Archives of the Turkish Society of Cardiology - Turk Kardiyol Dern Ars: 44 (3)
Volume: 44  Issue: 3 - April 2016
EDITORIAL COMMENT
1.Coronary Slow Flow
Veysel Oktay, Alev Arat Özkan
PMID: 27138306  doi: 10.5543/tkda.2016.72429  Pages 193 - 195
Abstract | Full Text PDF

ORIGINAL ARTICLE
2.Use of inhaled nitric oxide in pediatric cardiac intensive care unit
Erkut Öztürk, Sertaç Haydin, İbrahim Cansaran Tanıdır, İsa Özyılmaz, Yakup Ergül, Ersin Erek, Alper Güzeltaş, Ender Ödemiş, İhsan Bakır
PMID: 27138307  doi: 10.5543/tkda.2015.23255  Pages 196 - 202
Amaç: Bu çalışmada pediatrik kardiyoloji yoğun bakım ünitesi’nde tedavi amaçlı inhale nitrik oksit (iNO) kullanılan olgular değerlendirildi.
Yöntemler: 2011–2012 yılları arasında pediatrik kardiyoloji yoğun bakım ünitesinde iNO kullanılan 32 olgu çalışmaya alındı. Hastalar üç gruba ayrıldı. Grup I (ameliyat sonrası hastalar), Grup II (diretken pulmoner hipertansiyonlu yenidoğan hastalar), Grup III (primer hipertansiyon veya Eisenmenger Sendrom’lu hastalar). Yaş, cinsiyet, ağırlık, primer tanı, kan örneği, pulmoner arter basıncı (PAB), sistemik arteryel basınç (SAB), oksijen satürasyonu değerleri incelendi.
Bulgular: Grup I’de 25 olgu, Grup II’de 3 olgu, Grup III’te 4 olgu mevcuttu. Olguların ortanca yaşı 7 ay (dağılım, 2 gün–10 yaş) ve ortanca ağırlığı 8 kg (dağılım, 3–40 kg) idi. iNO ortanca başlama zamanı 12 saat (dağılım, 1–48 saat) ve ortanca kullanım süresi 24 saat (dağılım, 12–168 saat) idi. İNO öncesi ortalama sistolik PAB 40±15 mmHg, ortalama SAB 57±18 mmHg, PAB/SAB=0.69, oksijen satürasyonu %88’idi. Olguların iNO sonrası PAB 24±9 mmHg, SAB 60±12 mmHg, PAB/SAB=0.40, oksijen satürasyonu %98’idi. Pulmoner arter basıncı ve PAB/SAB oranı anlamlı olarak düşerken, satürasyonda yükselme saptandı (p<0.05). Yedi hasta takip sırasında kaybedildi (Grup I, n=5; Grup II, n=1; Grup III, n=1).
Sonuç: İNO etkin bir şekilde pulmoner arter basıncını azaltmaktadır. Pediatrik kardiyoloji yoğun bakım ünitesinde iNO’nun etkin kullanımının pulmoner hipertansif krizin yönetiminde mortalite ve morbidite üzerinde olumlu etkisi olmaktadır.
Objective: Experience with administration of inhaled nitric oxide (iNO) in pediatric cardiac intensive care unit was retrospectively reviewed.
Methods: Data from 32 pediatric patients treated with iNO between 2011 and 2012 were collected. Patients were divided into 3 groups: Group I comprised postoperative patients, Group II comprised newborns with persistent pulmonary hypertension (PPH), and Group III comprised patients with primary pulmonary hypertension (PH) or Eisenmenger’s syndrome. Age, sex, weight, primary diagnosis, arterial blood sample, pulmonary artery pressure (PAP), systemic arterial pressure (SAP), and oxygen saturation levels were analyzed.
Results: Groups I, II, and III included 25, 3, and 4 patients, respectively. Median weight was 8 kg (range: 3–40 kg), and median age was 7 months (range: 2 days–10 years). On average, iNO treatment was initiated at the 12th hour after admission to the unit (range: 1–48 hours) and continued for a median duration of 24 hours (range: 12–168 hours). Systolic PAP was 40±15 mmHg, mean SAP was 57±18 mmHg, PAP/SAP ratio was 0.69, and oxygen saturation levels were 88% prior to iNO treatment. Following iNO treatment, PAP decreased to 24±9 mmHg (p<0.05), PAP/SAP ratio decreased to 0.4 (p<0.05), SAP showed no change (60±12 mmHg), and saturation levels increased to 98% (p<0.05). Seven patients died during follow-up (Group I, n=5; Group II, n=1; Group III, n=1).
Conclusion: iNO seems to effectively reduce PAP, and can be used effectively and safely to prevent pulmonary hypertensive crises in pediatric cardiac intensive care units.

3.Prevalence and three-year follow-up of patients with isolated myocardial bridge in the mid-Black Sea region: a retrospective single-center study
Aytekin Aksakal, Mehmet Urumdaş, Mehmet Yaman, Ahmet Hakan Ateş, Uğur Arslan
PMID: 27138308  doi: 10.5543/tkda.2015.32754  Pages 203 - 206
Amaç: Miyokart köprüsü (MK), bazen adale köprüsü olarak da tanımlanan, göreceli olarak iyi prognoza sahip, nadir doğumsal bir hastalıktır. Literatürde, kararsız anjina, miyokart enfarktüsü ve ani ölümle de ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Bu geriye dönük çalışmada, koroner anjiyografi yapılan hastalarda izole MK tanısı konan hasta sıklığını ve prognozunu inceledik.
Yöntemler: Kardiyoloji kliniğinde 2008–2011 yılları arasında koroner anjiyografi yapılan 18250 hastanın kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Saptanan 241 (%0.95) MK’li hastanın, 181’inde (%0.99) izole MK gözlendi. İzole MK’li hastalar kalp sistolündeki lezyonun derecesine göre iki gruba ayrıldı. Lezyon derecesi <%70 Grup 1 (kritik olmayan darlık) ve lezyon decesi >%70 Grup 2 (kritik darlık) olarak tanımlandı. Çalışmaya alınan hastaların demografik özellikleri, hastaneye ilk başvuru yakınmaları, eşlik eden hastalıklar, koroner anjiyografi bulguları (darlığın lokalizasyonu ve yüzdesi) ve prognozları hastane arşiv kayıtlarından elde edildi. Hasta bilgilerine telefon, poliklinik ve hastane kayıtlarından ulaşıldı.
Bulgular: Yirmi beş (%13) hastada kritik darlık (Grup 2) ve 146 hastada (%87) kritik olmayan darlık (Grup 1) saptandı. Ortalama takip süresi 38±7 aydı. Grup 1’deki hastaların 15 (%10.2) ve Grup 2’deki hastaların 2’sine (%8) (p=anlamsız) tekrar eden anjina atakları nedeniyle yeniden koroner anjiyografi yapılmıştı. Takip sürecinde hiçbir hastada miyokart enfarktüsü görülmedi.
Sonuç: İzole MK’li hastalar diğer çalışmalara benzer şekilde, göreceli olarak iyi seyirli bir prognoz sergilemiştir. Miyokart köprüsünün semptom ve prognozu darlık derecesinden bağımsız olarak bulunmuştur.
Objective: Myocardial bridge (MB), also known as muscular bridge, is a rare congenital disease with relatively good prognosis. However, it has been associated with unstable angina, myocardial infarction, and sudden cardiac death. Incidence and prognosis of patients diagnosed with isolated MB after having undergone coronary angiography are evaluated in the present retrospective study.
Methods: Coronary angiograms of 18,250 patients, obtained between 2008 and 2011, were reexamined for presence of MB at the cardiology clinic. Of these patients, 241 (0.95%) had MB, and 181 (0.99%) had it as an isolated finding. Patients with isolated MB were divided into 2 groups according to severity of the lesion in the cardiac systole. Group 1 was comprised of patients with non-critical (<70%) stenosis; group 2 was comprised of patients with critical (≥70%) stenosis. Demographic characteristics, symptoms at initial diagnosis, and coronary angiographic findings regarding localization and severity of stenosis were noted. Follow-up was performed by phone, with outpatient clinic visits, and by reviewing hospital records.
Results: Twenty-five patients (13%) had critical stenosis (group 2), and 146 (87%) had non-critical stenosis (group 1). Mean follow-up duration was 38±7 months. Recurrent angina and repeated coronary angiography were reported in 15 group 1 patients (10.2%) and in 2 group 2 patients (8.0%) (p=nonsignificant). No instance of myocardial infarction was reported.
Conclusion: Isolated MB seems to be a relatively benign disease, a conclusion made in accordance with those of previous studies. Symptoms and prognosis are not determined by degree of stenosis generated by the muscular bridge.

4.Is there a relationship between slow coronary flow and normal to mildly impaired renal function?
Ali Kemal Çabuk, Gizem Çabuk, Murat Karamanlıoğlu, Kader Eliz Uzel, Sezen Bağlan Uzunget, Ömer Faruk Aslantürk, Ümit Güray
PMID: 27138309  doi: 10.5543/tkda.2015.02428  Pages 207 - 214
Amaç: Hafif bozulmuş böbrek fonksiyonları olan hastalarda glomerül filtrasyon hızını (GFR) tahmin etmede CKD-EPI (The Chronic Kidney Disease Epidemiology Collaboration) formülü MDRD (Modification of Diet in Renal Disease) formülünden daha etkindir. Yeni yayınlar, MDRD ve Cockroft-Gault formüllerini kullanarak yavaş koroner akımla (YKA) normalhafif bozulmuş böbrek fonksiyonları arasında ilişki olduğunu göstermiştir; ancak bu çalışmaların bazı kısıtlılıkları mevcuttur. Biz, CKD-EPI denklemini kullanarak, YKA ile normal-hafif bozulmuş böbrek fonksiyonları arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık.
Yöntemler: Çalışmaya 370 hasta alındı (172 hasta normal koroner akım [NKA], 198 hasta YKA). Böbrek fonksiyonları normal-hafif bozulmuş hastalar seçildi. İki gruptaki tüm hastaların tahmini glomerül filtrasyon hızı (eGFR) CKD-EPI ve MDRD formülleri ile hesaplandı ve sonuçları karşılaştırıldı.
Bulgular: Ortalama değerler bazında NKA ve YKA arasında eGFR açısından yapılan ölçümlerde anlamlı bir fark yoktu (sırasıyla, CKD-EPI: 92.9±14.7 ve 92.7±14.2, p=0.72; MDRD: 89.5±19.5 ve 88.2±17.0, p=0.70). Ölçülen eGFR(MDRD) ≥90 mL/dk/1.73 m2 alt grup hastalarda ortalama eGFR değerleri açısından YKA olan hastalarda daha az bulundu (107.0±12.7 ve 102.7±10.0, p=0.02).
Sonuç: Yavaş koroner akımla normal-hafif bozulmuş böbrek fonksiyonları arasında bir ilişki bulunmadı.
Objective: The Chronic Kidney Disease Epidemiology Collaboration (CKD-EPI) equation is more effective at estimating glomerular filtration rate (GFR) than the Modification of Diet in Renal Disease (MDRD) equation, particularly in patients with mildly impaired renal function. Recent studies have demonstrated, using the Cockroft-Gault and MDRD formulas, a significant correlation between slow coronary flow (SCF) and normal to mildly impaired renal function. However, these studies had some limitations. The aim of the present study was to investigate the relationship between SCF and normal to mildly impaired renal function using the CKD-EPI equation.
Methods: A total of 370 patients were included, 172 with normal coronary flow (NCF) and 198 with SCF. All participants had normal to mildly impaired renal function. Both the CKDEPI and MDRD formulas were used to calculated estimated glomerular filtration rate (eGFR), which was compared between groups.
Results: No significant difference in mean values of eGFR was found between the NCF and SCF groups (CKD-EPI: 92.9±14.7 vs 92.7±14.2, p=0.72; MDRD: 89.5±19.5 vs 88.2±17.0, p=0.70, respectively). Among patients with eGFR(MDRD) ≥90 mL/ min/1.73 m2, mean eGFR levels were lower among patients with SCF (107.0±12.7 vs 102.7±10.0, p=0.02).
Conclusion: No correlation was found between SCF and normal to mildly impaired renal function.

5.Rationale, design and methodology of the RAMSES Study: ReAl-life Multicenter Survey Evaluating Stroke Prevention Strategies
Özcan Başaran, Volkan Dogan, Kadriye Memic Sancar, İbrahim Altun, Kadir Ugur Mert, Gurbet Özge Mert, Nesrin Filiz Başaran, Edip Güvenç Çekiç, Cevat Kırma, Murat Biteker
PMID: 27138310  doi: 10.5543/tkda.2015.29266  Pages 215 - 220
Amaç: Atriyum fibrilasyonu (AF) en sık saptanan aritmi olup tromboembolik olay oranında 5 kat artışla ilişkilidir. Nonvalvüler atriyum fibrilasyonunda (NVAF) inme önleme stratejileri ile ilgili olan bilgilerimiz daha çok vitamin K antagonisti (VKA) olan ilaçlar hakkındadır. Bu çalışma NVAF olan hastalarda VKA, non-vitamin K antagonisti oral antikoagülan (NOAK) ve antiagregan tedavilerin kullanımını değerlendirmek için tasarlanmıştır.
Yöntemler: RAMSES (ReAl-life Multicenter Survey Evaluating Stroke prevention strategies in Turkey) çalışması NVAF’li hastalarda gözlemsel, çok merkezli ve ileriye dönük bir çalışma olarak tasarlandı. Çalışmaya Türkiye’de 68 merkezden 7835 hasta alınması planlandı. Hastalarla ilgili tüm verilerin tek bir ziyarette alınması ve klinik yaklaşımların değerlendirilmesi planlandı. (ClinicalTrials.gov numarası NCT02344901).
Bulgular: Hastaların bazal demografik verileri, kullanmakta oldukları antitrombotik tedavileri, NOAK’lara geçiş ve hız/ritm kontrol stratejilerinin değerlendirilmesi planlandı.
Sonuç: RAMSES kayıt çalışması NVAF’li hastalar hakkında Türkiye’de yapılmış en büyük çalışma olacaktır. Bu çalışmanın NVAF’li hastalarda antikoagülan tedavileri ve sorunlarla ilgili gerçek hayattan veriler sağlaması beklenmektedir.
Objective: Atrial fibrillation is the most common arrhythmia and is associated with a five- fold increased risk of thromboembolic events. Vitamin K antagonists (VKAs) have been the mainstay of oral anticoagulant prophylaxis and the data on stroke prevention strategies are limited to VKA era. The purpose of this study is to evaluate the use of VKA, non-Vitamin K antagonist oral anticoagulants (NOAC), and antiplatelet agents in patients with non-valvular atrial fibrillation (NVAF).
Methods: The ReAl-life Multicenter Survey Evaluating Stroke prevention strategies in Turkey (RAMSES) is an observational, multicenter, prospective study of patients with NVAF. The study targeted enrollment of 7835 patients from 68 sites in Turkey. All the data will be collected at one point in time and current clinical practice will be evaluated. (ClinicalTrials.gov number NCT02344901).
Results: Baseline characteristics of patients, antithrombotic therapies, transition to NOACs and rate/rhythm control strategies will be evaluated.
Conclusion: The RAMSES registry will be the largest study in Turkish NVAF patients. The study will provide insights into real-world problems and anticoagulant treatment in patients with NVAF.

6.Design and rationale of dabigatran’s stroke prevention in real life in Turkey (D-SPIRIT)
Uğur Önsel Türk, Emin Alioğlu, Eşref Tunçer, Mehmet Emre Özpelit, Nihat Pekel, İstemihan Tengiz, Nurullah Çetin, Onur Dalgıç, Caner Topaloğlu, Nazile Bilgin, Cihan Altın, Tolga Özdemirkıran, Kamil Tülüce, Ebru İpek Türkoğlu, Ebru Özpelit
PMID: 27138311  doi: 10.5543/tkda.2015.37209  Pages 221 - 227
Amaç: D-SPIRIT kayıt çalışması, günlük pratikte, dabigatran tedavisi altındaki nonvalvular atriyum fibrilasyonu (NVAF) bulunan olgularda ilacın etkinlik ve güvenilirliğinin değerlendirilmesi amacı ile tasarlandı.
Yöntemler: D-SPIRIT, dabigatran tedavisi altında olan NVAF’li hastaların değerlendirildiği ulusal, çok merkezli, ileriye dönük, gözlemsel bir veri tabanı kayıt çalışmasıdır. NVAF nedenli inmeden korunma amacı ile en az 6 aydır düzenli dabigatran tedavisi altındaki olgular hedef popülasyonu oluşturmaktadır. Dokuz farklı merkezden 600 NVAF’li olgunun araştırmaya alınması planlanmaktadır. Olgular etkinlik ve güvenilirliğinin değerlendirmesi amacı ile 2 yıl süre ile izlenecektir. Örnek büyüklüğü olan 600 katılımcıda şu özellikler dikkate alınmıştır: İki taraflı anlamlılık düzeyi 0.005 (tek taraflı anlamlılık 0.025); iskemik inme (%0.768–%1.111), hemorajik inme (%0.109–%0.130) ve geçici iskemik atak olaylarının (%0.722–%0.623) bir yıllık sürede meydana gelme oranları; tedaviden ayrılma oranı 730. günde %40 olması; tarama periyodunun 12 ay süre ile devam etmesi. Yerel etik kurul onayı Dokuz Eylül Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu’ndan alınmış, (2014/54) proje Türkiye İlaç ve Cihaz Kurum Başkanlığı tarafından onaylanmıştır.
Sonuç: D-SPIRIT kayıt çalışmasının sonuçları RE-LY çalışmasının sonuçlarına ek NVAF olan hastalarda dabigatran eteksilat tedavisi ile ilgili klinik pratiği etkileyecek bilgiler katacaktır.
Objective: The D-SPIRIT registry is designed to investigate the safety and efficacy of dabigatran etexilate in patients with nonvalvular atrial fibrillation (NVAF) and to collect data on outcomes in clinical practice.
Methods: The D-SPIRIT is a national, prospective, observational, post-marketing registry involving patients with NVAF who have been taking dabigatran etexilate therapy for stroke prevention for a minimum of 6 months prior to enrollment. The registry will collect and analyze data from routine care, enrolling up to 600 patients in 9 centers. Patients will be followed up for 2 years to evaluate effectiveness and safety. A sample size of 600 subjects is proposed based on the following assumptions; Two-sided significance level of 0.05 (1-sided significance level of 0.025), ischemic stroke incidence rate of 0.768%–1.111%, hemorrhagic stroke incidence rate of 0.109%–0.130%, transient ischemic attack incidence rate of 0.722%–0.623%, therapy discontinuation incidence rate of 40% at day 730, and duration of enrollment period of 12 months with non-uniformed enrollment rate. Ethics approval was given by Dokuz Eylül University Ethics Committee of Clinical Research (2014/54) and approved by the Turkish Ministry of Health.
Conclusion: Potential results of D-SPIRIT registry will add data from clinical practice to those from the RE-LY trial to expand knowledge of dabigatran etexilate treatment in patients with NVAF.

7.Koroner revaskülarizasyon sonrası kardiyak rehabilitasyonun psikolojik etkileri
Leili Pourafkari, Samad Ghaffari, Jafar Shahamfar, Laleh Tokhmechian, Nader D Nader
PMID: 27138312  doi: 10.5543/tkda.2015.56846  Pages 228 - 236
Objective: Prevalence of depression and anxiety increases following cardiac revascularization. The aim of this study was to examine the effects of a cardiac rehabilitation program on psychological status of patients after cardiac revascularization.
Methods: A total of 120 patients who underwent either coronary artery bypass grafting (CABG) or percutaneous coronary intervention (PCI) were enrolled in an 8-week rehabilitation program. A brief mood survey was administered before the program and repeated following its completion. Psychological state was assessed for depression, anxiety, panic symptoms, difficulty in adaptation, and relational satisfaction. Changes in mood scores were analyzed with paired t-tests and linear regression models to predict response.
Results: A total of 95 men and 25 women were enrolled. Average age was 60.0±8.4 years. Eighty-two patients underwent PCI, the remaining 38 underwent CABG. Following rehabilitation, depression reduced from 28.3% to 10.8% (p=0.002), anxiety decreased from 21.7% to 9.1% (p=0.012), panic symptoms reduced from 16.7% to 5.8% (p=0.014), and difficulty in adaptation decreased from 30.0% to 10.9% (p=0.0002). Changes in state of depression were not predicted by medical, social, or physical factors, while changes in anxiety were negatively affected by smoking. Psychological changes after rehabilitation were not influenced by presence of acute myocardial infarction (MI) before revascularization.
Conclusion: Enrollment in cardiac rehabilitation after coronary revascularization positively impacts psychological status of patients, as assessed by brief mood survey.

CASE REPORT
8.Atrial fibrillation due to licorice root syrup
Musluhittin Emre Erkuş, İbrahim Halil Altıparmak, Recep Demirbağ, Özgür Günebakmaz
PMID: 27138313  doi: 10.5543/tkda.2015.74857  Pages 237 - 239
Meyan kalp ritim bozukluklarına neden olabilir. Ancak, meyan kökü şerbetinin içiminden kaynaklanan atriyum fibrilasyonu, şu ana kadar bildirilmemiştir. Daha önce kalp ve damar hastalığı bulunmayan 57 yaşında erkek hasta acil servise çarpıntı şikayetiyle başvurdu. Laboratuvar incelemesinde potasyum 2.0 mmol/L olup plazma renin aktivitesi ve aldesteron düzeyi ise baskılanmıştı (<300 ng/L/saat, 42 ng/L, sırayla). Elektrokardiyogramda yüksek ventrikül hızlı atriyum fibrilasyonu görüldü. Yapılan ekokardiyografik incelemede, kalp boşlukları normal sınırlarda olup kalp kapaklarının yapısı ve fonksiyonları da normal olarak değerlendirildi. Hastada bulunan atriyum fibrilasyonu, propafenon infüzyonu ile sinüs ritmine çevrildi.
While it is known that consumption of licorice may lead to cardiac arrhythmias, there have been no reports of atrial fibrillation resulting from the consumption of licorice root syrup. A 57-year-old male with no prior history of cardiovascular disease was admitted to the emergency department with palpitation. His electrocardiogram showed atrial fibrillation with a moderate to rapid ventricular rate. In laboratory assessment, potassium was 2.0 mmol/L and plasma renin activity and aldosterone level were suppressed (<300 ng/L/hour, 42 ng/L respectively). Volumes of the heart chambers were within normal range and functions and structures of the heart valves were normal in echocardiographic assessment. The arrhythmia was resolved with propafenone infusion.

9.Congenital absence of left pulmonary artery with collateralization from all major coronary arteries
Serdal Baştuğ, Abdullah Nabi Aslan, Cenk Sarı, Engin Bozkurt
PMID: 27138314  doi: 10.5543/tkda.2015.57267  Pages 240 - 243
Tek taraflı pulmoner arter agenezisi nadiren görülen bir konjenital anomalidir ve çeşitli klinik bulgular ve semptomlara sahiptir. Yüksek ölüm oranları nedeniyle hastaların çoğu erişkin yaşa ulaşamadığından çoğunlukla çocukluk çağında tanı alır. Bu vakada, kliniğimize egzersizle artan göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı şikayeti ile başvuran ve 3 normal majör koroner arterden kollateral dolaşımla beslenen hipoplastik bir akciğer sol pulmoner arter agenezisi ve atrial fibrilasyon tanısı konan 71 yaşında bir erkek hasta sunduk.
Unilateral pulmonary artery agenesis (UPA) is a rarely-observed congenital anomaly with diverse clinical signs and symptoms. It is most often diagnosed in childhood due to the high mortality rate prior to adulthood. This report describes the case of a 71-year-old woman who presented with exertional chest pain, dyspnea and palpitations and who was diagnosed as having left pulmonary artery (LPA) agenesis, hypoplastic left lung supplied by collateralization from each of the three normal major coronary arteries, and atrial fibrillation.

10.Use of steerable delivery catheter to successfully deliver a Ceraflex septal occluder to close an atrial septal defect in a child with interrupted inferior vena cava with azygos continuation
İlker K Yücel, Şevket Ballı, Mehmet Küçük, Ahmet Çelebi
PMID: 27138315  doi: 10.5543/tkda.2015.75222  Pages 244 - 247
Azigos ven devamlılılığı olan kesintili vena kava inferiyorda yönlendirilebilir taşıyıcı kateter yardımıyla internal jugular ven yoluyla kapattığımız sekundum tip atriyal septal defektli bir çocuğu sunduk. Bu yönlendirilebilir kateter büyük defektlerde cihazın defektin sınırları üzerinde dikey pozisyonunu düzelterek kapatmaya yardımcı olur.
The closure of a secundum atrial septal defect through the jugular vein in a child with interrupted inferior vena cava with azygos continuation by steerable delivery catheter is described in the present report. The steerable catheter can be used to correct the perpendicular position of the device over the margins of the defect, and is particularly useful in cases of large defects.

11.Wolff-Parkinson-White and left ventricular noncompaction in a Fabry patient: A case report
Ahmet Taha Alper, Adnan Kaya, Ahmet İlker Tekkesin, Ahmet Oz
PMID: 27138316  doi: 10.5543/tkda.2015.92800  Pages 248 - 250
Fabry hastalığı en sık ikinci kalıtsal (X’e bağlı resesif) lizozomal depo hastalığı olup birçok organ tutulumu ile ilişkilidir. Fabry hastalığının kalp tutulumu değişkenlik göstermektedir. Bu yazıda, başarılı radyofrekans ablasyon yapılan Wolf-Parkinson-White sendromu ve sol ventrikül nonkompaksiyonu olan bir Fabry hastalıklı olgu sunuldu.
Fabry disease is the second most common inherited (X-linked recessive) lysosomal storage disease associated with multiple organ involvement. Cardiac involvement of Fabry disease varies. Successful radiofrequency ablation of a Fabry disease patient with Wolff-Parkinson- White syndrome and left ventricular noncompaction is described in the present report.

12.Cholesterol embolization syndrome: report of two cases
Nazlı Dizman, Kübra Aydın Bahat, Şeyma Özkanlı, Abdullah Özkök
PMID: 27138317  doi: 10.5543/tkda.2015.94587  Pages 251 - 255
Kolesterol embolizasyon sendromu (KES), immünolojik manifestasyonları olan çoklu-sistemi ilgilendiren bir hastalıktır. İnvazif anjiyografi sonrası akut böbrek hasarına (ABH) neden olabilir. İleri derecede aterosklerozu olan erkek hastalarda daha sık görülür. Kolesterol embolizasyon sendromu, anjiyografi sonrası gelişen ABH’nın ayırıcı tanısında mutlaka düşünülmelidir; çünkü prognozu ve tedavisi kontrast nefropatisinden çok farklıdır. Burada anjiyografi sonrası gelişen iki KES’li olguyu sunmayı amaçladık. İlk olguda KES, böbrek biyopsisindeki karakteristik bulgularla ispatlandı. İkinci olguda “mavi ayak sendromu” ve kalıcı böbrek yetersizliği gelişen bir hasta sunuldu.
Cholesterol embolization syndrome (CES) is a multi-systemic disease with immunological features which is a rare but an important cause of acute kidney injury (AKI) after invasive angiography. It frequently occurs in elderly male population with extensive atherosclerosis. CES should be considered in the differential diagnosis of AKI after angiography because its prognosis and treatment is completely different from contrast-induced nephropathy. Herein, we describe two cases of CES developed after invasive angiography. In the first case, renal biopsy was performed and CES was proved with characteristic renal lesions. The second patient had blue toe syndrome and persistent renal dysfunction.

13.A different approach to treatment of failing Fontan: Transcatheter covered stent implantation
İlker Kemal Yücel, Şevket Ballı, Emine Hekim Yılmaz, Ahmet Çelebi
PMID: 27138318  doi: 10.5543/tkda.2016.79815  Pages 256 - 259
İki yaşında iki yönlü Glenn ameliyatı geçirmiş ve beş yaşında pulmoner trunkus bağlanması ve kalp dışı Fontan ameliyatı geçirmiş çift çıkımlı sağ ventrikül, ventriküler septal defekt ve pulmoner stenozlu bir hasta sunduk. Hasta Fontan ameliyatından üç ay sonra plevra sıvısıyla başvurdu. Fizik muayenesinde pulmoner odakta 3/6 sistolik üfürüm duyuldu. Ekokardiyografik değerlendirimede pulmoner öne doğru akım ve burada 80 mmHg basınç farkı tespit edildi. Kalp kateterizasyonu ve anjiyografi çatallanma düzeyinde darlık ve pulmoner öne doğru akımı gösterdi. Her iki patolojiyi de transkateter yolla kaplı stent yerleştirerek giderdik. Kontrol anjiyogramında çatallanma düzeyinde darlığın giderildiği ve öne doğru akımın kaybolduğu izlendi.
A 5-year-old male with a double outlet right ventricle with noncommitted ventricular septal defect and pulmonary stenosis underwent a bidirectional Glenn operation at 2 years and a Fontan operation with ligation of the pulmonary trunk at 5 years. He presented with pleural effusion 3 months after the Fontan operation. Physical examination revealed a grade 3/6 systolic murmur in the pulmonary area. Echocardiographic evaluation revealed an antegrade pulmonary flow (APF) of gradient 80 mmHg across the ventriculopulmonary communication. Cardiac catheterization and angiography demonstrated the presence of residual antegrade pulmonary flow and stenosis at the pulmonary artery bifurcation. Both pathologies were treated using a single covered stent. Relief of the pulmonary artery stenosis and total occlusion of the residual APF was demonstrated on a control angiogram.

14.Echocardiography in transcatheter aortic valve implantation
Saide Aytekin, Selen Yurdakul
PMID: 27138319  doi: 10.5543/tkda.2016.14564  Pages 260 - 271
Transkateter aort kapak implantasyonu (TAVİ), ciddi aort darlığı olan fakat ameliyat açısından yüksek risk taşıyan hastalar için önerilen yeni bir tedavi yöntemidir. Birçok çalışmada, bu yeni yöntemin yaşam kalitesinde belirgin yükselme ve sağkalımda anlamlı derecede artış sağladığı gösterilmiştir. TAVİ’nin başarısı uygun hasta seçiminin doğru bir şekilde yapılmasına bağlıdır. Ekokardiyografik görüntüleme, TAVİ tekniği ile tedavi edilmesi planlanan hastaların seçiminde, işleme kılavuzluk etmede ve sonrasındaki takiplerinde en önemli görüntüleme yöntemidir.
Transcatheter aortic valve implantation (TAVI) is a novel therapeutic option, recommended for the treatment of patients with severe aortic stenosis who are at high risk from conventional open surgery. Multiple registries have documented favorable outcomes, including survival and quality of life. Success of TAVI depends upon the consideration of patient selection. Echocardiography is a mandatory tool to provide important data in patient selection, evaluation, guidance of intervention, and patient follow-up.

CASE IMAGE
15.Quadricuspid aortic valve with moderate aortic regurgitation demonstrated by three-dimensional transesophageal echocardiography
Muhittin Demirel, Emrah Acar, Cüneyt Toprak, Abdulrahman Naser
PMID: 27138320  doi: 10.5543/tkda.2016.04987  Page 272
Abstract | Full Text PDF | Video

16.Aortic graft distortion
Regayip Zehir, Mert İlker Hayıroğlu, Tolga Sinan Güvenç, Abdullah Kemal Tuygun, Şennur Ünal Dayı
PMID: 27138321  doi: 10.5543/tkda.2016.49683  Page 273
Abstract | Full Text PDF

17.Significant obstruction of right outflow tract caused by double-chambered right ventricle
Muhittin Demirel, Emrah Acar, Cüneyt Toprak
PMID: 27138322  doi: 10.5543/tkda.2016.72430  Page 274
Abstract | Full Text PDF | Video

18.Absence of posterior mitral valve leaflet detected in late adulthood
Belma Kalaycı, Muhammed Raşit Sayın, İbrahim Akpınar, Süleyman Kalaycı, Mustafa Aydın
PMID: 27138323  doi: 10.5543/tkda.2016.45753  Page 275
Abstract | Full Text PDF | Video

19.Treatment of huge saphenous aneurysms with covered graft stents
Anıl Avcı, Mehmet Mustafa Tabakcı, Emrah Acar, Muhammet Tellice, Ramazan Kargın
PMID: 27138324  doi: 10.5543/tkda.2016.94562  Page 276
Abstract | Full Text PDF

OTHER ARTICLES
20.Cardiology published in agenda and reviews
Ertan Ural
Page 277
Abstract | Full Text PDF

© Copyright 2020 Archives of the Turkish Society of Cardiology
LookUs & Online Makale