ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 48 (1)
Cilt: 48  Sayı: 1 - 2020
1. 
Editörden
Editorial
Dilek Ural
Sayfa I

ARAŞTIRMA
2. 
Yüksek hacimli üçüncü basamak merkezde ST segment yükselmeli miyokart enfarktüsü ile başvuran primer perkütan koroner girişim yapılan ve kardiyojenik şok gelişen hastalarda akut böbrek hasarının uzun dönem mortaliteye etkisi
Effect of acute kidney injury on long-term mortality in patients with ST-segment elevation myocardial infarction complicated by cardiogenic shock who underwent primary percutaneous coronary intervention in a high-volume tertiary center
Mert İlker Hayıroğlu, Emrah Bozbeyoglu, Özlem Yıldırımtürk, Ahmet İlker Tekkeşin, Seçkin Pehlivanoğlu
PMID: 31974325  doi: 10.5543/tkda.2019.84401  Sayfalar 1 - 9
Amaç: Akut böbrek hasarı (ABH) ST segment yükselmeli miyokart enfarktüsü (STYME) hastalarında renal ve kardiyak rezervi yansıtır, ama STYME hastalarında ABH’nın uzun dönem mortaliteye olan etkisi konusunda kanıt azdır. Bu çalışmada, STYME ile primer perkütan koroner girişim (PPKG) uygulanan ve kardiyojenik şok (KŞ) gelişen hastalarda ABH’nın uzun dönem mortaliteye olan etkisini araştırdık.
Yöntemler: Bu geriye dönük çalışmada, ABH’nın STYME nedeniyle primer perkütan koroner girişim uygulanan ve KŞ gelişen 492 hastadaki uzun dönem prognoza etkisi değerlendirildi. Serum kreatininde 0.3 mg/dL veya fazla artış, serum kreatininde %50 veya fazla artış veya idrar çıkışında azalma (6 saatten uzun süredir idrar çıkışı 0.5 mL/kg’dan az olan dökümente oligüri) ABH olarak tanımlandı. Hastalar ABH görülmesine göre iki gruba ayrıldı ve bu gruplar arasında uzun dönem mortalite karşılaştırıldı. Cox regresyon analizi uzun dönem mortalitenin bağımsız prognostik faktörlerini belirlemek için kullanıldı.
Bulgular: Cox regresyon analizindeki yaş ve cinsiyet düzeltilmiş risk oranları (HR) ABH gelişen hastalarda tüm nedenli ölümler için anlamlı olarak yüksekti (HR 4.55; %95 güven aralığı [GA] 2.370–8.759). Karışıklığa neden olan faktörler düzeltildiğinde, ABH gelişen hastalar ABH gelişmeyen hastalar ile karşılaştırıldığında HR anlamlı olarak yüksekti. (HR 2.207; %95 GA 1.150–4.739) yaş (p<0.001, HR 1.060, %95 GA 1.027–1.094), ejeksiyon fraksiyonu (p=0.012, HR 0.952, %95 GA 0.916–0.989), BUN (p=0.010, HR 1.019, %95 GA 1.005–1.034) and ABH (p=0.031, HR 2.244, %95 GA 1.077–4.676) uzun dönem mortaliteyi belirleyen bağımsız faktörler olarak bulundu.
Sonuç: Çalışmamız ABH’nın, STYME nedeniyle PPKG uygulanan ve KŞ gelişen hastalarda uzun dönem mortalite için bağımsız prognostik faktör olduğunu göstermiştir.

3. 
Miyokart enfarktüslü hastalarda D vitamini eksikliği ve hiperürisemi birlikteliğinin koroner arter hastalığı ciddiyeti ile ilişkisi
The relationship between a combination of vitamin D deficiency and hyperuricemia and the severity of coronary artery disease in myocardial infarction patients
Mustafa Umut Somuncu, Nail Güven Serbest, Ferit Akgül, Mustafa Ozan Çakır, Tunahan Akgün, Fatih Pasa Tatar, Murat Can, Abdulkadir Tekin
PMID: 31974328  doi: 10.5543/tkda.2019.89743  Sayfalar 10 - 19
Amaç: Vitamin D eksikliğinin koroner arter hastalığıyla ilişkisi gösterilmiştir. Ayrıca, hiperüriseminin de aterosklerozun bağımsız prediktörü olduğuna dair çalışmalar mevcuttur. Bununla birlikte, bu iki parametrenin birlikteliğinin koroner arter hastalığının ciddiyeti ile ilişkisi net değildir. Çalışmamızda, Vitamin D eksikliği ve hiperürisemi varlığının koroner arter hastalığının ciddiyeti ile ilişkisi olup olmadığını araştırmayı amaçladık.
Yöntemler: Bu kesitsel çalışmaya miyokart enfarktüs tanılı 502 hasta alındı. 25-hidroksivitamin D (25OHD) ve serum ürik asit (SUA) seviyesi hastane başvurusu sırasında alınan kandan ölçüldü. Hiperürisemi (>7 mg/dL) ve vitamin D eksikliği (<20 ng/mL) varlığına göre 2x2 faktöryel dizayn kullanılarak gruplar oluşturuldu. Tüm hastalara koroner anjiografi uygulandı ve koroner arter hastalığı ciddiyeti; Gensini skoru, SYNTAX skoru ve lezyonlu damar sayısına göre belirlendi.
Bulgular: Vitamin D eksikliği ve hiperürisemi birlikteliği 83 hastada mevcuttu (%16.5). Hem Vitamin D eksikliği hem de hiperürisemisi olan hastalarda daha fazla çoklu-damar hastalığı, daha yüksek SYNTAX skoru ve Gensini skoru mevcuttu (sırasıyla, %24.1 ve %8.5, 13.9±8.0 ve 9.5±6.3, 54.8±24.0 ve 40.5±19.9). Yaş, erkek cinsiyet, diyabet mellitus, aile öyküsü, SUA ve 25OHD koroner arter hastalığının ciddiyetinin bağımsız prediktörleriydi. Ayrıca, hiperürisemi/vitamin D eksikliği grubu kontrol grubuna göre dört kat daha fazla ciddi koroner arter hastalığına sahiptir.
Sonuç: Hiperürisemi ve vitamin D eksikliği birlikteliği, miyokart enfarktüs hastalarında koroner arter hastalığının ciddiyetinin bağımsız prediktörlerinden biridir.

4. 
Akut pulmoner emboli hastalarında D vitamini değerlerinin hastane içi mortaliteyi öngörme değeri
The prognostic value of vitamin D level for in-hospital mortality in patients with acute pulmonary embolism
Veysel Ozan Tanık, Tufan Çınar, Barış Şimşek
PMID: 31974323  doi: 10.5543/tkda.2019.69256  Sayfalar 20 - 25
Amaç: Biz bu çalışmada, akut pulmoner embolisi (APE) olan hastalarda başvuru sırasındaki serum D vitamini (Vit-D) düzeylerinin hastane içi mortalitedeki öngörme değerini araştırmayı amaçladık.
Yöntemler: Ocak 2015’ten Ocak 2018’e kadar, APE tanısı konulan ve başvuru esnasında serum Vit-D değerleri bulunan toplam 99 hasta çalışmaya dahil edildi. Serum Vit-D değerleri tüm hastalarda immün temelli tahlil kullanılarak ölçüldü. Çalışmanın primer sonlanım noktası tüm nedenlere bağlı hastane içi ölümlerdi.
Bulgular: Çalışmaya alınan hastalar serum Vit-D ortanca değerine göre iki gruba ayrıldı (Vit-D değeri ≤7.36 ng/mL olan 49 hasta hasta ve Vit-D değeri >7.36 ng/mL olan 50 hasta). Serum Vit-D düzeyi ≤7.36 ng/mL olan hastalar, serum Vit-D değeri >7.36 ng/mL olanlara göre daha yüksek ölüm oranına sahipti [6 (%12.2) ve 1 (%2), p=0.048]. Cox regresyon analizinde; serum Vit-D düzeyi (Hazard oranı: 0.82, %95 Güven Aralığı [GA]: 0.68–0.98, p=0.043) hastane içi mortalite ile bağımsız olarak ilişkili bulundu. Hastane içi mortaliteyi ön geren en uygun Vit-D düzeyi %71.4 duyarlılık ve %86.9 özgüllük ile ≤6.47 ng/mL saptanmıştır (eğri altında kalan alan: 0.81, GA %95: 0.72–0.88; p=0.004).
Sonuç: Bu çalışma, başvuru sırasındaki serum Vit-D düzeylerinin APE hastalarında hastane içi mortalite için bağımsız bir belirleyici olabileceğini göstermiştir.

5. 
Obstrüktif uyku apneli hastalarda sürekli pozitif havayolu basıncı tedavisinin kalp hızı değişkenliği üzerine etkisi: Cinsiyetin önemi nedir?
Implications of continuous positive airway pressure on heart rate variability in patients with obstructive sleep apnea: Does gender matter?
Bülent Özlek, EDA Özlek, Volkan Doğan, Özcan Başaran, Cem Çil, Oğuzhan Çelik, Murat Biteker, Ali Rıza Bilge
PMID: 31974322  doi: 10.5543/tkda.2019.66247  Sayfalar 26 - 35
Amaç: Bu çalışmada, orta ve ciddi obstrüktif uyku apne sendromlu (OUAS) hastalarda sürekli pozitif hava yolu basıncı (SPHB) tedavisinin kalp hızı değişkenliğini (KHD) iyileştirmedeki etkinliğini ve bu etkinlikte cinsiyetin rol oynayıp oynamadığını araştırmayı amaçladık.
Yöntemler: Orta ve ciddi OUAS tanısı olan ve dışlama kriterleri dışında kalan ardışık hastalar çalışmaya ileriye yönelik olarak dahil edilerek, sürekli senkronize elektrokardiyografik inceleme yapıldı. SPHB tedavisine başlanmadan önce ve tedavi başlangıcından bir yıl sonraki sürede KHD analizi yapıldı. SPHB’nin, KHD üzerine olan etkilerinde cinsiyet farklılığı olup olmadığını incelemek ve SPHB yanıtının kadın ve erkeklerde farklı olup olmadığını analiz etmek için erkek ve kadınlarda ayrı ayrı değerlendirme yapıldı.
Bulgular: Çalışmaya 18 hasta (10 erkek, ortanca yaş 56) dahil edildi. Erkek ve kadın hastalar arasında bazal klinik özellikler açısından anlamlı farklılık yoktu. Bir yıllık SPHB tedavisi sonrasında hem erkek hem kadınlarda; ortalama kalp hızının azaldığı (p<0.05), zaman temelli KHD parametrelerinin arttığı (p<0.05) gözlendi. Bir yıllık tedavi sonrası kadınlarda frekans temelli KHD parametrelerinde bir değişiklik görülmezken (p>0.05); erkeklerde HF’de yükselme (p<0.05), LF/HF oranında düşme (p<0.05) saptandı. Ayrıca, bir yıllık SPHB tedavisinden sonra KHD’deki artış, erkeklerde kadınlardan anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.05).
Sonuç: SPHB tedavisi OUAS hastalarında kardiyak sempatik aktiviteyi azaltmakta ve KHD’yi arttırmaktadır. Uzun süreli SPHB tedavisinin bu faydalı etkileri erkeklerde daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır.

6. 
Koroner anjiyografi ile eş zamanlı yapılan karotis anjiyografide, elle S şekli verilen kateterin, konvansiyonel kateterle etkinlik ve güvenirlik açısından karşılaştırılması
Comparison of relative safety and efficacy of handmade S-shaped catheter and conventional catheters in concomitant carotid and coronary angiography
Yakup Balaban, Murat Güçlü Elevli
PMID: 31974327  doi: 10.5543/tkda.2019.85720  Sayfalar 36 - 43
Amaç: Bu çalışmada koroner anjiyografi yapılan hastanın ikinci bir işleme girmeksizin koroner anjiyografiyi takiben elle şekillendirilen kateterle karotis anjiyografi yapılabilirliğini ve konvansiyonel katetere göre pratiklik, güvenirlik ve görüntüleme başarısını karşılaştırdık.
Yöntemler: 2010 ile 2017 yılları arasında koroner anjiyografi esnasında karotis anjiyografi yapılmış olan 248 hasta çalışmaya alındı. Bu hastalardan 117’sine sağ diyagnostik kateter, 131’inde de elle şekillendirilen yeni kateter ile karotis görüntüleme yapıldı.
Bulgular: Temel özellikler iki grupta da benzer bulundu. Toplam işlem süresi (7.34±1.10 dk ve 9.56±3.59 dk p<0.001), floroskopi zamanı (6.08±1.72 dk ve 5.23±1.00 dk p<0.001), kullanılan opak madde miktarı (50.2±15.6 mL ve 62.3±17.9 mL, p<0.001) yeni kateter grubunda daha düşük bulundu.
Sonuç: Karotis arterlerin eş zamanlı görüntülenmesi, karotis ve koroner arter hastalığı arasındaki güçlü korelasyon göz önüne alındığında, koroner anjiyografi yapılırken ciddi koroner arter hastalığı olan hastalar için avantajlıdır. Koroner görüntüleme için özel bir kateter kullanmak yerine, karotis görüntüleme için kullanılan kateter elle yeniden şekillendirilebilir. Bu yöntemin hem etkili hem de güvenli olduğu kanıtlanmıştır.

7. 
Kalp pili cebi enfeksiyon oranı ve dikiş tekniği
Pacemaker pocket infection rate and suture technique
Goutam Datta
PMID: 31974324  doi: 10.5543/tkda.2019.82598  Sayfalar 44 - 48
Amaç: Kardiyak implante edilebilir elektronik cihaz (KİEC) enfeksiyonunu %2’den düşük insidansta görülmektedir. Kalp pili cep enfeksiyonunu önlemede tek tek atılan dikişlerin devamlı dikişten daha iyi olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, dikiş teknikleriyle kalp pili enfeksiyon oranı arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemektir.
Yöntemler: 2011-2016 yılları arası 5 yıllık dönemde 2200 hastanın verileri incelendi. Çalışma grubunda 1096 ve kontrol grubunda 1104 hasta bulunuyordu. Çalışma grubunda sürekli dikiş ve kontrol grubunda tek tek dikiş atma kullanıldı.
Bulgular: Kalp pili cep enfeksiyonu 33 (%1.5) hastada oluşmuştu. Çalışma grubunda 17 ve kontrol grubunda 16 hastada kalp pili cep enfeksiyonu gelişmişti. Çalışma grubunda 54 (%4.9) ve kontrol grubunda 50 (%4.5) hastada hematom görüldü.
Sonuç: Yara kapanmasında devamlı veya tek tek dikiş atma tekniğinin kalp pili cep enfeksiyonunu önlemede herhangi bir anlamlı rolü olmamıştır.

8. 
Başvuru anındaki Tpe aralığı fibrinolitik ajan ile tedavi edilen STYME hastalarında reperfüzyon başarısını öngörür
Admission Tpe interval predicts reperfusion success in STEMI patients treated with fibrinolytic agents
Ali Çoner, Sinan Akıncı, Mehmet Hüsamettin Akküçük, Cihan Altın, Haldun Müderrisoğlu
PMID: 31974326  doi: 10.5543/tkda.2019.84789  Sayfalar 49 - 57
Amaç: Miyokart enfarktüsü günümüzde morbidite ve mortalitenin en sık rastlanan sebebidir. Fibrinolitik uygulanması ST-segment yükselmeli miyokart enfarktüsünde (STYME) hayat kurtarıcı bir seçenek olmaya devam etmektedir, öte yandan başarılı reperfüzyon oranları net değildir. Başarısız reperfüzyon takiben uygulanacak kurtarıcı perkütan koroner girişim (PKG) esnasında STYME hastaları için ek klinik risk durumu oluşturmaktadır. Tpe aralığı ve Tpe/QTc oranı yeni tanımlanan elektrokardiyografi (EKG) parametreleridir ve
fibrinolitik ajanlar ile tedavi edilen STYME hastalarında daha önce araştırılmamıştır.
Yöntemler: Çalışmaya 177 STYME hastası (ortalama yaş 60.5±11.1 yıl: 138 erkek ve 39 kadın) dahil edildi ve EKG parametreleri geriye dönük olarak incelendi. Tpe aralığı ve Tpe/QTc oranı başvuru anı ve fibrinolitik uygulanmasını takiben 90. dakikada ölçüldü. Klinik özellikler ve EKG bulguları başarılı ve başarısız reperfüzyon gruplarında karşılaştırıldı.
Bulgular: Başarılı reperfüzyon 119 hastada izlendi (%67.2). Başvuru anındaki ortalama Tpe aralığı başarılı reperfüzyon sağlananlarda daha kısa idi (91.7 ve 100.9 ms) (p<0.001) ve fibrinoliz sonrası başarısız reperfüzyon grubuna göre daha çok kısaldığı izlendi (9.3 ve 4.5 ms) (p<0.001). Başvuru EKG’sinde izlenen Tpe aralığı için belirlenen 89.0 ms değerinde başarılı reperfüzyon duyarlılığı %90.9 olarak bulundu.
Sonuç: Tpe aralığı fibrinolitik ajanlar ile tedavi edilen STYME hastalarında başarılı reperfüzyonun öngördürücüsüdür.

OLGU BILDIRISI
9. 
Sol ventrikül destek cihazı olan bir hastada ventriküler taşikardi ablasyonu
Ablation of ventricular tachycardia in a patient with a left ventricular assist device
Evrim Şimşek, Emin Evren Özcan, Emre Demir, Pelin Öztürk, Sanem Nalbantgil
PMID: 31974318  doi: 10.5543/tkda.2019.06624  Sayfalar 58 - 63
Kalp nakline köprü ya da naklin kontrendike olduğu hastalarda hedef tedavi olarak sol ventrikül destek cihazlarının (SVDC) kullanımı giderek artmaktadır. SVDC desteği altında ilk bir yıl içinde hastaların yarıya yakını ventriküler aritmi (VA) atağı yaşamaktadır. SVDC öncesi VA olması işlem sonrası süreçteki aritminin en önemli öngördürücüsüdür. SVDC hastalarında VA ablasyonu konusunda klinik tecrübe ve bilgi kısıtlıdır. SVDC hastalarında diğer VA ablasyon hastalarından farklı olarak işlem öncesi ve sırasında dikkat edilmesi gereken basamaklar vardır. Bu yazıda SVDC olan bir hastada inatçı ventriküler taşikardi ataklarının ablasyonu tartışılacaktır.

10. 
Koroner anjiyografi esnasında kırılarak “O” şeklini almış kateter: “Tel-balon” tekniği ile femoral yaklaşımın kullanıldığı perkütan yolla dışarı alınması
A broken, O-shaped catheter during coronary angiography: Percutaneous retrieval via femoral approach using a wire-balloon technique
Kerim Esenboğa, Demet Menekşe Gerede Uludağ, Mustafa Kılıçkap, Ali Timuçin Altın
PMID: 31974329  doi: 10.5543/tkda.2019.92068  Sayfalar 64 - 66
Koroner anjiyografi esnasında kullanılan malzemelerin hapsolması invaziv koroner işlemlerin nadir görülen fakat ciddi komplikasyonlarından biridir. Perkütan yolla sıkışmış malzemelerin çıkarılması kabul görmüş tedavi yöntemidir. Biz de burada koroner anjiyografi esnasında sağ koroner artere selektif olarak oturmaya çalışırken sağ arteria iliaca comminis’te “O” şeklinde kıvrılarak hapsolan diyagnostik kateterin çıkarılması işlemini sunuyoruz. Rasyonel ve özgün olan ve spesifik her hangi bir malzeme gerektirmeyen bu tel-balon metodu benzer olgularda basit ve güvenilir şekilde uygulanabilir.

11. 
Scimitar sendromuna farklı cerrahi yaklaşımlar
Different surgical approaches to Scimitar syndrome
Onur Işık, Muhammet Akyüz, Meltem Çakmak, Tülay Demircan, Ali Rahmi Bakiler
PMID: 31974320  doi: 10.5543/tkda.2019.57510  Sayfalar 67 - 71
Scimitar sendromu, sağ akciğerin vasküler, bronşiyal ve parankimal malformasyonların birlikteliği ile kendini gösteren, nadir görülen bir anomalidir. Bu sendrom, inferiyor vena kavaya anormal sağ pulmoner venöz drenajı, hipoplastik sağ pulmoner arter, hipoplazik sağ akciğer ve sağ akciğere aortopulmoner kollaterallerin varlığı ile kendini göstermektedir. Bu yazıda, başarılı bir şekilde düzeltilen Scimitar sendromlu üç olguda farklı cerrahi yaklaşımları değerlendirdik.

12. 
Q ateşi endokarditi: Her zaman subakut veya kronik seyirli midir?
Q fever endocarditis: is it always subacute or chronic?
Mehmet Rasih Sonsöz, Elif Agüloğlu Bali, Mehmet Aydoğan, Fehmi Mercanoğlu, Serap Şimşek Yavuz
PMID: 31974321  doi: 10.5543/tkda.2019.59153  Sayfalar 72 - 76
Q ateşi, zorunlu bir hücre-içi bakterisi olan ve normal kan kültürü şişelerinde üretilemeyen Coxiella burnetii’nin neden olduğu zoonotik bir hastalıktır. C. burnetii, gelişmiş ülkelerde kan kültürü negatif enfektif endokardit olgularının yaklaşık %50’sinde etken olarak tanımlanırken, ülkemizde bu enfeksiyonlardaki rolü konusunda çok veri yoktur. Q ateşi endokarditi genellikle subakut veya kronik bir seyir gösterir, hastalık çok hafif semptomlarla yıllarca sürebilir, bakteri yavaş yavaş kalp kapağına hasar verirken ekokardiyografide vejetasyon görülmeyebilir. Bu olguda, sadece bir aylık konstitusyonel semptomlardan sonra gelişen NYHA sınıf IV kalp yetersizliği ile prezente olan genç bir erkek hastanın ekokardiyografisinde 3 cm’lik dev bir vejetasyon saptanan akut seyirli bir Q ateşi endokarditi sunulmuştur.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
13. 
Halka benzeri kalsifikasyonun neden olduğu ileri pulmoner darlık ve yetersizliğin transözofajiyal ekokardiyografi ile değerlendirilmesi
Transesophageal echocardiography evaluation of severe pulmonary valve stenosis and regurgitation due to ring-like calcification
Ismail Balaban, Ahmet Karaduman, Berhan Keskin, Cemalettin Yılmaz, Münevver Sarı
PMID: 31974330  doi: 10.5543/tkda.2019.84426  Sayfa 77
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin | Video

14. 
Ischemic stroke as the presentation of pseudoaneurysm in the left main coronary artery graft site in a patient with history of the Bentall operation
Ali Hosseinsabet, Shahram Momtahen
PMID: 31974319  doi: 10.5543/tkda.2019.33412  Sayfa 78
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin | Video

GÖRÜŞ
15. 
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Comment on cardiology publications
Ertan Ural
Sayfa 79
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi