ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 52 (8)
Cilt: 52  Sayı: 8 - Aralık 2024
ARAŞTIRMA
1. 
Akut Koroner Sendrom Sonrası Kontrast Nefropati Gelişen Hastalarda SYNTAX ve Mehran Skorlarının Enflamasyon ile İlişkisi
The Association of SYNTAX and Mehran Scores with Inflammation in Patients with Contrast-Induced Nephropathy Secondary to Acute Coronary Syndrome
Sefa Erdi Ömür, Emin Koyun, Çağrı Zorlu, Gülşen Genç Tapar, Gökhan Cabri
PMID: 39620295  doi: 10.5543/tkda.2024.76756  Sayfalar 543 - 552
Amaç: Kontrast madde nefropatisi (CIN), hastane kaynaklı akut böbrek yetmezliğinin üçüncü en sık nedenidir. Tanısal ve girişimsel kalp kateterizasyonu işlemlerinde kontrast madde kullanımının artması, CIN’i klinik kardiyoloji pratiğinde sıklıkla karşılaşılan bir sorun haline getirmiştir. Çalışmamızın amacı CIN gelişen hastalarda inflamatuar biyobelirteçlerin rolünü anlamak ve inflamasyonun Mehran Skoru (MRS) ve SYNTAX Score (SS) ile ilişkisini değerlendirmektir.

Yöntem: Çalışma retrospektif olarak gerçekleştirildi ve kardiyoloji kliniğine akut koroner sendrom [kararsız anjina (USAP), ST yükselmesiz miyokard enfarktüsü (NSTEMI), ST segment yükselmeli miyokard enfarktüsü (STEMI)] nedeniyle başvuran toplam 2161 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışmada hastalar USAP (n = 477), NSTEMI (n = 612) ve STEMI (n = 604) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Pan-immün Enflamasyon Değeri, (PIV) ile MRS ve SS arasındaki ilişki değerlendirildi.

Bulgular: CIN gelişen hastalarda gruplar arası (USAP, NSTEMI ve STEMI) değerlendirmede; PIV (1925,24 [794,93 - 8412,79] vs. 2178 [1016,06 - 3273,56] vs. 2262,97 [1076,97 - 4384,98] sırasıyla), MRS (6,74 ± 1,91 vs. 7,43 ± 3,99 vs.7,6 ± 3,08), SS (33,57±) 21.32 vs. 35,36 ± 9,97 ve 36,19 ± 11,57 sırasıyla) değerleri STEMI grubunda diğer iki gruba göre daha yüksekti. Tüm gruplarda PIV ile MRS ve SS arasında korelasyon tespit edildi.

Sonuç: Akut koroner sendrom sonrası CIN gelişen hastalarda PIV yüksek bulundu. PIV aynı zamanda MRS ve SS ile de koreledir. Dolayısıyla PIV, ucuz ve çalışılması kolay olduğundan bu grup hastada CIN’in takibinde başarılı bir biyobelirteç olabilir.

2. 
Kronik Koroner Sendrom ve Stabil Angina’da Koroner Arter Kıvrımlılığının Klinik Önemi: Gensini Skorlarından Elde Edilen Görüşler
Clinical Significance of Coronary Artery Tortuosity in Chronic Coronary Syndrome and Stable Angina: Insights from Gensini Scores
Mehmet Özyaşar, Mustafa Doğduş, Ahmet Yılmaz, Mehmet Sait Altıntaş, Ertan Yetkin
PMID: 39620298  doi: 10.5543/tkda.2024.87425  Sayfalar 553 - 560
Amaç: Bu çalışmada, kronik koroner sendromda (KKS), Gensini skorları kullanılarak, koroner arter kıvrımlılığının (KAK) klinik önemi araştırılmıştır.

Yöntem: Retrospektif, tek merkezli çalışmaya kliniğimizde göğüs ağrısı nedeniyle koroner anjiyografi (KAG) uyguladığımız 388 hasta, akut koroner sendromu (AKS) olanlar ve önceden perkütan koroner girişim öyküsü olanlar dışlandıktan sonra dahil edildi. Hastalar KAK olanlar ve olmayanlar olarak iki gruba ayrıldı.

Bulgular: Çalışmaya alınan 388 hastanın analizi, KAK’ın ileri yaş (P < 0,001), kadın cinsiyet (P < 0,001), daha az sigara içme (%19,3’e karşı %29,6, P = 0,025) ve hipertansiyon (%53,5’e karşı %38,7, P = 0,05) ile ilişkili olduğunu gösterdi. KAK grubunda diyabetin biraz daha yüksek, sınırda anlamlı bir yaygınlığı vardı (%22,8’e karşı %14,5, P = 0,051). KAK ayrıca, diyastolik disfonksiyonla (P = 0,04), daha düşük Gensini skorları ve daha yüksek KAK skorlarıyla ilişkili olmakla birlikte koroner ateroskleroz şiddetiyle ters orantılıydı (P = 0,039; P = 0,049). Tek değişkenli analizler, KAK ile ileri yaş (P < 0,001), kadın cinsiyet (P < 0,001), hipertansiyon (P = 0,004), diyabet (P = 0,039), diyastolik disfonksiyon (P = 0,003) ve Gensini skoru (P = 0,012) arasında anlamlı korelasyonlar gösterdi. Çok değişkenli analizlerde, ileri yaş (P = 0,001), kadın cinsiyet (P < 0,001) ve Gensini skoru (P = 0,049) KAK ile anlamlı ilişkili bulundu.

Sonuç: Çalışmamızda, ileri yaş ve kadın cinsiyetin KKS’da KAK gelişimi için önemli belirleyiciler olduğu gösterilmiştir. KAK ile ilişkili düşük Gensini skorlarının muhtemelen bu hastalarda aterosklerotik plak yükünün daha az olmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu ilişkinin daha ileri çalışmalarla araştırılması, koroner ateroskleroz için tedavi ve yönetim stratejilerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir.

3. 
Akut Akciğer Ödeminde Prognozun Yeni Bir Belirleyicisi: Intermountain Risk Skoru
A Novel Determinant of Prognosis in Acute Pulmonary Edema: Intermountain Risk Score
Raif Kılıç, Adem Aktan, Tuncay Güzel, Ahmet Ferhat Kaya, Hamdullah Güzel, Bayram Arslan, Mehmet Ali Işık, Mehmet Sait Coşkun, Yusuf Çankaya
PMID: 39620292  doi: 10.5543/tkda.2024.54679  Sayfalar 561 - 566
Amaç: Yaş ve cinsiyet parametrelerinin yanı sıra tam kan sayımı ve bazı basit laboratuvar analizleri kullanılarak hesaplanan Intermountain Risk Skoru (IMRS), kullanımı basit ve ucuz olup mortaliteyi tahmin etmek amacıyla geliştirilmiştir. Çalışmamızda akut akciğer ödemi tanısıyla hastaneye başvuran hastalarda IMRS’nin mortaliteyi tahmin edip edemeyeceğini belirlemeyi amaçladık.

Yöntem: Çalışmamıza akciğer ödemi tanısıyla başvuran 371 hasta dahil edildi. Hastaların IMRS’leri hesaplama aracı kullanılarak belirlendi ve hastalar belirlenen değere göre düşük, orta ve yüksek IMRS olmak üzere üç gruba ayrıldı.

Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen hastaların 208’i kadın, 163’ü erkek olup yaş ortalaması 68,7 idi. Hasta grupları arasında hem 1 aylık hem de 1 yıllık mortalite oranları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardı. Ayrıca hastane içi, 1 aylık ve 1 yıllık mortalite gelişen hastalar ile hayatta kalanlar arasında IMRS açısından anlamlı fark vardı. ROC analizinde IMRS için kesme noktasının 15,5 olması hem 1 yıllık hem de 1 aylık mortaliteyi öngörüyordu. Kaplan-Meier analizinde en yüksek mortalite riski IMRS yüksek grupta, en düşük mortalite riski ise IMRS düşük grupta gözlendi.

Sonuç: Araştırma sonuçlarımız, IMRS’nin akut akciğer ödemi tanısıyla hastaneye yatırılan hastalarda hem kısa hem de uzun vadeli mortaliteyi güçlü bir şekilde öngördüğünü göstermektedir.

4. 
Konjenital Kalp Cerrahisi Sonrası Ektopik Kavşak Taşikardisi: Görülme Sıklığı, Risk Faktörleri ve Sonuçları
Junctional Ectopic Tachycardia After Congenital Heart Surgery: Incidence, Risk Factors, and Outcomes
Emine Hekim Yılmaz, Nurgül Yurtseven, Oktay Korun, Murat Çiçek, Hüseyin Karadağ, Murat Sürücü, İbrahim Halil Demir, Numan Ali Aydemir, Ahmet Çelebi
PMID: 39620296  doi: 10.5543/tkda.2024.77449  Sayfalar 567 - 573
Amaç: Postoperatif ektopik kavşak taşikardisi (JET) genellikle kendi kendini sınırlayan bir durumdur, ancak atriyoventriküler dissosiasyon ve postoperatif ventriküler disfonksiyonla birleştiğinde postoperatif dönemde morbidite ve mortaliteyi artırabilir. Bu çalışmanın amacı, konjenital kalp cerrahisini takiben gelişen JET insidansını, JET riski ile ilişkili olabilecek hasta ve prosedürle ilgili faktörleri ve JET’in klinik sonuçlar üzerindeki etkisini değerlendirmektir.

Yöntem: Beş yıl içerisinde konjenital kalp ameliyatı geçiren 2814 hastanın kayıtları retrospektif olarak incelendi ve JET gelişen hastalar belirlendi. Her JET hastası için, aynı dönemde ameliyat edilen iki kontrol hastası, potansiyel risk faktörleri ve sonuçları açısından JET hastalarıyla karşılaştırmak üzere seçildi.

Bulgular: Açık kalp cerrahisi geçiren bu büyük hasta grubunda JET insidansı %2,66 saptandı. Univariant analizler genç yaş, düşük vücut ağırlığı, yüksek vazoaktif inotrop skoru, ventriküler septuma müdahele edilen ameliyatlar, cerrahi kompleksite skoru, artmış kardiyopulmoner bypass süresi, ameliyat sonrası sternumun açık bırakılması ve ECMO gereksinimi ile postoperatif JET riski artışı arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğunu gösterdi. Çok değişkenli analiz sonrasında, yalnızca ventriküler septuma müdahele edilen ameliyatlar ve ECMO gereksinimi ile JET riski artışı arasındaki anlamlı ilişki devam etti. Kontrollerle karşılaştırıldığında, JET hastalarında daha uzun entübasyon süreleri, daha uzun yoğun bakım ve hastanede kalış süreleri, daha sık önceden planlanmayan girişimler ve daha yüksek mortalite vardı.

Sonuç: JET, konjenital kalp cerrahisini takiben sık görülen hemodinamik açıdan anlamlı taşiaritmilerden biridir ve ameliyat sonrası kötü klinik sonuçlarla ilişkilidir. Hem anatomik substrat hem de cerrahi prosedür, JET gelişim riskine katkıda bulunur. JET’in ilişkili olduğu faktörleri ve öngörücü faktörleri tanımlamak sonuçların iyileştirilmesine yardımcı olabilir.

5. 
Kalp Kapak Hastalığı Olmayan Atriyal Fibrilasyonlu Türk Hastalarda Vitamin K Antagonisti Olmayan Oral Antikoagülan (NOAC) Dozlama Paternlerinin Değerlendirilmesi: ASPECT-NOAC Çalışmasından Görüşlerle Çok Merkezli, Kesitsel Bir Çalışma
Assessment of Non-Vitamin K Antagonist Oral Anticoagulant Dosing Patterns in Turkish Patients with Non-Valvular Atrial Fibrillation: A Multicenter, Cross-Sectional Study with Insights from the ASPECT-NOAC Study*
Özer Badak, Demet Özkaramanlı Gür, Çağlar Kaya, Tugay Önal, Onur Saydam, İbrahim Faruk Aktürk, Servet Altay, Ahmet Altuğ Çinçin, Refik Emre Altekin, Göksel Çağırcı, Kadriye Kılıçkesmez, Veli Polat, Dursun Aras
PMID: 39620291  doi: 10.5543/tkda.2024.47718  Sayfalar 574 - 580
Amaç: Atriyal fibrilasyonu (AF) olan Türk hastalarda apiksaban, edoksaban ve rivaroksaban dahil olmak üzere K vitamini antagonisti olmayan oral antikoagülan (NOAK) doz paternlerinin gerçek dünyadaki etiket uyumunu değerlendirmeyi amaçladık.

Yöntem: Bu çalışma gözlemsel, prospektif, çok merkezli bir çalışmadır. Türkiye’deki 34 kardiyoloji kliniğinden son 4 ay içinde NOAK reçete edilen AF’li hastalar çalışmaya alındı. Başlangıç verileri başlangıçta toplandı ve hasta farkındalığı 3.-4. haftada değerlendirildi.

Bulgular: Çalışmaya toplam 903 hasta dahil edildi. Yaş ortalaması 72,84 ± 10,17 idi. Çalışmada; 140 (%15,5), 721 (%79,8) ve 42 hastaya (%4,7) sırasıyla endikasyon dışı düşük, endikasyon dahilinde ve endikasyon dışı yüksek doz reçete edildiğini bulduk. Endikasyonu olan gruptaki hastaların yaşı, endikasyon dışı düşük ve endikasyon dışı yüksek gruptakilere göre anlamlı olarak daha düşüktü (her ikisi de P < 0,001). Kadın hastalar endikasyon dışı yüksek grupta daha sık gözlendi (P = 0,019). Endikasyon dışı düşük ve endikasyon dahilinde reçete edilen gruplardaki hastalar endikasyon dışı yüksek reçete edilen grupla karşılaştırıldığında anlamlı ölçüde daha obezdi (P < 0.001). Gelir düzeyi algısı da gruplar arasında anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koydu (P = 0,010). Ayrıca, HAS-BLED skorları endikasyon dahilinde reçetelenen grupta diğer gruplara göre anlamlı olarak daha düşüktü (P < 0,001). Benzer şekilde, CHA2DS2-VASc skorları etiket üstü grupta etiket dışı gruba göre anlamlı olarak daha düşüktü (P < 0,001).

Sonuç: Endikasyon dışı NOAK reçetelerinin klinik etkisi değişiklik gösterir. Bu nedenle, uygun NOAK dozlaması hakkında klinisyen farkındalığının artırılması, sonuçların iyileştirilmesine yardımcı olabilir.

6. 
Türkiye’de Azalmış Ejeksiyon Fraksiyonlu Kalp Yetersizliğinde Kardiyologların Klinik Yönetim Stratejileri
Clinical Management Strategies of Cardiologists in Heart Failure with Reduced Ejection Fraction in Türkiye
Umut Kocabaş, Emre Özçalık, Tarık Kıvrak, Cihan Altın, Uğur Önsel Türk
PMID: 39620289  doi: 10.5543/tkda.2024.32050  Sayfalar 581 - 589
Amaç: Kalp yetersizliği (KY) kılavuz önerilerinin klinik pratikte uygulanması zaman almaktadır ve genellikle gerçek yaşam şartlarında optimal düzeyde uygulanmamaktadır. Bu zorluğun önemli nedenlerinden biri hekim ile ilişkili faktörlerdir. Bu anket çalışmasının amacı, Türkiye’deki kardiyoloji uzmanlarının düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (DEF-KY) tedavi tercihlerini belirlemektir.

Yöntem: Anket çalışması 22 sorudan oluşmaktadır. Bu sorular, SurveyMonkey üzerinden yayınlanmış ve anket katılım linki birçok sosyal medya aracı üzerinden hekimlere ulaştırılmıştır.

Bulgular: Anket çalışmasına Türkiye’de görev yapmakta olan 177 kardiyoloji uzmanı ve asistanı katıldı. Katılımcıların ortalama yaşı 39.5, %73.3’ü erkek, %38.7’si eğitim ve araştırma hastanelerinde görev yapmakta idi ve sadece %10.2’si kendisini KY uzmanı olarak tanımlamaktaydı. Katılımcıların %80.1’i, DEF-KY tanısı için sınır ejeksiyon fraksiyonu değerini %40 olarak kabul ettiklerini belirttiler. Hekimlerin %52.6’sı anjiyotensin reseptör-neprilisin inhibitörü (ARNi) tedavisini ‘‘en etkili KY tedavisi’’ olarak kabul ettiklerini belirtmelerine karşın, %62.7’si ilacın geri ödeme kısıtlılıkları ve fiyatı nedeniyle, DEF-KY tedavisine ARNi yerine anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörü (ADEi) ile başlamak zorunda kaldıklarını belirttiler. Katılımcıların %52.3’ü tedaviye farklı bir KY ilaç sınıfını eklemenin, halihazırda kullanılan ilaçların dozunu arttırmaktan daha önemli olduğunu belirttiler. Hekimlerin %69.5’i yeni tanı KY hastalarında, hastane yatışı sırasında dört KY ilaç sınıfını aynı anda başlamanın mümkün olduğunu belirttiler. Buna karşın günlük pratiklerinde, sırasıyla ADEi/ARNI, beta–bloker, mineralokortikoid reseptör antagonisti ve sodyum-glukoz ko-transporter 2 inhibitörlerini başladıkları sıralı yaklaşımı daha çok tercih ettiklerini belirttiler.

Sonuç: Bu anket çalışması, kılavuz önerileri ile gerçek yaşam uygulamaları arasında önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Kılavuz önerilerinin, klinik pratikte uygulanabilmesi için sağlık sağlayıcıların gerekli önlemleri almalarına ve düzenlemeleri yapmalarına ihtiyaç vardır.

UZMAN GÖRÜŞÜ
7. 
Türkiye’de Akut Koroner Sendromlu Hastalarda Optimal Lipid Düşürücü Stratejiler için Hastane İçi ve Taburculuk Protokollerinin Geliştirilmesi: Uzman Rehberi
Development of In-Hospital and Discharge Protocols for Optimal Lipid-Lowering Strategies in Patients with Acute Coronary Syndrome in Türkiye: Expert Guidance
Öner Özdoğan, Meral Kayıkçıoğlu, Barış Güngör, Ceyhun Ceyhan, Özcan Başaran, Mithat Selvi, Lale Tokgözoğlu
PMID: 39620294  doi: 10.5543/tkda.2024.68708  Sayfalar 590 - 599
Kılavuzlar, akut koroner sendromlu (AKS) hastalarda düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolün (LDL-K) düşük düzeylerini kuvvetle tavsiye etse de birçok hastada bu hedeflere ulaşılamamaktadır. Türkiye’deki AKS hastalarında lipid düşürücü tedavinin hastane içi ve taburculuk sonrası yönetimi için uzman önerileri sunuyoruz. Türk Kardiyoloji Derneği üyelerinden olan ve ulusal kardiyoloji lipid çalışma gruplarında en az 4 yıl çalışmış önde gelen lipidologlardan oluşan bir grup uzman kardiyolog, Türkiye’deki AKS hastalarında lipid yönetimi için en uygun yaklaşım Türk sağlık altyapısı ve gerçek dünyadaki uygulamalardaki sorunlar dikkate alınarak değerlendirildi. Bir AKS olayından sonraki ilk yılı kapsayan yeni standartlaştırılmış algoritmalar geliştirildi. Önerilen yaklaşımın ana unsurları özetlenmiştir. Hastane içi strateji, olası ailesel hiperkolesterolemisi olan veya tekrarlayan kardiyovasküler olay öyküsü olan hastalar için uygun önlemler de dahil olmak üzere, lipid profili değerlendirmelerini ve statin tedavisinin başlatılmasını içerir. Özel eğitimli bir hemşirenin rolü, hasta takip kartının kullanımı ve hasta bilgilerinin sağlanması ve ilgili sağlık profesyonellerine yönlendirme konularını kapsamaktadır. Taburculuk sonrası strateji, hastanın ilerlemesini izlemek için takip ziyaretlerini kapsar ve tedavide (LDL-K düzeylerine dayalı olarak) değişikliklerin yapılması gereken zamanları önerir. Türkiye’deki AKS hastalarında lipid yönetiminde ülkeye özgü bir yaklaşım önerilmektedir. Bu stratejiyi uygulamanın en iyi yolunu belirlemek ve tavsiyeleri ve bunların günlük uygulamalardaki yerini doğrulamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

OLGU BILDIRISI
8. 
İyatrojenik Sol İnternal Meme Arteri-Büyük Kardiyak Ven Anastomozunun İnvaziv Yönetimi
Invasive Management of Iatrogenic Left Internal Mammary Artery-Great Cardiac Vein Anastomosis: A Case Report
Reşit Yiğit Yılancıoğlu, Oğuzhan Ekrem Turan, Hatice Özdamar, Hüseyin Dursun, Emin Evren Özcan, Dayimi Kaya
PMID: 39620288  doi: 10.5543/tkda.2023.30810  Sayfalar 600 - 605
Koroner arter bypass grefti (KABG) ameliyatı, revaskülarizasyon için ana tedavi prosedürlerinden biridir. KABG sonrası komplikasyon tanısı koymak zor olabilir. Arter greftin venöz sisteme iyatrojenik olarak bağlanması nadir görülen bir komplikasyondur. Arteriyovenöz şant nedeniyle distal iskemiye neden olur. Bu durum kalp yetmezliğine ve ölümcül aritmilere yol açabilir. Koroner arter baypas cerrahisinden hemen sonra ortaya çıkan anti-aritmik ilaca dirençli ventriküler aritmiler bazen işlemle ilişkili olabilir. Bu yazıda, yaşamı tehdit eden ventriküler aritmilere yol açan iyatrojenik sol internal meme arteri (LIMA) ile büyük kardiyak ven (GCV) anastomozu olgusunun invasive yönetimini sunulmuştur.

9. 
Kalp Naklinden 12 Gün Sonra Miyokard Dokusunda Şiddetli Akut Solunum Sendromu Koronavirüs 2 (SARS-CoV-2) Antijen Ekspresyonu ile Akut Hümoral Rejeksiyon: Klinik Bir Olgu
Acute Humoral Rejection 12 Days Post-Heart Transplantation with Severe Acute Respiratory Syndrome Coronavirus 2 (SARS-CoV-2) Antigen Expression in Myocardial Tissue: A Clinical Case
Igor Alexandrovich Makarov, Ekaterina Goncharova, Irina Danilova, Mitrofanova Lubov
PMID: 39620293  doi: 10.5543/tkda.2023.64627  Sayfalar 606 - 610
Nakledilen organlarda akut humoral rejeksiyon (AMR) gelişimi oldukça önemli ve çözülmemiş bir sorun olmaya devam etmektedir. Bu çalışmada, kronik lenfositik miyokarditin ortasında restriktif fenotipe geçiş yapan hipertrofik kardiyomiyopatili bir hastada kalp transplantasyonu (HT) yapılan klinik bir vaka sunulmaktadır. HT sonrasında hastada nozokomiyal pnömoni gelişmiş ve immünosupresif tedavinin azaltılması gerekmiştir. Nakil sonrası 12. günde, hasta ani bir hemodinamik kollaps yaşadı ve bu durum ölümcül oldu. Otopsi incelemesi, infiltratta CD16+ hücrelerinin baskın olduğu, endotel ve CD16+ hücrelerinde Şiddetli Akut Solunum Sendromu Koronavirüs 2 (SARS-CoV-2) Spike proteininin yüksek ekspresyonunu sergileyen akut humoral rejeksiyonu ortaya çıkarmıştır. SARS-CoV-2’nin AMR gelişimini potansiyel olarak şiddetlendirmedeki rolünü açıklığa kavuşturmak için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

10. 
Supraventriküler Taşikardi ile Prezante Olan Dev Metastatik İntrakardiyak Malign Fibröz Tümör: Olgu Raporu
Giant Metastatic Intracardiac Malignant Fibrous Tumor Presenting with Supraventricular Tachycardia: A Case Report
Kutluhan Eren Hazır, Kerem Aydın Mutlugüleçler, İrfan Özgen, Burçin Abud, Cenk Sarı
PMID: 39620287  doi: 10.5543/tkda.2023.19310  Sayfalar 611 - 614
Soliter fibröz tümörler (SFT), fibroblastik mezenkimal hücrelerden kaynaklanan nadir neoplazmlardır. Bu vaka sunumunda, literatürde nadir rastlanan kardiyak SFT’li bir hasta sunulmuştur. Bilinen maligniteye sahip 43 yaşında kadın hasta çarpıntı şikayeti ile acil servise başvurdu. EKG’sinde supraventriküler taşikardi izlenen hastada, sinüs ritmi sağlandıktan sonra uygulanan transtorasik ekokardiyografide sürpriz bir şekilde sol atriyum içerisinde dev bir kitle tespit edildi. Hasta, kitlenin semptomatik ciddi mitral darlığa neden olması nedeniyle opere edildi. Cerrahi örneğin patolojik çalışması sonucunda literatürde oldukça nadir rastlanılan SFT tanısı koyuldu. Literatürde SFT üzerine olan bilgiler vaka raporları ile sınırlıdır. Güncel literatür, kardiyak kitle yönetimi üzerine eksik kalmakta olup bu konu üzerinde ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
11. 
Elektrokardiyogramdaki (EKG) Elektromekanik İlişki Artefaktı Akut ST Yükselmeli Miyokard Enfarktüsünü Taklit Ediyor
Electromechanical Association Artifact on Electrocardiogram (ECG) Mimics Acute ST-Elevation Myocardial Infarction
Abdullah Kaplan, Ömer Kıraslan
PMID: 39620286  doi: 10.5543/tkda.2023.07741  Sayfalar 615 - 616
Makale Özeti |Tam Metin PDF

12. 
Abdominal Aortaya Embolize Olan Atriyal Septal Defekt Kapama Cihazının Perkütan Yolla Çıkarılması
Percutaneous Retrieval of an Atrial Septal Defect Closure Device Embolized to the Abdominal Aorta
Çiğdem Deniz, Uğur Canpolat, Kudret Aytemir
PMID: 39620297  doi: 10.5543/tkda.2023.80469  Sayfalar 617 - 618
Makale Özeti |Tam Metin PDF | Video

EDITÖRE MEKTUP
13. 
Kardiyak Kateterizasyon İşlemlerinde Kan Örnekleme Hacimlerinin Optimizasyonu
Optimization of Blood Sampling Volumes in Cardiac Catheterization Procedures
Emre Aslanger, Uğur Ozan Demirhan, Burcu Aggül
PMID: 39620290  doi: 10.5543/tkda.2024.35979  Sayfa 619
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRDEN
14. 
Kardiyolojide Gündem ve Yorumlar
News and Comments from Cardiology
Ertan Ural
PMID: 39620299  Sayfa 620
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi