ISSN 1016-5169  |  E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 43 (8)
Cilt: 43  Sayı: 8 - Aralık 2015
EDİTÖRYAL YORUM
1. 
Beslenme ve kardiyovasküler sağlık: 2015 Amerikan Diyet Kılavuzu Önerileri
Nutrition and cardiovascular health: 2015 American Dietary Guidelines Advisory Report
Meral Kayıkçıoğlu, Öner Özdoğan
PMID: 26717326  doi: 10.5543/tkda.2015.80963  Sayfalar 667 - 672
Makale Özeti |Tam Metin PDF

2. 
Avrupa Kardiyoloji Derneği enfektif endokardit kılavuzundan yansıyanlar; pratiğimizde neler değişecek?
Reflections from infective endocarditis guideline by European Society of Cardiology; What will change in our practice?
Abdullah Doğan
PMID: 26717327  doi: 10.5543/tkda.2015.01384  Sayfalar 673 - 677
Makale Özeti |Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
3. 
Subklinik hipotiroidili hastalarda arter elastik parametrelerinin değerlendirilmesi
Evaluation of arterial elastic parameters in patients with subclinical hypothyroidism
Erdal Belen
PMID: 26717328  doi: 10.5543/tkda.2015.87243  Sayfalar 678 - 683
Amaç: Hipotiroidi kardiyovasküler morbidite ve mortalite artışı ile ilişkilidir. Amacımız toplumda en sık görülen endokrin sistem hastalıklarından biri olan subklinik hipotiroidide, artmış kardiyovasküler risk belirteçlerinden biri olan aort elastik parametrelerini incelemektir.
Yöntemler: Çalışmaya yeni tanı konmuş subklinik hipotiroidili 50 hasta ile yaş ve cinsiyet açısından eşleşmek üzere rastgele seçilen 50 kişilik kontrol grubu dahil edildi. Fizik muayene ve rutin biyokimyasal analizlerin ardından transtorasik ekokardiyografi aracılığıyla aortun sistolik ve diyastolik çapları ve elastik parametreleri hesaplandı.
Bulgular: Subklinik hipotiroidi ve kontrol grubu arasında yaş, cinsiyet ve beden kütle indeksi açısından fark yoktu. Subklinik hipotiroidili hastalarda C-reaktif protein ve tiroit stimulan hormon değerleri daha yüksekti (sırasıyla, p=0.002 ve p<0.001). Subklinik hipotiroidi grubunda kontrol grubuna göre daha yüksek aort sertliği ve daha düşük aort gerilim değerleri saptandı (p<0.001). Çoklu değişkenli lojistik regresyon analizi sonucunda subklinik hipotiroidi ile sistolik kan basıncı, C-reaktif protein, aort gerilimi ve aort sertliği arasında bağımsız korelasyon olduğu tespit edildi (p<0.05).
Sonuç: Subklinik hipotiroidili hastalarda diğer kardiyovasküler risk faktörlerinden bağımsız şekilde aortun elastik parametrelerinde bozulma mevcuttur.

4. 
İzole sol ana koroner arter darlığının uzun dönem cerrahi revaskülarizasyon sonuçları: Tek merkezli sağkalım çalışması
Long term outcomes of surgical revascularization for isolated left main coronary artery stenosis: a single-center surveillance study
Yalçın Velibey, Eyup Tusun, Servet Altay, Nijat Nijat Bakshaliyev, Mehmet Karaca, Özge Güzelburç, Nihat Ozer, Mehmet Eren, Serap Aykut Aka, İbrahim Yekeler
PMID: 26717329  doi: 10.5543/tkda.2015.07277  Sayfalar 684 - 691
Amaç: Bizim bu çalışmadaki amacımız sol ana koroner arter (LMCA) darlığı olan hastaların cerrahi revaskülarizasyon sonrası klinik seyir ve uzun dönem sağkalım sonuçlarını geriye dönük olarak incelemektir.
Yöntemler: Bu çalışmaya tek başına LMCA darlığı tanısı konulan ve cerrahi revaskülarizasyon yapılan 38 hasta (27 erkek, 11 kadın) alındı. Tek başına LMCA darlığı iki grupta sınıflandırıldı: Ostial ve nonostial darlık. Takip seyrinde; kalp nedenli ölüm, yeni bir miyokart revaskülarizasyonu ihtiyacı veya miyokart enfarktüsü gelişimi koroner olay olarak tanımlandı. Ameliyat sonrası değerlendirme periyodu erken ve uzun dönem takiplerinden oluşmaktaydı. Çalışmanın sonlanım noktası tüm nedenlere bağlı ölüm olarak tanımlandı.
Bulgular: Çalışmaya katılan 38 hastanın 25’inde LMCA ostial darlığı mevcuttu. Hastaneden taburcu edilmeden önceki erken dönem ameliyat sonrası mortalitesi %2.6 idi. Ameliyat sonrası uzun dönemde medyan takip süresi 73.43 (dağılım, 0.17-187.23) aydı. Revaskülarizasyon sonrası koroner olaysız veya perkütan koroner girişimsiz geçen medyan süre 73.43 aydı. Ameliyat sonrası iki yıllık sağkalım oranı %97.4; beş yıllık sağkalım oranı %92.1 idi. Ostial ve nonostial darlığı olan hastaların koroner olaysız geçen süreleri ve ameliyat sonrası sağkalım sonuçları arasında anlamlı farklılık yoktu (sırasıyla, p=0.801 ve p=0.970).
Sonuç: Mortalite ve koroner olaylar açısından bakıldığı zaman tek başına LMCA darlığının ameliyat sonrası kısa ve uzun dönem prognozu iyi gözükmektedir.

5. 
Mitral anülüs kalsifikasyonu ile kırmızı kan hücresi dağılım genişliği ilişkisi: Kesitsel bir çalışma
The relationship between mitral annular calcification and red cell distribution width: a cross-sectional study
Çağrı Yayla, Mehmet Kadri Akboğa, Uğur Canpolat, Kadriye Gayretli Yayla, Fatih Bayraktar, Muhammed Süleymanoğlu, Serdar Kuyumcu, Azmi Eyiol, Sinan Aydoğdu
PMID: 26717330  doi: 10.5543/tkda.2015.23539  Sayfalar 692 - 698
Amaç: Mitral anülüs kalsifikasyonu (MAK) ve ateroskleroz hem risk faktörleri hem de patogenezleri açısından benzerdir. Önceki çalışmalarda aterosklerotik hastalıklarla artmış kırmızı kan hücrelerinin dağılım genişliği (KHDG) birbiriyle ilişkilendirilmiştir. Ancak MAK ve KHDG ilişkisini gösteren çalışma yoktur. Bu kesitsel çalışmada, çeşitli kardiyovasküler risk faktörlerine sahip hastalarda MAK ile KHDG arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık.
Yöntemler: Çalışmaya Mart 2014 ve Kasım 2014 tarihleri arasında kardiyoloji polikliniğine başvuran toplam 623 hasta alındı (n=413 MAK(+) grup ve n=210 kontrol grubu). Katılımcıların demografik, klinik ve laboratuvar verilerini içeren özellikleri kaydedildi. Tüm hastaların tam kan örneklerinde KHDG değerleri ölçüldü.
Bulgular: Mitral anülüs kalsifikasyonu (+) grupta hastalar daha yaşlı idi ve hipertansiyon daha sık gözlendi. Ortalama KHDG değeri MAK(+) grupta kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu (%15.3±1.4 ve %13.9±1.4, p<0.001). Pearson korelasyon analizinde KHDG ile nötrofil/lenfosit oranı (NLO) arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif korelasyon olduğu saptandı (r=0.284, p<0.001). Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, yaş (OO: 1.041, p<0.001), hipertansiyon (OO: 1.540, p=0.039), KHDG (OO: 5.351, p<0.001) MAK varlığının bağımsız öngördürücüleri olarak bulundu.
Sonuç: Çalışma bulgularımıza göre MAK(+) olan hastalarda KHDG düzeyi anlamlı derecede artmıştır ve KHDG düzeyi MAK varlığının bağımsız öngördürücüsüdür. Artmış KHDG, MAK(+) olan hastalarda devam eden enflamatuvar bir sürecin göstergesi olarak düşünülebilir.

6. 
Erişkinlerde septal anevrizmanın eşlik ettiği perimembranöz ventriküler septal defektlerin perkütan kapatılması
Percutaneous closure of perimembranous ventricular septal defects associated with septal aneurysm in adults
Oktay Ergene, Nihan Kahya Eren, Cem Nazlı, Hamza Duygu, Uğur Kocabaş
PMID: 26717331  doi: 10.5543/tkda.2015.50945  Sayfalar 699 - 704
Amaç: Perimembranöz ventriküler septal defektlerin (pmVSD) perkütan olarak kapatılması seçilmiş olgularda cerrahi kapatmaya seçenek olarak kabul görmüştür. Ancak septal anevrizmanın eşlik ettiği pmVSD’lerin kapatılması daha zorlayıcıdır. Bu makalede septal anevrizmanın eşlik ettiği pmVSD’lerin cihaz ile kapatılması ile ilgili deneyimlerimizi bildirdik.
Yöntemler: Merkezimizde 2008-2012 yılları arasında septal anevrizmanın eşlik ettiği pmVSD’si olan 11 olguda perkütan kapatma girişiminde bulunuldu. İşlem sonrası 1., 3., 6. ve 12. aylarda hastaların klinik takipleri yapıldı.
Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 36.2±1.3 (%64 erkek, %36 kadın) idi. Ventrikülografide interventriküler septumdaki anevrizmanın sol ve sağ ventriküle olan açıklıklarının çapları sırası ile 13.5±5.6 mm ve 5.9±2.2 mm idi. Defektin kapatılmasında 4 hastada Amplatzer pmVSD oklüder cihazı, 4 hastada Amplatzer musküler ventriküler septal defekt oklüder cihazı, 1 hastada Amplatzer Duct oklüder-I cihazı, 2 hastada ise Amplatzer Duct oklüder-II cihazı kullanılması tercih edildi. Bütün hastalarda işlem başarılı olarak tamamlandı. Hastalar işlem sonrası ortalama 22±1.9 ay takip edildi. Erken veya orta dönem takipte cihaz veya işlemle ilişkili hiçbir komplikasyon gelişmedi.
Sonuç: Anevrizmanın eşlik ettiği pmVSD’lerde perkütan kapatma basit defektlere göre daha zorlayıcıdır. Cihaz tipinin ve boyutunun seçimi anevrizma ve defektin şekline ve boyutuna göre yapılmalıdır.

7. 
Yeni tanı konmuş hipertansiyonlu hastalarda epikardiyal yağ kalınlığının sol ventrikül miyokart performansı ile ilişkisi
Epicardial fat thickness as associated with left ventricular myocardial performance in patients with newly diagnosed hypertension
Abdurrezzak Börekçi, Mustafa Gür, Taner Şeker, Ayşe Kalyoncu Uçar, Ahmet Oytun Baykan, Zafer Elbasan, Hazar Harbalıoğlu, Hakan Uçar, Murat Çaylı
PMID: 26717332  doi: 10.5543/tkda.2015.95902  Sayfalar 705 - 713
Amaç: Epikardiyal yağ kalınlığının (EYK) sol ventrikül hipertrofisi ve diyastolik fonksiyon bozukluğu ile ilişkisi bilinmektedir. Ancak, epikardiyal yağ dokusunun miyokart performansı üzerine etkisi bilinmemektedir. Bu çalışmada yeni tanı konmuş hipertansiyonlu hastalarda EYK ile sol ventrikülün hem sistolik hem de diyastolik fonksiyonunu içeren doku Doppler miyokart performans indeksi (MPI) arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık.
Yöntemler: Bu çalışmaya, ileriye dönük olarak (ortalama yaş: 51.9±1.7 yıl) olan 314 ardışık yeni tanı konmuş hipertansiyonlu hasta dahil edildi. EYK iki ekokardiyografik görüntüde (parasternal uzun ve kısa aks) sistol sonunda sağ ventrikül serbest duvarına dik olarak ölçüldü. MPI doku Doppler (tD) ekokardiyografi kullanılarak hesaplandı. Hastalar ortalama tD-MPI değerlerine göre iki gruba ayrıldı (tD-MPIdüşük ve tDMPI yüksek grup).
Bulgular: Doku Doppler MPI yüksek grubun EYK değerleri tD-MPIdüşük gruptan yüksek bulundu (p<0.05). Ayrıca tDMPI yüksek grupta tD-MPIdüşük grup ile karşılaştırıldığında daha yüksek yaş, beden kütle indeksi, sistolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı, sol ventrikül kitle indeksi (LVMI), E/A oranı ve aort distansibilitesi tespit edildi (hepsinde, p<0.05). Çok değişkenli lineer regresyon analizinde MPI yaş (β=0.089, p=0.012), LVMI (β=0.090, p=0.05), E/A (β=-0.118, p=0.005) ve EYK (β=0.432, p<0.001) ile bağımsız ilişkili bulundu.
Sonuç: Doku Doppler MPI yeni tanı konmuş hipertansiyonlu hastalarda EYK ile bağımsız ilişkilidir. EYK, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu normal olan ve yeni hipertansiyon tanısı konmuş hastalarda sol ventrikül global fonksiyon bozukluğunun belirlenmesinde öngördürücü olarak kullanılabilir.

8. 
Nörofibromatoz tip 1 ve kalple ilgili bulgular
Neurofibromatosis type 1 and cardiac manifestations
Faruk İncecik, Özlem M Hergüner, Sevcan Alınç-erdem, Şakir Altunbaşak
PMID: 26717333  doi: 10.5543/tkda.2015.27557  Sayfalar 714 - 716
Amaç: Nörofibromatoz tip 1’de (NF1) rastlanan kalp damar sistemi bozuklukları hipertansiyon, doğumsal kalp hastalığı ve hipertrofik kardiyomiyopatidir. Bu çalışmanın amacı NF1’li hastalarda kalple ilgili bozuklukları değerlendirmektir.
Yöntemler: Nörofibromatoz tip 1’li 65 hasta (ortalama yaş 9±4.48 yıl) geriye dönük olarak incelendi. Tüm hastalara elektrokardiyografi ve ekokardiyografi yapıldı.
Bulgular: Kalple ilgili bozukluklar 65 hastanın 11’inde (%15.3) bulundu. Beş hastada mitral kapak yetersizliği, iki hastada sekundum tip atriyal septal defekt, bir hastada pulmoner kapak darlığı, bir hastada ventriküler septal defekt, bir hastada triküspit kapak yetersizliği ve bir hastada aort kapak yetersizliği mevcuttu.
Sonuç: Kalple ilgili bozukluklar, uzun süreli hemodinamik sorunlara neden olabileceğinden erken tanınmalıdır. Bu nedenle, NF1’li herhangi bir hastaya tanı anında ve düzenli aralıklarla kalp değerlendirmesi zorunludur.

OLGU BİLDİRİSİ
9. 
Nadir görülen birliktelik: İnferiyor vena kava anomalileri ve doğumsal kalp hastalıkları
A rare association: inferior vena cava anomalies and congenital heart diseases
İlker Ertuğrul, Vehbi Doğan, Utku Arman Örün, Selmin Karademir
PMID: 26717334  doi: 10.5543/tkda.2015.64509  Sayfalar 717 - 719
İnferiyor vena kava (IVC) anomali varyasyonları genel popülasyonda bildirilmektedir. Sol IVC, çift IVC yanında 60’dan fazla değişik IVC anomalisi bildirilmiştir. Bu anomaliler genellikle cerrahi ve radyolojik girişimler sırasında tesadüfen fark edilirler. Abdominal cerrahide klinik komplikasyonlara ve venöz tromboz gelişimine zemin hazırlayabilirler. Kalp hastalıklarıyla ilişkisi bildirilmese de kalp hastalığı varlığında IVC anomalileri ameliyat öncesi planlamada ve ameliyat sonrası takip için önemlidir. Bu yazıda doğumsal kalp hastalıklarına eşlik eden IVC anomalisi olan iki olgu sunuldu.

10. 
Sistemik sklerozlu hastada ciddi sistolik ve diyastolik fonksiyon bozukluğuna neden olan biventriküler nonkompaksiyon kardiyomiyopati
Biventricular noncompaction cardiomyopathy with severe systolic and diastolic dysfunction in a systemic sclerosis patient
Belma Kalaycı, Süleyman Kalaycı, Turgut Karabağ, Mustafa Aydın
PMID: 26717335  doi: 10.5543/tkda.2015.62392  Sayfalar 720 - 723
Nonkompaksiyon kardiyomiyopati ventrikülde artmış derin trabekülasyonlarla karakterize nadir görülen doğumsal bir kardiyomiyopatidir. Sol ventrikülün apeksi en sık etkilenen segmenttir ancak sol ventrikül bazal segmenti, biventriküler tutulum ve sağ ventrikülün baskın olarak tutulduğu olgularda tanımlanmıştır. Sistemik sklerozda bazı nöromüsküler anomaliler ve miyopatiler tanımlanmıştır. Ancak kronik enflamatuvar hastalıklarla nonkompaksiyon kardiyomyopati birlikteliği net değildir. Biz bu yazıda 40 yaşında diffüz kutanöz sistemik sklerozu olan bir kadında ciddi sistolik ve diyastolik fonksiyon bozukluğuna neden olan biventriküler nonkompaksiyon kardiyomiyopatili olguyu sunduk.

11. 
Alt ekstremite travmatik arteriyovenöz fistülünün koil ile tıkanması
Coil embolization of a traumatic arteriovenous fistula of the lower extremity
Mustafa Topuz, Mehmet Coşgun, Ömer Şen, Murat Çaylı
PMID: 26717336  doi: 10.5543/tkda.2015.44045  Sayfalar 724 - 726
Arteriyovenöz (AV) fistüller arter ve ven sistemi arasında normal anatomik kapiller yatağı baypas eden anormal bağlantılardır. Biz bu olguda penetran yaralanmaya bağlı olarak alt ekstremitede AV fistül gelişen bir hasta sunduk. Arteriyovenöz fistül tanısı Doppler ultrasonografi ile konuldu. Tanısal kateterizasyonda sol arteriya profunda ile sol femoral ven arasında yüksek akımlı ve derin femoral vende 9x4 cm çapında anevrizma oluşturan AV fistül gösterildi. Arteriyovenöz fistül başarılı şekilde koil ile tıkanarak kapatıldı.

12. 
Refrakter hemodinamik çökmeyle komplike olan feokromasitomaya bağlı hipertansif acil
Hypertensive emergency due to pheochromocytoma crisis complicated with refractory hemodynamic collapse
Mert İlker Hayıroğlu, Özlem Yıldırımtürk, Mehmet Bozbay, Mehmet Eren, Seçkin Pehlivanoğlu
PMID: 26717337  doi: 10.5543/tkda.2015.77925  Sayfalar 727 - 729
Hipertansif acil durumlar, acil servise başvuruların en sık sebeplerindendir. Genellikle ileri yaşta ve tekrarlayan şekilde ortaya çıkar. Yirmi dokuz yaşında kadın hasta acil servise hipertansif acil tanısı ile getirildi. Hastanın başvuru sırasında baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, terleme ve 250/150 mmHg olan tansiyonu sebebiyle hipertansif ensefalopatiye bağlı konfüzyonu vardı. Hastayı hastanemize sevk eden hastane tarafından çekilen beyin bilgisayarlı tomografisi (BT) akut serebral kanamayı dışlamıştı ve ayırıcı tanı için çekilen torakoabdominal BT’de nekrotik merkezli adrenal kitle saptanmıştı. Kliniğimize kabulünden sonra yüksek doz intravenöz nitrat tedavisine rağmen aşırı olan kan basıncı kontrolü sağlanamadı. Bu nedenle intravenöz esmolol tedavisi yanında eş zamanlı oral alfa bloker tedavisi beta bloker ile ortaya çıkacak alfa adrenerjik aktiviteyi baskılamak için başlandı. On iki saat sonra intravenöz sıvı, dopamin, adrenalin ve noradrenalin gibi inotropik ajanlar verilmesine rağmen ani hipotansiyon gelişti. Muhtemel feokromasitoma krizine bağlı hiperadrenerjik duruma ikincil hemodinamik çökme sebebiyle hasta 24. saatte kaybedildi. Bu olgu ciddi antihipertansif tedaviye cevap vermeyen fulminan feokromasitoma krizine sekonder istisnai bir hipertansif acil olgusudur. Hastanın aşırı adrenerjik aktivitesi derin kardiyojenik şoka yol açmış ve hasta kaybedilmiştir.

13. 
Elektrokardiyografik olarak akut koroner sendromu taklit eden subaraknoid kanama: Olgu sunumu
Subarachnoid hemorrhage that electrocardiographically mimics acute coronary syndrome: a case report
Erkan Köklü, İsa Öner Yüksel, Nermin Bayar, Selçuk Küçükseymen, Şakir Arslan
PMID: 26717338  doi: 10.5543/tkda.2015.26546  Sayfalar 730 - 733
Birçok makalede serebrovasküler olaylar sırasında elektrokardiyografik değişiklikler ve kardiyak enzimlerde yükseklik bildirilmiştir. Bu yazıda sunduğumuz atriyoventriküler tam blokla birlikte belirgin derecede ST yükselmesi ile seyreden senkoplu olguya ileri incelemeler sonunda subaraknoid kanama tanısı konuldu. Klinik tecrübelerimiz ve yaptığımız literatür taramasına göre hastamız, ST yükselmeli miyokart enfarktüsünü taklit eden atriyoventriküler tam bloklu ve subaraknoid kanamalı ilk olgudur.

14. 
Yoğun pulmoner emboli ve ST yükselmeli miyokart enfarktüsü eşzamanlı birlikteliğinde ne yapmalıyız?
What should be done in the event of simultaneous massive pulmonary embolism and myocardial infarction with ST elevation?
Recep Akgedik, Zeki Yüksel Günaydın, Berna Botan Yıldırım, Canan Eren Dağlı, Osman Bektaş
PMID: 26717339  doi: 10.5543/tkda.2015.43490  Sayfalar 734 - 738
Yoğun pulmoner emboli (YPE) ve akut miyokart enfarktüsü (AME) tanı ve tedavisi iyi bilinen hayatı tehdit eden hastalıklardır. Dispne, göğüs ağrısı, hipotansiyon, EKG deşiklikleri ve kardiyak enzim yükseklikleri her iki hastalıkta da görülebilen ortak semptom ve bulgulardır. Hem YPE hem de AME tedavi statejileri yeteri kadar açık olarak tanımlanmıştır. Yoğun pulmoner emboli ve AME oldukça nadiren bir hastada eş zamanlı bulunabilir. Ancak bir hastada bu iki acil patolojinin eş zamanlı bulunması durumunda seçilecek tedavi açık değildir. Bu yazıda eş zamanlı YPE ve ST yükselmeli AME tanısı koyduğumuz 85 yaşındaki hasta sunuldu. Bir hastada bu iki hastalığın birlikte bulunması durumunda tedavi seçeneklerini olgumuz ve literatür eşliğinde tartışıldı.

DERLEME
15. 
Miyokardit ve enflamatuvar kardiyomiyopati: Tanıdan tedaviye
Myocarditis and inflammatory cardiomyopathy: from diagnosis to treatment
Felicitas Escher, Carsten Tschoepe, Dirk Lassner, Heinz-Peter Schultheiss
PMID: 26717340  doi: 10.5543/tkda.2015.47750  Sayfalar 739 - 748
Avrupa Kardiyoloji Derneği tarafından bildirilen tanıma göre miyokardit, yerleşmiş histolojik, immünolojik ve immünohistokimyasal ölçütlerle tanısı konan enflamatuvar bir miyokardiyum hastalığı, enflamatuvar kardiyomiyopati ise kalp işlev bozukluğu ile ilişkili miyokardittir. Miyokardit ve enflamatuvar kardiyomiyopatinin gerçek insidansını belirlemek zordur. Gençlerde görülen ani kardiyak ölümleri araştıran çalışmalar, %2 ile %42 arasında, son derece değişken bir miyokardit otopsi prevalansı bildirmektedir. Benzer bir şekilde, açıklanamayan iskemik olmayan dilate kardiyomiyopatisi olan yetişkin hastaların %9-16’sında biyopsi ile kanıtlanmış miyokardit bildirilmiştir. Olguların %30’una kadar varan bir kesiminde, biyopsi ile kanıtlanmış miyokardit dilate kardiyomiyopatiye ilerleyebilmekte ve kötü bir prognoz ile ilişkilidir. Miyokardit hastalarında prognoz ayrıca altta yatan etiyolojiye göre de çeşitlilik göstermektedir.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
16. 
Ağır mitral yetersizlikle ilişkili koroner sinüse fistülize olmuş sol sirkumfleks arter anevrizması
Left circumflex artery aneurysm with fistula to coronary sinus associated with severe mitral regurgitation
Mehrnoush Toufan, Samad Ghaffari, Leili Pourafkari, Nader D Nader
PMID: 26717341  doi: 10.5543/tkda.2015.41387  Sayfa 749
Makale Özeti |Tam Metin PDF | Video

17. 
Kendi kendine sıradışı kalp pili kablosu çıkarma olgusu
An extraordinary case of cardiac pacemaker lead self-extraction
Bekir Serhat Yildiz, Yusuf Izzettin Alihanoglu, Ismail Dogu Kilic, Harun Evrengul
PMID: 26717342  doi: 10.5543/tkda.2015.12823  Sayfa 750
Makale Özeti |Tam Metin PDF

18. 
Sol ventrikül çıkış yoluna uzanan dev sol ventrikül trombüsü
Giant left ventricular thrombus extending into the left ventricular outflow tract
Kudret Keskin, Süleyman Sezai Yıldız, Serhat Sığırcı, Şükrü Çetin, Kadriye Kılıçkesmez
PMID: 26717343  doi: 10.5543/tkda.2015.97832  Sayfa 751
Makale Özeti |Tam Metin PDF | Video

19. 
Aort koarktasyon cerrahisinin geç dönem komplikasyonu olarak kronik aort diseksiyonu ve rekoarktasyonu
Chronic aortic dissection and recoarctation as a late complication of aortic coarctation surgery
Ali Çoner, Serhat Balcıoğlu, Sinan Akıncı, Davran Çiçek, Haldun Müderrisoğlu
PMID: 26717344  doi: 10.5543/tkda.2015.57088  Sayfa 752
Makale Özeti |Tam Metin PDF

20. 
Akut koroner sendromlu hastalarda gözden kaçan bir tanı: Tirofiban aracılı alveolar hemoraji
A misleading diagnosis in acute coronary syndrome: tirofiban-induced alveolar hemorrhage
Bahadır Şarlı, Mehmet Uğurlu, Ahmet Tok, Engin Dondurmacı, Fazilet Sağ Ertürk
PMID: 26717345  doi: 10.5543/tkda.2015.45625  Sayfa 753
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDİTÖRE MEKTUP
21. 
Letter to the Editor: Do not only ablate but also look for myocardial fibrosis and myopathy in noncompaction
Sinda Zarrouk-mahjoub, Josef Finsterer
PMID: 26717346  doi: 10.5543/tkda.2015.67847  Sayfalar 754 - 755
Makale Özeti |Tam Metin PDF

22. 
Author's reply
Ahmet Taha Alper, Barış Güngör, Ahmet İlker Tekkeşin, Ceyhan Türkkan
PMID: 26717347  Sayfa 755
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DIĞER YAZILAR
23. 
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Comment on cardiology publications

Sayfa 756
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale