ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 54 (1)
Cilt: 54  Sayı: 1 - Ocak 2026
GÖRÜŞ
1. 
Girişimsel Kardiyolojide Yasal Yapay Zeka: Türk Hukuk Sistemi Bağlamında Etik Sınırlar ve Karar Destek Olanakları
Legal Artificial Intelligence in Interventional Cardiology: Ethical Boundaries and Decision Support Opportunities in the Turkish Legal Context
Saadet Deniz Göçer, Hakan Göçer, Ahmet Barış Durukan
PMID: 41400645  doi: 10.5543/tkda.2025.06634  Sayfalar 1 - 3
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
2. 
Küçük Çaplı Koroner Arter Hastalığında Ultra-ince Strutlu Sirolimus Salınımlı Stent ile İlaç Kaplı Balon Tedavisinin Karşılaştırılması: Gerçek Yaşam Verileri
Comparison of Ultrathin-Strut Sirolimus-Eluting Stents Versus Drug-Coated Balloons in Small Coronary Vessels: Real-World Data
Berhan Keskin, Aykun Hakgör, Atakan Dursun, Aysel Akhundova, Mehmet Beşiroğlu, Beytullah Çakal, Hacı Murat Güneş, Oğuz Karaca, Ekrem Güler, İrfan Barutçu, Bilal Boztosun
PMID: 41243542  doi: 10.5543/tkda.2025.29797  Sayfalar 4 - 12
Amaç: İlaç kaplı balonlar (DCB) ve ultra-ince strut sirolimus salınımlı stentler (SES), küçük damar koroner arter hastalığının tedavisinde kullanılan iki seçenektir. Bu stratejilerin karşılaştırılması açısından gerçek yaşam verileri sınırlıdır.

Yöntem: Bu tek merkezli, retrospektif çalışmaya, Ocak 2017 ile Mayıs 2025 tarihleri arasında küçük damar koroner arter hastalığı nedeniyle perkütan koroner girişim uygulanan 178 hasta dahil edilmiştir. Hastaların 89’una DCB, 89’una ise ultra-ince strut SES uygulanmıştır. Başlangıç özellikleri, prosedürel ayrıntılar ve sonuçlar karşılaştırılmıştır. Birincil sonlanım noktası, tüm nedenlere bağlı ölüm, miyokard enfarktüsü, inme ve hedef lezyon revaskülarizasyonunu (TLR) içeren majör advers kardiyak olaylardır (MACE).

Bulgular: Başlangıç özellikleri ve komorbiditeler büyük ölçüde benzer olmakla birlikte, SES grubundaki hastaların daha yaşlı ve SYNTAX skorlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Medyan takip süresi 293 gün olarak bulunmuştur. MACE, DCB grubunda %2,2, SES grubunda ise %5,6 oranında saptanmıştır (P = 0,441). Tüm nedenlere bağlı mortalite, TLR, miyokard enfarktüsü ve majör kanama oranları benzer olarak bulunmuştur. Kaplan–Meier analizi, kümülatif MACE açısından anlamlı fark göstermemiştir (log-rank P = 0,068).

Sonuç: Bu gerçek yaşam kohortunda, küçük damar koroner arter hastalığının tedavisinde DCB, ince strutlu SES’e benzer güvenlik ve etkinlik sağlamıştır. DCB tedavisi, seçilmiş hastalarda ilaç-kalplı stentlere alternatif oluşturabilir ve “geride hiçbir şey bırakmama” stratejisini destekleyebilir.

3. 
İleri Düzey Kalp Yetersizliği Hastalarında Mekanik Dolaşım Desteği, Kalp Nakli ve Yaşam Süresi Açısından Cinsiyet Farklılıkları
Gender Differences in Mechanical Circulatory Support, Heart Transplantation, and Survival Among Patients with Advanced Heart Failure
Seda Tanyeri Üzel, Barkın Kültürsay, Murat Karaçam, Deniz Mutlu, Azmican Kaya, Süleyman Çağan Efe, Gülümser Sevgin Halil, Özgür Yaşar Akbal, Cem Doğan, Kaan Kirali, Rezzan Deniz Acar
PMID: 41307461  doi: 10.5543/tkda.2025.88663  Sayfalar 13 - 23
Amaç: İleri düzey kalp yetersizliği (KY) yönetiminde ve sonuçlarında cinsiyete dayalı farklılıklar tam olarak anlaşılamamıştır. Bu çalışma, biyolojik cinsiyetin mekanik dolaşım desteği (LVAD) uygulanması, kalp nakli ve mortalite üzerindeki bağımsız etkisini değerlendirmeyi amaçlamıştır.

Yöntem: 522 ileri KY hastasından oluşan (%85,2’si erkek) retrospektif bir kohort analiz edilmiştir. Klinik, ekokardiyografik, hemodinamik ve laboratuvar verileri cinsiyete göre karşılaştırılmıştır. Birincil birleşik sonlanım; LVAD implantasyonu, kalp nakli veya tüm nedenlere bağlı ölüm olarak belirlenmiştir. Kafa karıştırıcı etkenleri ayarlamak için eğilim skoru kullanılarak ters olasılık ağırlıklı (IPW) analiz ve çok değişkenli Cox regresyon modelleri uygulanmıştır.

Bulgular: Başlangıçta, erkek hastalar daha yaşlıydı (54,0 yaşa karşı 49,5 yaş; P = 0,025), iskemik etiyoloji oranları daha yüksekti (%49,9'a karşı %22,7; P < 0,001), kalp boyutları daha büyüktü ve egzersiz kapasiteleri daha üstündü. IPW ayarlamasından sonra, kadın cinsiyeti LVAD implantasyonu riskinde anlamlı olarak daha düşük bir riskle ilişkiliydi (HR: 0,13; %95 GA: 0,04–0,40; P < 0,001). Buna karşın, tüm nedenlere bağlı mortalitede cinsiyetle ilişkili önemli bir fark bulunmamıştır (HR: 0,75; %95 GA: 0,36–1,58; P = 0,43). Bileşik sonuç, kadınlarda daha iyi sonuçlara doğru anlamlı olmayan bir eğilim gösterdi (HR: 0,53; %95 GA: 0,26–1,06; P = 0,076). Sonuçların yorumlanması, nispeten küçük kadın kohortu (%14,8) bağlamında değerlendirilmelidir.

Sonuç: İleri düzeyde kalp yetersizliği olan hastalarda, kadın cinsiyeti genel mortaliteyi etkilemeksizin LVAD implantasyonu ihtiyacının daha düşük olmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bu bulgular, ileri düzeyde kalp yetmezliğinin kadınlarda ve erkeklerde farklı patofizyolojik seyir izleyebileceğini göstermekte ve tedaviyi ve sonuçları optimize etmek için cinsiyete dayalı klinik karar verme çerçevelerinin önemini vurgulamaktadır.

4. 
Kalp Yetersizliği Hastalarında Yapay Zeka Teknikleri Kullanarak Elektrokardiyografi Aracılığıyla Hipokalemi, Hiponatremi ve Hiperkaleminin Tespiti
Detection of Hypokalemia, Hyponatremia, and Hyperkalemia in Heart Failure Patients Using Artificial Intelligence Techniques via Electrocardiography
Ufuk İyigün, Murat Kerkütlüoğlu, Hakan Güneş, Faris Kahramanoğulları, Tarık Kıvrak, Bektaş Murat, Emrah Yeşil, Ayşegül Ülgen Kunak, Mustafa Doğduş, Ahmet Öz, Mehmet Kaplan, Sercan Çayırlı, Mustafa Yemis, Aslan Erdoğan, Çiğdem İleri Doğan, Nil Savcılıoğlu, Tuba Ekin, Mehtap Yeni, Nagehan Küçükler
PMID: 41063616  doi: 10.5543/tkda.2025.18598  Sayfalar 24 - 32
Amaç: Elektrolit dengesizliğinin tespiti ve izlenmesi, birçok metabolik hastalığın uygun tedavisi için gereklidir. Ancak bu dengesizlikleri güvenilir ve invaziv olmayan şekilde tespit edebilen bir araç henüz mevcut değildir. Özellikle kalp yetmezliği hastalarında görülen elektrolit bozuklukları, hastalığın rutin tedavisinde kullanılan ilaçlara bağlı olarak gelişebilen ve yaşamı tehdit eden durumlara yol açabilir.

Yöntem: Bu çalışmada, kalp yetmezliği hastalarında elektrolit dengesizliğini tespit etmek amacıyla elektrokardiyografi (EKG) kullanan bir derin öğrenme modeli (DLM) geliştirdik ve performansını çok merkezli bir çalışmada test ettik. Çalışmaya 17 farklı merkez dahil edildi. Aynı gün kan elektrolit değerleri ve EKG’si alınan, ejeksiyon fraksiyonu (EF) ≤ %45 olan kalp yetmezliği hastaları çalışmaya alındı. Hastalar dört gruba ayrıldı: normal elektrolit değerleri olanlar, hipokalemisi olanlar, hiperkalemisi olanlar ve hiponatremisi olanlar. Kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan ilaçlara bağlı elektrolit bozukluğu gelişen hastalar ilgili gruba dahil edildi. Güven aralıkları (GA), AUROC için %95 GA, hasta düzeyinde 2.000 tekrar örnekleme (stratified bootstrap) yöntemiyle, Accuracy için ise binom oranları için Wilson skor aralığı kullanılarak hesaplandı.

Bulgular: Hiponatremi, hipokalemi ve hiperkalemi gruplarında DLM doğruluk oranları sırasıyla %83,33, %95,33 ve %95,77 olarak belirlendi.

Sonuç: Önerilen DLM, elektrolit dengesizliğini tespit etmede yüksek performans göstermiştir. Bu sonuçlar, DLM’nin EKG kullanılarak elektrolit dengesizliğinin günlük olarak tespit edilmesi ve izlenmesinde kullanılabileceğini göstermektedir.

5. 
Orta Rakımda Yaşayan Dipper ve Dipper Olmayan Hipertansif Hastaların Klinik ve Demografik Özellikleri
Clinical and Demographic Characteristics of Dipper and Non-Dipper Hypertensive Patients at Moderate Altitude
Doğan İliş, Ayça Arslan, İnanç Artaç, Muammer Karakayalı, Ezgi Güzel, Yüksel Erata, Mehmet Emre Özmen, Ömer Kertmen, Yavuz Karabağ, İbrahim Rencüzoğulları
PMID: 41164954  doi: 10.5543/tkda.2025.39810  Sayfalar 33 - 40
Amaç: Hipertansiyon (HT), yaşam tarzı, genetik, zihinsel stres ve çevresel faktörlerle ilişkili karmaşık bir klinik sendromdur. Yüksek rakım (H-ALT), HT gelişimini etkileyen çevresel faktörlerden biridir. Bu çalışma, orta rakımda (M-ALT) yaşayan hastaların klinik ve demografik özelliklerini analiz etmeyi amaçlamaktadır.

Yöntem: 24 saatlik ambulatuvar kan basıncı ölçümü (ABPM) ile hipertansiyonu doğrulanan toplam 515 hasta taranmıştır. Çalışma dışı bırakılanların ardından, nihai çalışma popülasyonu 452 hastadan oluşmuştur. Hastalar, dipper hipertansiyon ve non-dipper hipertansiyon olmak üzere iki gruba ayrıldı.

Bulgular: Non-dipper grubundaki hastalar daha yaşlıydı (SD: 61 ± 13 - 54 ± 12 yıl, P < 0,001) ve anlamlı derecede daha yüksek bel çevresine sahipti (SD: 104 ± 13 - 107 ± 12 cm, P = 0,022). Ancak dipper grubundaki hastaların gündüz ortalama sistolik kan basıncı (SKB) (SD: 144 ± 16 - 141 ± 17 mm Hg, P = 0,027) ve diyastolik kan basıncı (DKB) (SD: 89 ± 12 - 87 ± 13 mm Hg, P = 0,037) anlamlı derecede daha yüksekti. Non-dipper grubundaki hastalarda anormal sol ventrikül global longitudinal strain oranı anlamlı olarak daha yüksekti (n = 218 (%65,6) - n = 53 (%46,7), P = 0,009).

Sonuç: Çalışmamızda, multisistemik sonuçların kötü olduğu non-dipper hipertansiyon paternine sahip hastalarda, daha yüksek bel çevresi ve subklinik sol ventrikül disfonksiyonu (anormal LVGLS) olduğu tespit edildi. Ayrıca, non-dipper hipertansiyon paternine sahip hastalar çalışma popülasyonunun %76'sını oluşturuyordu.

6. 
İzole Koroner Arter Ektazisinin Bağımsız Bir Göstergesi Olarak Pan-İmmün-İnflamasyon Değeri
Pan-Immune-Inflammation Value as an Independent Indicator of Isolated Coronary Artery Ectasia
Çağatay Tunca, Mehmet Taha Özkan, Berin Nur Ergin, Saner Bahadır Gök, Alperen Taş, Hacı Ali Kürklü, Kürşat Akbuğa, Veysel Ozan Tanık, Bülent Özlek
PMID: 41408779  doi: 10.5543/tkda.2025.51336  Sayfalar 41 - 50
Amaç: Koroner arter ektazisi (KAE), giderek artan şekilde iyi huylu bir anatomik varyanttan ziyade aktif bir inflamatuvar damar hastalığı olarak kabul edilmektedir. Pan-immün-inflamasyon değeri (PIV), nötrofil, monosit, trombosit ve lenfosit sayılarının birleşimiyle oluşturulan ve sistemik inflamasyonun bütüncül bir göstergesini sağlayan yeni bir biyobelirteçtir. Bu çalışmanın amacı, PIV ile KAE arasındaki ilişkiyi değerlendirmek ve tanısal performansını geleneksel inflamatuvar indekslerle karşılaştırmaktır.

Yöntem: Bu retrospektif olgu-kontrol çalışmasında, 2018–2024 yılları arasında elektif koroner anjiyografi uygulanan 17,538 hasta tarandı. İzole KAE’si olan 228 hasta ve yaş, cinsiyet ve BKİ açısından eşleştirilmiş normal koroner anatomili 296 kontrol çalışmaya dahil edildi. Hematolojik ve biyokimyasal parametreler analiz edildi, inflamatuvar indeksler hesaplandı. Bağımsız prediktörleri belirlemek ve tanısal performansı değerlendirmek amacıyla lojistik regresyon ve ROC analizleri yapıldı.

Bulgular: KAE’li hastalarda PIV düzeyleri kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksekti (801.6 [504.4–1301.8] vs. 491.8 [302.4–872.7], P < 0.001). Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, log-dönüştürülmüş PIV düzeyi hipertansiyon, trigliserid, HDL-kolesterol ve serum kreatinin ile birlikte KAE ile bağımsız olarak ilişkili kalmıştır (OR: 1.987, %95 GA: 1.057–3.737, P =0.033). PIV, tüm inflamatuvar indeksler arasında en yüksek ayırt edici güce sahipti (AUC: 0.674, %95 GA: 0.623–0.722) ve SII, NLR, PLR ve SIRI ile güçlü korelasyon göstermiştir (P = 0.75–0.94).

Sonuç: Yükselmiş PIV düzeyleri KAE varlığıyla bağımsız olarak ilişkilidir ve bu durum hastalığın patogenezinde sistemik inflamasyonun temel rolünü yansıtmaktadır. Basit, ulaşılabilir ve düşük maliyetli bir belirteç olarak PIV, KAE riski altındaki hastaların belirlenmesinde pratik bir tamamlayıcı araç olabilir. Bulgularımızın, daha geniş ve prospektif çalışmalarda doğrulanması gerekmektedir.

7. 
Kadınlarda Kardiyovasküler Hastalıkların Birincil Ölüm Nedeni Olduğuna Dair Farkındalık: 7920 Kişilik Anket Çalışmasından Elde Edilen Bulgular
Awareness of Cardiovascular Disease as the Primary Cause of Mortality in Women: Insights from a Survey of 7,920 Individuals
Müge Ildızlı Demirbaş, Meral Kayıkçıoğlu
PMID: 41090962  doi: 10.5543/tkda.2025.54078  Sayfalar 51 - 57
Amaç: Kardiyovasküler hastalıklar (KVH), halen dünya genelinde hem kadınlar hem de erkekler için en önemli ölüm nedenidir. Ancak kadınlar KVH'nin mağduru olarak yeterince dikkate alınmamakta, bu da yetersiz tanı ve tedaviye yol açmaktadır. Bu çalışmada, kadınlarda KVH’nin başlıca ölüm nedeni olduğuna yönelik toplumsal farkındalık düzeyini değerlendirmeyi amaçladık.

Yöntem: Bu ulusal çaplı anket çalışması, kadınlarda KVH’nin en yaygın ölüm nedeni olduğuna dair farkındalığı değerlendirmek amacıyla tasarlandı. Ülke genelinde 18 ila 80 yaşları arasındaki bireylerin, kısa ve yapılandırılmış bir anketi yanıtlamaları istenildi.

Bulgular: Toplam 7920 birey çalışmaya katıldı; bunların %59’u kadındı. Kadınların sadece %34’ü ve erkeklerin %38’i KVH’nin kadınlardaki başlıca ölüm nedeni olduğunu doğru şekilde bildirdi (P = 0.0001). Buna karşın, özellikle meme kanseri olmak üzere malign hastalıklar, kadınların %46’sı ve erkeklerin %42’si tarafından ilk sıradaki ölüm nedeni olarak belirtildi. Eğitim düzeyi, farkındalıkla ilişkili bulunmadı. Kadınlarda yaş, farkındalıkla bağımsız olarak ilişkili tek faktörken; erkeklerde hem yaş hem de koroner arter hastalığı (KAH) öyküsü farkındalıkla anlamlı düzeyde ilişkiliydi.

Sonuç: Türkiye’de KVH’nin kadınlardaki en yaygın ölüm nedeni olduğuna dair farkındalık alarm verici düzeyde düşüktür. Daha yüksek eğitim düzeyi ya da kardiyovasküler risk faktörlerinin varlığı artmış farkındalıkla ilişkili bulunmamıştır. Kadınlarda farkındalıkla en çok ilişkili faktör yaşken, erkeklerde yaş ve KAH öyküsü öne çıkmıştır. Bu bulgular, kadınlardaki KVH’ye bağlı ölümlere dair farkındalığın daha çok kişisel deneyimlerle şekillendiğini, eğitimle yeterince desteklenmediğini ve bu alanda ciddi bir sağlık okuryazarlığı eksikliğini ortaya koymaktadır.

OLGU BILDIRISI
8. 
Diğer Her Şey Başarısız Olduğunda: İleri Derecede Sağ Kalp Yetersizliği Olan Diyalize Bağımlı Hastada TricValve®
When Everything Else Fails: TricValve® in a Dialysis-Dependent Patient with Advanced Right Heart Failure
Aristi Boulmpou, Alexandros Kallifatidis, Panagiotis Charalampidis, Dimitrios Zioutas, Christodoulos Papadopoulos, Dimitrios Kamentsidis, Dimokritos Dimitriadis
PMID: 41346190  doi: 10.5543/tkda.2025.75501  Sayfalar 58 - 62
Son dönem böbrek yetmezliği olan, idame diyalizi uygulanan ve şiddetli triküspit yetmezliği, kronik atriyal fibrilasyon ve kardiyak kaşeksi ile ileri derecede sağ kalp yetmezliği olan 72 yaşındaki bir erkek hastanın vakasını sunuyoruz. Hasta, inotropik destek olmasına rağmen böbrek replasman tedavisinin tekrar tekrar başarısız olmasına neden olan şiddetli hipotansiyon ve kardiyojenik şok ile başvurdu. Cerrahi riskin çok yüksek olması ve yaygın anüler dilatasyon nedeniyle transkateter kenardan kenara onarım uygun görülmedi ve hastaya TricValve® sistemi ile acil perkütan kaval kapak implantasyonu uygulandı. İşlem teknik olarak başarılı oldu ve hemen hemodinamik stabilizasyon, diyaliz toleransında iyileşme ve hızlı klinik iyileşme sağlandı. Takip görüntüleme, komplikasyon olmaksızın cihazın optimal konumlandırıldığını doğruladı. Bildiğimiz kadarıyla, bu, Avrupa'da diyalize bağımlı bir hastaya yapılan ilk TricValve® implantasyonu olup, ciddi triküspit yetmezliği olan, dikkatle seçilmiş yüksek riskli hastalarda bu yaklaşımın uygulanabilirliğini ve terapötik değerini göstermektedir.

9. 
Atriyal Fibrilasyon, Kronik Böbrek Hastalığı ve Mitral Biyoprotezli Yaşlı Bir Hastada Kardiyak Resenkronizasyon Terapisine Yükseltme İşleminden Önce Edoksaban Kesintisi ve Heparinle Köprüleme İkilemi
The Dilemma of Edoxaban Interruption and Heparin Bridging Before Upgrading to Cardiac Resynchronization Therapy in an Older Patient with Atrial Fibrillation, Chronic Kidney Disease, and a Mitral Bioprosthesis
Mert Doğan, Uğur Canpolat
PMID: 40679159  doi: 10.5543/tkda.2024.86907  Sayfalar 63 - 67
Yeni oral antikoagülanların (NOAK) girişimsel işlemlerden önce yönetimi, hastaya (yaş, vücut ağırlığı, böbrek fonksiyonu, ilaçlar, önceki tromboembolik/kanama olayı, protez kapak varlığı) ve işlemin (kanama riski) özelliklerine göre kişiselleştirilmelidir. Daha az girişimsel işlemler nispeten düşük kanama riski taşır ve minimal veya kesintisiz NOAK tedavisi altında gerçekleştirilebilir. Ancak, implante edilebilir defibrilatörden (ICD) kardiyak resenkronizasyon tedavisine (KRT) yükseltme, ilk implantasyon işleminden daha karmaşıktır. Bu nedenle, elektif bir prosedürden önce son NOAK alımının zamanlaması, bireysel fayda/risk oranına dayalı karar vermeyi gerektirir. Burada, atriyal fibrilasyon, evre 3b kronik böbrek hastalığı, düşük vücut ağırlığı ve biyoprotez mitral kapağı olan ve ICD'den KRT-D’ye yükseltme işlemi sürecinde, heparin köprülemesi olmadan edoksaban tedavisinin kesilmesinden 24 saat sonra biyoprotez kapak trombozu yaşayan ve ultra yavaş tPA tedavisiyle başarılı bir şekilde tedavi edilen yaşlı bir hastanın yönetimini sunduk.

10. 
Sol Ventrikülde Davetsiz Misafir: Kardiyak Lipom
Uninvited Guest in the Left Ventricle: Cardiac Lipoma
Emine Altuntaş, Kadriye Memiç Sancar, Begüm Uygur, İffet Doğan
PMID: 40625269  doi: 10.5543/tkda.2025.35332  Sayfalar 68 - 70
Kardiyak lipom, kalbin nadir görülen bir primer tümörüdür ve tanı ve tedavi yöntemleri geliştikçe daha fazla vaka bildirilmiştir. Bu durum, daha önce klasik özelliklere sahip olduğu düşünülen klinik sunumun aslında atipik belirtilere sahip olabileceğini düşündürmektedir. Bu olgu sunumunda, ilerleyici efor dispnesi olan 28 yaşında bir kadın hasta sunulmaktadır. Transtorasik ve transözofageal ekokardiyografide, sol ventrikülde posteromedial papiller kastan kaynaklanan büyük bir kitle görüldü. Kitle iyi tanımlanmış bir sınıra ve düzenli bir şekle sahip düşük yoğunluklu bir odak izlenimi verdi ve neyse ki kapaklar veya hemodinami üzerinde önemli bir etkisi yoktu. Kardiyak manyetik rezonans görüntüleme kardiyak lipom tanısını doğruladı. Hastaya lipom eksizyon ameliyatı önerildi, ancak hasta operasyonu reddetti. Lipom genellikle asemptomatiktir ve tesadüfen teşhis edilir. Cerrahi eksizyon ana terapötik müdahaledir. Multimodalite görüntüleme kullanımı tanıya büyük ölçüde yardımcı olur. Ekokardiyografi daha sonraki izlem için uygun bir yöntemdir.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
11. 
Sağ Koroner Arterden Sol Ventrikül Anevrizmasına Koroner Kameral Fistül
Coronary Cameral Fistula from the Right Coronary Artery to a Left Ventricular Aneurysm
Ankita Singh, Arun Gopalakrishnan, Anopp Ayyappan, Sivadasanpillai Harikrishnan
PMID: 41292348  doi: 10.5543/tkda.2025.77930  Sayfalar 71 - 72
Makale Özeti |Tam Metin PDF

12. 
Prematüre Atımların Lokalizasyonu İçin Bir İpucu Olarak Gizli İleti
Concealed Conduction as an Electrocardiographic Clue for the Origins of Premature Beats
Ahmet Korkmaz, Özcan Özeke, Elif Hande Özcan Çetin, Meryem Kara, Duygu Koçyiğit Burunkaya, Fırat Özcan, Serkan Çay, Dursun Aras, Serkan Topaloğlu
PMID: 41414724  doi: 10.5543/tkda.2025.26596  Sayfalar 73 - 75
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRE MEKTUP
13. 
Hemodiyalizde Frontal QRS-T Açısı
Frontal QRS-T Angle in Hemodialysis
Gamze Yeter Arslan
PMID: 41384292  doi: 10.5543/tkda.2025.80025  Sayfalar 76 - 77
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRE MEKTUP YANITI
14. 
Editöre Mektup Yanıtı: Hemodiyalizde Frontal QRS-T Açısı
Reply to the Letter: Frontal QRS-T Angle in Hemodialysis
Çağlar Kaya, Mustafa Ebik, Cihan Öztürk, Merve Akbulut Çakır, Emirhan Çakır, İlhan Kılıç
PMID: 41414725  doi: 10.5543/tkda.2025.97940  Sayfa 78
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRE MEKTUP
15. 
Lipoprotein(a): Arterleri Sertleştiren ve Kemikleri Zayıflatan Sessiz Aktör
Lipoprotein(a): The Silent Actor That Hardens the Arteries and Weakens the Bone
Ramazan Astan, Eyyüp Erkiz, Kamuran Tekin, Abdussemet Gülsüm
PMID: 41400646  doi: 10.5543/tkda.2025.85676  Sayfalar 79 - 80
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRE MEKTUP YANITI
16. 
Editöre Mektup Yanıtı: ''Lipoprotein(a): Arterleri Sertleştiren ve Kemikleri Zayıflatan Sessiz Aktör''
Reply to the Letter to the Editor: ''Lipoprotein(a): The Silent Actor That Hardens the Arteries and Weakens the Bone''
Ece Yurtseven, Gizem Timoçin Yığman, Gizem Yaşa, Nigar Bakhshaliyeva, Kayhan Çetin Atasoy, Erol Gürsoy, Kemal Baysal, Saide Aytekin, Vedat Aytekin
PMID: 41511070  doi: 10.5543/tkda.2025.72585  Sayfalar 81 - 82
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRE MEKTUP
17. 
Büyük Dil Modelleri Aort Darlığı Yönetimine Rehberlik Edebilir mi? ChatGPT ve Gemini Yapay Zekanın Karşılaştırmalı Analizi
Can Large Language Models Guide Aortic Stenosis Management? A Comparative Analysis of ChatGPT and Gemini AI
Mehmet Uğur Çalışkan, Nezaket Merve Yaman Akkuş
PMID: 41428791  doi: 10.5543/tkda.2025.03388  Sayfalar 83 - 84
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRE MEKTUP YANITI
18. 
Editöre Mektup Yanıtı: Büyük Dil Modelleri Aort Darlığı Yönetimine Rehberlik Edebilir mi? ChatGPT ve Gemini Yapay Zekanın Karşılaştırmalı Analizi
Reply to the Letter to the Editor: Can Large Language Models Guide Aortic Stenosis Management? A Comparative Analysis of ChatGPT and Gemini AI
Ali Sezgin, Veysel Ozan Tanık, Bülent Özlek
PMID: 41422531  doi: 10.5543/tkda.2025.16285  Sayfalar 85 - 86
Makale Özeti |Tam Metin PDF

HAKEM LISTESI
19. 
Hakemlerimize Teşekkürler
Acknowledgement to Our Reviewers

Sayfa E1
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi