ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 49 (3)
Cilt: 49  Sayı: 3 - Nisan 2021
EDITÖRDEN
1. 
Kronik kalp yetersizliğinde hiperkalemi
Hyperkalemia in chronic heart failure
Hakan Altay
PMID: 33847266  doi: 10.5543/tkda.2021.00041  Sayfalar 178 - 179
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
2. 
Farklı Derecelerde Bilgisayarlı Tomografi Tabanlı büyük boyutlandırmanın, Portico Sistemi Kullanarak Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu Sonrası Klinik Sonuçlar Üzerine Etkisi
Impact of different degrees of computed tomography-based oversizing on clinical outcomes after transcatheter aortic valve implantation using the Portico system
Serkan Aslan, Ali Rıza Demir, Fatih Uzun, Ömer Çelik, Ali Kemal Kalkan, Mehmet Ertürk
doi: 10.5543/tkda.2021.32582  Sayfalar 180 - 190
AMAÇ: Çalışmanın amacı, Portico cihazı için paravalvüler aort yetersizliği (PAY) ve iletim bozukluklarının (İB) insidansı ve şiddetine çok dedektörlü bilgisayarlı tomografi (ÇDBT) ile üretilen çevre tabanlı ‘oversizing’ yüzdesinin etkisini değerlendirmektir.
YÖNTEMLER: Mart 2017-Haziran 2019 tarihleri arasında merkezimizde transkateter aort kapak implantasyonu (TAKİ) uygulanan 63 hastayı retrospektif olarak inceledik. Hastalar ‘oversizing’ yüzdesine göre iki gruba ayrıldı (grup I, %13.9'un altında; grup II, %13.9'un üzerinde). ‘Oversizing’ (Cihaz nominal çevresi / ÇDBT'den türetilen dairesel çevre - 1) * 100 olarak hesaplandı. Prosedür ve klinik veriler VARC-2 tanımlarıyla değerlendirildi.
BULGULAR: Grup I'de ki hastaların %76.4'ünde ve II. Gruptaki hastaların %34.4'ünde hafif veya daha yüksek PAY mevcuttu (P = 0.009). İB oranı hasta grubu I'de daha düşük olma eğilimindeydi (P = 0.034). %13,9'luk bir kesme değerinin, hafif veya daha yüksek PAY için en iyi prediktif değere sahip olduğu belirlenmiştir. Çok değişkenli analizde, daha düşük ‘oversizing’ yüzdesi (odds oranı 6.38; %95 güven aralığı 2.00 – 20.33; P = 0.002) PAY'ın en güçlü bağımsız öngörücüsü olarak ortaya çıkarken, implantasyon derinliği ve yüksek ‘oversizing’ yüzdesi İB'nin bağımsız göstergeleriydi (P = 0.003 ve P = 0.029, sırasıyla). Optimal kabul edilebilir çevre temelli büyük boy aralığının %10 - 15 arasında olduğunu gösterdik.
SONUÇLAR: MDCT tarafından üretilen çevre temelli ‘oversizing’, Portico cihazı için TAKİ sonrası PAY ile ters korelasyon gösterdi ve preoperatif değerlendirilmesi PAY ve İB'in öngörülmesine yardımcı olabilir.

3. 
Akut ST elevasyonlu myokart enfarktüsü ile acil koroner arter baypas cerrahisine giden hastalarda uzun dönem mortalite öngördürücüleri
Predictors of long-term mortality in acute ST-elevation myocardial infarction patients undergoing emergent coronary artery bypass graft surgery
Begüm Uygur, Ömer Çelik, Ali Rıza Demir, Gökhan Demirci, Taner İyigün, Anıl Şahin, Ömer Taşbulak, Yalçın Avcı, Mehmet Ertürk
PMID: 33847268  doi: 10.5543/tkda.2021.79059  Sayfalar 191 - 197
Amaç: Akut ST elevasyonlu miyokard enfarktüsünün primer tedavisinde koroner arter baypas greft (KABG) cerrahisi hala tartışılmaktadır. Çalışmamızda acil KABG geçiren STEMI hastalarında uzun dönem mortalite belirleyicilerini değerlendirmeyi amaçladık. Bildiğimiz kadarıyla çalışmamız, CABG ile revaskülarize edilen STEMI hastalarında uzun dönem mortalite belirleyicilerini araştıran ilk çalışmadır.

Yöntem: 2010-2017 yılları arasında primer PCI için uygun olmayan ve acil CABG gerektiren 88 ardışık STEMI hastası retrospektif olarak çalışmaya dahil edildi. Çalışma popülasyonu ölenler ve sağkalanlar olarak iki gruba ayrıldı. İki grup demografik, preoperatif, intraoperatif ve postoperatif özellikler açısından karşılaştırıldı.

Bulgular: 88 hastanın 23'ü medyan 92.8 (69.0-105.1) ay takip süresi içerisinde kaybedildi. Tek ve çok değişkenli analizler ile veriler değerlendirildi. KILLIP sınıfının (p <0.001), CABG ile revaskülarize edilen STEMI hastalarında uzun dönem tüm nedenlere bağlı mortalitenin bağımsız öngördürücüsü olduğu ve KILLIP sınıfı arttığında mortalite insidansının da anlamlı derecede arttığı bulundu (Log-rang testi, p <0.001). Ayrıca yaş (p: 0.044) uzun dönem mortalitenin bağımsız belirleyicisi olarak bulundu. LVEF, GFR, glikoz düzeyleri ve LAD-LIMA greft kullanımı (p: 0.001, p: 0.009, p<0.001, p: 0.039, sırasıyla) çalışma grubumuz için uzun dönem mortalite ile anlamlı olarak ilişkiliydi.

Sonuç: KILLIP sınıfının acil KABG uygulanan STEMI hastalarında uzun dönem tüm nedenlere bağlı mortalitenin bağımsız bir belirleyicisi olduğu bulunmuştur. Hastaların kabul durumları uzun dönem mortalite hakkında değerli bilgiler verebilir.

4. 
Böbrek disfonksiyonu veya diyabetin eşlik ettiği kronik kalp yetersizliğinde hiperkalemi: TREAT HF gerçek yaşam verileri
Hyperkalemia in chronic heart failure with renal dysfunction or diabetes mellitus: Results from the TREAT HF study
Selda Murat, Hakkı Kaya, Yüksel Çavuşoğlu, Mehmet Birhan Yılmaz
doi: 10.5543/tkda.2021.58675  Sayfalar 198 - 205
Amaç: Kronik böbrek hastalığı (KBH) ve diabetes mellitus (DM), kalp yetersizliği (KY) hasta grubunda sık görülen komorbid durumlardır. Hiperkalemi riski KY hastalarında yüksektir ve hastaları optimal KY tedavisinden alıkoymaktadır. Bu çalışmada; gerçek yaşamdaki klinik uygulamada KBH veya DM olan KY hastalarında hiperkalemi prevalansını değerlendirmek amacıyla TREAT HF verileri analiz edildi
Yöntemler: TREAT HF, çok merkezli, ulusal, gözlemsel çalışmalar yapan kayıt çalışmasıdır. Bu çalışmada kronik KY tanısı alan 1028 hastanın potasyum ve glomeruler filtrasyon hızı (eGFR) değeri analiz edildi. Potasyum >5 mEq/L olarak tanımlanan hiperkalemi KBH, DM, ilaç kullanımı ve New York Heart Association’a (NYHA) göre değerlendirildi.
Bulgular: Tüm hastaların %14.3’ünde (n=147) hiperkalemi (>5 mEq/L) saptandı. eGFR<60 mL/dk/1.73 m2 olan hastalarda hiperkalemi, eGFR≥60 mL/dk/1.73 m2 olanlara göre çok daha yaygındı (sırasıyla %17.7 ve %12 p=0.011). Evre-1 böbrek fonksiyonuna sahip hastaların %10.9’unda (n=23), Evre-2 hastaların %12.6’sında (n=50), Evre-3 hastaların %17.0’ında (n=52) ve Evre 4-5 böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastaların %19.5’inde (n=22) hiperkalemi saptandı. Hiperkalemi DM’li hastalarda da anlamlı olarak daha yüksekti (%20.5’e karşı %12.3, p=0.001). Ayrıca, eGFR<60 mL/dk/1.73 m2 olan diyabetik hastalarda hiperkalemi görülme oranı çok daha yüksek saptandı (%25.2). NYHA sınıfı kötüleştikçe hiperkalemi görülme oranı artmaktaydı (NYHA-I: %9.8, NYHA-II: %12.8, NYHA-III: %14.4 ve NYHA-IV: %23.4, p=0.032). Renin anjiyotensin aldosteron sistemi (RAAS) inhibitörü alan Evre 4-5 KBH olan hastalarda, RAAS inhibitörü almayanlara göre daha fazla hastada hiperkalemi saptandı (sırasıyla %23.4 ve %12.5).
Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları; gerçek yaşamdaki klinik uygulamada, tüm KY olgularının %14.3’ünde, KBH olguların %17.7’sinde ve DM’li hastaların %20.5’inde hiperkalemi olduğunu göstermektedir. Hiperkalemi riski, böbrek fonksiyonu veya NYHA sınıfı kötüleştikçe artmakta ve RAAS inhibitörü tedavisi alanlarda daha yüksek bulunmaktadır.

5. 
İnteratriyal bloğu olan ve olmayan sınırda ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği olan hastaların klinik özellikleri ile konvansiyonel ekokardiyografik özelliklerinin karşılaştırılması
Comparison of clinical features and conventional echocardiographic characteristics of patients with heart failure with mid-range ejection fraction with and without interatrial block
Mustafa Doğduş, İlhan Koyuncu
PMID: 33350397  doi: 10.5543/tkda.2020.92345  Sayfalar 206 - 213
Amaç: Sınırda ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (SEF-KY) ayrı bir kalp yetersizliği (KY) fenotipi olarak önerilmiştir. İnteratriyal blok (İAB) her iki atriyum arasında bir iletim gecikmesidir ve kardiyovasküler hastalıklar ile ilişkilidir. Düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (DEF-KY) ve korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (KEF-KY) hastalarında İAB’nin etkisini inceleyen birkaç çalışma olmasına rağmen, SEF-KY hastalarında İAB varlığının klinik önemini araştıran bir çalışma bulamadık. Bu nedenle, İAB eşlik eden ve etmeyen SEF-KY’nin klinik özelliklerini değerlendirmeyi amaçladık.
Yöntemler: Sinüs ritminde olan, polikliniğe başvuran ardışık 520 SEF-KY hastası (244 İAB olan ve İAB olmayan 276 hasta) çalışmaya dahil edildi. On iki derivasyonlu standart yüzey EKG’ler kaydedildi. Hastaların klinik özellikleri, ekokardiyografik incelemeleri ve laboratuvar değerleri kaydedildi.
Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 67.4±11.1 yıldı ve %76.1’i erkekti. İAB olanlarda hipertansiyon (HT), diyabetes mellitus (DM) ve inme/geçici iskemik atak gibi daha fazla komorbidite vardı. P-dalga süresi ve yaş, sistolik kan basıncı ve sol atriyum volüm indeksi (LAVI) arasında istatistiksel olarak anlamlı güçlü pozitif doğrusal korelasyon gözlendi (sırasıyla, r=0.718, p<0.001; r=0.704, p<0.001; ve r=0.725, p<0.001).
Sonuç: Bu çalışma SEF-KY’de İAB’nin klinik önemini değerlendiren ilk çalışmadır. Bu uygulanabilir ve basit EKG belirtecinin klinik değerlendirmeye eklenmesinin SEF-KY’in yönetimine önemli ölçüde yol gösterebileceğini düşünüyoruz. İAB, yüksek riskli SEF-KY hastalarını tanımlamak, takip etmek ve uygun tedaviyi yönlendirmek için kullanılabilir.

6. 
Düşük Mutlak Kardiyovasküler Riske Sahip Genç Hastalarda Vasküler Risk Yaşının Nabız Dalga Hızı ile Korelasyonu
Correlation of vascular risk age with pulse wave velocity in young patients with low absolute cardiovascular risk
Serkan Asil, Lale Tokgözoğlu, Hikmet Yorgun, Mevlana Giray Kabakçı, Kudret Aytemir, Necla Özer
doi: 10.5543/tkda.2021.25068  Sayfalar 214 - 222
Amaç: Sistematik Koroner Risk Değerlendirmesi (SCORE), 10 yıllık ölümcül kardiyovasküler hastalık (KVH) riskini tahmin etmekte ve uygulanması Avrupa Kardiyoloji Derneği tarafından tavsiye edilmektedir. Risk faktörlerinden bağımsız olarak ölümcül KVH mutlak riski, genç insanlarda nispeten düşüktür. Riskin “risk yaşı” olarak ifade edilmesi, riskin anlaşılmasına yardımcı olabilir ve gerekli yaşam tarzı değişikliklerinin uygulanmasını kolaylaştırabilir. Temel amaç, vasküler risk yaşı ve SCORE risk değeri ile nabız dalga hızı (PWV) ölçümü ile gösterilen subklinik ateroskleroz seviyesi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.
Yöntemler: Bu çalışma kesitsel bir çalışma olarak tasarlandı. Elli yaş altında, daha önce herhangi bir aterosklerotik hastalık tanısı veya diabetes mellitus ve kronik böbrek hastalığı gibi eşdeğerleri olmayan hastalarda SCORE risk skalasına göre 10 yıllık ölümcül KVH riski hesaplandı. Her bir hastanın nabız dalga hızı, PWV cihazı kullanılarak non-invaziv olarak ölçüldü.
Bulgular: Çalışmaya toplam 300 hasta (156 kadın, 144 erkek) alındı ve yaş ortalaması 35.1±9.5 yıldı. Tüm çalışma popülasyonunun ortalama PWV değeri 6.3±1.3 m/sn ortalama vasküler risk yaşı 44.3±5.5 yıl ve medyan 10 yıllık ölümcül KVH risk skoru 0.4 (0.04-2.74) idi. PWV ile 10 yıllık ölümcül KVH riski (r=0.613; p<0.001) ve vasküler risk yaşı (r=0.684; p<0.001) arasında pozitif korelasyon saptandı.
Sonuç: SCORE tablosuna göre genç yaşlarına ve 10 yıllık düşük ölümcül kardiyovasküler hastalık riskine (<%1) rağmen, yüksek vasküler risk yaşı olan hastaların yüksek PWV değerlerine sahip oldukları bulundu. Bu sonuçlar, vasküler risk yaşının hesaplanmasının, genç hastalarda KVH riskinin değerlendirilmesinde kullanılabileceğini ve subklinik ateroskleroz ile ilişkili olabileceğini göstermektedir.

7. 
The Atrial Fibrillation Effect On Quality-Of-Life (AFEQT) Questionnaire: Türkçe Geçerlilik ve Güvenilirlik Çalışması
Effect of atrial fibrillation on quality of life (AFEQT) questionnaire: A Turkish validity and reliability study
Fatma Güneş, Sakine Boyraz
doi: 10.5543/tkda.2021.41347  Sayfalar 223 - 232
Amaç: Bu çalışma, atriyal fibrilasyonun yaşam kalitesi (AFEQT) anketinin geçerliliğini ve güvenilirliğini belirlemek ve atriyal fibrilasyon (AF) hastalarının yaşam kalitesini değerlendirmek için yapılmıştır.
Yöntemler: Çalışma, 18 yaşından büyük ve gönüllü olarak katılan 204 AF hastasını içeren bir metodolojik tasarım kullanılarak gerçekleştirildi. Veriler yapılandırılmış bir anket, AFEQT anketi ve Toronto Üniversitesi atriyal fibrilasyon şiddet ölçeği (AFSS) kullanılarak toplandı. AFEQT anketi Türkçeye çevrildi, kapsam geçerliliği için uzman paneline sunuldu. Ardından dilsel denklik ve kültürel uyumu sağlamak için 20 hasta ile gerçekleştirilen bir pilot çalışma yapıldı. AFEQT anketinin güvenilirliği için; iç tutarlık (Cronbach’s alpha) ve madde-toplam korelasyon katsayısı analizleri ile belirlendi.
Bulgular: AFEQT Cronbach’s alpha değeri 0.91 olarak bulundu ve genel -alt boyut madde-toplam korelasyon değerlerinin 0.36-0.91 arasında olduğu saptandı. AFEQT anketinin geçerliliği için; yapı geçerliliği, eş zaman geçerliliği ve ayırt edici geçerlilik analizleri yapıldı. AFEQT anketinin faktör yüklerinin 0.37 ile 0.94 arasında, doğrulayıcı faktör analizinde ise Ratio χ2/df=2.43 olduğu bulundu. AFEQT ve AFSS arasındaki eş zaman geçerliliğine bakıldığında, negatif yönde-yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki saptandı. AF risk faktörleri AFEQT anketi ile karşılaştırıldığında, AF ile ilgili risk faktörlerinin hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilediği ve AFEQT anketinin ayırt edici geçerlilik açısından uygun olduğu belirlendi.
Sonuç: Türkçe AFEQT’nin güvenilir ve geçerli olduğu, AF’li hastaların yaşam kalitesini değerlendirmede kullanılabileceği önerilmektedir.

EDITÖRE MEKTUP
8. 
Covid-19'da alt ekstemite iskemisi ve renal enfarkta neden olan aortik serbest trombüsler: Geç tromboembolik komplikasyon.
Aortic floating thrombi with lower limb ischemia and renal infarct in COVID-19: A remote thromboembolic complication
Cağdaş Topel, Ceren Yıldırım, Mustafa Ali Yavaş, Batuhan Yazıcı, Safa Göde
doi: 10.5543/tkda.2021.12901  Sayfalar 233 - 236
Özet– Covid-19 salgını devam ederken, farklı komplikasyonları giderek daha fazla fark edilmekte ve hastalığın yeni mekanizmaları anlaşılmaktadır. Aortik serbest yüzen trombüs son derece nadirdir ve hızlı tanı, olası uç organ etkilerini hafifletmek için hayati önem taşır. Bu vaka sunumunda, daha önce Covid-19 pnömonisi nedeniyle taburcu edilen ve akut başlangıçlı alt ekstremite ağrısı ile başvuran, periferal emboli ve renal enfarkt ile sonuçlanan aortik serbest trombüs tanısı alan bir hastayı tartışıyoruz. Klinisyenlerin, Covid-19 ile ilişkili tromboembolik komplikasyonların farkında olması ve risk faktörleri olan hastaların yakın takibi, zamanında ve doğru teşhis ile yönetim için hayati önem taşımaktadır.

OLGU BILDIRISI
9. 
Brakial arter yoluyla transkateter aort kapak implantasyonu
Transcatheter aortic valve implantation through the brachial artery
Şakir Arslan, Nermin Bayar, Çağın Mustafa Üreyen, Erkan Köklü, Göksel Çağırcı
PMID: 33847273  doi: 10.5543/tkda.2021.51892  Sayfalar 237 - 241
Özet– Transkateter aort kapak implantasyonu (TAVİ) ciddi aort darlığı olan hastalarda giderek daha yaygın uygulanmaktadır. TAVİ işlemi için en sık kullanılan girişim yeri femoral arterdir. Ancak tıkayıcı periferik arter hastalığı olanlarda trans-apikal, trans-aortik, trans-aksiller trans-karotid ve trans-subklavian yolla girişim de bildirilmiştir. Bu raporda ise brakial arter yoluyla TAVİ işlemi yapılan bir olgu sunulmaktadır.

10. 
Uniküspit aort kapak ve yalancı aort diseksiyonu: Vaka bildirimi
Unicuspid aortic valve with false aortic dissection appearance: A case report
Barkın Kültürsay, Berhan Keskin, Seda Tanyeri, Ali Karagöz, Cihangir Kaymaz
doi: 10.5543/tkda.2021.27793  Sayfalar 242 - 244
Özet– Uniküspit aort kapak, genellikle erken yaşlarda aort darlığı veya kombine aort darlığı ve yetersizliği şeklinde prezente olan nadir bir konjenital anomalidir. Asendan aort anevrizması ve aort diseksiyonu uniküspit aort kapağın önemli komplikasyonlarındandır. 27 yaşında erkek hasta acil servise yeni başlayan göğüs ağrısıyla başvurdu. Yatakbaşı transtorasik ekokardiyografi (TTE) ile asendan aort genişlemesi (47mm) ve hafif aort yetersizliği görüldü, ardından yapılan bilgisayarlı tomografik (BT) anjiyografi ile asendan aortada şüpheli diseksiyon flepi izlendi. Kalp damar cerrahı, radyolog ve kardiyolog acil olarak konsülte edildi. Kardiyolog tarafından yapılan TTE sonucu uniküspit unikomissural aort kapak görüldü, asendan aorta dilate izlendi fakat diseksiyon bulgusu saptanmadı. BT görüntüsündeki şüpheli diseksiyon hattı deneyimli radyolog ve kalp damar cerrahı tarafından perikart katlantısı olarak yorumlandı ve yalancı diseksiyon görüntüsü olarak değerlendirildi. Göğüs ağrısı geçen, BT görüntüsü yalancı pozitif olarak yorumlanan ve TTE’de asendan aort net olarak değerlendirilen hastada kalp ekibi tarafından ek görüntülemeye ihtiyaç duyulmadı. Akut aortik sendrom, akut koroner sendrom ve akut başlangıçlı göğüs ağrısının diğer sebepleri dışlanan hasta yakın takip önerilerek taburcu edildi. Aort diseksiyonu tanısı non-invaziv görüntüleme yöntemleri ile konur ve BT çoğu acil serviste ilk tercih edilen görüntüleme yöntemidir. Tek bir görüntüleme yöntemine bağlı kalmak yanlış yorumlara ve dolayısıyla gereksiz cerrahi müdahalelere yol açabilmektedir.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
11. 
Mitral valve prolapse accompanied by a posterior mitral leaflet cleft resembling a trileaflet mitral valve
Elnaz Salimi, Ali Hosseinsabet, Abbas Salehi- Omran
doi: 10.5543/tkda.2021.63307  Sayfa 245
Makale Özeti |Tam Metin PDF | Video

12. 
Heart bowtie
Maryam Shojaeifard, Leili Pourafkari, Nader Nader
doi: 10.5543/tkda.2021.50517  Sayfa 246
Makale Özeti |Tam Metin PDF | Video

EDITÖRE MEKTUP
13. 
Editöre mektup: İnteratriyal bloğu olan ve olmayan sınırda ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği olan hastaların klinik özellikleri ile konvansiyonel ekokardiyografik özelliklerinin karşılaştırılması
Comparison of clinical features and conventional echocardiographic characteristics of patients with heart failure with mid-range ejection fraction with and without interatrial block
Ali Çoner
PMID: 33847277  doi: 10.5543/tkda.2021.28782  Sayfalar 247 - 248
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DIĞER YAZILAR
14. 
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Ertan Ural
Sayfa 249
Makale Özeti |Tam Metin PDF

15. 
Erratum
Erratum
Archives Of The Turkish Society Of Cardiology Editorial Office
doi: 10.5543/tkda.2021.100  Sayfa 250
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi