| DERLEME | |
| 1. | ST-Segment yükselmesi olan hastalarda akut miyokard infarktüsü tedavisi: Yeni Avrupa Kardiyoloji Derneği Kılavuzu’nda neler değişti? Management of ST-segment elevation acute myocardial infarction: What has changed in the new European Society of Cardiology guideline? Bilgehan Karadağ, Zeki ÖngenPMID: 19223715 Sayfalar 505 - 512 Avrupa Kardiyoloji Derneği en son 2003 yılında yayınlamış olduğu ST-segment yükselmesi olan hastalarda akut miyokard infarktüsü tedavisi kılavuzunu yeni çalışmalar ışığında Kasım 2008’de güncellemiştir. Yeni kılavuz ST-yükselmeli miyokard infarktüsü hastalarının erken ve uzun dönem tedavisinde önemli değişiklikler getirmiştir. Bu değişiklikler başlıca beş konuda odaklanmıştır: ortak bir tedavi protokolü kullanan ve biribirine etkili bir ambulans sistemi ile bağlanmış farklı kapasitelere sahip hastanelerden oluşan bir ağın kurulması ve işletilmesi; yeni birincil (primer) pekütan koroner girişim (PKG) ya da trombolitik tedavi seçimi ölçütleri; birincil PKG ve trombolitik tedavide kullanılan antitrombotik yardımcı tedaviler; birincil PKG yapılmayan hastalarda anjiyografi zamanlaması; miyokard infarktüsü sonrası uzun dönemde ikincil korunma. |
| ARAŞTIRMA | |
| 2. | V1 Göğüs derivasyonunda T-dalgası negatifliği ve cinsiyet ve kardiyovasküler risk faktörleri ile ilişkisi Negative T wave in chest lead V1: relation to sex and future cardiovascular risk factors Teoman Onat, Altan Onat, Günay CanPMID: 19223716 Sayfalar 513 - 518 Amaç: Erişkinlerde V1 derivasyonunda T dalgası negatifliğinin sıklığı ve kardiyovasküler risk faktörleri ile ilişkisi yeterince incelenmemiştir. Bu çalışmada erişkin nüfusa dayalı bir kohortta göğüs V1 derivasyonunda T dalgası negatifliğinin sıklığı araştırıldı. Çalışma planı: Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri (TEKHARF) çalışmasında izlenmekte olan kohorttan, tüm coğrafik bölgeleri temsil edecek şekilde rastgele seçilen erişkin 508 kişi (278 erkek, ort. yaş 51.5±9.7; 230 kadın, ort. yaş 51.2±10.0) incelendi. Katılımcılarda V1 derivasyonunda T dalgası tipinin karşılaştırmalı değerlendirilebilmesi için koroner kalp hastalığı ve risk faktörleriyle ilgili veriler prospektif olarak elde edilmişti. T dalgası negatifliğinin yaş, cinsiyet, kardiyovasküler risk faktörleri ve koroner kalp hastalığı ile ilişkisi araştırıldı. Bulgular: Kadınlarda T dalgası negatifliği erkeklere göre anlamlı derecede yüksek bulundu (38.3% ve 7.2%; p<0.001). İki cinsiyet arasında T dalgası negatifliği olup olmaması bakımından yaşla ilgili farklılık görülmedi (p>0.05). Kardiyovasküler risk faktörleri ve kardiyometabolik durumlar erkeklerde T dalgası tipine göre farklılık göstermedi. Bununla birlikte, T dalgası negatifliği olan kadınlarda, T dalgası pozitif olanlara göre sistolik kan basıncı (p=0.007) ve HDL-kolesterol (p=0.034) düzeyleri daha düşük, tip 2 diyabet sıklığı daha yüksek (p=0.048) bulundu. Sonuç: Kadınlarda T dalgası negatifliğinin erkeklere göre belirgin cinsiyet farkı göstermesinin nedeni açıklanamadı. Bununla birlikte, V1’deki T dalgası negatifliğinin kardiyometabolik risk ile olumsuz bir ilişki içinde olmadığı söylenebilir. |
| 3. | İskemik kardiyomiyopatili hastalarda intrakoroner otolog kemik iliği kaynaklı mononükleer kök hücre nakli: 18 aylık takip sonuçları Intracoronary autologous bone marrow-derived stem cell transplantation in patients with ischemic cardiomyopathy: results of 18-month follow-up Yelda Tayyareci, Berrin Umman, Murat Sezer, Sevgi Beşışık, Yasemin Şanli, Ayşe Mudun, Nuray Gürses, Yımaz NişancıPMID: 19223717 Sayfalar 519 - 529 Amaç: İntrakoroner kök hücre naklinin hem akut hem de iskemik kardiyomiyopatili (İKMP) hastalarda sol ventrikül fonksiyonları ve kanlanması üzerine olumlu etkileri olabileceği gösterilmiştir. Bu çalışmada, İKMP’li hastalarda intrakoroner otolog kemik iliği kaynaklı mononükleer kök hücre (MKH) naklinin güvenlik ve yapılabilirliği araştırıldı. Çalışma planı: Çalışmaya İKMP’li 15 hasta (14 erkek, 1 kadın; ort. yaş 49±11) alındı. Daha önce perkütan koroner girişim ile revaskülarizasyon uygulanmış olan hastalara, işlem öncesi açık olduğu belirlenen hedef damar içerisine yerleştirilmiş bir balon kateter aracılığı ile MKH nakli yapıldı. Hastalara klinik ve laboratuvar değerlendirmeler yanı sıra, başlangıçta ve 6, 12 ve 18. aylarda treadmil egzersiz testi, konvansiyonel ekokardiyografi ve SPECT görüntülemesi yapıldı. Bulgular: Altıncı ayda, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunda belirgin artış (p=0.001), SPECT ile belirlenen hipoperfüze alanlarda azalma (p=0.002), miyokard oksijen tüketimi (p=0.001) ve metabolik eşdeğerlikte (p=0.001) belirgin artış saptandı. Kök hücre tedavisinin olumlu etkileri 12. ve 18. ay takiplerinde de gözlendi. İşlem ile ilişkili herhangi bir komplikasyon veya hastane içi olay gelişmedi. Sonuç: Kalp yetersizliği semptomları, sol ventrikül fonksiyonları ve perfüzyonu üzerine olumlu etkileri olan intrakoroner kök hücre nakli İKMP’li hastalarda yardımcı ve alternatif bir tedavi yöntemi olarak kullanılabilir. |
| 4. | Koroner arter ektazisi: Klinik ve anjiyografik değerlendirme Coronary artery ectasia: Clinical and angiographical evaluation Hale Yılmaz, Nurten Sayar, Mehmet Yılmaz, Burak Tangürek, Nazmiye Çakmak, Ufuk Gürkan, Mehmet Gül, Dilek Şimşek, Osman BolcaPMID: 19223718 Sayfalar 530 - 535 Amaç: Koroner arter hastalığı şüphesiyle koroner anjiografi yapılan hastalarda koroner arter ektazisi (KAE) sıklığı, koroner arterlere göre dağılımı, risk faktörleri ve prognozu araştırıldı. Çalışma planı: Merkezimizde 2003-2005 yılları arasında elektif koroner anjiyografi yapılan 4119 hastanın 173’ünde (%4.2; 139 erkek, 34 kadın; ort. yaş 61±11) KAE saptandı. Koroner arter ektazisi dağılımının belirlenmesinde Markis ve ark.nın sınıflandırması kullanıldı. Bulgular, ektazi olmadan koroner arterlerinde darlık olan 145 hasta (115 erkek, 30 kadın; ort. yaş 61±10) ile karşılaştırıldı. Koroner anjiyografiden sonra KAE’li hastalara aortokoroner baypas (n=39), perkütan koroner girişim (n=36) ve medikal tedavi (n=98) uygulandı. Ortalama takip süresi 34.2±2.5 ay idi. Bulgular: Ektazili hastaların %80.3’ü erkekti. Kırk altı hastada (%26.6) izole ektazi vardı; 127 hastada (%73.4) ise ek olarak anlamlı koroner arter darlığı görüldü. Başlangıç klinik özellikleri bakımından ektazili grupla kontrol grubu arasında tek anlamlı fark, KAE’li hastalarda daha sık görülen hipertansiyon idi (p=0.002). Hastaların %67.1’inde bir damarda, %24.9’unda iki damarda, %8.1’inde üç damarda ektazi görüldü. Sağ koroner arter ektaziden en çok etkilenen damardı (%50.9). Ektazik koroner arterlerin çapları 3.2 mm ile 9.7 mm arasında değişiyordu (ort. 5.6 mm). Markis ve ark.nın ölçütlerine göre en fazla tip IV ektazi (%64.2) görüldü. Çokdeğişkenli regresyon analizinde hipertansiyon KAE ile bağımsız ilişki gösterdi (odds oranı: 0.378; %95 güven aralığı: 0.211-0.678; p=0.001). Takip sonunda dokuz hastanın öldüğü (%5.2) öğrenildi. Yıllık mortalite oranı, medikal tedavi grubunda %1.5, perkütan koroner girişim grubunda %2.1, aortokoroner baypas grubunda %2.9 bulundu. Sonuç: Bulgularımız, gelecekteki prospektif çalışmaların, hipertansiyon ile KAE arasındaki bağımsız ilişkiye ve KAE’nin anlamlı koroner arter darlığı ile birlikte görülmesine odaklanması gerektiğini düşündürmektedir. |
| 5. | Romatizmal ve dejeneratif kalp kapak hastalarında doku ve plazma oksidatif stres indeksi Plasma and tissue oxidative stress index in patients with rheumatic and degenerative heart valve disease Murat Rabus, Recep Demirbağ, Yusuf Sezen, Oğuz Konukoğlu, Ali Yildiz, Özcan Erel, Rahmi Zeybek, Cevat YakutPMID: 19223719 Sayfalar 536 - 540 Amaç: Bu çalışmada, romatizmal ve dejeneratif kalp kapak hastalığında (KKH) plazma ve doku oksidatif stres indeksi (OSİ) açısından farklılık olup olmadığı araştırıldı. Çalışma planı: Çalışmaya kapak replasmanı yapılan 56 hasta alındı. Bunların 32’sinde (15 erkek; ort. yaş 47±10) romatizmal, 24’ünde (13 erkek; ort. yaş 55±12) dejeneratif KKH vardı. Plazma ve dokuda total oksidatif durum (TOD) ve total antioksidan kapasite (TAK) seviyeleri ölçüldü ve OSİ hesaplandı. Bulgular: Dejeneratif KKH grubunda yaş, interventriküler septum kalınlığı ve aort darlığının sıklığı anlamlı derecede fazlaydı; romatizmal KKH grubunda ise mitral darlığı sıklığı daha yüksek bulundu (p<0.05). Plazma oksidatif parametreleri iki KKH grubu arasında farklılık göstermedi (p>0.05). Doku örneklerinde ise, romatizmal KKH grubunda TAK anlamlı derecede daha düşük bulunurken (p=0.027), TOD ve OSİ değerleri iki grupta benzerdi (p>0.05). İkili korelasyon analizinde, incelenen hiçbir klinik, laboratuvar ve ekokardiyografik parametre OSİ ile anlamlı ilişki göstermedi (p>0.05). Sonuç: Bulgularımız, plazma ve doku OSİ seviyelerinin romatizmal ve dejeneratif KKH’de benzer olduğunu göstermektedir. |
| 6. | Hipertrofik kardiyomiyopatide olumsuz klinik olayları öngörmede sol atriyum boyutunun önemi Importance of left atrial size in predicting adverse clinical events in hypertrophic cardiomyopathy Gökhan Kahveci, Fatih Bayrak, Bülent Mutlu, Yelda BaşaranPMID: 19223720 Sayfalar 541 - 545 Amaç: Bu çalışmada, hipertrofik kardiyomiyopatili (HKM) hastalarda gelişebilecek olumsuz klinik olayları öngörmede sol atriyum boyutunun rolü araştırıldı. Çalışma planı: Çalışmaya HKM tanısı konan ardışık 83 hasta (45 erkek, 38 kadın; ort. yaş 47±17) ileriye dönük olarak katıldı. Başvuruda hastalara standart transtorasik ekokardiyografi uygulandı. Sol atriyum çapı, parasternal uzun eksen pozisyonda sistol sonunda ölçüldü ve vücut yüzey alanına oranlandı (sol atriyum çapı indeksi-SAÇİ). Hastalar kardiyovasküler ölüm ve/veya kalp yetersizliği semptomlarında kötüleşmeden oluşan klinik sonlanım açısından ortalama 622±366 gün (dağılım 14-1142 gün) süreyle takip edildi. Bulgular: Yirmi yedi hastada (%32.5) olumsuz klinik olay (2 ölüm, 25 NYHA fonksiyonel sınıfında kötüleşme) gelişti. Hastalar SAÇİ ortanca değerine (2.5 cm/m2) göre incelendiğinde, SAÇİ ≥2.5 cm/m2 olan hastaların log NT-proBNP düzeyleri ve en büyük duvar kalınlıkları daha fazla; klinik sonlanım, ileri NYHA fonksiyonel sınıfı, önemli mitral yetersizlik ve sol ventrikül çıkış yolu tıkanıklığı oranları daha yüksek bulundu. Yapılan ROC analizinde, SAÇİ için 2.2 cm/m2’lik kestirim değerinin klinik sonlanımı öngörmedeki duyarlılığı %89, özgüllüğü %34, negatif ve pozitif öngörü değerleri sırasıyla %84 ve %38 bulundu. Kaplan-Meier analizinde, SAÇİ değeri <2.2 cm/m2’ olan hastalarda olaysız sağkalım oranı anlamlı derecede yüksek idi. İkili lojistik regresyon analizinde artmış SAÇİ’nin belirleyicileri şunlardı: Kadın cinsiyet, ileri NYHA fonksiyonel sınıfı, log NT-proBNP, en büyük duvar kalınlığı, önemli mitral yetersizliği ve sol ventrikül çıkış yolu tıkanıklığı. Çokdeğişkenli analizde ise, log NT-proBNP artmış SAÇİ’nin tek bağımsız belirleyicisi idi (OR= 2.1; %95 Güven aralığı: 1.3-3.4; p=0.004). Sonuç: Bulgularımız, SAÇİ’nin HKM’li hastalarda olumsuz klinik olayların tahmininde güçlü bir öngördürücü olarak kullanılabileceğini göstermektedir. |
| OLGU BILDIRISI | |
| 7. | Sağ ventrikülü tutan metastatik Ewing sarkomu Metastatic Ewing’s sarcoma involving the right ventricle Burak Pamukçu, Ahmet Kaya Bilge, Mehmet Meriç, Dursun AtılganPMID: 19223721 Sayfalar 546 - 548 Ewing sarkomunda kalp metastazı nadirdir. Yirmi iki yaşında bir kadın hasta egzersizle ortaya çıkan çarpıntı ve halsizlik yakınmalarıyla başvurdu. Hastaya yedi yıl önce Ewing sarkomu nedeniyle radikal sağ tibia rezeksiyonu uygulandığı ve aynı nedenli akciğer metastazı için halen kemoterapi gördüğü öğrenildi. Transtorasik ve transözofajiyal ekokardiyografide, sağ ventrikül serbest duvarında büyük bir inhomojen kitle (3x3.5 cm) görüldü. Kitleyi masif trombüsten ayırt etmek için yapılan kontrastlı manyetik rezonans görüntülemede kısmi kontrast tutulumu izlenmesi üzerine kitlenin malign metastatik lezyon olduğu düşünüldü. Eşlik eden akciğer metastazı ve cerrahinin fazla yararı olmayacağı göz önüne alınarak hasta için cerrahi rezeksiyon önerilmedi. |
| 8. | Sağ sinüs Valsalvadan köken alan sirkumfleks koroner arterden beslenen sol atriyum miksoması Left atrial myxoma supplied by the circumflex coronary artery arising from the right sinus of Valsalva İbrahim Özdoğru, Mustafa Duran, Bahadır Şarlı, Abdurrahman OğuzhanPMID: 19223722 Sayfalar 549 - 551 Miksoma kalbin en sık rastlanan tümörüdür. Kardiyak miksomalar histolojik olarak benign olmalarına rağmen, akut miyokard infarktüsü ile sonuçlanan emboli kaynağı ve kalp içi tıkanıklık nedeni olabilirler. Otuz sekiz yaşında erkek hasta akut koroner sendrom tablosuyla ve altı aylık angina öyküsüyle başvurdu. Elektrokardiyografide sinüs ritmi ve D2-3 ve aVF derivasyonlarında patolojik Q dalgaları izlendi. İkiboyutlu ekokardiyografide sol atriyum içinde, sol ventrikül doluşunu engelleyen, 6.8x3.4 cm büyüklüğünde bir kitle görüldü. Kitle mitral kapağından sol ventrikül içine uzanım göstermekteydi. Ayrıca, inferior duvar akinezisi saptandı. Selektif koroner anjiyografide koroner arterler normal bulunurken, sol atriyum kitlesinde belirgin neovaskülarizasyon izlendi. Kitle sağ koroner küspisden köken alan sol sirkumfleks koroner arterden besleniyordu. İnferior duvar akinezisi ventrikülografi ile de doğrulandı. Hasta acil şartlarda ameliyata sevk edildi. Çıkarılan kitlenin histolojik tanısı miksoma idi. Hastanın ameliyat sonrası seyri sorunsuz geçti. |
| 9. | Göğüs ağrısı nedeni olan doğuştan koroner arter fistülü Congenital coronary artery fistula as a cause of angina pectoris Hayrettin Sağlam, Cevdet Ugur Koçoğulları, Eser Kaya, Mustafa EmmilerPMID: 19223723 Sayfalar 552 - 554 Koroner arteriyovenöz fistül nadir gözlenen, koroner anjiyografilerin % 0,1-%0,2 sinde tesadüfen rastlanan bir anomalidir. Biz nadir bir vaka olarak sol sirkümfleks arterin proksimalinden pulmoner artere olan konjenital arteriyovenöz fistüllü semptomatik bir hastayı tanımladık. |
| 10. | Tekrarlayan pulmoner tromboembolili bir olguda sağ atriyum ve inferior vena kavada miksomayı taklit eden trombüs Thrombi in the right atrium and inferior vena cava mimicking myxoma in a patient with recurrent pulmonary thromboembolism Tolga Aksu, Erdem Tümer Güler, Omaç Tüfekçioğlu, Ayşegül Öz AksuPMID: 19223724 Sayfalar 555 - 557 İki yıl önce pulmoner tromboemboli tanısıyla başlanan oral antikoagülan tedavisini sürdürmekte olan 26 yaşındaki erkek hasta, son bir haftadır ortaya çıkan göğüs ağrısı, nefes darlığı ve hemoptizi yakınmalarıyla başvurdu. Transtorasik ekokardiyografide, sağ atriyum içerisinde 3.5x3 cm boyutlarında ve vena kava inferiorda 1.5x1 cm boyutlarında iki adet kitle görünümü izlendi. Yapılan incelemelerde vejetasyon ve sekonder kardiyak tümör olasılığı dışlandı ve sürdürülen oral antikoagülan tedavi de göz önüne alınarak, trombüs oluşumuna neden olabilecek ek bir patoloji saptanmadı. Ayırıcı tanıda öncelikli olarak çoklu miksoma düşünülerek hastaya cerrahi uygulandı. Çıkarılan kitlelerin patolojik inceleme sonucu trombüs olarak bildirildi. |
| 11. | Pulmoner hipertansiyonunun nadir bir nedeni: Pulmoner Langerhans hücreli granülomatozis A rare cause of pulmonary hypertension: pulmonary Langerhans cell granulomatosis Yeşim Güray, Ramazan Astan, Esra Gücük, Ümit GürayPMID: 19223725 Sayfalar 558 - 561 Pulmoner Langerhans hücreli granülomatozis (PLHG), sigara içme ile ilişkili, hiperinflasyon ve/veya tıkayıcı akciğer hastalığı ile seyreden interstisyel bir hastalıktır. Pulmoner hipertansiyon ilerlemiş akciğer hastalığında görülen geç bir komplikasyondur ve sıklıkla kötü prognoz göstergesidir. Dört yıldır PLHG tanısıyla diltiazem ve kortikosteroid tedavisi gören 24 yaşında erkek hasta, nefes darlığı ve fonksiyonel kapasitesinin kötüleşmesi nedeniyle kardiyoloji kliniğinde incelendi. New York Kalp Birliği fonksiyonel sınıfı 3 olan hastanın elektrokardiyografisinde sinüs ritmi ve sağ dal bloku izlendi. Sürekli dalga Doppler ekokardiyografi ile sistolik pulmoner arter basıncı (SPAB) 80 mmHg olarak hesaplandı. Yapılan sağ kalp kateterizasyonunda SPAB 70 mmHg, ortalama pulmoner arter basıncı (OPAB) 44 mmHg ölçüldü. Vazodilatör tedaviye yanıtı değerlendirmek amacıyla adenozin ile yapılan pulmoner reaktivite testinde OPAB’de önemli değişim izlenmedi. Bu sonuçlara dayanarak, hastaya medikal tedavi planlandı. |
| 12. | Sol sirkumfleks koroner arterde miyokardiyal köprüleşme: Olgu sunumu A case of myocardial bridging of the left circumflex coronary artery Cemal Tuncer, Gülizar Sökmen, Gürkan Acar, Sedat KöroğluPMID: 19223726 Sayfalar 562 - 563 Miyokardiyal köprüleme epikardiyal koroner arterlerin belirli mesafelerde üzerinden geçen kas lifi demetlerinden oluşur. En sık olarak sol ön inen arter üzerinde görülür. Sol sirkumfleks arterde görülmesi çok nadirdir. Altmış üç yaşında erkek hasta sol omza yayılan göğüs ağrısı yakınmasıyla başvurdu. Fizik muayenesi normal olan hastanın elektrokardiyogramında lateral ST-segment değişiklikleri izlendi. Egzersiz elektrokardiyogramda belirgin lateral ST ve T dalga değişiklikleri gözlendi. Koroner anjiyografide, birinci obtus marjinden sonra sirkumfleks arterin ortasında sistolik daralma dışında koroner arterler normal bulundu. Hasta beta-bloker tedavisi ile taburcu edildi. Sekiz aylık takip döneminde göğüs ağrısı tekrarlamadı. |
| OLGU GÖRÜNTÜSÜ | |
| 13. | Sol ventrikül çıkım yolu tıkanıklığının nadir bir nedeni: Aksesuvar mitral kapak A rare cause of left ventricular outflow obstruction: accessory mitral valve tissue Sadık Açıkel, Mehmet Doğan, Harun Kılıç, Ramazan AkdemirPMID: 19223727 Sayfa 564 Makale Özeti | |
| 14. | Bilateral coronary artery to pulmonary artery fistulas associated with significant coronary artery atherosclerosis Koroner arterlerden pulmoner artere uzanan iki taraflı fistüller ve eşlik eden belirgin koroner arter aterosklerozu Ali Sabri Seyis, İsmail Türkay Özcan, Ahmet ÇamsarıPMID: 19223728 Sayfa 565 Makale Özeti | |
| 15. | Aritmojenik sağ ventrikül kardiyomiyopatisi ve ileri biventriküler kalp yetersizliği Arrhythmogenic right ventricular cardiomyopathy with severe biventricular heart failure Gökhan Kahveci, Denyan Mansuroğlu, Başar Sareyyüpoğlu, Bülent MutluPMID: 19223729 Sayfa 566 Makale Özeti | |
| DIĞER YAZILAR | |
| 16. | Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar Comment on cardiology publications Ertan UralSayfa 567 Makale Özeti | |
Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi
