ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 48 (3)
Cilt: 48  Sayı: 3 - Nisan 2020
DAVETLI EDITÖRYAL YORUM
1. 
Türkiye’deki korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği ve atriyal fibrilasyon ilişkisi üzerine ayrıntılı bir değerlendirme
A comprehensive evaluation of heart failure with preserved ejection fraction and the relationship to atrial fibrillation in Turkey
Muhammed Keskin
PMID: 32281949  doi: 10.5543/tkda.2020.05949  Sayfalar 229 - 230
Makale Özeti |Tam Metin PDF

2. 
Akut miyokart enflamasyonun kardiyak manyetik rezonans ile görüntülenmesi
Cardiac magnetic resonance imaging of acute/active myocardial inflammation
İrem Okçular Sezer
PMID: 32281961  doi: 10.5543/tkda.2020.87878  Sayfalar 231 - 233
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
3. 
Atriyal fibrilasyon ve sinüs ritminde olan korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği hastalarının klinik özelliklerinin karşılaştırılması: APOLLON çalışmasından sonuçlar
Comparison of clinical characteristics of patients with heart failure and preserved ejection fraction with atrial fibrillation versus sinus rhythm: Insights from the APOLLON registry
Bülent Özlek, Eda Özlek, Mehmet Tekinalp, Serkan Kahraman, Hicaz Zencirkiran Agus, Özcan Başaran, Bedri Caner Kaya, İbrahim Rencüzoğulları, Kadir Ugur Mert, Ozan Çakır, Altuğ Ösken, Lütfü Bekar, Yunus Çelik, Cem Çil, Volkan Doğan, Oğuzhan Çelik, Gurbet Özge Mert, Kadriye Memiç Sancar, Samet Sevinç, Murat Biteker
PMID: 32281959  doi: 10.5543/tkda.2019.77236  Sayfalar 234 - 245
Amaç: Atriyal fibrilasyonu (AF) bulunan korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (KEF-KY) hastalarının klinik özelliklerini değerlendirmeyi ve bu hastaların klinik özelliklerini AF’si bulunmayan KEF-KY hastalarıyla karşılaştırmayı amaçladık.
Yöntemler: Bu çalışma, Türkiye’de yürütülmüş olan, daha kapsamlı, çok merkezli, gözlemsel ve kesitsel bir kayıt çalışmasının alt grup analizi olarak tasarlandı (NCT03026114). KEF-KY hastaları; AF ritminde olan KEF-KY hastaları ve sinüs ritminde (SR) olan KEF-KY hastaları olarak iki gruba ayrılarak, bu hastaların klinik karakteristik özellikleri karşılaştırıldı.
Bulgular: Toplam 819 KEF-KY hastası (ortanca yaş 67 yıl, %58 kadın) içinde, 313 (%38.2) hastada AF mevcuttu. SR olan hastalara kıyasla, AF mevcut olan hastalar daha yaşlı (70’e karşı 66 yıl, p<0.001) ve daha semptomatikti. NYHA III-IV fonksiyonel kapasite, paroksismal nokturnal dispne, ortopne, çarpıntı, yorgunluk, akciğerlerde krepitan ral ve periferik ödem prevalansı AF ritmindeki hastalarda daha yüksekti. Kalp yetersizliğine bağlı hastaneye yatış oranı AF hastalarında daha fazlaydı (%28.4’e karşı %12.6, p<0.001) ve AF hastaları belirgin olarak daha yüksek N-terminal pro-B-tipi natriüretik peptit (887’ye karşı 394.8 pg/mL, p<0.001) ve sol atriyum volüm indeksi değerlerine sahipti. Bununla birlikte, AF mevcut olmayan hastalar daha yüksek diabetes mellitus, obstrüktif uyku apnesi ve koroner arter hastalığı yüküne sahipti. Ayrıca AF grubunda, nondihidropiridin grubu kalsiyum kanal blokerleri, digoksin, loop diüretikleri ve antikoagülan ilaç kullanım oranları daha fazlaydı.
Sonuç: Bu çalışma Türkiye’deki geniş bir KEF-KY kohortunda AF ritminde olan ve olmayan hastalar arasında önemli klinik farklılıklar olduğunu göstermiştir. Ülkemizde de giderek artan bu kalp yetersizliği popülasyonunda, AF’nin prognostik etkilerini netleştirmek için daha ileri, prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır.

4. 
Akut miyokardit tanısında kardiyak MRG incelemede T2-ağırlıklı ödem duyarlı incelemenin, TSE T1-ağırlıklı erken kontrastlı incelemenin, geç kontrast tutulumunun ve Lake Louise konsensüs kriterlerinin tanısal değeri
Diagnostic values of edema-sensitive T2-weighted imaging, TSE T1-weighted early contrast-enhanced imaging, late gadolinium enhancement, and the Lake Louise criteria in assessing acute myocarditis: A single-center cardiac magnetic resonance study
Deniz Alis, Arda Güler, Ozan Aşmakutlu, Begüm Uygur, Seyhan Ördekçi
PMID: 32281957  doi: 10.5543/tkda.2019.67467  Sayfalar 246 - 254
Amaç: Akut miyokardit tanısında kardiyak manyetik rezonans görüntülemede (MRG) “Lake Louise konsensüs” kriterlerinin üç ana komponenti olan ödem, hiperemi ve geç kontrast tutulumunun (GKT) tanısal etkinliğini araştırmak.
Yöntemler: Geriye dönük olarak yürütülen bu çalışmaya akut miyokardit tanılı 44 hasta ve 24 sağlıklı kontrol dahil edildi. Kardiyak MRG’de ödem varlığı T2-ağırlıklı STIR imajlarda miyokart üzerinde yaygın veya fokal olarak normal görünümdeki kas dokusundan 1.9 kat daha fazla sinyal artışı olarak tanımlandı. Hiperemi T1-ağırlıklı turbo spin eko sekanslarda miyokardın erken kontrast tutulum oranının aynı kesitteki kaslardan 4 kat veya daha fazla olması olarak tanımlandı. GKT ise görsel olarak değerlendirildi. Akut miyokardit tanısı için referans yöntem Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin kılavuzlarına uyumlu olacak şekilde klinik ve biyokimyasal belirteçler olarak kabul edildi.
Bulgular: Ödem, hiperemi, GKT ve Lake Louise kriterinin (3 bulgudan en az ikisi) tanısal doğruluğu sırasıyla %75.7, %64.2, %88.5 ve %84.2 idi. Lake Louise kriterlerinden özgüllüğü en yüksek olan %100 ile ödemdi. Duyarlılığı en yüksek kriter ise GKT idi (%86). Akut miyokardit tanısı için GKT ve/veya ödem varlığı kriter olarak kabul edildiğinde en yüksek tanısal doğruluk değeri elde edildi (%92.8).
Sonuç: Akut miyokardit tanısında GKT ve/veya ödem varlığı tanı kriteri olarak kabul edildiğinde Lake Louise kriterlerine göre daha yüksek tanısal doğruluk elde edildi. Bu çalışmada erken kontrast tutulum oranının kardiak MRG incelemenin akut miyokardit tanısını koymada tanısal doğruluğa katkıda bulunmadığı saptanmıştır. Bu nedenle kardiyak MRG’de erken kontrast tutulum oranının akut miyokardit tanısındaki katkısının sorgulanmasını ve tanı için alternatif yöntemlerin geliştirilmesini öneriyoruz.

5. 
Akut ST yükselmeli miyokart enfarktüsü sonrası enfarkt yeri ile sol ventrikül rotasyon parametrelerinin ilişkisi
Relationship between the infarct localization and left ventricular rotation parameters following acute ST-segment elevation myocardial infarction
Aykut Demirkiran, Cafer Zorkun, Hasan Deniz Demir, Birol Topçu, Ender Emre, Nihal Özdemir
PMID: 32281952  doi: 10.5543/tkda.2019.36422  Sayfalar 255 - 262
Amaç: ST yükselmeli miyokart enfarktüsü (STYME) sonrası erken dönemde ölçülmüş sol ventriküler (LV) apikal rotasyon değerinin gelişecek olan enfarkt lokalizasyonunu öngörmedeki rolünü araştırdık.
Yöntemler: Yüz yirmi dört hasta ve benzer demografik özelliklere sahip 50 kişilik sağlıklı gönüllü değerlendirildi. 2D-Speckle Tracking ekokardiyografi (STE) kılavuzluğundaki apikal rotasyon açıları ile tc-99m sestamibi-tek-foton emisyon bilgisayarlı tomografi (SPECT) kılavuzluğundaki infarkt lokalizasyonu arasındaki ilişki değerlendirildi. Başarılı primer perkütan koroner girişimden (PPCI) itibaren 2D-STE ortalama 2 gün, SPECT görüntüleme ise ortalama 59 gün sonra yapılmıştı.
Bulgular: Apikal rotasyon açısı anteriyor miyokart enfarktüsü geçirmiş hastalarda inferiyor miyokart enfarktüsü geçirmiş hastalara ve kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha düşük saptandı (sırasıyla, 6.51±2.4°, 13.20±2.5°, 14.3±2.1°, p değerleri; AntMI-InfMI: 0.000, AntMI kontrol: 0.000, InfMI kontrol: 0.150). SPECT görüntülemede perfüzyon kusurları değerlendirildiğinde, anteriyor miyokart enfarktüslü tüm hastalarda LV apikal duvarda skar gözlendi, ancak inferiyor miyokart infarktüslü sadece 14 hastada apikal skar saptanmıştı (genellikle inferoapikal duvarda). Apikal rotasyon açısının, apikal skar saptanmış hastalarda apikal skar saptanmamış hastalara göre azaldığını saptadık (sırasıyla, 7.6±2.8° ve 14.5±2° p=0.00). ROC analizinde, apikal rotasyon açısı için eğri altındaki alan 0.799, p<0.01; en iyi kestirim değeri olan 12.1° %78.3 duyarlıllık ve %68.2 özgüllük ile STYME sonrası LV apikal skar oluşumunu öngörebilmektedir.
Sonuç: STYME sonrası erken dönemde apikal rotasyon açısındaki azalmanın tespiti, infarkt skarının sol ventrikül apeksine uzanacağını öngörmede faydalı olabilir.

6. 
Kronik obstrüktif akciğer hastalarında atriyal elektromekanik gecikmenin ve P dalga dispersiyonun değerlendirilmesi
Assessment of atrial electromechanical delay and P wave dispersion in patients with chronic obstructive pulmonary disease
Murat Cimci, Sermin Borekci, Burcak Kilickiran Avci, Ergi Hysi, Hurrem Gul Ongen, Bilgehan Karadag, Ozge Ozden Tok, Eser Durmaz, Hakan Karpuz
PMID: 32281955  doi: 10.5543/tkda.2019.58665  Sayfalar 263 - 269
Amaç: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ile atriyal fibrilasyonu (AF) ilişkidir ve azalmış birinci saniye zorlu ekspiratuvar volümü (ZEV1) yeni başlangıçlı AF için bağımsız bir etkendir. Bu çalışmanın amacı bilinen kardiyovasküler hastalığı olmayan KOAH hastalarında 2 AF öngördürücüsünün; P dalga dispersiyonunun ve atriyal elektromekanik gecikmenin (AEMG) değerlendirilmesidir ve bunların ZEV1 ile nicelenen solunum fonksiyonlarıyla ilişkisinin değerlendirilmesidir.
Yöntemler: Çalışmaya 41 KOAH hastası (33 erkek, ortalama yaş 51) ile 32 sağlıklı birey katıldı. P dalga dispersiyonu elektrokardiyogram üzerinde 12 derivasyon arasında maksimum ve minimum P dalga süreleri arasındaki fark alınarak hesaplandı. P dalgasının başlangıcından doku Doppler görüntülemesi ile saptanan geç diyastolik dalgasına (Am dalgası) kadar olan süre olarak tanımlanan AEMG ölçümü; lateral mitral anulusdan (LMAEMG), septal (SMAEMG) ve lateral triküspit anulusdan (LTAEMG) yapıldı.
Bulgular: P dalga dispersiyonu KOAH grubunda kontrol grubundan anlamlı olarak uzundu (76±19 ve 45±10 ms, p<0.001). Tüm AEMG ölçümleri hasta grubunda anlamlı uzama gösterdi (LMAEMG: 74±9 ve 64±11 ms, SMAEMG: 66±10 ve 57±12 ms ile LTAEMG: 65±9 ve 46±7 ms; hepsi için p<0.001). Ayrıca, FEV1 ile yalnız LTAEMG arasında ilişki gözlendi (rs: -401, p <0.009).
Sonuç: Hem P dalga dispersiyonu hem atriyal elektromekanik gecikme parametreleri hastalığın erken dönemlerinden başlamak üzere yapısal ve fonksiyonel kardiyak hastalığı olmayan KOAH hastalarında AF’ye artmış eğilimin göstergesi olarak anlamlı uzundu.

7. 
Türkiye’de bir kardiyak rehabilitasyon merkezinin hastalarında yaşın sonuçlar üzerine etkisi
The effect of age on outcomes at a cardiac rehabilitation center in Turkey
Pınar Demir Gündoğmuş, Berrin Topçu Özcan, Mert Hayıroğlu, İbrahim Gündoğmuş, Emrah Burak Ölçü, Mehmet Uzun, Ahmet L. Orhan
PMID: 32281960  doi: 10.5543/tkda.2020.78568  Sayfalar 270 - 277
Amaç: Bu çalışmanın amacı ≤65 yaş ve >65 yaş arasındaki Türk hastalarda fizyolojik parametreler, ekokardiyografi ölçümleri, lipit profilleri ve psikolojik parametreler açısından 12 haftalık faz II kalp rehabilitasyonunun (KR) etkinliğini değerlendirmektir.
Yöntemler: Bu geriye dönük çalışmaya, faz II kalp rehabilitasyon programlarını tamamlamış 68 hasta alındı. Hastaların ekokardiyografi ölçümü, fiziksel parametreleri, psikolojik durumları ve serum lipit düzeyleri programa girmeden önce ve program tamamlandıktan hemen sonra değerlendirildi. Hastalar 65 yaş ve altı ve 65 yaş üstü olmak üzere iki gruba ayrıldı ve KR programının etkisi karşılaştırıldı.
Bulgular: KR öncesi ve sonrası 65 yaş ve altı hastaların ortalama kalp hızı (KH), seans sırasında egzersiz seviyesi, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (SVEF), Beck Depresyon Envanteri (BDE), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (STAI) I-II, istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdi. Altmış beş yaş üstü hastaların ortalama seans sırasında egzersiz seviyesi, SVEF, yüksek dansiteli lipoprotein (HDL), BDE, STAI-I ve STAI-II parametreleri istatistiksel olarak anlamlıydı. Altmış beş yaş ve altı ve 65 yaş üstü hasta gruplarının yüzde değişimleri karşılaştırıldığında, ortalama KH (+11.24±12.62 ve +3.96±12.50; p=0.039), SVEF (+21.31±21.37 vs +9.55±13.50; p=0.035) ve STAI I (-11.33±11.51 ve -23.25±1 4.08; p=0.025) parametreleri istatistiksel olarak anlamlıydı.
Sonuç: Bu çalışma Türk toplumunda yaşlı hastaların KR’den genç hastalar kadar fiziksel parametreler, ekokardiyografi ölçümleri, lipid profili ve psikolojik parametreler açısından yarar sağladığını ortaya koymuştur.

8. 
Ulusal yayın yapan bazı uluslararası çocuk televizyon kanallarında çocuklara yönelik gıda ve içecek reklamlarının Sağlık Bakanlığı besin profili rehberine göre değerlendirilmesi
Asessment of television food marketing for children according to Ministry of Health nutrition profile guidelines
Nazan Yardım, Seniz Ilgaz, Faika Betül Aydın, Mutlu Kaya
PMID: 32281953  doi: 10.5543/tkda.2019.54524  Sayfalar 278 - 288
İnfant, çocuk ve adölesanlarda obezitenin tüm dünyada ve ülkemizde önemi artmaktadır. Obez çocuklar genellikle yetişkinliklerinde de obez olarak kalmakta ve kronik hastalık riski altındadırlar. Ülkemizde ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin 1/4’i obez (%24.5) veya fazla kilolu iken ortaokul öğrencilerinin yaklaşık 1/3’i (%30.1), lise öğrencilerinin de 1/5’ini (%20.6) oluşturmaktadır. Sağlık Bakanlığınca yürütülen Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı kapsamında çocukların yüksek enerji, doymuş yağ, şeker ve tuz içeren gıda/içecek reklamlarına maruz kalmalarını sınırlamak için Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Besin Profili Rehberi’ne göre ulusal yayın yapan bazı uluslararası TV kanallarında yapılan gıda reklamları değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada yapılan değerlendirmede çocuklara reklamı uygun olmayan yüksek enerji, şeker, tuz ve doymuş yağ içeren yiyecek ve içecek reklamlarının hem sıklığı hem süresi yüksek bulunmuştur. 27.03.2018 tarihinde başlatılan Radyo Televizyon Üst Kurulu Yayın Hizmeti Usul ve Esasaları Hakkında Yönetmelik uygulamasının izleme ve değerlendirme mekanizmaları kurulmalıdır. Kronik hastalıkların önlenmesinde çocukluktan başlayan koruyucu önlemler alınması önemlidir.

OLGU BILDIRISI
9. 
Zorlu atriyal fibrilasyon olgularında non-vitamin K antagonisti oral antikoagülan kullanımına güncel klinik yaklaşımlar
Current clinician perspective on non-vitamin K antagonist oral anticoagulant use in challenging clinical cases
Uğur Önsel Türk, Rezzan Deniz Acar, Taylan Akgün, Volkan Emren, Selçuk Kanat, Emir Karacağlar, Alper Kepez, Şeref Kul, Erdem Özel, Evrim Şimşek, Selcen Yakar Tülüce, Kamil Tülüce, A. John Camm
PMID: 32281950  doi: 10.5543/tkda.2020.16359  Sayfalar 289 - 303
Amaç: Non-Vitamin K antagonisti oral antikoagülanların (NOAK) geliştirilmesi ve yaygın klinik kullanıma girmesi ile Atriyal fibrilasyonda (AF) inmeden korunmanın ufku değişmiştir. Her ne kadar dört NOAK, büyük çaplı Faz 3 klinik denemeler ile düzenleyici otoritelerden alarak pazar erişim sürecini tamamlasa da Faz 3 denemelerin eksternal validasyonuna ilişkin geleneksel zorluklar günlük pratikte klinisyenleri zorlu olgu ve klinik senaryolar ile karşı karşıya bırakmaktadır. Günlük pratiklerinde klinisyenler, sıklıkla söz konusu Faz 3 denemelerde yeterince temsil edilmemiş ve yeterli kanıtın bulunmadığı hasta grupları ile yüz yüze kalmaktadır. Bu yazıda, pivot NOAK denemelerinde yeterince temsil edilmeyen ancak günlük pratikte sıklıkla karşılaşılan AF olgularının yönetimi ile ilgili olarak, günlük pratikte bu AF olgularının takip ve tedavisini sürdüren 12 kardiyoloji akademisyeninin katıldığı toplantı raporu sunulmaktadır.
Yöntemler: Zorlu AF olgularının yönetim stratejilerini tartışmak için bir danışma kurulu paneli toplanmıştır. Mevcut makale bu toplantıdaki olgu sunumları ve tartışmaların özeti olarak derlenmiştir.
Sonuç: Kardiyologların bu uzman fikir birliği, rutin uygulamalarından olgu örnekleri kullanarak, önemli çalışmalarda yeterince temsil edilmeyen zorlu olguların yönetim stratejilerini tanımlamayı amaçlamıştır. Güçlü kanıtlar eksik olmakla birlikte, faz çalışmaların alt grup analizleri, bu hastaların yönetimini hakkında kısmen bilgi vermektedir. Bununla birlikte alt grup analizlerinin hipotez kanıtlayıcı değil hipotez oluşturucu doğası unutulmamalı, ihtiyaç duyulan kanıtların elde edilmesine yönelik uygun tasarlanmış deneme/çalışmaların gerçekleştirilmesi gerekliliği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu süreç, klinisyenlerin NOAK’ları yalnızca klinik deneyimlerine dayanarak “off label” kullanmasının da önüne geçecektir.

10. 
Sağ posteriyor serebral artere embolize olan koroner stent olgusu
Coronary stent embolism to the right posterior cerebral artery
Sinan Varol, İrfan Şahin, Gökmen Kum, Fahrettin Katkat, Ertuğrul Okuyan
PMID: 32281954  doi: 10.5543/tkda.2019.57070  Sayfalar 304 - 308
Elli yedi yaşında erkek hasta acile üç saatlik göğüs ağrısı ile başvurdu. Kan basıncı 70/50 mmHg ve kalp hızı 48/dk idi. 12 derivasyonlu elektrokardiyografide inferiyor miyokart infarktüsü ile birlikte üçüncü derece atriyoventriküler (AV) blok gözlendi. Acil yapılan koroner anjiyografi, sol ön inen arterin orta segmentinde %50, proksimal sirkumfleks (Cx) arterde %90 darlık olduğunu gösterdi. Sağ koroner arterde tam tıkanıklık saptandı. 2.0x15 mm komplian balon ile 10 atm’de predilatasyon sonrası 3.5x24 mm çıplak metal stent takıldı. Üçüncü derece AV blok düzeldi ve 124/dk hızında sinüs ritmi sağlandı, fakat hastanın hemodinamisinin düzelmemesi üzerine Cx lezyonuna girişim planlandı. Predilatasyon olmadan 3.5x12 mm düşük profilli çıplak metal stent kolayca lezyonu geçti. İmplantasyondan hemen önce asistoli ve konvülziyon gelişti. 1 mg atropin uygulandıktan sonra kalp hızı ve kan basıncı değerleri toparlandı. Kılavuz tel ve stentin koroner arterden çıkarak aortaya düştüğü gözlendi. Sonrasında floroskopide, balon kateter üzerinde stent gözlenemedi. Vasküler sistemin floroskopik taramasında stentin sağ posteriyor serebral arterde olduğu saptandı. Hastada nörolojik bozukluk belirtisi veya bulgusu yoktu. İnvazif nöroradyoloji konsültasyonu medikal takip önerdi. Klopidogrel ve aspirinden oluşan ikili antiagregan tedavi ömür boyu olmak üzere verildi. Primer perkütan koroner girişimden 2 ay sonra hastaya başarılı koroner baypas cerrahisi yapıldı. Dördüncü yıl takibinde hastanın nörolojik bulgusu yoktu.

11. 
Periferik embolinin az rastlanan nedeni: Genç kadın hastada arteryel torasik çıkış sendromu
Infrequent origin of a peripheral embolism: Arterial thoracic outlet syndrome in a young woman
Berhan Keskin, İsmail Balaban, Seda Tanyeri, Ahmet Karaduman, Ali Karagöz
PMID: 32281956  doi: 10.5543/tkda.2019.59056  Sayfalar 309 - 311
Arteryel torasik çıkış sendromu, subklavyen veya aksiller arterin kostalar ve skalen kasları arasında sıkışmasından kaynaklanır. Hastalar çeşitli klinik durumlarla ortaya çıkabilir. Bu yazıda, periferik emboli ile başvuran bir arteriyel torasik çıkış sendromu olgusu sunulmaktadır. Arteriyel torasik çıkış sendromu nadir görülen periferik emboli nedenidir. Tanı yaklaşımı ve tedavi yöntemleri bu olgu sunumunda örnek hasta üzerinden tartışılmıştır. Klinisyenler bu tanıyı akılda tutmalı ve klinik durumuna göre yönetmelidir.

DERLEME
12. 
Electrocardiogram and heart rate variability assessment in patients with common autoimmune diseases: a methodological review
Soroor Behbahani, Farhad Shahram
PMID: 32281951  doi: 10.5543/tkda.2019.21112  Sayfalar 312 - 327

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
13. 
Complicated endocarditis with bilateral pseudoaneurysm formation in a patient with valvular heart disease
Reza Mohseni Badalabadi, Mehdi Mohseni Badalabadi, Kyomars Abbasi, Masih Tajdini
PMID: 32281963  doi: 10.5543/tkda.2019.98152  Sayfa 328
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin | Video

14. 
Sol atriyumda serbest yüzen tümör benzeri bir kitle: Dev saplı bir trombüs
A free-floating tumor-like mass in the left atrium: A huge pedunculated thrombus
Tufan Çınar, Süha Asal, Neslihan Kaya Terzi, Ibrahim Alp, Mehmet Uzun
PMID: 32281962  doi: 10.5543/tkda.2020.91579  Sayfa 329
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin | Video

UZMAN GÖRÜŞÜ
15. 
Kalp yetersizliği tedavisinde sodyum glikoz ko-transporter 2 inhibitörleri
Sodium glucose co-transporter 2 inhibitors in heart failure therapy
Yüksel Çavuşoğlu, Hakan Altay, Avivit Cahn, Ahmet Celik, Serafettin Demir, Barış Kılıçaslan, Sanem Nalbantgil, Itamar Raz, Ahmet Temizhan, Özlem Yıldırımtürk, Mehmet Birhan Yılmaz
PMID: 32281958  doi: 10.5543/tkda.2020.74332  Sayfalar 330 - 354

DIĞER YAZILAR
16. 
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Comment on cardiology publications
Ertan Ural
Sayfa 355
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi