| EDITÖRDEN | |
| 1. | Kronik kalp yetersizliğinde hiperkalemi Hyperkalemia in chronic heart failure Hakan AltayPMID: 33847266 doi: 10.5543/tkda.2021.00041 Sayfalar 178 - 179 Makale Özeti | |
| ARAŞTIRMA | |
| 2. | Farklı Derecelerde Bilgisayarlı Tomografi Tabanlı büyük boyutlandırmanın, Portico Sistemi Kullanarak Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu Sonrası Klinik Sonuçlar Üzerine Etkisi Impact of different degrees of computed tomography-based oversizing on clinical outcomes after transcatheter aortic valve implantation using the Portico system Serkan Aslan, Ali Rıza Demir, Fatih Uzun, Ömer Çelik, Ali Kemal Kalkan, Mehmet Ertürkdoi: 10.5543/tkda.2021.32582 Sayfalar 180 - 190 AMAÇ: Çalışmanın amacı, Portico cihazı için paravalvüler aort yetersizliği (PAY) ve iletim bozukluklarının (İB) insidansı ve şiddetine çok dedektörlü bilgisayarlı tomografi (ÇDBT) ile üretilen çevre tabanlı ‘oversizing’ yüzdesinin etkisini değerlendirmektir. YÖNTEMLER: Mart 2017-Haziran 2019 tarihleri arasında merkezimizde transkateter aort kapak implantasyonu (TAKİ) uygulanan 63 hastayı retrospektif olarak inceledik. Hastalar ‘oversizing’ yüzdesine göre iki gruba ayrıldı (grup I, %13.9'un altında; grup II, %13.9'un üzerinde). ‘Oversizing’ (Cihaz nominal çevresi / ÇDBT'den türetilen dairesel çevre - 1) * 100 olarak hesaplandı. Prosedür ve klinik veriler VARC-2 tanımlarıyla değerlendirildi. BULGULAR: Grup I'de ki hastaların %76.4'ünde ve II. Gruptaki hastaların %34.4'ünde hafif veya daha yüksek PAY mevcuttu (P = 0.009). İB oranı hasta grubu I'de daha düşük olma eğilimindeydi (P = 0.034). %13,9'luk bir kesme değerinin, hafif veya daha yüksek PAY için en iyi prediktif değere sahip olduğu belirlenmiştir. Çok değişkenli analizde, daha düşük ‘oversizing’ yüzdesi (odds oranı 6.38; %95 güven aralığı 2.00 – 20.33; P = 0.002) PAY'ın en güçlü bağımsız öngörücüsü olarak ortaya çıkarken, implantasyon derinliği ve yüksek ‘oversizing’ yüzdesi İB'nin bağımsız göstergeleriydi (P = 0.003 ve P = 0.029, sırasıyla). Optimal kabul edilebilir çevre temelli büyük boy aralığının %10 - 15 arasında olduğunu gösterdik. SONUÇLAR: MDCT tarafından üretilen çevre temelli ‘oversizing’, Portico cihazı için TAKİ sonrası PAY ile ters korelasyon gösterdi ve preoperatif değerlendirilmesi PAY ve İB'in öngörülmesine yardımcı olabilir. |
| 3. | Akut ST elevasyonlu myokart enfarktüsü ile acil koroner arter baypas cerrahisine giden hastalarda uzun dönem mortalite öngördürücüleri Predictors of long-term mortality in acute ST-elevation myocardial infarction patients undergoing emergent coronary artery bypass graft surgery Begüm Uygur, Ömer Çelik, Ali Rıza Demir, Gökhan Demirci, Taner İyigün, Anıl Şahin, Ömer Taşbulak, Yalçın Avcı, Mehmet ErtürkPMID: 33847268 doi: 10.5543/tkda.2021.79059 Sayfalar 191 - 197 Amaç: Akut ST elevasyonlu miyokard enfarktüsünün primer tedavisinde koroner arter baypas greft (KABG) cerrahisi hala tartışılmaktadır. Çalışmamızda acil KABG geçiren STEMI hastalarında uzun dönem mortalite belirleyicilerini değerlendirmeyi amaçladık. Bildiğimiz kadarıyla çalışmamız, CABG ile revaskülarize edilen STEMI hastalarında uzun dönem mortalite belirleyicilerini araştıran ilk çalışmadır. Yöntem: 2010-2017 yılları arasında primer PCI için uygun olmayan ve acil CABG gerektiren 88 ardışık STEMI hastası retrospektif olarak çalışmaya dahil edildi. Çalışma popülasyonu ölenler ve sağkalanlar olarak iki gruba ayrıldı. İki grup demografik, preoperatif, intraoperatif ve postoperatif özellikler açısından karşılaştırıldı. Bulgular: 88 hastanın 23'ü medyan 92.8 (69.0-105.1) ay takip süresi içerisinde kaybedildi. Tek ve çok değişkenli analizler ile veriler değerlendirildi. KILLIP sınıfının (p <0.001), CABG ile revaskülarize edilen STEMI hastalarında uzun dönem tüm nedenlere bağlı mortalitenin bağımsız öngördürücüsü olduğu ve KILLIP sınıfı arttığında mortalite insidansının da anlamlı derecede arttığı bulundu (Log-rang testi, p <0.001). Ayrıca yaş (p: 0.044) uzun dönem mortalitenin bağımsız belirleyicisi olarak bulundu. LVEF, GFR, glikoz düzeyleri ve LAD-LIMA greft kullanımı (p: 0.001, p: 0.009, p<0.001, p: 0.039, sırasıyla) çalışma grubumuz için uzun dönem mortalite ile anlamlı olarak ilişkiliydi. Sonuç: KILLIP sınıfının acil KABG uygulanan STEMI hastalarında uzun dönem tüm nedenlere bağlı mortalitenin bağımsız bir belirleyicisi olduğu bulunmuştur. Hastaların kabul durumları uzun dönem mortalite hakkında değerli bilgiler verebilir. |
| 4. | Böbrek disfonksiyonu veya diyabetin eşlik ettiği kronik kalp yetersizliğinde hiperkalemi: TREAT HF gerçek yaşam verileri Hyperkalemia in chronic heart failure with renal dysfunction or diabetes mellitus: Results from the TREAT HF study Selda Murat, Hakkı Kaya, Yüksel Çavuşoğlu, Mehmet Birhan Yılmazdoi: 10.5543/tkda.2021.58675 Sayfalar 198 - 205 Amaç: Kronik böbrek hastalığı (KBH) ve diabetes mellitus (DM), kalp yetersizliği (KY) hasta grubunda sık görülen komorbid durumlardır. Hiperkalemi riski KY hastalarında yüksektir ve hastaları optimal KY tedavisinden alıkoymaktadır. Bu çalışmada; gerçek yaşamdaki klinik uygulamada KBH veya DM olan KY hastalarında hiperkalemi prevalansını değerlendirmek amacıyla TREAT HF verileri analiz edildi Yöntemler: TREAT HF, çok merkezli, ulusal, gözlemsel çalışmalar yapan kayıt çalışmasıdır. Bu çalışmada kronik KY tanısı alan 1028 hastanın potasyum ve glomeruler filtrasyon hızı (eGFR) değeri analiz edildi. Potasyum >5 mEq/L olarak tanımlanan hiperkalemi KBH, DM, ilaç kullanımı ve New York Heart Association’a (NYHA) göre değerlendirildi. Bulgular: Tüm hastaların %14.3’ünde (n=147) hiperkalemi (>5 mEq/L) saptandı. eGFR<60 mL/dk/1.73 m2 olan hastalarda hiperkalemi, eGFR≥60 mL/dk/1.73 m2 olanlara göre çok daha yaygındı (sırasıyla %17.7 ve %12 p=0.011). Evre-1 böbrek fonksiyonuna sahip hastaların %10.9’unda (n=23), Evre-2 hastaların %12.6’sında (n=50), Evre-3 hastaların %17.0’ında (n=52) ve Evre 4-5 böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastaların %19.5’inde (n=22) hiperkalemi saptandı. Hiperkalemi DM’li hastalarda da anlamlı olarak daha yüksekti (%20.5’e karşı %12.3, p=0.001). Ayrıca, eGFR<60 mL/dk/1.73 m2 olan diyabetik hastalarda hiperkalemi görülme oranı çok daha yüksek saptandı (%25.2). NYHA sınıfı kötüleştikçe hiperkalemi görülme oranı artmaktaydı (NYHA-I: %9.8, NYHA-II: %12.8, NYHA-III: %14.4 ve NYHA-IV: %23.4, p=0.032). Renin anjiyotensin aldosteron sistemi (RAAS) inhibitörü alan Evre 4-5 KBH olan hastalarda, RAAS inhibitörü almayanlara göre daha fazla hastada hiperkalemi saptandı (sırasıyla %23.4 ve %12.5). Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları; gerçek yaşamdaki klinik uygulamada, tüm KY olgularının %14.3’ünde, KBH olguların %17.7’sinde ve DM’li hastaların %20.5’inde hiperkalemi olduğunu göstermektedir. Hiperkalemi riski, böbrek fonksiyonu veya NYHA sınıfı kötüleştikçe artmakta ve RAAS inhibitörü tedavisi alanlarda daha yüksek bulunmaktadır. |
| 5. | İnteratriyal bloğu olan ve olmayan sınırda ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği olan hastaların klinik özellikleri ile konvansiyonel ekokardiyografik özelliklerinin karşılaştırılması Comparison of clinical features and conventional echocardiographic characteristics of patients with heart failure with mid-range ejection fraction with and without interatrial block Mustafa Doğduş, İlhan KoyuncuPMID: 33350397 doi: 10.5543/tkda.2020.92345 Sayfalar 206 - 213 Amaç: Sınırda ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (SEF-KY) ayrı bir kalp yetersizliği (KY) fenotipi olarak önerilmiştir. İnteratriyal blok (İAB) her iki atriyum arasında bir iletim gecikmesidir ve kardiyovasküler hastalıklar ile ilişkilidir. Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (DEF-KY) ve korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (KEF-KY) hastalarında İAB’nin etkisini inceleyen birkaç çalışma olmasına rağmen, SEF-KY hastalarında İAB varlığının klinik önemini araştıran bir çalışma bulamadık. Bu nedenle, İAB eşlik eden ve etmeyen SEF-KY’nin klinik özelliklerini değerlendirmeyi amaçladık. Yöntemler: Sinüs ritminde olan, polikliniğe başvuran ardışık 520 SEF-KY hastası (244 İAB olan ve İAB olmayan 276 hasta) çalışmaya dahil edildi. On iki derivasyonlu standart yüzey EKG’ler kaydedildi. Hastaların klinik özellikleri, ekokardiyografik incelemeleri ve laboratuvar değerleri kaydedildi. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 67.4±11.1 yıldı ve %76.1’i erkekti. İAB olanlarda hipertansiyon (HT), diyabetes mellitus (DM) ve inme/geçici iskemik atak gibi daha fazla komorbidite vardı. P-dalga süresi ve yaş, sistolik kan basıncı ve sol atriyum volüm indeksi (LAVI) arasında istatistiksel olarak anlamlı güçlü pozitif doğrusal korelasyon gözlendi (sırasıyla, r=0.718, p<0.001; r=0.704, p<0.001; ve r=0.725, p<0.001). Sonuç: Bu çalışma SEF-KY’de İAB’nin klinik önemini değerlendiren ilk çalışmadır. Bu uygulanabilir ve basit EKG belirtecinin klinik değerlendirmeye eklenmesinin SEF-KY’in yönetimine önemli ölçüde yol gösterebileceğini düşünüyoruz. İAB, yüksek riskli SEF-KY hastalarını tanımlamak, takip etmek ve uygun tedaviyi yönlendirmek için kullanılabilir. |
| 6. | Düşük Mutlak Kardiyovasküler Riske Sahip Genç Hastalarda Vasküler Risk Yaşının Nabız Dalga Hızı ile Korelasyonu Correlation of vascular risk age with pulse wave velocity in young patients with low absolute cardiovascular risk Serkan Asil, Lale Tokgözoğlu, Hikmet Yorgun, Mevlana Giray Kabakçı, Kudret Aytemir, Necla Özerdoi: 10.5543/tkda.2021.25068 Sayfalar 214 - 222 Amaç: Sistematik Koroner Risk Değerlendirmesi (SCORE), 10 yıllık ölümcül kardiyovasküler hastalık (KVH) riskini tahmin etmekte ve uygulanması Avrupa Kardiyoloji Derneği tarafından tavsiye edilmektedir. Risk faktörlerinden bağımsız olarak ölümcül KVH mutlak riski, genç insanlarda nispeten düşüktür. Riskin “risk yaşı” olarak ifade edilmesi, riskin anlaşılmasına yardımcı olabilir ve gerekli yaşam tarzı değişikliklerinin uygulanmasını kolaylaştırabilir. Temel amaç, vasküler risk yaşı ve SCORE risk değeri ile nabız dalga hızı (PWV) ölçümü ile gösterilen subklinik ateroskleroz seviyesi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Yöntemler: Bu çalışma kesitsel bir çalışma olarak tasarlandı. Elli yaş altında, daha önce herhangi bir aterosklerotik hastalık tanısı veya diabetes mellitus ve kronik böbrek hastalığı gibi eşdeğerleri olmayan hastalarda SCORE risk skalasına göre 10 yıllık ölümcül KVH riski hesaplandı. Her bir hastanın nabız dalga hızı, PWV cihazı kullanılarak non-invaziv olarak ölçüldü. Bulgular: Çalışmaya toplam 300 hasta (156 kadın, 144 erkek) alındı ve yaş ortalaması 35.1±9.5 yıldı. Tüm çalışma popülasyonunun ortalama PWV değeri 6.3±1.3 m/sn ortalama vasküler risk yaşı 44.3±5.5 yıl ve medyan 10 yıllık ölümcül KVH risk skoru 0.4 (0.04-2.74) idi. PWV ile 10 yıllık ölümcül KVH riski (r=0.613; p<0.001) ve vasküler risk yaşı (r=0.684; p<0.001) arasında pozitif korelasyon saptandı. Sonuç: SCORE tablosuna göre genç yaşlarına ve 10 yıllık düşük ölümcül kardiyovasküler hastalık riskine (<%1) rağmen, yüksek vasküler risk yaşı olan hastaların yüksek PWV değerlerine sahip oldukları bulundu. Bu sonuçlar, vasküler risk yaşının hesaplanmasının, genç hastalarda KVH riskinin değerlendirilmesinde kullanılabileceğini ve subklinik ateroskleroz ile ilişkili olabileceğini göstermektedir. |
| 7. | The Atrial Fibrillation Effect On Quality-Of-Life (AFEQT) Questionnaire: Türkçe Geçerlilik ve Güvenilirlik Çalışması Effect of atrial fibrillation on quality of life (AFEQT) questionnaire: A Turkish validity and reliability study Fatma Güneş, Sakine Boyrazdoi: 10.5543/tkda.2021.41347 Sayfalar 223 - 232 Amaç: Bu çalışma, atriyal fibrilasyonun yaşam kalitesi (AFEQT) anketinin geçerliliğini ve güvenilirliğini belirlemek ve atriyal fibrilasyon (AF) hastalarının yaşam kalitesini değerlendirmek için yapılmıştır. Yöntemler: Çalışma, 18 yaşından büyük ve gönüllü olarak katılan 204 AF hastasını içeren bir metodolojik tasarım kullanılarak gerçekleştirildi. Veriler yapılandırılmış bir anket, AFEQT anketi ve Toronto Üniversitesi atriyal fibrilasyon şiddet ölçeği (AFSS) kullanılarak toplandı. AFEQT anketi Türkçeye çevrildi, kapsam geçerliliği için uzman paneline sunuldu. Ardından dilsel denklik ve kültürel uyumu sağlamak için 20 hasta ile gerçekleştirilen bir pilot çalışma yapıldı. AFEQT anketinin güvenilirliği için; iç tutarlık (Cronbach’s alpha) ve madde-toplam korelasyon katsayısı analizleri ile belirlendi. Bulgular: AFEQT Cronbach’s alpha değeri 0.91 olarak bulundu ve genel -alt boyut madde-toplam korelasyon değerlerinin 0.36-0.91 arasında olduğu saptandı. AFEQT anketinin geçerliliği için; yapı geçerliliği, eş zaman geçerliliği ve ayırt edici geçerlilik analizleri yapıldı. AFEQT anketinin faktör yüklerinin 0.37 ile 0.94 arasında, doğrulayıcı faktör analizinde ise Ratio χ2/df=2.43 olduğu bulundu. AFEQT ve AFSS arasındaki eş zaman geçerliliğine bakıldığında, negatif yönde-yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki saptandı. AF risk faktörleri AFEQT anketi ile karşılaştırıldığında, AF ile ilgili risk faktörlerinin hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilediği ve AFEQT anketinin ayırt edici geçerlilik açısından uygun olduğu belirlendi. Sonuç: Türkçe AFEQT’nin güvenilir ve geçerli olduğu, AF’li hastaların yaşam kalitesini değerlendirmede kullanılabileceği önerilmektedir. |
| EDITÖRE MEKTUP | |
| 8. | Covid-19'da alt ekstemite iskemisi ve renal enfarkta neden olan aortik serbest trombüsler: Geç tromboembolik komplikasyon. Aortic floating thrombi with lower limb ischemia and renal infarct in COVID-19: A remote thromboembolic complication Cağdaş Topel, Ceren Yıldırım, Mustafa Ali Yavaş, Batuhan Yazıcı, Safa Gödedoi: 10.5543/tkda.2021.12901 Sayfalar 233 - 236 Özet– Covid-19 salgını devam ederken, farklı komplikasyonları giderek daha fazla fark edilmekte ve hastalığın yeni mekanizmaları anlaşılmaktadır. Aortik serbest yüzen trombüs son derece nadirdir ve hızlı tanı, olası uç organ etkilerini hafifletmek için hayati önem taşır. Bu vaka sunumunda, daha önce Covid-19 pnömonisi nedeniyle taburcu edilen ve akut başlangıçlı alt ekstremite ağrısı ile başvuran, periferal emboli ve renal enfarkt ile sonuçlanan aortik serbest trombüs tanısı alan bir hastayı tartışıyoruz. Klinisyenlerin, Covid-19 ile ilişkili tromboembolik komplikasyonların farkında olması ve risk faktörleri olan hastaların yakın takibi, zamanında ve doğru teşhis ile yönetim için hayati önem taşımaktadır. |
| OLGU BILDIRISI | |
| 9. | Brakial arter yoluyla transkateter aort kapak implantasyonu Transcatheter aortic valve implantation through the brachial artery Şakir Arslan, Nermin Bayar, Çağın Mustafa Üreyen, Erkan Köklü, Göksel ÇağırcıPMID: 33847273 doi: 10.5543/tkda.2021.51892 Sayfalar 237 - 241 Özet– Transkateter aort kapak implantasyonu (TAVİ) ciddi aort darlığı olan hastalarda giderek daha yaygın uygulanmaktadır. TAVİ işlemi için en sık kullanılan girişim yeri femoral arterdir. Ancak tıkayıcı periferik arter hastalığı olanlarda trans-apikal, trans-aortik, trans-aksiller trans-karotid ve trans-subklavian yolla girişim de bildirilmiştir. Bu raporda ise brakial arter yoluyla TAVİ işlemi yapılan bir olgu sunulmaktadır. |
| 10. | Uniküspit aort kapak ve yalancı aort diseksiyonu: Vaka bildirimi Unicuspid aortic valve with false aortic dissection appearance: A case report Barkın Kültürsay, Berhan Keskin, Seda Tanyeri, Ali Karagöz, Cihangir Kaymazdoi: 10.5543/tkda.2021.27793 Sayfalar 242 - 244 Özet– Uniküspit aort kapak, genellikle erken yaşlarda aort darlığı veya kombine aort darlığı ve yetersizliği şeklinde prezente olan nadir bir konjenital anomalidir. Asendan aort anevrizması ve aort diseksiyonu uniküspit aort kapağın önemli komplikasyonlarındandır. 27 yaşında erkek hasta acil servise yeni başlayan göğüs ağrısıyla başvurdu. Yatakbaşı transtorasik ekokardiyografi (TTE) ile asendan aort genişlemesi (47mm) ve hafif aort yetersizliği görüldü, ardından yapılan bilgisayarlı tomografik (BT) anjiyografi ile asendan aortada şüpheli diseksiyon flepi izlendi. Kalp damar cerrahı, radyolog ve kardiyolog acil olarak konsülte edildi. Kardiyolog tarafından yapılan TTE sonucu uniküspit unikomissural aort kapak görüldü, asendan aorta dilate izlendi fakat diseksiyon bulgusu saptanmadı. BT görüntüsündeki şüpheli diseksiyon hattı deneyimli radyolog ve kalp damar cerrahı tarafından perikart katlantısı olarak yorumlandı ve yalancı diseksiyon görüntüsü olarak değerlendirildi. Göğüs ağrısı geçen, BT görüntüsü yalancı pozitif olarak yorumlanan ve TTE’de asendan aort net olarak değerlendirilen hastada kalp ekibi tarafından ek görüntülemeye ihtiyaç duyulmadı. Akut aortik sendrom, akut koroner sendrom ve akut başlangıçlı göğüs ağrısının diğer sebepleri dışlanan hasta yakın takip önerilerek taburcu edildi. Aort diseksiyonu tanısı non-invaziv görüntüleme yöntemleri ile konur ve BT çoğu acil serviste ilk tercih edilen görüntüleme yöntemidir. Tek bir görüntüleme yöntemine bağlı kalmak yanlış yorumlara ve dolayısıyla gereksiz cerrahi müdahalelere yol açabilmektedir. |
| OLGU GÖRÜNTÜSÜ | |
| 11. | Mitral valve prolapse accompanied by a posterior mitral leaflet cleft resembling a trileaflet mitral valve Elnaz Salimi, Ali Hosseinsabet, Abbas Salehi- Omrandoi: 10.5543/tkda.2021.63307 Sayfa 245 |
| 12. | Heart bowtie Maryam Shojaeifard, Leili Pourafkari, Nader Naderdoi: 10.5543/tkda.2021.50517 Sayfa 246 |
| EDITÖRE MEKTUP | |
| 13. | Editöre mektup: İnteratriyal bloğu olan ve olmayan sınırda ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği olan hastaların klinik özellikleri ile konvansiyonel ekokardiyografik özelliklerinin karşılaştırılması Comparison of clinical features and conventional echocardiographic characteristics of patients with heart failure with mid-range ejection fraction with and without interatrial block Ali ÇonerPMID: 33847277 doi: 10.5543/tkda.2021.28782 Sayfalar 247 - 248 Makale Özeti | |
| DIĞER YAZILAR | |
| 14. | Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar Ertan UralSayfa 249 Makale Özeti | |
| 15. | Erratum Erratum Archives Of The Turkish Society Of Cardiology Editorial Officedoi: 10.5543/tkda.2021.100 Sayfa 250 Makale Özeti | |
Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi
