ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 48 (7)
Cilt: 48  Sayı: 7 - Ekim 2020
EDITÖRYAL YORUM
1. 
COVID-19 ve RAAS blokerleri: Aliskiren uygun bir seçenek olabilir mi?
COVID-19 and RAAS blockers: Could Aliskiren be an appropriate option?
Selçuk Şen, Ali Yağız Üresin
PMID: 33034579  doi: 10.5543/tkda.2020.64072  Sayfalar 631 - 634
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin

2. 
Kardiyovasküler sistem ve COVID-19
Cardiovascular system and COVID-19
Serap Şimşek Yavuz
PMID: 33034571  doi: 10.5543/tkda.2020.65204  Sayfalar 635 - 639
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
3. 
COVID-19 pandemisinin ST-segment yükselmeli miyokart enfarktüsü nedeniyle yapılan primer perkütan koroner girişim zamanlamasına etkisi
Effect of the COVID-19 pandemic on access to primary percutaneous coronary intervention for ST-segment elevation myocardial infarction
Göksel Çinier, Mert Hayıroğlu, Levent Pay, Ahmet Yumurtaş, Ozan Tezen, Kemal Emrecan Parsova, Ilker Tekkesin
PMID: 33034585  doi: 10.5543/tkda.2020.95845  Sayfalar 640 - 645
Amaç: COVID-19 pandemisi dünya genelinde bir sağlık krizine neden olmuş ve çok sayıda ölüme yol açmıştır. Pandeminin kronik durumu olan ya da acil hastaların medikal tanı ve tedavi zamanlamasına olan etkisi bilinmemektedir. Biz bu çalışmada, COVID-19 döneminde ST-segment yükselmeli miyokart enfarktüsü (STYME) tanısı alan hastaların primer perkütan koroner girişim (PPKG) yapılana kadar geçen sürelerini değerlendirdik.
Yöntemler: COVID-19 döneminde ev kısıtlamasının en yoğun olduğu zamanda STYME tanısı alan ve bu nedenle PPKG işlemi yapılan ardışık hastalar çalışmaya alındı. Hastaların klinik ve anjiyografik özellikleri değerlendirildi. Kontrol grubu olarak geçen yıl aynı dönemde aynı tanı nedeniyle hastaneye başvuran hastalar çalışmaya dahil edilerek iki grup karşılaştırıldı.
Bulgular: Geçen sene aynı dönemde göre COVID-19 döneminde STYME ile başvuran ve PPKG yapılan hasta sayıda önemli derecede azalma olduğu saptandı (174 ve 90). COVID-19 döneminde başvuran hastalarda önceki süreç başvuranlara göre ağrı-balon [Odds oranı (OO) 2.0, %95 güven aralığı (GA) 1.1–10.2) ve kapı-balon (OO 5.4, %95 GA 3.1–22.8] sürelerinin daha uzun olduğu görüldü. Bu hastaların miyokart iskemisi sürelerinin daha uzun olduğu değerlendirildi.
Sonuç: COVID-19 pandemisi sırasında STYME tanısıyla başvuran hastalarda semptom başlangıcı ile PPKG arasında geçen sürede artış mevcuttur.

4. 
Karotis arter stentlemesinin etkinliği ve güvenliği: Tek merkez deneyimi
Efficacy and safety of carotid artery stenting: Experience of a single center
Bilge Duran Karaduman, Hüseyin Ayhan, Telat Keleş, Engin Bozkurt
PMID: 33034583  doi: 10.5543/tkda.2020.77167  Sayfalar 646 - 655
Amaç: İnternal karotis arterdeki orta ve şiddetli darlıklar tüm inmelerin %10–15’ine neden olmaktadır. Bu çalışmada, üçüncü basamak bir referans merkezde karotis arter stentlemesinin (KAS) güvenliğini ve kısa dönem etkinliğini değerlendirmeyi amaçladık.
Yöntemler: Üçüncü basamak merkezimizde Ocak 2017 ile Mayıs 2018 arasında KAS uygulanan hastalar geriye dönük olarak değerlendirildi. KAS uygulanan 145 hasta çalışmaya dahil edildi.
Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 70.1±8.6 yıl idi ve tüm grubun %75.2’si erkek olup %37.9’unda hipertansiyon mevcuttu. Hastaların 81’i (%55.9) semptomatik, 64’ü (%44.1) asemptomatik olarak gruplandırıldı. Semptomatik hastalarda koroner girişimler daha çok KAS sonrası (%38.9) yapılırken, asemptomatik grupta ise KAS öncesi (%25.9) ve sonrasında (%25.9) benzer oranlarda yapıldığı görüldü ama gruplar arasında istatistiksel fark yoktu. Semptomatik hastalarda (%59.2), asemptomatik hastalarda (%78.7) olduğu gibi distal emboli koruyucu cihaz (EKC), proksimal EKC’ye göre daha fazla kullanıldı. Ancak proksimal EKC, semptomatik hastalarda asemptomatik hastalara kıyasla anlamlı olarak daha fazla kullanıldı. Hastane içi ölüm görülmedi ve tüm popülasyonda 5 (%3.4) hastada inme veya geçici iskemik atak (GİA) gözlendi. Asemptomatik grupta GİA veya inme gözlenmedi, semptomatik grupta 2 hastada (%2.4) inme ve 3 hastada (%3.7) GİA görüldü.
Sonuç: Bu çalışma kabul edilebilir komplikasyon oranları ile KAS’ın güvenirliğini ve uygulanabilirliğini ortaya koymuştur. KAS prosedürü, deneyimli girişimciler tarafından optimal tıbbi tedavi altında, agresif risk modifikasyonu ile EKC kullanılarak, uygun hastalarda en az komplikasyonla gerçekleştirilmelidir.

5. 
COVID-19 hastalarında CHA2DS2-VASc skoru ve hastane içi mortalite: Çok merkezli geriye dönük kohort çalışması
The CHA2DS2-VASc score and in-hospital mortality in patients with COVID-19: A multicenter retrospective cohort study
Alaa Quisi, Gökhan Alıcı, Hazar Harbalıoğlu, Ömer Genç, Fahri Er, Samir Allahverdiyev, Abdullah Yıldırım, Ibrahim Halil Kurt
PMID: 33034573  doi: 10.5543/tkda.2020.03488  Sayfalar 656 - 663
Amaç: Koronavirus hastalığı 2019 (COVID-19), ilk kez Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde bildirilen ve o zamandan beri dünya çapında hızla yayılan ve devam eden pandemiye neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. CHA2DS2-VASc skoru, atriyal fibrilasyonda inmenin yanı sıra çeşitli durumlarda morbidite ve mortaliteyi tahmin etmek için iyi doğrulanmış bir risk sınıflandırma skorudur. Bu çalışmada, COVID-19 hastalarında CHA2DS2-VASc skoru ile hastane içi mortalite arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık.
Yöntemler: Bu çok merkezli retrospektif çalışmaya 15 Mart ile 15 Nisan 2020 tarihleri arasında hastaneye yatırılan toplam 349 COVID-19 hastası dahil edildi. Her hastanın CHA2DS2-VASc skoru hesaplandı. Ölüm sonuçları 25 Nisan 2020’ye kadar takip edildi.
Bulgular: Hayatta kalmayan COVID-19 hastalarında CHA2DS2-VASc skorları hayatta kalanlara göre anlamlı olarak yüksekti (p<0.001). İleriye doğru aşamalı lojistik regresyon analizinde, CHA2DS2-VASc skoru ≥3 ([odds oranı]OO=12.613, %95 GA: 3.092–51.451, p<0.001), başlangıçtaki lökosit sayısı (OO=1.327, %95 GA: 1.145–1.538, p<0.001), başlangıçtaki C-reaktif protein düzeyi (OO=1.010, %95 GA: 1.002–1.018, p=0.012), ve başlangıçtaki ferritin düzeyinin (OO=1.005, %95 GA: 1.003–1.007, p<0.001) hastane içi mortalitenin bağımsız öngördürücüleri olduğu saptandı.
Sonuç: CHA2DS2-VASc skoru, atriyal fibrilasyondan bağımsız olarak COVID-19 hastalarında hastane içi mortaliteyi öngörmektedir.

6. 
ST segment yükselmeli miyokart enfarktüsü olan hastalarda “no reflow” öngörmede RCHA2DS2-VASc skoru ve CHA2DS2-VASc skorlarının karşılaştırılması
Comparison of RCHA2DS2-VASc score and CHA2DS2-VASc score prediction of no-reflow phenomenon in patients with ST-segment elevation myocardial infarction
Çağrı Zorlu, Cemal Köseoğlu
PMID: 33034584  doi: 10.5543/tkda.2020.90140  Sayfalar 664 - 672
Amaç: “No reflow” distal embolizasyon, mikrovasküler oklüzyon, uzamış miyokardiyal iskemi ve hasardan oluşan bir fenomendir. Primer perkütan koroner girişim sonrası hastaların yaklaşık %5 ila %10’u oranında ortaya çıkar.CHA2DS2-VASc skoru günlük uygulamada kolayca uygulanabilir ve bu skorun komponentleri ile no reflow’un risk faktörleri benzerdir. Kronik böbrek hastalığı hiperkoagülopati riskini getirir ve ST segment yükselmeli miyokart enfarktüsünde (STYME) artmış no reflow riski ile ilişkilidir. Böbrek di̇sfonksiyonu olan hastalarda modifiye CHA2DS2-VASc skorlaması geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, no-reflow geli̇şen hastalarda CHA2DS2-VASc skorlama sisteminin prognostik önemini araştırmaktır.
Yöntemler: Bu çalışmaya, geriye dönük olarak, STYME olup no reflow gelişen 75 hasta ile no reflow gelişmeyen 1138 hasta alındı. İki grup arasında CHA2DS2-VASc skoru ve RCHA2DS2-VASc skoru karşılaştırıldı.
Bulgular: Medyan CHA2DS2-VASc skoru ve medyan RCHA2DS2-VASc skoru no reflow gelişen gruptan istatistiksel olarak anlamlı olup yüksek bulundu (her ikisi için de, p<.001). Ayrıca, CHA2DS2-VASc skorunun tüm bileşenleri iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede farklıydı. RCHA2DS2-Vasc ≥2 puanı, %83 sensivite ve %62 spesifite ile no reflow öngördürücüsü olarak kullanılabilir.
Sonuç: RCHA2DS2-VASc skoru no reflow gelişmini öngörmede basit, ucuz ve kolay erişilebilir bir skordur.

7. 
Koroner arter hastalarında CETP geni rs289714 varyasyonunun metabolik etkilerinin araştırılması: Olgu-kontrol çalışması
Investigation of metabolic effects of CETP gene rs289714 variation in coronary artery patients: A case-control study
Özlem Kurnaz Gömleksiz, Zeynep Karaali, Zehra Buğra, Oğuz Öztürk, Hulya Yilmaz Aydogan
PMID: 33034581  doi: 10.5543/tkda.2020.70124  Sayfalar 673 - 682
Amaç: Bu çalışmanın amacı, koroner arter hastalığı (KAH) olan hastalarda CETP rs289714 gen polimorfizminin, serum lipit profili ve diğer metabolik parametreler üzerindeki etkilerinin araştırılmasıdır.
Yöntemler: CETP geni rs289714 polimorfizmi 104 KAH hastası ve 77 kontrol örneklerinde PZR-RFLP yöntemiyle incelendi.
Bulgular: CETP rs289714 genotip ve alel dağılımları gruplar arasında istatistiksel olarak farklı bulunmamıştır (p>0.05). KAH erkek hastalarında vücut kitle indeksi (VKİ) değerleri G aleli taşıyanlarda AA genotipi taşıyanlara göre daha yüksekti (p=0.05). Lojistik regresyon analizinde, erkek KAH hastalarında G alelinin varlığı VKİ’nin ≥27 kg/m2 olması ile ilişkili idi (GR: 0.269; %95 GA=0.075–0.966; p=0.044). Kadın hastalarda G aleli AA genotiplilere göre daha düşük HDL-K düzeyleriyle ilişkili bulundu (p=0.049).
Sonuç: Bu bulgular, CETP rs289714 polimorfizminin erkek hastalarda VKİ ve kadın hastalarda HDL-K değerleri üzerine etkilerinden dolayı KAH gelişiminde risk oluşturabileceğini düşündürmektedir.

8. 
Serum laktat seviyesi, akut dekompanse kalp yetersizliğinde akut böbrek hasarının gelişmesini öngördürebilir
Serum lactate level may predict the development of acute kidney injury in acute decompensated heart failure
Muzaffer Kahyaoglu, Ahmet Karaduman, Çetin Geçmen, Özkan Candan, Ahmet Güner, Ender Ozgün Cakmak, Emrah Bayam, Yusuf Yılmaz, Mehmet Çelik, Ibrahim Akin Izgi, Cevat Kirma
PMID: 33034575  doi: 10.5543/tkda.2020.25679  Sayfalar 683 - 689
Amaç: Akut dekompanse kalp yetersizliği (ADKY) hayati tehlike arz eden bir tıbbi durumdur ve akut böbrek hasarı (ABH), ADKY nedeniyle hastaneye yatırılan hastaların %30’undan fazlasında gelişerek hem mortalite hem de morbidite oranlarını arttırmaktadır. Önceki çalışmalar ABH’nin gelişimini öngörmek için çeşitli biyobelirteçler kullanılabileceğini bildirmiştir. Biz bu çalışmada, ADKY hastalarında başvuru sırasındaki laktat düzeyleri ile ABH arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık.
Yöntemler: Haziran 2018 ile Aralık 2018 arasında ardışık toplam 154 ADKY hastası çalışmaya ileriye yönelik olarak alındı ve dışlama kriterleri sonrasında toplam 91 hasta incelendi. Hastalar ABH gelişen ve gelişmeyen olmak üzere iki gruba ayrıldı.
Bulgular: Hastalar ABH gelişmeyen 63, ABH gelişen 28 hasta olmak üzere iki gruba ayrıldı. ABH gelişen grupta, ABH gelişmeyen gruba göre daha yüksek kronik böbrek hastalığı öyküsü, daha yüksek kreatinin seviyeleri, daha düşük GFR seviyeleri, daha düşük HCO3 seviyeleri, daha yüksek laktat seviyeleri ve daha düşük LVEF değerleri vardı (tüm parametreler için p<0.05). Akut böbrek hasarının gelişmesinde bağımsız belirleyicileri belirlemek için çoklu lojistik regresyon analizi yapıldı. KBH öyküsü (odds oranı [OO] 4.003, %95 GA [güven aralığı] 1.295–12.371, p=0.016) ve laktat seviyeleri (OO 1.545, %95 GA 1.222–1.954, p<0.001) akut böbrek hasarının gelişmesinde bağımsız öngördürücü parametreler olarak saptandı.
Sonuç: Akut böbrek hasarı ADKY hastalarında en büyük sorunlardan biridir ve yüksek laktat seviyeleri akut böbrek hasarının erken teşhisinde yardımcı olabilir.

9. 
Artmış fruktoz tüketimi koroner yavaş akımla ilişkili olabilir
High fructose consumption may be associated with slow coronary flow
Mevlüt Serdar Kuyumcu, Aliye Kuyumcu
PMID: 33034572  doi: 10.5543/tkda.2020.03205  Sayfalar 690 - 697
Amaç: Koroner yavaş akım (KYA) patofizyolojisi tam manasıyla açıklığa kavuşturulamamıştır, dahası artmış fruktoz tüketiminin, KYA patofizyolojisinde rol oynayabilecek oksidatif stres ve inflamasyon ile ilişkili olduğunu gösteren birçok çalışma vardır. Bu çalışmanın amacı, fruktoz tüketimi ile izole KYA arasındaki ilişkiyi araştırmaktır.

Yöntemler: Aralık 2018-Nisan 2019 tarihleri arasında koroner anjiyografi uygulanan kararlı anjina pektorisli hastalar değerlendirildi. İzole KYA’lı 45 hasta, hasta grubu (KYA grubu) ve 50 normal koroner akım paterni (NKAP) olan birey kontrol grubu olarak kabul edildi. Besin tüketiminin ayrıntılarını sağlamak için katılımcılar diyet kaydı kullandı, iki gruptan gelen tüm veriler karşılaştırıldı.

Bulgular: KYA grubunda yüksek-hassasiyetli CRP (Hs-CRP) düzeyleri (p=0.024), beyaz kan hücresi sayısı (p=0.038) ve sigara içme oranı (p=0.012) daha yüksekti. Toplam enerji (p=0.029), karbonhidrat (p=0.047) ve fruktoz tüketimi (p<0.001) KYA grubunda daha yüksekti. Çok değişkenli lojistik regresyon analizleri, daha yüksek Hs-CRP seviyeleri, fruktoz tüketimi ve sigara içmenin KYA ile bağımsız olarak ilişkili olduğunu gösterdi.

Sonuç: Çalışmamızda KYA grubunda fruktoz tüketimi daha yüksektir. Yüksek fruktoz tüketimi, KYA patofizyolojisinde rol oynama potansiyeline sahiptir.

OLGU BILDIRISI
10. 
COVID-19 pnömonisini taklit eden bir kalp yetersizliği olgusu: Ayırıcı tanıda klinik ve akciğer bilgisayarlı tomografi bulgularının rolü
A case of heart failure mimicking COVID-19 pneumonia: The role of clinical and chest computed tomography findings in the differential diagnosis
Zekeriya Doğan, Çiğdem Ileri, Çağan Yıldırım, Halil Ataş, Altuğ Çinçin, Beste Özben, Bülent Mutlu
PMID: 33034577  doi: 10.5543/tkda.2020.51792  Sayfalar 698 - 702
Akut kalp yetersizliği en sık görülen kardiyak acil durumlardan biridir. Kalp yetersizliğinden kaynaklanan akciğer ödemi, akciğer bilgisayarlı tomografi taramalarında eksüdatif bir hastalığı taklit edebilir. Aralık 2019’da Çin’de Coronavirus Hastalığı-2019 (COVID-19) salgını başlamış ve kısa sürede tüm dünyaya yayılmıştır. Bu pandemi döneminde, akut dispne ile başvuran hastalarda COVID-19 pnömonisini dışlama eğilimi artmış olup bu durum benzer semptomlar ile gelen akut dekompanse kalp yetersizliği olan hastaların tanı ve tedavisinde gecikmeye yol açabilmektedir. Bu yazıda, akut miyokart enfarktüsü geçirmesinden bir hafta sonra dispne ile acil servise başvuran diyabetik bir hastayı sunuyoruz. Amacımız kalp yetersizliği ve COVID-19 pnömonisinde ayırıcı tanıya dikkat çekmektir.

11. 
COVID-19 hastasının nadir bir prezentasyonu: Kardiyak tamponat
A rare presentation of a patient with COVID-19: Cardiac tamponade
Kemal Emrecan Parsova, Levent Pay, Yusuf Oflu, Ramil Hacıyev, Göksel Çinier
PMID: 33034578  doi: 10.5543/tkda.2020.56727  Sayfalar 703 - 706
SARS-CoV-2’nin neden olduğu Coronavirus hastalığı 2019 (COVID-19) sadece hafif grip benzeri semptomlardan ağır progresif pnömoniye kadar değişen geniş bir klinik prezentasyona sahiptir. Enfeksiyonun seyrinde miyokardit, akut miyokart enfarktüsü, kalp yetersizliği, kardiyak ritim bozukluklarını içeren kardiyak tutulum gözlenebilir; ama önceden COVID-19 tanısı almış çok nadir sayıda hastada kardiyak tamponat tanımlanmıştır. Elli sekiz yaşında kadın hasta iki hafta önce başka bir hastanede atipik pnömoni nedeniyle hastaneye yatırılmış. Nazofaringeal sürüntü incelemesinde COVID-19 pozitif saptanmış. Hasta komplikasyonsuz bir hospitalizasyon süreci geçirmiş ve bir hafta önce taburcu edilmiş. Hasta acil servisimize nefes darlığı ve bacaklarda şişme şikayeti ile geldi. Yatak başı yapılan transtorasik ekokardiyografide (TTE) global olarak azalmış sol ventrikül sistolik fonksiyonları ile birlikte ejeksiyon fraksiyonu (EF) %30 ve tüm kalbi çepeçevre saran ve diyastolik doluşta restriksiyona yol açan ciddi perikardiyal effüzyon görüldü. Hasta perikardiyal tamponat tanısı ile koroner yoğun bakım ünitesine (KYBU) kabul edildi. Yatakbaşı perikardiyosentez yapıldı ve serohemorajik sıvı drene edildi. COVID-19 enfeksiyonu olan hastalarda dispne gelişmesi veya dispnenin kötüleşmesi durumunda perikardiyal effüzyon ve perikardiyal tamponat ayırıcı tanıda düşünülmelidir

DAVETLI DERLEME
12. 
Ventriküler erken vuruların tanı ve tedavisinde son durum: Amerikan Kardiyoloji Cemiyeti Elektrofizyoloji Konseyi dokümanından klinisyenlere anahtar mesajlar
State-of-the-art look at premature ventricular complex diagnosis and management: Key messages for practitioners from the American College of Cardiology Electrophysiology Council
Erdi Babayiğit, Taner Ulus, Bülent Görenek
PMID: 33034580  doi: 10.5543/tkda.2020.69786  Sayfalar 707 - 713
Ventriküler erken vurular (VEV), klinikte en sık karşılaşılan aritmilerden birisidir. Genellikle iyi huylu olarak kabul edilmesine rağmen, kardiyomiyopati gelişimine sebep olabilir ve nadiren de ani kardiyak ölüm ile ilişkili olabilir. Yakın zamanda Amerika Kardiyoloji Koleji Elektrofizyoloji Konseyi VEV’lere ilişkin tanısal ve tedavi edici hususlar hakkında klinik pratiğe ilişkin son durumu bildiren bir derleme yayınlamıştır. Biz bu yazıda güncel raporların ışığında VEV’lerin tanısı, yaklaşım ve tedavi yöntemleri hakkında önemli noktaları sunduk.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
13. 
COVID-19 pnömonisi ile enfekte genç bir erkekte pulmoner emboli
Pulmonary embolism in a young man infected with COVID-19 pneumonia
Arda Can Doğan, Ahmet Güner, Yalçın Avcı, Hicaz Zencirkiran Agus, Ezgi Gültekin Güner
PMID: 33034574  doi: 10.5543/tkda.2020.03688  Sayfa 714
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin

14. 
Çoklu Safen Ven Greft Anevrizması
Multiple Saphenous Vein Graft Aneurysm
Selma Arı, Hasan Ari, Fahriye Vatansever, mehmet melek, Tahsin Bozat
PMID: 33034582  doi: 10.5543/tkda.2020.73332  Sayfa 715
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin | Video

DIĞER YAZILAR
15. 
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Comment on cardiology publications
Ertan Ural
Sayfa 716
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi