ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 47 (5)
Cilt: 47  Sayı: 5 - Temmuz 2019
EDITÖRYAL YORUM
1. 
Canlılık değerlendirilmesinde SYNTAX skorunun rolü olabilir mi?
Can SYNTAX score play a role in the evaluation of viability?
Necla Özer
PMID: 31311897  doi: 10.5543/tkda.2019.07903  Sayfalar 347 - 349
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
2. 
İskemik kardiyomiyopatide SYNTAX skoru ve miyokardiyal canlılık arasındaki ilişki
Relationship between SYNTAX score and myocardial viability in ischemic cardiomyopathy
Semi Öztürk, Ahmet Seyfeddin Gürbüz, Cevat Kırma
PMID: 31311909  doi: 10.5543/tkda.2019.88054  Sayfalar 350 - 356
Amaç: SYNTAX skoru (SS), koroner arter hastalığının yalnızca ciddiyetini değil aynı zamanda yaygınlığını da ölçmek için kullanılmaktadır. Çalışmamızda iskemik kardiyomiyopati hastalarında pozitron emisyon tomografisi (PET) ile tespit edilmiş miyokardiyal canlılık/cansızlığı ile SS arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık.
Yöntemler: Pozitron emisyon tomografisi ile değerlendirilen 107 iskemik kardiyomiyopati hastası çalışmaya dahil edildi. Hastalar miyokart canlılığının varlığı/yokluğuna göre canlı doku saptanan ve saptanmayanlar olmak üzere iki gruba ayrıldı. SYNTAX skoru, koroner anjiyografi kayıtlarından analiz edildi.
Bulgular: Canlı dokusu olmayan hastalar (n=21, %19,6), canlı doku saptananlara göre daha yüksek SS değerine sahipti (sırasıyla, 17.6±3.7 ve 14.1±5.2, p=0.004). SS miyokardiyal canlılıkla hafif ilişkiliydi (rpb=-0.28, p=0.004). Lojistik regresyon analizinde, SS miyokart canlılığının tek ve bağımsız öngördürücüsü olarak belirlendi [odds oranı (OO)=1.162, %95 güven aralığı (GA) 1.044–1.294, p=0.006]. ROC analizinde, SS değerinin 16 ve üzeri olması canlı miyokart varlığını %76.2 duyarlılık ve %61.6 özgüllükle belirlemekteydi [eğri altında kalan alan (AUC)=0.71, %95 GA 0.61–0.82].
Sonuç: Çalışma bulguları, iskemik kardiyomiyopatide yüksek SYNTAX skorunun miyokardiyal cansızlıkla ilişkili olduğunu düşündürmektedir.

3. 
Konvansiyonel koroner anjiyografi ile IQ-SPECT kullanılarak yapılan otomatik ve görsel analiz yönteminin kararlı anjinalı hastalarda karşılaştırılması
Comparison of automated quantification and semiquantitative visual analysis findings of IQ SPECT MPI with conventional coronary angiography in patients with stable angina
Cem Doğan, Ferahnaz Çınaral, Ali Karagöz, Zübeyde Bayram, Selami Çağatay Önal, Özkan Candan, Rezzan Deniz Acar, Murat Çap, Emrah Erdoğan, Aykun Hakgör, Özgür Yaşar Akbal, Abdulkadir Uslu, Cihangir Kaymaz, Nihal Özdemir
PMID: 31311896  doi: 10.5543/tkda.2018.03367  Sayfalar 357 - 364
Amaç: Bu çalışmada IQ SPECT gama kamera sistemi ile elde edilen total perfüzyon defekti (TPD) değeri ile yapılan görsel semikantitatif analizin konvansiyonel koroner anjiyografi ile karşılaştırmalı olarak ciddi koroner arter hastalığını (KAH) tespit etmedeki geçerliliği değerlendirilmiştir.
Yöntemler: Çalışmaya KAH şüphesi ile miyokart perfüzyon SPECT değerlendirmesi ve sonucunda geleneksel koroner anjiyografi uygulanmış hastalar dahil edildi. Toplam stres skoru (SSS), toplam istirahat skoru (SRS) ve toplam fark skoru (SDS) ile yarı-nicel görsel analiz sonuçları, standart 17 segmentli bir modelde beş-puanlamalı bir ölçek üzerinde değerlendirildi. TPD (stres, dinlenme ve iskemik TDP) otomatik nicel ölçebilen yazılım ile değerlendirildi.
Bulgular: Seksen dört hastada ciddi KAH saptanarak revaskülarizasyon işlemi uygulandı (Grup 1). 81 hastada ise non-kritik koroner lezyon izlendi (Grup 2). Ortanca ve çeyrekler arası aralık (IQR) değerler sırasıyla stres-TPD, 16’ya (3.5–33.5) karşın 9.2 (2–17.9), istirahat TPD için 9.4’e (2.2–18.8) karşın 4 (1–11) ve iskemik-TPD için 6.9’a (1.9–14.1) karşın 3.4 (1–6.1) saptandı. İskemi tespit etmek için, en uygun kestirim noktası, stres TPD için 9.5 (duyarlılık %75, özgüllük %60) ve iskemik TPD için 4.5 (duyarlılık %56, özgüllük %73) idi. Nicel yöntem ile yarı-nicel yöntemin arasında KAH saptanması açısından anlamlı korelasyon izlendi (stres için TPD-SSS r=0.954, stres TPD-SDS için r=0.746, iskemik TPDSSS için r=0.654, iskemik TPD-SDS için r=0.759; tümü için p<0.05).
Sonuç: IQ SPECT gamma kamera ile elde edilen TPD değeri ve toplam stres skoru ile yapılan değerlendirme, ciddi KAH’ı saptamada uygun ve geçerli bir yöntem olarak kullanılabilir.

4. 
İzole koroner arter ektazisi olan hastalarda depresyon ve anksiyete skorları ile enflamasyon arasındaki ilişki
Association between depression and anxiety scores and inflammation in patients with isolated coronary artery ectasia
Ahmet Seyfeddin Gürbüz, Yakup Alsancak, Beyza Saklı, Mehmet Akif Düzenli
PMID: 31311901  doi: 10.5543/tkda.2019.45403  Sayfalar 365 - 372
Amaç: Depresyon ve anksiyete bozuklukları sıklıkla obstrüktif koroner arter hastalığı ile birliktelik gösterir. Koroner arter ektazisi (KAE), koroner arter hastalığının etiyolojisinin açıkça tanımlanmadığı atipik bir şeklidir. Bu çalışmada anksiyete/ depresyon durumu ile KAE arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçladık.
Yöntemler: Koroner arter ektazisi grubu (n=41, ortanca yaş: 58.9±9.0) ve kontrol grubu (n=42, ortanca yaş: 58.0±9.6) karşılaştırıldı. Hastaların anksiyete ve depresyon durumu, Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADÖ) anketi kullanılarak değerlendirildi.
Bulgular: Her iki grupta yaş, cinsiyet, ejeksiyon fraksiyonu ve kardiyovasküler risk faktörleri benzerdi. KAE grubunda serum C-reaktif protein (CRP), ürik asit ve lökosit sayısı anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0.05). HADS-anksiyete skoru KAE grubunda istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte daha yüksekti (p=0.23). HADS-depresyon skoru ve total HADS skoru KAE grubunda anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0.001 ve p<0.001). Toplam HADS skoru ve HADS-depresyon skoru serum CRP düzeyleri ile korele iken (sırasıyla, r=0.489, p<0.001 ve r=0.543, p<0.001), anksiyete skoru serum CRP düzeyleri ile korele değildi (r=0.85, p=0.23).
Sonuç: Depresyon skoru, CRP ve ürik asit düzeyleri normal koronere sahip olan hastalara göre izole KAE’li hastalarda daha yüksekti. Ancak anksiyete skoru KAE ile ilişkili değildi. Depresyon skoru ile enflamatuvar bir belirteç olan CRP arasında bir ilişki vardı.

5. 
Sağlıklı Türk popülasyonunda nabız dalga hızının normal aralıkları
Reference pulse wave velocity values in a healthy, normotensive Turkish population
Alparslan Kılıç
PMID: 31311910  doi: 10.5543/tkda.2019.92428  Sayfalar 373 - 378
Amaç: Nabız dalga hızı (PWV) atardamar sertliğinin iyi bilinen öngördürücülerindendir. Günlük pratiğimizde kullandığımız PWV’nin normal aralıkları Amerika, Avrupa, Asya ve Avustralya’da yapılan çok merkezli çalışmalardan elde edilmiştir. Bu çalışmanın amacı kardiyovasküler risk faktörü taşımayan sağlıklı Türk popülasyonunda PWV’nin normal aralıklarını saptamaktır.
Yöntemler: Çalışma sağlıklı Türk katılımcılarda geriye dönük olarak dizayn edildi. Çalışmaya Eylül 2017 ve Ocak 2018 yılları arasında 353 normotansif sağlıklı katılımcı dahil edildi. Hastalar yaşlarına göre altı gruba ayrılarak PWV’nin normal aralıkları tespit edildi.
Bulgular: Ortalama PWV 7.75 m/s ±1.89 (dağılım: 4.25– 15.90) olarak bulundu. PWV artış hızı yaş ve yaş grupları ile pozitif korelasyon göstermektedir (r2=0.94; p=0.00). Türk toplumunda PWV her on yıllık artış hızı %5–9 arasında değişirken bu oran elli yaş ve üzerinde %16 olarak tespit edilmiştir.
Sonuç: Bildiğimiz kadarı ile literatürdeki sağlıklı Türk popülasyonunda brakiyal yolla PWV’nin normal aralıklarının tespit edildiği ilk çalışmadır. Çalışmamızda yaşa göre PWV’nin normal aralıkları tanımlanmıştır. Bu çalışma günlük klinik pratikte kullanmamız için önemli veriler sağlamaktadır.

6. 
Açlık grevinin elektrokardiyografik parametrelere etkisi
Effect of hunger strike on electrocardiographic parameters
Gültekin Faik Hobikoğlu, Mehmet Urumdaş, Yalçın Özkurt, Regayip Zehir, Ahmet Güner
PMID: 31311905  doi: 10.5543/tkda.2018.57794  Sayfalar 379 - 383
Amaç: Bu çalışmada, açlık grevine devam eden tutuklu ve hükümlülerin elektrokardiyogramları (EKG) açlık grevi bitiminde ve 2 ay sonra alınanlarla karşılaştırılmıştır.
Yöntemler: Bu çalışmada, Eylül 2012 ile Kasım 2012 tarihleri arasında 45 erkek (ortalama yaş 41±9.4 yıl) tutuklu ve hükümlü yaklaşık 45±9.6 gün süren açlık grevi gerçekleştirdi. Ortalama açlık süresi 45±9.6 gündü. Açlık grevinin son gününde ve bundan iki ay sonra kan basınçları, vücut ağırlıkları ve serum elektrolitleri (sodyum, potasyum ve kalsiyum) elde edildi. Açlığın son gününde ve açlıktan iki ay sonra elde edilen 12 uçlu EKG’ler tarandı, yüksek çözünürlüklü bilgisayar ekranlarına aktarılarak değerlendirildi.
Bulgular: Açlık grevinde 81 hastada ortalama 6±3.7 kilo kaybı gözlendi. Açlık grevinin son gününde, hastalardan alınan EKG kayıtları değerlendirildiğinde, 16 (%19.7) erken repolarizasyon (ER) (inferiyor: 10, lateral: 5, inferolateral: 1) tespit edildi. Açlık grevinden 2 ay sonra, hastalardan alınan EKG kayıtlarında 4 (%4.9) (inferiyor: 3, lateral: 1 (p<0.001) ER tespit edildi. PR aralığında (157±75 ms ve 153±23 ms, p=0.035) ve QRS süresinde (95±73 ve 92±11, p=0.001) anlamlı fark bulunurken, kalp hızı açısından fark yoktu (p=0.068). Ayrıca açlık grevinin son günü ile açlık grevinden iki ay sonra elektrolit düzeyleri açısından anlamlı bir fark yoktu.
Sonuç: İlk kez uzun süreli açlığın ER ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

7. 
Sentetik kanabinoidlerin ventrikül repolarizasyon parametrelerine akut etkileri
Acute effects of synthetic cannabinoids on ventricular repolarization parameters
Süleyman Sezai Yıldız, Mehmet Necmeddin Sutaşır, Serhat Sığırcı, Hatice Topçu, Ahmet Gürdal, Kudret Keskin, Kadriye Orta Kılıçkesmez
PMID: 31311906  doi: 10.5543/tkda.2019.64569  Sayfalar 384 - 390
Amaç: Önceki çalışmalarda ventriküler aritmi ve ventriküler repolarizasyon parametreleri (VRP) arasındaki ilişki gösterildi. Ancak, VRP ile sentetik kanabinoidler (SK) arasındaki ilişkiyi gösteren sınırlı sayıda veri bulunmaktadır. Bu çalışmada, T-peak to T-end (Tp-e) aralığı, Tp-e/QT ve Tp-e/QTc oranlarının kullanılmasıyla, SK’lerin VRP’ye akut etkilerini analiz edilmesi amaçlandı.
Yöntemler: Mevcut çalışma, 2014–2016 yılları arasında, SK kullanmış ve acil servise kabul edilmiş 58 hasta (SK +), ve 50 sağlıklı kontrol olgularını içerdi (SK -). Tp-e aralığı, Tp-e/QT ve Tp-e/QTc oranlarını içeren VRP’ler tüm olgularda 12 derivasyonlu elektrokardiyografiden ölçüldü. Sonra, bu parametreler gruplar arasında karşılaştırıldı ve korelasyon analizi yapıldı.
Bulgular: The Tp-e ve QTc aralıkları analamlı olarak, SK - grup ile karşılaştırıldığında SK + grupta daha yüksekti (sırasıyla, 92.2±10.0, 77.4±9.3, p<0.001; 434.5±30.8, 410.9±27.3, p<0.001). Tp-e/QT ve Tp-e/QTc oranları SK - grup ile karşılaştırıldığında SK + grupta artmıştı (sırasıyla, 0.26±0.02, 0.22±0.02, p<0.001; 0.21±0.02, 0.18±0.02, p<0.001). SK kullanımı ile Tp-e aralığı (r=0.610, p<0.001), Tp-e/QT (r=0.655, p<0.001) and Tp-e/QTc oranları (r=0.437, p<0.001) arasında anlamlı korelasyon saptandı.
Sonuç: Mevcut çalışma, SK kullanmış olgularda Tp-e aralığı, Tp-e/QT ve Tp-e/QTc oranlarının arttığını gösterdi. Bu yüzden, SK kullanmış genç olgular, artmış ventriküler aritmi riskine sahip olabilirler.

8. 
EPIC (Yaşlı, Ayaktan Kardiyak Hastalarda Polifarmasi ve Potansiyel İlaç-İlaç Etkileşimlerinin Epidemiyolojisi) çalışmasının temel, tasarım ve metodolojisi
Rationale, design, and methodology of the EPIC (Epidemiology of Polypharmacy and Potential Drug-Drug Interactions in Elderly Cardiac Outpatients) study
Eda Özlek, Edip Güvenç Çekiç, Bülent Özlek, Cem Çil, Oğuzhan Çelik, Volkan Doğan, Özcan Başaran, Veysel Ozan Tanık, Halil İbrahim Özdemir, Yunus Çelik, Caner Kaçmaz, Zeki Şimşek, Hacı Murat Güneş, Özgen Şafak, Buğra Özkan, Onur Tasar, Çağatay Önal, Lütfü Bekar, Murat Biteker
PMID: 31311898  doi: 10.5543/tkda.2019.27724  Sayfalar 391 - 398
Amaç: Türkiye’deki kardiyoloji polikliniklerine başvuran yaşlı hastalarda polifarmasi prevalansını, uygunsuz ilaç kullanımını ve ilaç-ilaç etkileşimlerini (İİE) değerlendirmek.
Yöntemler: EPIC (Epidemiology of Polypharmacy and Potential Drug-Drug Interactions in Elderly Cardiac Outpatients) çalışması kardiyoloji polikliniklerine başvuran yaşlı hastalarda polifarmasi ve İİE’nin değerlendirileceği, gerçek yaşam verilerini aktaran, çok merkezli ve gözlemsel bir çalışma olarak tasarlandı. Çalışmaya; 30 Temmuz 2018 ve 30 Temmuz 2019 tarihleri arasında farklı kardiyoloji polikliniklerine başvuran, aydınlatılmış onam formunu imzalayan, 65 yaş ve üzeri, kadın ve erkek, ardışık 5000 hastanın dahil edilmesi planlandı. Hastalarla ilgili tüm verilerin tek bir ziyarette alınması ve verilerin değerlendirilmesi planlandı (ClinicalTrials.gov numarası NCT03370523).
Bulgular: Hastalara ait demografik veriler, komorbid hastalık durumları, laboratuvar test sonuçları ve ilaç bilgileri hasta beyanları ve medikal kayıtlar yoluyla toplanacaktır. Komorbid hastalıklar kaydedilecek ve komorbid hastalıkların ciddiyeti Charlson komorbidite indeksi’ne (CKİ) göre hastalar 3 gruba ayrılacaktır: CKİ skoru 1–2 olanlar hafif, CKİ skoru 3–4 olanlar orta, CKİ skoru ≥5 olanlar ciddi. Polifarmasi aynı hastanın bir kerede 5 ve üzeri ilaç kullanması olarak tanımlanacaktır. İİE Lexicomp® çevrimiçi ilaç etkileşimi tarama aracı ile kontrol edilecek, potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı 2015 Beers kriterlerine göre tanımlanacaktır. D ve X kategorisindeki etkileşimler ciddi ilaç etkileşimi olarak sınıflandırılacaktır.
Sonuç: EPIC çalışması kardiyoloji polikliniklerine başvuran yaşlı hastalarda polifarmasi, İİE ve potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı konularında gerçek yaşam verilerini ayrıntılı olarak aktaran ilk büyük çaplı çalışma olacaktır.

OLGU BILDIRISI
9. 
Aksiller arter, torakal ve abdominal çok katmanlı akış modülatörü stentli bir hasta ile iki taraflı karotis ve iliak arteri tıkanmış bir hastada transkateter aort kapak implantasyonu için alternatif giriş
Axillary artery as alternative access for transcatheter aortic valve implantation in a patient with thoracic and abdominal multilayer flow modulator stents, and in a patient with occluded bilateral carotid and iliac arteries
Hasan Arı, Sencer Çamcı, Alper Karakuş, Selma Arı, Mehmet Melek
PMID: 31311900  doi: 10.5543/tkda.2018.34460  Sayfalar 399 - 405
Aksiller arter girişi iliyofemoral oklüzyonlu hastalarda kateter aracılı aort kapak implantasyonu (TAVI) için alternatif bir yoldur. Kompleks torasik ve abdominal aort anevrizması olan hastalarda çok katmanlı akım modülatörü (MLFM) stenti kullanılır. MLFM stent, özellikle böbrek arteri, çölyak arter gibi geniş arterlerin anevrizmal kesesi içinden çıktığı durumunda kullanılır. Literatürde MLFM stentli hastada rapor edilmiş TAVI olgusu yoktur. Bu yazıda, biri torasik ve abdominal aortada MLFM stenti ve diğeri iki taraflı karotis ve iliyak arterleri tıkalı olan, aksiller arter aracılığı ile TAVI uygulanan iki olguyu sunuyoruz.

10. 
Yanılgı mı, gerçek mi? 3-boyutlu optik koherens tomografi anjiyografinin sınırlamalarını aşıyor: OCT kılavuzluğunda LAD/LCx bifurkasyonunu içeren sol ana koroner hastalığına perkütan koroner girişim
Illusion or reality? How 3-dimensional optical coherence tomography overcomes the limitations of angiography: OCT-guided percutaneous coronary intervention of left main stem disease involving LAD/LCx bifurcation
Aylin Hatice Yamaç
PMID: 31311899  doi: 10.5543/tkda.2018.34101  Sayfalar 406 - 409
Anjiyografi, perkütan koroner girişim (PKG) sırasında yaygın olarak kullanılan bir görüntüleme metodudur, fakat lezyonun gerçek boyutunu değerlendirmede sınırlı bilgiler verir. Bu olgu sunumu, anjiyografik görüntüleme sırasında basit olarak değerlendirilen bir lezyonda, 3-boyutlu optik koherens tomografinin (3D OCT) tedavi stratejisini nasıl değiştirdiğini göstermektedir. ST yükselmesiz miyokart enfarktüsü geçiren 67 yaşındaki erkek hastanın koroner anjiyografisinde proksimal sol ön inen arterde (LAD) ciddi darlık tespit edildi, fakat hastalığın ostiyuma kadar uzanmadığı görüldü. Hastalık sınırını net olarak belirlemek ve doğru girişim stratejisini belirlemek için, işlem öncesinde 3 boyutlu optik kohorens tomografisi yapıldı. Ölçümler, ostiyumdan başlayıp sol ana koroner artere (LMCA) kadar uzanan uzun bir LAD lezyonunu ortaya koydu. LMCA ve LAD’yi kapsayan provizyonel stent stratejisi ile ilerlemeye karar verildi. Postdilatasyondan sonra, anjiyografik olarak LAD’de iyi sonuç alınırken, LCx’in ostiyumunda belirgin bir daralma tespit edildi ve LAD/LCx bifürkasyona kissing balloon tekniği uygulandı. Nihai OCT işlemi, stentin iyi genişlemiş olduğunu ve LCx ostiyumunun açık olduğunu gösterdi. Optik koherens tomografisi ile elde edilen görüntüler, anjiyografinin tek başına sağladığı bilgilere önemli ölçüde katkıda bulunur ve böylece bize PKG stratejisini doğru bir şekilde planlama fırsatı verir.

11. 
Koroner anjiyografi sonrası çoklu radiyal arter yalancı anevrizmalarının nadir bir nedeni: Behçet hastalığı
A Rare Cause of Multiple Pseudoaneurysms of Radial Artery After Coronary Angiography: Behcet’s Disease
Bahar Tekin Tak, Özlem Özcan Çelebi, Orhan Küçükşahin, Sercan Tak, Ahmet Akdi, Sinan Aydoğdu
PMID: 31311908  doi: 10.5543/tkda.2018.73184  Sayfalar 410 - 412
Behçet hastaları girişimsel işlemler sonrasında iyatrojenik anevrizma gelişme riski taşımaktadırlar. Biz bu yazıda radiyal arter yoluyla yapılan koroner anjiyografi sonrası geç dönemde çoklu yalancı anevrizmalarla başvuran 55 yaşındaki erkek hastamızı sunmak istedik. Yaptığımız değerlendirme sonuçları, daha önce bilinen vaskülit tanısı olmayan hastanın Behçet tanısı almasını sağlamıştır.

12. 
Dabigatran kullanımı altında komplike olmayan tip B aort diseksiyonlu hastanın kısa dönem takibi
Short term follow-up of a patient with uncomplicated type B aortic dissection under dabigatran treatment
Özge Turgay Yıldırım, Mustafa Emin Çanakçı, Fatih Aydın, Ayşe Hüseyinoğlu Aydın, Ercan Akşit
PMID: 31311911  doi: 10.5543/tkda.2018.96892  Sayfalar 413 - 416
Bu olgu sunumunda tip B aort diseksiyonu tanılı 57 yaşında bir kadın hastanın atriyal fibrilasyon nedenli başlanan dabigatran tedavisi altında takibi özetlendi. Hastanın tip A diseksiyon nedenli 8 yıl önce aort kapak tamiri ve çıkan aorta ve aortik arkta dakron greft implantasyonu hikayesi vardı. Cerrahiden sonraki bilgisayarlı tomografi incelemelerinde inen aorttan iliyak arterlere uzanan bir diseksiyon flebi görülmüş, ancak hasta semptomsuz olduğundan tekrar ameliyat edilmemişti. Hastanın 6 ay önce tarafımıza başvurusunda atriyal fibrilasyon tanısı kondu. CHA₂DS₂VASc skoru 3 olan hastaya dabigatran tedavisi başlandı. Hastanın aort anevrizma ve diseksiyonu ekokardiyografi ve bilgisayarlı tomografi ile 6 ay takip edildi ve bu süreçte hastanın diseksiyon hattında ilerleme veya embolik/hemorajik komplikasyon görülmedi. Yaptığımız literatür taramasına göre bu olgu sunumu dabigatran tedavisi altında tip B aort diseksiyonu takibi yapılan ilk olgudur. Bu olgu neticesinde dabigatran kullanımının komplikasyonsuz tip B aort diseksiyonunda güvenli olabileceği sonucuna varılmıştır. Daha net bir sonuca varmak için daha uzun takipli daha çok olgu içeren çalışmalar gerekmektedir.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
13. 
Transkateter aort kapak değişimi öncesi sol ventrikül enjeksiyonu ile çok düşük doz kontrast kullanılarak bilgisayarlı tomografik anjiyografik görüntüleme: Görüntüleme için yeni bir teknik
Ultra-low-dose left ventricular injection-guided computed tomographic angiography prior to transcatheter aortic valve implantation: A novel technique for imaging
Beytullah Çakal, Sinem Deniz Çakal, Aydın Yıldırım
PMID: 31311904  doi: 10.5543/tkda.2019.56514  Sayfa 417
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin

14. 
Aortik paravalvüler kaçak olan bir hastada sağ atriyumla aort arasında bağlantıyı andıran sağ koroner fistül
A right coronary fistula simulating a connection between the right atrium and the aorta in a patient with an aortic paravalvular leak
Alimohammad Hajizeinali, Ali Hosseinsabet
PMID: 31311907  doi: 10.5543/tkda.2018.73468  Sayfa 418
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin | Video

15. 
Pulmoner arteriyel hipertansiyonun alışılmadık bir nedeni: Edinilmiş ekstrakardiyak arteriyovenöz fistül
An unusual cause of pulmonary arterial hypertension: An acquired extracardiac arteriovenous fistula
Yalçın Velibey, Tolga Sinan Güvenç, Sinan Şahin, Rengin Çetin Güvenç, Özge Güzelburç
PMID: 31311903  doi: 10.5543/tkda.2019.53999  Sayfa 419
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin | Video

16. 
Enfektif endokardit, aortik psödoanevrizma ve akut ileri aort yetersizliği ile komplike olan subaortik diskret membran
Discrete subaortic membrane complicated by infective endocarditis, aortic pseudoaneurysm, and acute severe aortic regurgitation
Münevver Sarı, Cemalettin Yılmaz, Alev Kılıçgedik, Gökhan Kahveci, Selçuk Pala
PMID: 31311902  doi: 10.5543/tkda.2019.52128  Sayfa 420
Makale Özeti | İngilizce Tam Metin | Video

DIĞER YAZILAR
17. 
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Comment on cardiology publications
Ertan Ural
Sayfa 421
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi