaları İçeren Bir Anket Çalışması
Assessment of secondary prevention awareness among patients with coronary artery disease: A survey including patients from 3 centers
Fatih Aydın, Ercan Akşit, Özge Turgay Yıldırım, Ayşe Hüseyinoğlu Aydın, Murat Samsa
doi: 10.5543/tkda.2021.32302  Sayfalar 556 - 567
Amaç: Bu çalışmada koroner arter hastalarının ikincil korunma konusunda farkındalıkları ve bu konuda bilgileri hangi kanallar aracılığı edindikleri araştırılmıştır.
Yöntemler: Kardiyoloji polikliniğine ardışık olarak başvuran koroner arter hastalarına (n=912) 45 soruluk bir anket uygulanmıştır.
Bulgular: Katılımcıların 508’i (%55.7) koroner anjiyografi sonrası damarlarının durumunu bildiğini belirtti. Katılımcıların 493’ü hiç egzersiz yapmadığını belirtmiştir (%54.1). Katılımcıların 299’u herhangi bir diyet yapmadığını belirtmiştir. Erkekler kadınlarla karşılaştırıldığında diyet, kan şekeri ve kan basıncı dışındaki risk faktörlerinin daha sık farkındadır (p<0.001). Kadınlar erkeklerle karşılaştırıldığında kan şekeri ve kan basıncının risk faktörü olduğunun daha sık farkındadır (p<0.001). Yüksek gelirli hasta grubu, düşük/orta gelirli hasta grubuna göre kan şekeri dışındaki tüm risk faktörlerinin daha fazla farkındadır (p<0.001). Eğitim düzeyi arttıkça kan şekeri ve anti-trombositer ilaç farkındalık sıklığı artmaktadır (p<0.001). Öte yandan okuryazar/ilkokul/ortaokul grubunda kan şekeri ve anti-trombositer ilaç konusunda farkındalık sıklığı daha yüksektir (p<0.001). Ayrıca, hastaların cinsel yaşamı ve psikolojik sorunlarının kardiyoloji uzmanları tarafından nadiren sorgulandığı görülmüştür.
Sonuç: Koroner arter hastalarının ikincil korunma konusunda farkındalıkları çok düşük bulunmuştur.

8. 
Subakut alt ekstremite arteriyel trombozu; Alteplaz ile kateter aracılı trombolizin erken dönem sonuçları ve CONUT skoru ile değerlendirilen malnutrisyonun önemi
Subacute lower extremity arterial thrombosis; early outcomes of catheter directed thrombolysis with alteplase and importance of malnutrition assessed by CONUT score
Münevver Sarı, Ender Özgün Çakmak, Ali Karagöz, Fatih Yılmaz, Mehmet Aytürk, Serdar Fidan, Elnur Alizade, Uğur Arslantaş, Hacer Ceren Tokgöz, Zeynep Esra Güner, Gökhan Alıcı, Birol Özkan, Selçuk Pala
doi: 10.5543/tkda.2021.21140  Sayfalar 568 - 578
Amaç: Bu çalışmanın amacı subakut alt ekstremite iskemisi olan hastalarda alteplaz ile kateter aracılı intra-arteriyel trombolitik tedavinin erken sonuçlarını yayınlamak ve CONUT (Controlling Nutritional Status) skoru ile değerlendirilen malnütrisyonun trombolitik tedaviye yanıt ve kanama ile ilişkili olup olmadığını belirlemektir.
Yöntemler: Bu, 2007-2020 yılları arasında, infraaortik subakut trombotik oklüzyon nedeniyle Rutherford sınıf 3 (%34.7), sınıf 4 (%40.7) ve sınıf 5 (%24.6) semptomları olan ve kateter aracılı tromboliz ile tedavi edilen 118 hasta ile yürütülen retrospektif bir çalışmadır.
Bulgular: Hemen tromboliz sonrası teknik başarı (TIMI grade 2/3) oranı %56, ilave tüm girişimlerden sonra genel teknik başarı oranı %83.9 olarak görüldü. Hastaların %74.5’inde klinik başarı elde edildi. Major kanama %11.8’inde meydana geldi. Ancak, giriş yeri hematomlarını çıkardığımızda major kanama oranı %5.1 idi. Hastane içi ölüm oranı %5.1 ve 30 günluk amputasyon oranı %12.7 idi. CONUT skoruna göre (≥2) hastaların %48.3’ünde malnütrisyon tespit edildi. Herhangi bir seviyedeki malnütrisyon, başarısız tromboliz yanıtı ve kanama ile ilişkiliydi. Diğer faktörler için ayarlama yapıldıktan sonra bile, CONUT skoru yetersiz litik yanıtı öngördü, ancak serum CRP veya nötrofil/lenfosit oranı litik tedaviye yanıt ile ilişkili bulunmadı. Yetersiz litik yanıtın diğer belirleyicileri semptom süresi, Rutherford sınıf 4/5 semptom ve kötü pedal akım olarak saptandı.
Sonuç: Subakut bacak iskemisi olan hastalarda, kateter aracılı intra-arteriyel trombolitik tedavi tek başına olmasa da ek müdahalelerle birlikte, önemli kanama ve ölüm riskine karşın birçok hastada etkiliydi. Malnütrisyon, yetersiz litik yanıt ve kanama ile ilişkiliydi. Hekimler uygun tedaviyi seçerken malnütrisyonun farkında olmalı ve ekstremite iskemisi olan hastaların beslenme durumunu dikkate almalıdır.

OLGU BILDIRISI
9. 
Sol ventrikül hipertrofisi ve korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliğinin sıklıkla atlanan ve nadir bir nedeni olan doğal (wild type) transtiretine bağlı kardiyak amiloidoz olgusu
Wild type transthyretin cardiac amiloidozis as a rare and overlooked underlying etiology in a patient with heart failure with preserved ejection fraction and left ventricular hypertrophy
Selda Murat, Yüksel Çavuşoğlu, İlknur Ak Sivrikoz
doi: 10.5543/tkda.2021.09310  Sayfalar 579 - 584
Kardiyak amiloidoz (KA), katlanması bozulan endojen proteinlerin amiloid fibriller şeklinde kalpde ekstrasellüler birikimi ile ortaya çıkan nadir, ilerleyici, infiltratif ve restriktif bir kardiyomiyopatidir. En sık gözlenen KA tipleri, transtretin (TTR) ve immunglobulin hafif zincir (AL) amiloidozudur. TTR-KA, doğal (wild type) TTR (wtTTR) veya mutasyonel TTR (mTTR) KA şeklinde görülebilir. KA bugüne kadar nadir görülen bir hastalık olarak düşünülmüştür. Klinik uygulamada tanı sıklıkla atlansa da, korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (KEF-KY) etiyolojik nedeni olarak giderek daha fazla tanınmaktadır. TTR-KA olguları kötü prognoza sahiptir. Erken tanı ve tedavi yaklaşımları ile prognozun anlamlı düzeltilebildiği gösterilmiştir. Nükleer sintigrafi gibi yeni tanısal teknikler biyopsi gerektirmeden erken tanı konmasını sağlamaktadır. Bu olgu raporunda, KEF-KY ve sol ventrikül hipertrofisinin sıklıkla atlanan ve nadir bir etiyolojik nedeni olan wtTTR-KA olgusu sunulmaktadır.

10. 
Doğrudan aortik yaklaşımla transkateter aort kapak implantasyonu
Direct aortic transcatheter aortic valve implantation
Emir Karaçağlar, Arzu Neslihan Akgün, Alp Aydınalp, Deniz Sarp Beyazpınar, Atila Sezgin, Haldun Müderrisoğlu
doi: 10.5543/tkda.2021.21018  Sayfalar 585 - 587
Transkateter aort kapak implantasyonu (TAVI), orta ve hatta düşük riskli hastalarda cerrahi kapak replasmanına güvenli ve etkili bir alternatiftir. Doğrudan aortik (DAo) yol, şiddetli periferik vasküler hastalığı olan hastalarda kullanılabilir. Biz, 88 yaşında kardiyojenik şok ile hastanemize başvuran bir hastayı sunuyoruz. Ekokardiyografide aort kapak alanı 0.5 cm², ortalama gradiyent 55 mmHg ve pik gradiyent 92 mmHg olan ciddi aort kapak stenozu görüldü. Kurumumuz Kalp Ekibi tarafından TAVI önerildi. Çok kesitli Bilgisayarlı tomografide (ÇKBT) şiddetli periferik vasküler hastalık, abdominal aortanın kalibrasyonunda azalma ve çok sayıda hassas aterosklerotik plaklar görüldü. Hastaya Dao ile TAVI planlandı. Median sternotomi yapıldı. Önce predilatasyon yapılıp sonra 26 mm Medtronic CoreValve Evolut R kapak implante edildi. Hasta 96 saat sonra taburcu edildi. TAVI için varsayılan yaklaşım olarak transfemoral (TF) yaklaşım kullanılsa da, hastamızda şiddetli periferik vasküler hastalık, çok sayıda hassas aterosklerotik plaklar, abdominal aortun kalibrasyonunun azalması ve en dar noktada 4,5 mm olması nedeniyle hastamızda kontrendikedir. Prosedür öncesi dikkatli ÇKBT değerlendirmesi önemlidir ve prosedürün başarısını doğrudan etkiler. ÇKBT, başarılı DAo TAVI için mutlaka olması gereken en iyi kanülasyon bölgesini doğrulamak için de zorunludur.

11. 
Atipik morfolojideki patent ductus arteriozusa Glidesheath kılıf ile stent implantasyonu
Stent implantation of an unusual morphology patent ductus arteriosus via Glidesheath slender
Merve Maze Aydemir, Bekir Yükçü, Hacer Kamalı, Alper Güzeltaş
doi: 10.5543/tkda.2021.21038  Sayfalar 588 - 592
Patent duktus arteriozusa (PDA) stent implantasyonu işlemi, duktus bağımlı pulmoner dolaşımı olan yenidoğanlarda cerrahiye alternatif olarak uygulanan palyatif bir işlemdir. Ancak aortik ark anomalili hastalarda halen oldukça zorlu bir yöntemdir. Bu yazıda sağ aortik arkusu olan ve PDA’sı sol innominate arterden köken alan pulmoner atrezili bir yenidoğandaki deneyimimizi paylaştık. PDA uzun ve kıvrımlı olduğu için tek bir uzun stent yerine üç kısa stent yerleştirmeyi tercih ettik. Prosedür, arter yaralanmalarını azaltmak için Glidesheath kılıf ile femoral arter yaklaşımı ile uygulandı. Atipik morfolojilerdeki PDA’larda stent implantasyonu, birden fazla kısa stent ve Glidesheath kılıf kullanılarak başarıyla gerçekleştirilebilir.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
12. 
Transit trombüs: Karmaşık bir durum için basit bir çözüm
Thrombus-in-transit: Simple solution for a complex situation
Ahmed Mohsen, Gihan Abo El Wafa, Abdallah Almaghraby, Mahmoud Abdelnabi
doi: 10.5543/tkda.2021.57004  Sayfa 593
Makale Özeti |Tam Metin PDF | Video

13. 
Onkoloji hastalarında saptanan miyokardiyal kalınlaşmayı neden dikkate almalıyız? Bir vakadan dersler
Why do we need to be vigilant over myocardial thickening in oncology patients? Lessons from a case
Çağdaş Topel, Samet Sevinç, Kadriye Memiç Sancar
doi: 10.5543/tkda.2021.74493  Sayfalar 594 - 595
Makale Özeti |Tam Metin PDF | Video

EDITÖRE MEKTUP
14. 
New Oral AntiCoagulant Use in REnal Disease and AF (NOACURE-AF) Where do we stand? An expert consensus view using the Delphi method
New Oral AntiCoagulant Use in REnal Disease and AF (NOACURE-AF) Where do we stand? An expert consensus view using the Delphi method
Ali Çoner
doi: 10.5543/tkda.2021.21180  Sayfalar 596 - 597
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRYAL YORUM
15. 
Call for emergency action to limit global temperature increases, restore biodiversity, and protect health
Lukoye Atwoli, Abdullah H. Baqui, Thomas Benfield, Raffaella Bosurgi, Fiona Godlee, Stephen Hancocks, Richard Horton, Laurie Laybourn-langton, Carlos Augusto Monteiro, Ian Norman, Kirsten Patrick, Nigel Praities, Marcel Gm Olde Rikkert, Eric J. Rubin, Peush Sahni, Richard Smith, Nicholas J. Talley, Sue Turale, Damián Vázquez
doi: 10.5543/tkda.2021.21060921  Sayfalar 598 - 601
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DIĞER YAZILAR
16. 
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Ertan Ural
Sayfa 602
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi