| UZMAN GÖRÜŞÜ | |
| 1. | Böbrek Hastalığı ve AF Olgularında non-vitamin K antagonisti oral antikoagülanların kullanımı (NOACURE-AF); Neredeyiz?: Delphi yöntemi kullanan bir uzman uzlaşı raporu New Oral AntiCoagulants Use in REnal Disease and AF (NOACURE-AF) Where do we stand?: An expert consensus view using the Delphi method Mustafa Arıcı, Tevfik Ecder, İzzet Erdinler, Ercan Ok, Özlem Arıcan Özlük, Uğur Önsel Türk, Emin Alioğludoi: 10.5543/tkda.2021.40652 Sayfalar 345 - 352 |
| EDITÖRYAL YORUM | |
| 2. | Gerçek yaşamdaki klinik uygulamada sacubitril/valsartan Sacubitril/valsartan in real-life clinical practice Yüksel Çavuşoğludoi: 10.5543/tkda.2021.21145 Sayfalar 353 - 356 Makale Özeti | |
| ARAŞTIRMA | |
| 3. | Azalmış ejeksiyon fraksiyonu olan kalp yetersizliği hastalarında anjiyotensin reseptörü neprilysin inhibitörü: Türkiye’den gerçek dünya deneyimi (ARNi-TR) Angiotensin receptor neprilysin inhibitor for patients with heart failure and reduced ejection fraction: Real-world experience from Turkey (ARNi-TR) Berkay Ekici, Mehmet Yaman, Murathan Küçük, Seçkin Dereli, Mustafa Yenerçağ, Zerrin Yiğit, Mehmet Memduh Baş, Yusuf Karavelioğlu, Hüseyin Altuğ Çakmak, Tarık Kıvrak, Hakan Özkan, Cihan Altın, Cengiz Şabanoğlu, Burcu Demirkan, Ali Ekber Ataş, Fethi Kılıçaslan, Hakan Altay, İstemihan Tengiz, Aycan Fahri Erkan, Barış Kılıçaslan, Fatih Erkam Olgun, Murtaza Emre Durakoğlugil, Aslıhan Alhan, Mehdi Zoghidoi: 10.5543/tkda.2021.63099 Sayfalar 357 - 367 Amaç: Kalp yetersizliği (KY), yüksek morbidite ve mortalite ile birlikte büyüyen bir halk sağlığı sorunudur. Son zamanlarda, anjiyotensin-reseptör neprilisin-inhibitörü (ARNi), düşük ejeksiyon-fraksiyonlu KY (DEFKY) tedavisi için bir umut olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’deki birçok merkezden DEFKY’de ARNi kullanımı ile ilgili deneyimimizi paylaşmayı amaçladık. Yöntemler: ARNi-TR, çok merkezli, girişimsel olmayan, retrospektif, gözlemsel bir çalışmadır. Türkiye’nin çeşitli coğrafi bölgelerindeki 22 merkezde, sakubitril/valsartan verilen 779 KY hastası incelendi. Başlangıç klinik durumları, biyokimyasal ve ekokardiyografik parametreler ve New York Kalp Cemiyeti fonksiyonel sınıf (NYHA-FS) değerleri 1 yıllık ARNi kullanımından sonraki takip değerleri ile karşılaştırıldı. ARNi’nin yıllık hastanede yatış sayısına etkisi de araştırıldı. Hastalar ayrıca ARNi’nin hastanede veya poliklinik kontrolünde başlanmasına bağlı olarak iki grupta analiz edildi. Bulgular: 1 yıllık takip süresi boyunca, serum N-terminal pro-beyin natriüretik peptid (NT-proBNP), sol-ventrikül ejeksiyon-fraksiyonu (SV-EF) ve NYHA-FS değerleri her iki grupta da anlamlı düzeldi (tüm parametrelerde, p<0.001). Ayrıca ARNi tedavisi ile iki grupta da hemoglobin A1c (HbA1c) değerlerinde hafif bir düşüş gözlendi (p<0.001). Her iki grupta da ARNi kullanımından sonra günlük diüretik dozlarında ve KY’ye bağlı hastaneye yatışlarda azalma gözlendi (tüm karşılaştırmalarda, p<0.001).Tüm hastalarda ARNi’ye bağlı en sık görülen yan etki hipotansiyondu (%16.9). Sonuç: ARNi-TR çalışması, Türkiye’de ARNi kullanan hastalar için kapsamlı gerçek hayat verileri sunmaktadır. ARNi kullanımı ile FS, NT-proBNP, HbA1c seviyeleri ve SV-EF’de önemli iyileşmeler olmuştur. Benzer şekilde, bu çalışmada KY için yıllık hastaneye yatış sayısında ve günlük furosemid dozlarında önemli düşüşler görülmüştür. |
| 4. | Konjenital bilateral sensörinöral işitme kaybı olan çocuklarda Jervell-Lange Nielsen sendromu prevalansı Prevalence of Jervell-Lange Nielsen syndrome in children with congenital bilateral sensorineural hearing loss Yakup Ergül, Hasan Candaş Kafalı, Erman Cilsal, Bekir Yükçü, İbrahim Yaman, Filiz Çetinkaya Işık, Alper Güzeltaş, Mehmet Ertürkdoi: 10.5543/tkda.2021.44890 Sayfalar 368 - 376 Amaç: Uzun QT sendromu (LQTS), elektrokardiyografide (EKG) ölçülen QT mesafesinde uzama ile kendini gösteren ve ani kardiyak ölüm (AKÖ) riski barındıran, genetik geçişli/ailevi bir kardiyak iyon kanal defekti (kanalopati) hastalığıdır. Jervell-Lange Nielsen sendromu (JLNS) ise doğuştan sensörinöral sağırlık ile seyreden, otozomal resesif geçişli, ve AKÖ riski daha yüksek, özel bir LQTS tipidir. Bu çalışmada ilimiz sınırları içerisinde işitme engelliler okullarına devam eden öğrenciler arasında JLNS prevalansı araştırıldı. Yöntemler: İstanbul il sınırları içerisinde hizmet veren 6 adet işitme engellilere özel okulda, 6 ila 18 yaş arasındaki 440 öğrenciyi içeren bir EKG taraması gerçekleştirildi. Düzeltilmiş QT değeri (QTc) Bazzet formülüne gore hesaplandı. EKG’sinde herhangi anormal bir bulgu saptanan toplam 51 öğrenci ayrıntılı bir değerlendirme için merkezimize davet edildi. Bulgular: EKG okul taramasında toplam 8 hastada uzun QT saptandı. Dört hastada JLNS tanısı konuldu (%0.9). Bu hastalardan 2 tanesi daha önceden tanı aldıkları merkezde takibe devam edilmek üzere yönlendirilirken, yeni tanı alan iki hasta merkezimizde takip ve tedavi altına alındı. Genetik test sonucu KCNQ1 geninde patolojik homozigor mutasyonu gösterdi. Aynı zamanda kardeş olan bu iki hastadan küçük olanın (Vaka 1) 500 ms aşan QTc değerleri olması ve öyküsünde şüpheli AKÖ düşündüren senkop öyküsü olması nedeniyle medikal tedavi dışında ayrıca implante edilebilir kardiyoverter defibrilatör implante edildi. Her iki kardeşe de medikal tedavi olarak propranolol başlandı. Sonuç: Doğuştan sensörinöral sağırlık öyküsü olan hastalarda JLNS özellikle dikkate alınması ve ayrıntılı araştırılması gereken bir hastalıktır. |
| 5. | Metabolik olarak sağlıklı ve sağlıksız obeziteye sahip kadınlar arasında epikardiyal yağ kalınlığının karşılaştırılması Comparison of epicardial fat thickness between metabolically healthy and unhealthy obese women Duygu Ersan Demirci, Deniz Demircidoi: 10.5543/tkda.2021.75807 Sayfalar 377 - 386 Amaç: Epikardiyal yağ dokusunun metabolik sendrom (MetS) gelişiminde önemli bir rol oynadığı ileri sürülmektedir. Eşit obezitesi olan kadınlarda ekokardiyografi ile ölçülen epikardiyal yağ kalınlığı ile metabolik sağlık durumu arasındaki ilişki hakkında yeterli kanıt yoktur. Çalışmamızın amacı, benzer vücut kitle indeksi (VKİ) ve bel çevresi ölçülerine sahip metabolik olarak sağlıklı ve sağlıksız obez kadınlar arasında, ekokardiyografi ile ölçülen epikardiyal yağ kalınlığını karşılaştırmaktır. Yöntemler: VKİ ≥30 kg/m² olan 90 kadın hasta (ortalama yaş: 51.7±8.6 yıl) çalışmaya dahil edildi. Tüm katılımcılara transtorasik ekokardiyografi ile epikardiyal yağ kalınlığı ölçümü yapıldı. Hastalar daha sonra metabolik olarak sağlıklı ve sağlıksız obeziteye sahip olmalarına göre 2 grup olarak sınıflandırıldılar. Gruplar arasında, epikardiyal yağ kalınlığı, klinik ve biyokimyasal parametreler karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışma katılımcıları içerisinde 46 (%51.1) hasta metabolik olarak sağlıklı obeziteye sahip idi. Hastalar her 2 grupta yaş, bel çevresi, bel-kalça oranı ve VKİ açısından benzer özelliklerde idi. Epikardiyal yağ kalınlığı ortalama değeri metabolik olarak sağlıksız obezite grubunda 5.53±1.42 mm, metabolik olarak sağlıklı obezite grubunda ise 4.80±1.54 mm olarak ölçüldü ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0.022). Epikardiyal yağ kalınlığı, açlık insülini ve D vitamini düzeyleri metabolik olarak sağlıksız obezite ile ilişkili bağımsız değişkenler olarak saptandı. Sonuç: Çalışmamız metabolik açıdan sağlıklı obez kadınlara kıyasla, metabolik açıdan sağlıksız obez kadınlarda epikardiyal yağ kalınlığının VKİ ve bel çevresinden bağımsız olarak arttığını göstermektedir. |
| 6. | Arteriyal hipertansiyon hastalarında uzamış R dalgası pik süresi prediktörleri Predictors for the prolonged R wave peak time among patients with arterial hypertension Göksel Çinier, Ahmet Seyda Yılmaz, Ahmet İlker Tekkesin, Mustafa ÇetinPMID: 34308872 doi: 10.5543/tkda.2021.80540 Sayfalar 387 - 394 Amaç: Hipertansiyon (HT) toplumda oldukça yaygın görülen bir hastalık olup önemli kardiyovasküler sonlanım noktaları ile ilişkilidir. Artan basınç yükü sonrası ventrikül miyokard dokusunda ciddi yapısal ve elektriksel yeniden şekillenme ortaya çıkmaktadır. Hipertansif hastalarda elektriksel yeniden şekillenmenin göstergelerinden biri R dalgası pik süresi uzamasıdır (RWPT) ve bu durumun nedenleri arasında artmış sol ventrikül miyokard kitlesi ile miyokardial fibroz yer almaktadır. Çalışmamızda daha önce HT tanısı bulunan hastalarda uzamış RWPT öngördüren parametreleri araştırmayı amaçladık. Yöntemler: Hipertansiyon tanısı bulunan kardiyoloji polikliniğine rutin kontrol için gelen ardışık hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Standart 12 derivasyonlu yüzey elektrokardiyografi (EKG) ve transtorasik ekokardiyografi (TTE) çalışmaya dahil edilen hastalara RWPT ve EFT değerlendirilmesi amacıyla uygulandı. RWPT için üst sınır 40 milisaniye (ms) olarak belirlendi. Bulgular: Şubat 2019 ile Şubat 2020 arasında 453 hasta çalışma için taranmış olup bunlardan 237’si çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların ortalama yaşının 62.1±11.2 ve %41.8’i erkek olarak görüldü. Çalışmaya dahil edilen hastaların ortalama RWPT değeri 41.9±10.8 olarak bulundu. RWPT 55 hastada uzamış olarak saptanırken kalan 172 hastada normal bulundu. Tek değişkenli analizde EFT (OR, 1.222; 95% CI, 1.077-1386; p=0.002), sol ventrikül kitle indeksi (LVMI) (OR, 1.011; 95% CI, 1.001-1.021; p=0.026) ve fragmente QRS (fQRS) (OR, 2.679; 95% CI, 1.433-5.004; p=0.002) parametrelerinin uzamış RWPT ile ilişkili olduğu bulundu. Çok değişkenli analizde ise EFT (OR, 1.211; 95% CI, 1.061-1.383; p=0.005) ve fQRS (OR, 2.796; 95% CI, 1.459-5.359; p=0.002) parametrelerinin uzamış RWPT’i predikte ettiği gösterildi. Sonuç: Hipertansif hastalarda, EFT ve fQRS uzamış RWPT’ı predikte etmektedir. Bu sonuçlar ventriküler aktivasyon süresi uzamasına miyokardial fibrozun, artmış sol ventrikül kitlesine göre daha etkili olduğunu düşündürebilir. |
| 7. | Atriyal Fibrilasyon Etki Anketi (AFImpact): Türkçe sürümün geçerlik ve güvenirliği Atrial Fibrillation Impact Questionnaire (AFImpact): Validity and reliability of the Turkish version Melih Zeren, Rengin Demir, Makbule Karcı, Zerrin Yiğit, Işıl Uzunhasan, Hülya Nilgün Gürsesdoi: 10.5543/tkda.2021.89242 Sayfalar 395 - 403 Amaç: Kılavuzlar atriyal fibrilasyonun (AF) yönetiminde sağlıkla ilişkili yaşam kalitesini ele almayı önermektedir; ancak, hastalığa özel bir ölçek Türkçe dilinde mevcut değildir. Bu çalışmada amacımız Atriyal Fibrilasyon Etki Anketi’ni (AFImpact) Türkçe’ye tercüme etmek ve anketin psikometrik özelliklerini incelemektir. Yöntemler: Bu kesitsel çalışma AFImpact’ın Türkçe’ye tercüme edilmesi ve uyarlanması, sonrasında tercüme edilmiş ölçeğin psikometrik özelliklerinin analiz edilmesi olmak üzere iki basamakta gerçekleştirildi. AF tanısına sahip 98 hasta AFImpact Türkçe Versiyon, Kısa Form-36 (KF-36) ve Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ile değerlendirildi. AFImpact Türkçe Sürüm’ün geçerlik, güvenirlik ve faktör yapısı incelendi. Bulgular: AFImpact’ın canlılık, duygusal sıkıntı ve uyku alt grupları için sırasıyla 0.956, 0.955 ve 0.819 olarak saptanan Cronbach alfa katsayıları ölçeğin “iyiden-mükemmele” iç tutarlığa sahip olduğunu gösterdi. Başlangıç ve tekrar-test ölçümleri arasında anlamlı fark yoktu ve her alt grup için 0.991 ile 0.996 arasında hesaplanan korelasyon katsayıları ölçeğin ‘mükemmel’ test-tekrar test güvenirliğine sahip olduğunu gösterdi. AFImpact’ın her alt grubu, KF-36 ve PUKİ’nin benzer alt grupları ile korelasyon katsayıları -0.484 ve -0.699 arasında değişen kuvvetli ilişkilere sahipti. AFImpact, farklı fonksiyonel sınıfta yer alan hastaları birbirinden ayırt edebildi ve ölçeğin bilinen grup geçerliği doğrulandı. Faktör analizi, AFImpact’ın orijinal ölçek ile aynı faktör yapısına sahip olduğunu gösterdi. Sonuç: AFImpact Türkçe Sürüm’ü AF’li hastalarda sağlıkla ilişkili yaşam kalitesini değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçektir. |
| 8. | Özbek hastalarda ATFB5 geninin rs2200733 polimorfizmi ile atriyal fibrilasyon arasindaki ilişki Interrelation between the rs2200733 polymorphism of the ATFB5 gene and atrial fibrillation in Uzbek patients Guzal Abdullaeva, Alisher Abdullaev, Amayak Kevorkov, Guzal Abduvaliyeva, Nodir Zakirov, Ravshanbek Kurbanovdoi: 10.5543/tkda.2021.08434 Sayfalar 404 - 409 Amaç: Atriyal fibrilasyon (AF), en yaygın kardiyak aritmilerden biridir ve morbidite ve mortalitenin önemli bir prediktörüdür. AF, poligenik ve çok nedenli bir hastalıktır. Çeşitli etnik gruplarda, AF gelişimi ile en güçlü ve en bağımsız ilişki, ATFB5 geninin bulunduğu 4q25 lokusu ile bulunmuştur. Literatür verilerinin analizinde, rs2200733 ATFB5 gen polimorfizminin TT genotipinin taşınmasının, AF gelişimi için en uygunsuz genotip olduğu gösterildi. Çalışmanın amacı, Özbek AF hastalarında ATFB5 geninin rs2200733 polimorfizminin genotip ve alellerinin prevalansını belirlemekti. Yöntemler: Çalışmaya paroksismal (n=20) ve persistan AF’si (n=49) olan 69 Özbek hasta dahil edildi. Kontrol grubu (n=30) AF’si olmayan Özbek hastalardan oluşturuldu. ATFB5 geninin rs2200733 polimorfizminin alelik varyantlarının taşınması için genotipleme, Polimeraz Zincir Reaksiyonu-Restriksiyon Parçacık Uzunluk Polimorfizmi (PCR-RFLP) yöntemi kullanılarak gerçekleştirildi. AF hastalarında ve kontrollerde ATFB5 geninin rs2200733 polimorfizminin CC, CT ve TT genotipleri ve C ve T allellerinin dağılımı karşılaştırıldı. Bulgular: AF’li 69 hastanın genotiplendirilmesinden sonra, ATFB5 gen rs2200733 polimorfizminin aşağıdaki dağılımı ortaya çıktı: CC genotipi 35 hastada (%50.72), CT genotipi 25 hastada (%36.23) ve TT genotipi 9 (%13.05) hastada bulundu, p<0.001, χ²=22.435. Ayrıca 95 (%68.8) hastada C-alleli, 43 (%31.2) hastada T-alleli tespit edildi (p<0.001, χ²=37.696). Kontrol grubundaki genotiplerin dağılımı şu şekildedir: CC genotipi 17 kişide (%56.7), CT genotipi 12 (%40), TT genotipi ise 1 (%3.3) kişide bulundu (p<0.001, χ²=20.100). Ayrıca 46 (%76.7) hastada C alleli, 14 (%23.3) hastada T alleli saptandı (p<0.001, χ²=32.033). ATFB5 geninin TT genotipinin AF’li hastalarda kontrollere kıyasla anlamlı ölçüde daha yaygın olduğu bulundu (%13.1’e karşı %3.3, p=0.0001). Sonuç: ATFB5 geninin rs2200733 polimorfizminin TT genotipinin, kontrol bireylerine kıyasla AF’li Özbek hastalarda önemli ölçüde daha yaygın olduğu bulundu. |
| OLGU BILDIRISI | |
| 9. | Atrial fibrilasyon ilişkili akut miyokart enfarktüsü ve akut mezenterik iskemi Atrial fibrillation-related acute myocardial infarction and acute mesenteric ischemia Levent Pay, Zeynep Kolak, Bilal Çakır, Tugay Kamber, Selçuk Yazıcıdoi: 10.5543/tkda.2021.96533 Sayfalar 410 - 413 Mezenter ve koroner arterlerde eş zamanlı atrial fibrilasyon ilişkili tromboembolizm nadir görülen bir durumdur. Bu olguda, epigastrik ağrı şikayeti ile acil servise başvuran eş zamanlı ST yükselmeli miyokart enfarktüsü ve akut mezenterik iskemi saptanan 82 yaşında erkek hasta sunuyoruz. Bu her iki arterde de senkronize trombüsün anjiografik olarak gösterildiği ilk vakadır. |
| 10. | Sağ atriyum tutulumu yapan diffüz büyük B-hücreli lenfomanın tam remisyonu sırasında çok gecikmiş sinüs arresti Very delayed sinus arrest during complete remission of diffuse large B-cell lymphoma invading right atrium Toshimitsu Tsugu, Yuji Nagatomo, Emiko Matsuyama, Patrizio Lancellotti, Hideo Mitamuradoi: 10.5543/tkda.2021.57474 Sayfalar 414 - 418 Diffüz büyük B hücreli lenfoma (DLBCL) ile ilişkili aritmiler, kardiyak tutuluma veya kemoterapiye bağlı olabilir. DLBCL’nin tam remisyonu sırasında normal kardiyak fonksiyona sahip hastalarda meydana gelen önemli aritmiler bildirilmemiştir. Yıllık sağlık kontrollerinde anormal elektrokardiyogram (EKG) öyküsü olmayan 57 yaşında kadın hasta düşük nabız, ateş, gece terlemeleri ve kilo kaybı nedeniyle hastanemize başvurdu. Başvuru sırasında EKG, sinüs atımları ve ara sıra kaçış atımlarından oluşan değişken bir ritim gösterdi. Bilgisayarlı tomografi ve 18F-florodeoksiglukoz pozitron emisyon tomografisi (FDG-PET/BT) sağ atriyum (RA) ve uterusta iki kitle ortaya çıkardı. Total histerektomi yapıldı ve patolojik bulgular diffüz büyük B hücreli lenfoma (DLBCL) ile uyumluydu. Kemoterapi (R-CHOP) başlandı. İki kemoterapi küründen sonra, RA tümörleri kayboldu ve bradiaritmi, antiaritmik ilaç tedavisi olmaksızın aynı anda sinüs ritmine dönüştü. Kemoterapinin tamamlanmasından altı ay sonra, FDG-PET/CT RA ve uterusta tutulum saptanmadığını ortaya koydu. DLBCL’de tam remisyon sağlandı, ancak EKG’de sinüs arresti nedeniyle bradikardi görüldü. Olgumuz, DLBCL’ye bağlı aritminin remisyondan sonra bile ortaya çıkabileceğini ve izlenmesi gerektiğini düşündürmektedir. |
| 11. | Mitral anular disjunction ve mitral kapak prolapsusu olan bir hastada cerrahi tamir sonrası sürekli olmayan ventriküler taşikardinin kaybolması The disappearance of nonsustained ventricular tachycardia after surgical repair in a patient with mitral annular disjunction and mitral valve prolapse Hasan Ali Barman, Ahmet Yıldız, Mustafa Güden, Emir Özgür Barış Ökçündoi: 10.5543/tkda.2021.04501 Sayfalar 419 - 423 Mitral anular disjunction (MAD), mitral kapak anulusu ile sol atriyal duvar arasında ventrikülün miyokarddan ayrılması olarak tanımlanan yapısal bir anormalliktir. MAD, mitral valv prolapsusu (MVP) olan hastaların bir kısmında bulunmakta olup MVP’den bağımsız olarak papiller kas fibrozu ve ventriküler aritmi ile ilişkilidir. Tanısı kolay olmasına rağmen günlük pratikte büyük oranda akla gelmemesi nedeniyle gözden kaçabilmektedir. Bu olguda, çarpıntı ve senkop şikayeti ile kardiyoloji kliniğine başvuran, transtorasik ekokardiyografi ve kardiyak manyetik rezonans örüntüleme ile biliflet MVP, MAD ve ileri mitral yetersizliği tespit edilen ve cerrahi tamir sonrasında ventriküler taşikardinin kaybolduğu 42 yaşındaki olguyu sunmayı amaçladık. |
| OLGU GÖRÜNTÜSÜ | |
| 12. | Candida Albicans ilişkili biyoprotez mitral ve aort kapak endokarditi Bioprosthetic mitral and aortic valve endocarditis associated with Candida Albicans María Elena Arnaiz-Garcia, Ana-Maria Arnaiz-Garcia, Alberto Iscar- Galán, Javier Arnaiz, José María González- Santosdoi: 10.5543/tkda.2021.78176 Sayfa 424 |
| 13. | Patent foramen ovalenin atriyal septal defekt gibi davranmasına neden olan mitral yetersizlik olgusu: Yetişkin bir hastada nadir görülen bir bulgu A case of mitral regurgitation causing patent foramen ovale behaving like an atrial septal defect: A rare finding in an adult patient Tufan Çınar, Vedat Çiçek, Mert Hayıroğlu, Nurgül Keser, Mehmet Uzundoi: 10.5543/tkda.2021.28178 Sayfa 425 |
| DIĞER YAZILAR | |
| 14. | Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar Ertan UralSayfa 426 Makale Özeti | |
Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi
