| EDITÖRYAL YORUM | |
| 1. | Influences of cardiac resynchronization therapy on cardiac biomarkers in patients with chronic heart failure Yüksel ÇavuşoğluPMID: 29512623 doi: 10.5543/tkda.2018.48280 Sayfalar 81 - 83 Makale Özeti | |
| ARAŞTIRMA | |
| 2. | Kardiyak resenkronizasyon tedavisi uygulanmış hastalarda tersine elektriksel yeniden şekillenme ile kalp fibrozu belirteçleri arasındaki ilişki Association between reverse electrical remodeling and cardiac fibrosis markers in patients with cardiac resynchronization therapy Hamza Sunman, Uğur Canpolat, Hikmet Yorgun, Adem Özkan, Muhammet Ulvi Yalçın, Tülin Bayrak, Levent Şahiner, Ergün Barış Kaya, Asuman Özkara, Kudret Aytemir, Ali OtoPMID: 29512624 doi: 10.5543/tkda.2017.80236 Sayfalar 84 - 91 Amaç: Kardiyak resenkronizasyon tedavisi (KRT) kalp yetersizliğinde yapısal ve elektriksel ters yeniden şekillenmeyi uyarmaktadır. Ancak, KRT yerleştirilmiş hastalarda QRS’teki daralma ile kalp fibrozu belirteçleri arasındaki ilişki daha önce araştırılmamıştır. Yöntemler: Semptomlu sistolik kalp yetersizliği bulunan ve KRT yerleştirilmiş 41 hasta çalışmaya alındı. Elektrokardiyografi bulguları ve kalp fibrozu belirteç seviyeleri (galektin-3, büyüme farklılaşma faktörü-15 [GDF-15] ve prokollajen III N-terminal propeptid [P3TD]) biventriküler pacing öncesinde ve on iki ay sonrasında toplandı. Ters elektriksel yeniden şekillenme intrinsik QRS süresinin ≥20 ms azalması olarak tanımlandı. Bulgular: QRS süresi KRT öncesi 155 ms’den ([çeyrekler arası aralık / interquartile range – IQR] 142–178) 12 aylık KRT sonrası 142 ms’ye (IQR: 130–161) düşmüştür (p=0.001). Daha önce tanımlanan ölçütlere göre elektriksel yeniden şekillenme 16 (%39.0) hastada gözlenmiştir. Galectin-3, GDF-15 ve P3TD düzeyleri KRT sonrası elektriksel yeniden şekillenmesi olan hastalarda anlamlı düzeyde azalmıştır (sırasıyla, 27.65 ng/mL’ye karşı [IQR: 24.4–35.2 ng/mL] 23.00 ng/mL [IQR: 16.0–36.7 ng/mL]; p=0.017, 3104 pg/mL’ye karşı [2923–4825 pg/mL] 2276 pg/mL [1294–3209 pg/mL]; p=0.002 ve 0.43 ng/mL’ye karşı [IQR: 0.23–0.64] 0.15 ng/mL [IQR: 0.04–0.29 ng/mL]; p=0.034). Ancak elektriksel yeniden şekillenmesi olmayan hastalarda Galectin-3, GDF-15 ve P3TD düzeylerinde anlamlı azalma olmamıştır (sırasıyla, 26.80’e karşı [IQR: 23.9–31.5 ng/mL] 28.80 ng/mL [IQR: 23.0–34.8 ng/mL]; p=0.211, 4221 pg/mL’ye karşı [IQR: 2709–4995 pg/mL] 3035 pg/mL [IQR: 2038–4872 pg/mL], p=0.143 ve 0.34 ng/mL’ye karşı [IQR: 0.012–0.880] 0.21 ng/mL [IQR: 0.09–0.37 ng/mL]; p=0.112). Sonuç: Bu küçük çaplı çalışmada, KRT sonrası elektriksel ters yeniden şekillenmenin kalp fibrozunda azalma ile ilişkili olduğunu gösterdik. |
| 3. | Non-valvüler atriyum fibrilasyonu yönetiminde klinik uygulamalar ve tedavi sonuçları: Türkiye genelindeki üçüncü basamak sağlık merkezlerinde yapılan ileriye dönük anket çalışması Clinical practices of the management of nonvalvular atrial fibrillation and outcome of treatment: A representative prospective survey in tertiary healthcare centers across Turkey Bülent Özin, Kudret Aytemir, Özgür Aslan, Türkay Özcan, Mehmet Kanadaşı, Mesut Demir, Mustafa Gökçe, Mehmet Murat Sucu, Murat Özdemir, Zerrin Yiğit, Mustafa Ferzeyn Yavuzkır, Ali OtoPMID: 29512625 doi: 10.5543/tkda.2017.79367 Sayfalar 92 - 102 Amaç: Non-valvüler atriyum fibrilasyonunda (NVAF), hastaların felç ve kanama riski ve tromboprofilaksi açısından değerlendirilmesi için klinik uygulama paternlerini belirlemek ve hastaların tedavi sonuçlarını ve yaşam kalitelerini değerlendirmek. Yöntemler: Türkiye genelinde 12 üçüncü basamak sağlık merkezinde yürütülen klinik sürveyans çalışma. Tedaviye yaklaşım ve tedaviye uyum verileri NVAF’li hastalarda çalışma başlangıcında, 6. ve 12. aylarda kaydedildi. Bulgular: Takip verileri, 210 hastanın (%57.1 erkek; ortalama yaş, 64.86±12.87 yıl) 146’sında 6. ayda ve 140’ında 12. ayda telefon görüşmesiyle toplandı. Başlangıçta, hastaların çoğunda CHADS2 (≥2, %48.3) ve CHA2DS2-VASc (≥2, %78.7) risk skoru yüksekken HAS-BLED (0-2, %83.1) skoru düşüktü. Başlangıçta, 177 hasta (%84.3) herhangi bir AF tedavisi alıyordu. Antitrombotik tipini bildirenlerin yaklaşık üçte ikisi oral antikoagülan ve üçte biri antitrombosit ajan kullanıyordu. Başlangıç tedavisine devam oranı yaklaşık %86’ydı. Kanama 6. ayda hastaların %22.6’sında ve 12. ayda %25’inde bildirildi. Hedef INR değeri 2–3 olan hastaların yüzdesi başlangıçta %41.8 iken, 6. ayda %65.7’ye ve 12. ayda %65.9’a yükseldi. Bir yıllık takipte, terapötik aralıkta geçen zamana hastaların %61.0’ında ulaşıldı. Hastaların medyan EQ-5D skorları başlangıçta 0.827 (0.145–1.000) ve 12. ayda 0.778 (-0.040–1.000) idi (p<0.001). Sonuçlar, hasta yaşam kalitesinin zamanla azaldığını gösterdi. Sonuç: Atriyum fibrilasyonunda, tedavi ve başlangıç tedavisine devam oranlarının yüksekliğine rağmen tromboprofilaksi sonuçları ve hastaların yaşam kaliteleri istenen düzeyde değildi. Ulusal düzeyde sağlık politikaları geliştirilmelidir. NVAF’nin uluslararası kılavuzunu klinik uygulamaya daha iyi entegre etmek için ulusal sağlık politikaları geliştirilmeli ve uygulanmalıdır. |
| 4. | Atriyal fibrilasyonda demir eksikliği ve hematinik eksiklikler: Eşlik eden hastalıklara yeni bir bakış açısı Iron deficiency and hematinic deficiencies in atrial fibrillation: A new insight into comorbidities Muhammed Keskin, Dilek Ural, Servet Altay, Onur Argan, Edibe Betül Börklü, Ömer KozanPMID: 29512626 doi: 10.5543/tkda.2018.51001 Sayfalar 103 - 110 Amaç: Demir eksikliği (DE) en sık görülen nutrisyonel eksikliktir ve kalp yetersizliği (KY) gibi bazı durumların varlığında demir metabolizmasında daha ciddi bozukluklar meydana gelebilir. KY ve atriyal fibrilasyonun (AF) kronik enflamatuvar patofizyoloji ve diğer birçok sayıdaki ortak özelliklerine rağmen AF hastalarında DE ve diğer hematinik eksikliklerin prevelansı ortaya konulmamıştır. Yöntemler: Bu çalışmada, demir (serum ferritin <100 μg/L veya ferritin 100–299 μg/L olmakla beraber transferrin satürasyonu <20%), vitamin B12 (<200 pg/mL) ve folat eksikliği (<4.0 ng/mL) valvüler olmayan AF tanısı olup korunmuş sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonuna sahip KY semptomu olmayan 101 hastada değerlendirildi ve sonuçlar yaş ve cinsiyet bakımından benzer 35 kontrol hastasıyla karşılaştırıldı. Bulgular: Hastaların %26’sında anemi saptandı. Toplam 48 (%47.6) hastada DE, 10 (%9.9) hastada vitamin B12 eksikliği ve 13 (%12.9) hastada folat eksikliği saptandı. Kontrol ve paroksismal AF grupları arasındaki DE prevelansı benzer olmakla beraber persistan ve permanent AF hastalarında DE prevelansı tedrici artış göstermekteydi. Tek değişkenli lojistik regresyon analizinde paroksismale kıyasla permanent AF [Odds oranı (OO): 2.17; 95% güven aralığı (GA): 0.82–5.69; p=0.011], yüksek duyarlı C-reaktif protein (OO: 1.47; 95% GA: 0.93–2.36; p=0.019), N-terminal pro b-tip natriüretik peptid (OO: 1.24; 95% GA: 0.96– 1.71; =0.034) ve beyaz kan hücresi sayısı (OO: 1.21; 95% GA: 0.95–1.58; p=0.041) DE ile ilişkili saptandı. Çoklu değişkenli analizde ise permanent AF, DE ile bağımsız olarak ilişkili tek klinik değişken olarak saptandı (OO: 4.30; 95% GA: 0.83–12.07; p=0.039). Sonuç: DE permanent AF’de aynen KY’de olduğu gibi sık olarak görülür. Enflamasyon ve nörohormonal aktivasyonun bu duruma katkısı göze çarpmaktadır. |
| 5. | Hipertrofik kardiyomiyopatili hastalarda serum ürik asit seviyesi ile öngörülen beş yıllık ani kardiyak ölüm risk skoru arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi Evaluation of the association between serum uric acid level and the predicted risk score of sudden cardiac death in five years in patients with hypertrophic cardiomyopathy Sinem Özyılmaz, Muhammet Hulusi Satılmışoğlu, Mehmet Gül, Huseyin Uyarel, Osman Akin SerdarPMID: 29512627 doi: 10.5543/tkda.2017.60094 Sayfalar 111 - 120 Amaç: Bu çalışmanın amacı hipertrofik kardiyomiyopati (HKM) bulunan hastalarda serum ürik asit (ÜA) seviyesi ile öngörülen beş yıllık ani kardiyak ölüm riski (HKM-AKÖ) skoru (%), galektin-3 düzeyi, elektrokardiyografi’de (EKG) fragmente QRS (fQRS) pozitifliği arasında ki ilişkiyi belirlemektir. Yöntemler: Bu ileriye dönük gözlemsel bir çalışmadır. Çalışmaya, ardışık 115 HKM’li hasta ve 80 sağlıklı birey dahil edildi. Tüm hastaların HKM-AKÖ risk skoru, galektin-3 düzeyi, EKG’de fQRS varlığı değerlendirildi. Bulgular: Serum ÜA, galektin-3 düzeyi, ÜA/Kreatinin (Kr), ventriküler taşikardi (VT) and senkop sıklığı, bazı ekokardiyografi parametreleri hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksekti (tüm p<0.05). Serum ÜA düzeyi, yüksek HKM-AKÖ risk skoru, pozitif fQRS, yüksek galektin-3 düzeyi, VT insidansı, yerleştirilebilir kardiyovertör defibrilator (YKD), kardiyopulmoner canlandırma (KPC) ihtiyacı yüksek olan hastalarda olmayanlara göre anlamlı olarak yüksek bulundu (HKM-AKÖ risk >%6, ÜA: 6.71±1.29 mg/dL, HKM-AKÖ risk ≤%5.9, ÜA: 5.84±1.39 mg/dL, p=0.001; fQRS(+), ÜA: 6.56±1.20 mg/dL, fQRS(-), ÜA: 5.63±1.49 mg/dL, p<0.001; galektin-3 >6.320 pg/mL, UA: 6.56±1.27 mg/dL, galectin-3 ≤6.310 pg/mL, ÜA: 5.90±2.43 mg/dL, p=0.016, sol atriyum ön-arka çap (SAAPÇ) >36 mm, ÜA: 6.31±1.33 mg/dL, SAAPÇ <36 mm, ÜA: 5.20±1.60 mg/dL, p=0.005; ventriküler taşikardi (VT)(+), ÜA: 6.83±1.19 mg/dL, VT(-), ÜA: 5.97±1.42 mg/dL, p=0.008; YKD(+), ÜA: 7.08±0.88 mg/dL, YKD(-), ÜA: 6.06±1.42 mg/dL, p=0.022; KPR(+), ÜA: 7.03±0.96 mg/dL, KPR(-), ÜA: 6.04±1.42 mg/dL, p=0.018). ÜA düzeyi ile HKM-AKÖ risk skoru, galektin-3 düzeyi, sol atriyum ön arka çap (SAÖAÇ), sol ventrikül kütle’si (SVK) arasında anlamlı korelasyon bulundu [sırasıyla r ve p değerleri 0.355; <0.001, 0.297; 0.002, 0.309; 0.001, 0.276; 0.003]). Sonuç: Hipertrofik kardiyomiyopatili hastalarda serum ÜA düzeyi kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı olarak yüksekti. HKM’li hastalarda yüksek ÜA seviyesi ile yüksek HKM-AKÖ risk skoru, fQRS pozitifliği, galektin-3 düzeyi, SAAPÇ, VT sıklığı, YKD ve KPR gereksinimi arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. |
| 6. | Periton diyalizi uygulanan hastalarda serum hepsidin-25 düzeyi ile subklinik ateroskleroz arasındaki ilişki The association between serum hepcidin-25 level and subclinical atherosclerosis in peritoneal dialysis patients Bülent Erdoğan, Barış Eser, Özlem Yayar, Mehmet Deniz AylıPMID: 29512612 doi: 10.5543/tkda.2017.17666 Sayfalar 121 - 128 Amaç: Kronik böbrek yetersizliği olan hastalarda kardiyovasküler belirteç olarak hepsidinin rolü üzerine ilgi son zamanlarda artmıştır. Bu çalışmanın amacı periton diyalizi (PD) uygulanan hastalarda serum hepsidin-25 (SH-25) düzeyi ile enflamasyon, serum demiri ile ilgili parametreler ve ateroskleroz göstergesi olan karotis intima medya kalınlığı (KİMK)’nın ilişkisini araştırmaktır. Yöntemler: Bu kesitsel çalışmaya 58 hasta (30 erkek %51.3, ortalama yaş 46.8±13.6 yıl, ortalama diyaliz süresi 69.2±39.1 ay) alındı. Klinik ve rutin laboratuvar verileri kayıt edildi ve KİMK ve SH-25 değerleri tespit edildi. Hepsidin ortanca değerlerine (60 ng/mL) göre çalışma grubu ikiye ayrıldı. Ayrıca, SH-25 düzeyi ile diğer parametrelerin ilişkisinin belirlenmesinde korelasyon analizi ve lojistik regresyon analizleri uygulandı. Bulgular: Yüksek SH-25 grubunda yaş (p=0.003), sistolik kan basıncı (p=0.039), vücut kitle indeksi (p=0.031), glikoz (p=0.028), C-reaktif protein (CRP) (p<0.001) ve KİMK (p=0.011) istatistiksel olarak daha yüksek tespit edildi. Korelasyon analizinde SH-25, yaş (p<0.001), diyaliz süresi (p=0.041), glikoz (p<0.015), ferritin (p=0.005), CRP (p<0,001) ve KİMK (p<0.035) ile pozitif ilişkili bulundu. Çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde yaş (p<0.001) ve CRP (p=0.005) KİMK ile ilişkili bulunmuştur. Sonuç: Periton diyalizi tedavisi uygulanan hastalarda SH-25 hem yaş hem de CRP ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. Çalışmanın sonuçları PD uygulanan hastalarda enflamasyon ve ateroskleroz patofizyolojisinde hepsidinin de etkili olabileceğini düşündürmektedir. Bu hasta popülasyonunda hepsidinin ateroskleroz üzerine etkisinin olup olmadığı geriye dönük çalışmalarla gösterilmelidir. |
| 7. | Nötrofil-lenfosit oranı kararlı koroner arter hastalığı bulunan hastalarda koroner arter darlığının fonksiyonel ciddiyetini öngörür Neutrophil-to-lymphocyte ratio predicts functionally significant coronary artery stenosis in patients with stable coronary artery disease Samet Yılmaz, Uğur Canpolat, Kazim Başer, Sefa Ünal, Mevlüt Serdar Kuyumcu, Sinan AydoğduPMID: 29512613 doi: 10.5543/tkda.2017.16709 Sayfalar 129 - 135 Amaç: Bu çalışmada, kararlı koroner arter hastalığı (KAH) bulunanlarda fraksiyonel akım rezervi (FAR) ile değerlendirilen koroner darlığının fonksiyonel ciddiyeti ile nötrofil-lenfosit oranı (NLO) arasındaki ilişkinin saptanması amaçlandı. Yöntemler: Kararlı anjina pektoris nedeniyle ilk kez koroner anjiyografi yapılan 420 hastanın işlem öncesi klinik ve laboratuvar bilgileri ile anjiyografi verileri geriye dönük olarak incelendi. Orta dereceli lezyonların fonksiyonel ciddiyetinin değerlendirilmesi FAR ile yapıldı. FAR değerinin >0.80 olması ciddi olmayan darlık (Grup 1), ≤0.80 olması ise ciddi darlık (Grup 2) olarak tanımlandı. Bulgular: Toplam 137 (%32.6) hastada FAR ile fonksiyonel ciddi darlık saptandı. Grup 2 hastalarında Grup 1’e göre ortanca NLO değeri anlamlı olarak daha yüksekti [3.13 (0.93–9.75) ve 2.22 (0.75–6.02), p<0.001]. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, Gensini skoru [odds oranı (OO): 1.04; %95 güvenlik aralığı (GA): 1.02–1.06; p<0.001], diabetes mellitus (OO: 2.56; %95 GA: 1.38–4.75; p=0,003), sigara kullanımı (OO: 2.09; %95 GA: 1.12–3.94; p=0.021) ve NLO (OO: 1.62; %95 GA: 1.26–2.09; p<0.001) fonksiyonel olarak ciddi koroner darlığı varlığının bağımsız öngördürücüleri idi. Fonksiyonel olarak ciddi koroner darlığını öngörmede NLO optimal kestirim değeri >2.3 olarak bulundu. NLO >2.3 olması halinde FAR ≤0.80 varlığını %72 duyarlılık ve %61 özgüllükle öngörmekteydi. Sonuç: Anjiyografi öncesi hesaplanan basit, girişimsel olmayan ve ucuz bir biyobelirteç olan NLO fonksiyonel olarak ciddi koroner darlığı olan hastalarda daha yüksektir ve kararlı KAH’lı hastalarda orta dereceli darlığın hemodinamik ciddiyetini öngörmede kullanışlı olabilir. |
| OLGU BILDIRISI | |
| 8. | MitraClip sonrası heparinin tetiklediği trombositopeni: Olgu sunumu Heparin-induced thrombocytopenia after MitraClip: A case report Özge Çetinarslan, Ümit Yaşar Sinan, Emir Barış Ökçün, Cengiz Çeliker, Nuh Nazmi GültekinPMID: 29512614 doi: 10.5543/tkda.2017.76666 Sayfalar 136 - 139 Heparinin tetiklediği trombositopeni (HTT) ve tromboz (HTTT), platelet faktör 4 (PF4)-heparin komplekslerine karşı oluşan antikorların oluşumu ile tetiklenen ölümcül bir heparin yan etkisidir. Bu immünolojik ilaç reaksiyonu hayatı tehdit eden ekstremite ve organ hasarları ile ölüme neden olabilir. Bu olgu sunumu ile MitraClip transkateter mitral kapak tamiri sonrası heparinin tetiklediği trombositopeni gelişen bir hastanın yönetimini sunmaktayız. Olgu sunumumuz ile klinikçilere, düşkün hastalarda heparin tedavisi kullanırken dikkatli olmalarını ve hastanede yatan hastaların tedavisinde önemli bir köşe taşı olan heparinin kesilmesi ya da devam edilmesi kararı verilirken klinik skorlama sistemleri ve laboratuvar testlerini tamamlayıcı olarak kullanmalarını hatırlatmayı amaçladık. |
| 9. | Perkütan perifer girişimi sonrası gelişen, kontrast maddenin tetiklediği ensefalopati Contrast-induced encephalopathy after percutaneous peripheral intervention Muzaffer Kahyaoğlu, Mustafa Ağca, Ender Özgün Çakmak, Çetin Geçmen, İbrahim Akın İzgiPMID: 29512615 doi: 10.5543/tkda.2017.16517 Sayfalar 140 - 142 Kontrast maddenin tetiklediği ensefalopati, anjiyografi sonrası gelişen nadir bir komplikasyondur. Bu olgu sunumunda, periferik anjiyoplasti sonrası non-iyonik kontrast madde olan iohexole bağlı olarak gelişen kontrast maddenin tetiklediği ensefalopati olgusu sunuldu. Altmış altı yaşında erkek hasta aralıklı topallama şikayetiyle başvurdu ve perifer arter hastalığı düşünüldü. Ardından alt ekstremite anjiyografisine alındı ve anjiyografi sonrası 7.0x150 mm balon ile genişletme, ardından 9.0x57 mm stent yerleştirildi. İşlemden yaklaşık bir saat sonra hastada konfüzyon, kortikal körlük ve ardından konvülsiyon gelişti. Acil serebral bilgisayarlı tomografide intraserebral kanama lehine bulgu saptanmadı. Hidrasyon ve sedatif tedavi ile 24 saat sonra hastanın nörolojik semptomları tamamen kayboldu. Hastanın klinik bulguları ve serebral görüntülemeleri doğrultusunda kontrast maddenin tetiklediği ensefalopati tanısı konuldu. |
| 10. | Masif pulmoner embolinin reteplaz ile başarılı tedavisi Successful treatment of massive pulmonary embolism with reteplase Ali Çoner, Davran Çiçek, Serhat Balcıoğlu, Sinan Akıncı, Haldun MüderrisoğluPMID: 29512616 doi: 10.5543/tkda.2017.33568 Sayfalar 143 - 146 Nedeni açıklanamayan ve beklenmeyen hastane dışı kalp durmasında prognoz kötüdür. Ayırıcı tanı aşamasında karşılaşılan güçlükler spesifik tedavi uygulanmasını kalp durmasına neden olan geri döndürülebilir faktörlere müdahale edilmesini geciktirmektedir. Yoğun pulmoner emboli kalp durmasının geri döndürülebilir bir nedenidir ancak spesifik tedavi uygulanmazsa yüksek mortaliteye sahiptir. Burada yoğun pulmoner emboli nedeniyle başvuran elli üç yaşındaki kadın hasta sunuldu. |
| 11. | Mitral-aort bileşkesi psödoanevrizması ve septal anevrizma ile komplike olan biküspit kapak enfektif endokarditi olgusu Infective endocarditis of a bicuspid aortic valve complicated by septal aneurysm and mitral-aortic intervalvular fibrosa pseudoaneurysm Hicaz Zencirkıran Ağuş, Oya Atamaner, Begüm Uygur, Ali Kemal Kalkan, Mehmet ErtürkPMID: 29512617 doi: 10.5543/tkda.2017.50245 Sayfalar 147 - 150 Aort kapak endokarditi yaprakçıkların hasarına, perforasyonuna, kapak halkası apsesine, perivalvuler yetersizliğe ve daha nadir olarak kapaktaki yetersizlik nedeniyle subaortik yapılarda ikincil hasara neden olabilir. Mitral-aort kapaklar arası bileşke psödoanevrizması, doğal aort kapak endokarditinin nadir bir komplikasyonudur. Bu bölge kısmen damarsız alandır ve endokardit sırasında enfeksiyona ve anevrizma oluşumuna meyillidir. Bu yazıda, psödoanevrizma, anevrizma ve aort kapak rüptürü ile komplike olan otuz üç yaşında biküspit aort kapak endokarditli olgu sunuldu. |
| 12. | Yağın hemostatik gücü: Kalp cerrahisinde hemostazı sağlayabilmek için etkili, ucuz ve biyouyumlu bir yöntem The hemostatic power of fat: An effective, inexpensive, and biocompatible method to achieve hemostasis in cardiac surgery María Elena Arnáiz García, Jose María González- Santos, Javier López- Rodríguez, Ana María Arnáiz- García, Javier ArnáizPMID: 29512618 doi: 10.5543/tkda.2017.89803 Sayfalar 151 - 154 Ameliyat sonrası kanama önemli sosyoekonomik maliyeti ile birlikte artmış morbidite ve mortalite ile ilişkilidir. Hemodinamik dengesizliğe sebep olur, kan kaybını ve gereken kan nakli miktarını artırır. Özellikle de vasküler veya aort cerrahisinde ameliyat sonrası kanama, ameliyat öncesi antikoagülan veya antiagregasyon durumu ve yüksek heparinizasyondan sonra meydana gelen ameliyat sonrası pıhtılaşma bozukluğu sebebiyle hayati tehlike oluşturan bir komplikasyon haline gelebilir. Bu yazıda aortik kapak ve asendan aort replasmanı yapılan bir hasta tanımlandı. Bu çalışma ile hemostazı sağlamak amacıyla özellikle de aort cerrahisi ve Dacron grefti kullanımı için belirlenen basit ama etkili bir yöntem sunuyoruz. Herhangi bir artık aderans veya kontrendikasyon görülmemekle birlikte potansiyel olarak her türlü cerrahi işlem için uygulanabilir. Bu yöntem, ekstra sütürlerin, sentetik veya allogeneik ve pahalı hemostat veya dolgu ajanlarının kullanılmasını engelleyerek tam hemostaz sağlamak için ucuz, biyouyumlu ve oldukça etkili bir stratejidir. |
| DAVETLI DERLEME | |
| 13. | Kardiyoloji pratiğinde trombositopeniye olgu bazlı ve pratik yaklaşım A practical and case-based approach to thrombocytopenia in cardiology practice Erman Öztürk, Ferit Onur MutluerPMID: 29512619 doi: 10.5543/tkda.2018.76968 Sayfalar 155 - 162 Kardiyoloji pratiğinde atikoagülan ve antitrombosit tedaviler birçok hasta için vazgeçilmezdir. Bu tedaviler trombositopenik hastalarda büyük bir sorundur ve bu hastalarda kanıt derecesi yüksek veriler bulunmamaktadır. Trombositopeni, trombosit sayısı <150x109/L olarak tanımlanırken, ciddi trombositopeni, trombosit sayısı <50x109/L olarak tanımlanmıştır. Psödotrombositopeni, ilaca bağlı trombositopeni, immün trombositopeni, heparine bağlı trombositopeni, trombotik trombositopenik purpura trombositopeninin ana nedenlerinden bazılarıdır. Kanıt yokluğunda tedavi önerileri konservatif, kanama komplikasyonundan çekinilen, defansif tedavi stratejilerinin üzerine kurulmuştur. Trombositopenisi olan birçok akut miyokart enfarktüslü hastanın başarılı acil perkütan koroner girişime gittiği olgu sunumları ile rapor edilmiştir. Bu nedenle antitrombosit tedaviler fayda zarar oranına göre verilmelidir. Konuyla ilgili rehberlerde de düşük molekül ağırlıklı heparinlerin trombosit sayısı >50x109/L olan hastalarda tam doz, trombosit sayısı 25–50x109/L olan hastalarda da yarı dozda verilmesi önerilmektedir. Güncel rehberlerde ciddi trombositopenisi olan hastalarda (trombosit sayısı <25x109/L) antitrombosit ve antikoagülan tedavilerin kesilmesi önerilmektedir fakat bu konuda yeni kanıtlara ihtiyaç duyulmaktadır. |
| OLGU GÖRÜNTÜSÜ | |
| 14. | Masif bir anevrizmada hibrid aort tamiri Hybrid aortic repair for a massive aneurysm Ahmet Güner, Mehmet Altuğ Tuncer, Sabahattin Gündüz, Nuri Havan, Mehmet ÖzkanPMID: 29512620 doi: 10.5543/tkda.2017.40032 Sayfa 163 Makale Özeti | |
| 15. | ST segment yükselmesiz miyokart enfarktüsünün sessiz bir komplikasyonu olan sol ventrikül psödoanevrizması Left ventricular pseudoaneurysm as a silent complication of non-ST segment elevation myocardial infarction İbrahim Yıldız, Pınar Özmen Yıldız, İsmail Gürbak, Bülent KayaPMID: 29512621 doi: 10.5543/tkda.2017.22934 Sayfa 164 |
| 16. | Plonjan guatr nedeniyle komprese olan bovin aortik arkın eşlik ettiği öpüşen karotis arlerler: Karotis üfürümünün nadir bir nedeni Bovine-type aortic arch and compression of the kissing carotid arteries by a retrosternal goiter: An uncommon cause of carotid bruit Ahmet Çağrı Aykan, Ayşegül Karadeniz, Ismail Gökhan ÇavuşoğluPMID: 29512622 doi: 10.5543/tkda.2017.23483 Sayfa 165 Makale Özeti | |
| 17. | Posteriyor mitral yaprağın hipoplazisi ve biküspit aortik kapağın nadir birlikteliği A rare coincidence of hypoplasia of the posterior mitral leaflet and the bicuspid aortic valve Muhittin Demirel, Emrah Acar, Serkan Sivri, Erdoğan Sökmen, Sinan Cemgil ÖzbekPMID: 29521308 doi: 10.5543/tkda.2017.12387 Sayfa 166 |
| DIĞER YAZILAR | |
| 18. | Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar Ertan UralSayfa 167 Makale Özeti | |
Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi
