ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 35 (5)
Cilt: 35  Sayı: 5 - Temmuz 2007
ARAŞTIRMA
1. 
Kalp hızı türbülansının peri-infarktüs dönemde sol ventrikül disfonksiyonu ve prognoz açısından öngördürücü değeri
The predictive value of heart rate turbulence for ventricular systolic dysfunction and prognosis in the peri-infarction period
Kenan Yalta, Ahmet Yılmaz, Okan Turgut, Birhan Yılmaz, Alim Erdem, Can Yontar, İzzet Tandoğan
Sayfalar 273 - 277
Amaç: Bu çalışmada, ST-segment yükselmeli miyokard infarktüslü (STEMI) hastalarda kalp hızı türbülansı (KHT) ile sol ventrikül sistolik disfonksiyonu arasındaki ilişki araştırıldı.
Çalışma planı: Çalışmaya STEMI ile başvuran ardışık 50 hasta alındı. Yatışta trombolitik tedavi uygulandıktan 24 saat sonra hastalar transtorasik ekokardiyografi ile değerlendirildi. Hastalar, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun (EF) düşük (<%55) veya normal (≥%55) olmasına göre iki grupta incelendi. Grup 1’de 25 hasta (ort. yaş 48±9), grup 2’de 25 hasta (ort. yaş 52±9) vardı. Transtorasik ekokardiyografi ile değerlendirme sonrasında tüm hastalara 24 saatlik Holter monitörizasyonu uygulanarak, buradan elde edilen verilerden KHT’ye ait iki parametre, erken akselerasyonu gösteren türbülans başlangıcı ve geç deselerasyonu gösteren türbülans eğimi hesaplandı.
Bulgular: Grup 1’deki hastalarda ortalama türbülans başlangıç değeri anlamlı derecede yüksek (%0.74±1.82 ve -%2.35±1.48, p<0.05), sol ventrikül EF’si anlamlı derecede düşük (%39.1±6.7 ve %57.2±5.3, p<0.05) bulundu. Holter izleme ve ekokardiyografik değerlendirmeye ait diğer veriler iki grup arasında anlamlı farklılık göstermedi (p>0.05). Akut sol ventrikül sistolik disfonksiyonunu öngörmede (EF <%55) türbülans başlangıcına ait anormal değerlerin (≥%0) duyarlılık ve özgüllüğü %88 bulundu (p<0.05).
Sonuç: Akut STEMI'de, bozulmuş türbülans başlangıç değeri, sol ventrikül sistolik disfonksiyonunu ve prognozu öngörmede yararlı bir parametre olarak kullanılabilir.

2. 
Akut koroner sendromlu hastalarda koroner arter hastalığının ciddiyeti ile interlökin-6 polimorfizmi arasındaki ilişki
The relationship between interleukin-6 polymorphism and the extent of coronary artery disease in patients with acute coronary syndrome
Fuat Gündoğdu, Öznur Özdemir, Serdar Sevimli, Mahmut Açıkel, İbrahim Pirim, Şule Karakelleoğlu, Şakir Arslan, Serkan Serdar
Sayfalar 278 - 283
Amaç: Bu çalışmada akut koroner sendromlu hastalarda plazma fibrinojen ve interlökin-6 (IL-6) düzeyleri ile IL-6 polimorfizmi sıklığı araştırıldı.
Çalışma planı: İskemik kalp hastalığı şüphesiyle koroner anjiyografi ile incelenen 115 hasta üzerinde olgu-kontrol çalışması yapıldı. Anjiyografi bulgularına göre hastalar iki grupta değerlendirildi: 65 hastada (49 erkek, 16 kadın; ort. yaş 61±10) sınırlı koroner arter hastalığı (KAH) (1 damar daralmış), 50 hastada (36 erkek, 14 kadın; ort. yaş 61±9) yaygın KAH (≥2 damar daralmış) vardı. Hastalardan açlık kan örnekleri alınarak serum lipidleri, yüksek duyarlıklı C-reaktif protein, IL-6, ve fibrinojen düzeyleri ölçüldü. İki grupta genotipik dağılım ve IL-6 C/G-174 polimorfizmi varlığı polimeraz zincir reaksiyonuyla belirlendi.
Bulgular: Sınırlı KAH bulunan grupta KAH için pozitif aile öyküsü anlamlı derecede düşük oranda bulundu; ayrıca, plazma IL-6 ve fibrinojen düzeyleri de yaygın KAH bulunan gruba göre anlamlı derecede düşük idi (p<0.05). IL-6 polimorfizmi toplam 20 hastada (%17.4) saptandı; sıklığı yaygın KAH bulunan grupta anlamlı derecede yüksek bulundu (%32 ve %6.2; p<0.001).
Sonuç: Bulgularımız, IL-6 C/G-174 polimorfizminin varlığı ve artmış IL-6 ve fibrinojen düzeyleri ile inflamatuvar sistem ve hemodinamik olarak KAH’nin yaygınlığı arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir.

3. 
Konjestif kalp yetersizliği olan hastalarda karvedilol tedavisi QT dispersiyonunda düzelme sağlamaktadır
Carvedilol therapy is associated with improvement in QT dispersion in patients with congestive heart failure
Serdar Sevimli, Şakir Arslan, Fuat Gündoğdu, Enbiya Aksakal, Hakan Taş, Yekta Gürlertop, Hüseyin Şenocak, Sebahattin Ateşal, Necip Alp
Sayfalar 284 - 288
Amaç: Bu çalışmada, konjestif kalp yetersizliği (KHY) olan hastalarda karvedilol tedavisinin düzeltilmiş QT dispersiyonu (QTd) üzerine etkisi araştırıldı.
Çalışma planı: Çalışmaya semptomatik (KHY) olan 20 hasta alındı (6 kadın, 14 erkek; ort. yaş 57±11). Tüm hastalar sinus ritminde idi, dinlenme ejeksiyon fraksiyonu ≤%40 idi ve beta-bloker için herhangi bir kontrendikasyon yoktu. Koroner anjiyografide dokuz olguda koroner arter hastalığı, 11 olguda dilate kardiyomiyopati saptandı. Sekiz hasta daha önce miyokard infarktüsü geçirmişti. Tüm hastalar en az bir yıl süreyle diüretik ve anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörü kullanmaktaydı. Karvedilol tedavisine minimum dozda (3.125 mg x 2) başlandı; doz 15 günde bir artırılarak, hastanın tolere edeceği maksimum doza çıkıldı (günlük ort. 42.5±13.6 mg). Tüm hastalar tedaviden önce ve üç ay sonra elektrokardiyografi ve transtorasik ekokardiyografi ile değerlendirildi.
Bulgular: Klinik ve ekokardiyografik parametrelerden anlamlı düşüş gözlenenler şunlardı: kalp hızı (p=0.001), sistolik kan basıncı (p=0.002), sol atriyum çapı (p<0.001), sol ventrikül sistol sonu (p<0.001) ve diyastol sonu (p=0.04) çapları. Sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu anlamlı artış gösterdi (p<0.001). Tüm hastaların NYHA fonksiyonel kapasitesinde anlamlı iyileşme görüldü (p<0.05). Hem düzeltilmiş QTd (p=0.001), hem de QTd’deki (p<0.001) düşme anlamlı idi. Maksimum düzeltilmiş QT ve maksimum QT’de anlamlı değişiklik olmadı (p>0.05); minimum QT ve minimum düzeltilmiş QT ise anlamlı artış gösterdi (p<0.001). Karvedilol dozu ile QTd’deki yüzdelik düşüş arasında anlamlı ilişki görülmedi (p>0.05).
Sonuç: Karvedilol, KHY’li hastalarda düzeltilmiş QTd'yi anlamlı derecede düşürmektedir.

4. 
Yavaş koroner akım fenomeninin bozulmuş kalp hızı toparlanması ile ilişkisi
Association of slow coronary flow phenomenon with abnormal heart rate recovery
Göknur Tekin, Abdullah Tekin, Alpay Turan Sezgin, Fatma Yiğit, Şenol Demircan, Tansel Erol, Haldun Müderrisoğlu
Sayfalar 289 - 294
Amaç: Egzersiz sonrası birinci dakikadaki kalp hızı toparlanması (KHT) büyük ölçüde vagal reaktivasyonun bir göstergesidir ve parasempatik sistemin bir belirteci olarak kabul edilmektedir. Üçüncü dakika kan basıncı toparlanma indeksi (KBTİ3) ise sempatik aktiviteyi yansıtabilir. Bu çalışmada, yavaş koroner akımlı hastalarda birinci dakikadaki KHT ve KBTİ3 saptanarak hastaların parasempatik ve sempatik aktiviteleri belirlenmeye çalışıldı.
Çalışma planı: Çalışmada anjiyografik olarak TIMI (Thrombolysis in Myocardial Infarction) kare sayısı yöntemiyle yavaş koroner akım tanısı konan 24 hasta (19 erkek, 5 kadın; ort. yaş 51±7) incelendi. Kalp hızı toparlanması, pik egzersizdeki kalp hızından toparlanma döneminde ilgili dakikadaki kalp hızı çıkartılarak hesaplandı. Kan basıncı toparlanma indeksleri, toparlanma süresinin 1, 2 ve 3. dakikalarındaki sistolik kan basıncının pik egzersizdeki sistolik kan basıncına bölünmesiyle elde edildi. Sonuçlar koroner akımı normal bulunan, yaş ve cinsiyet uyumlu 26 olgunun (19 erkek, 7 kadın; ort. yaş 52±8) sonuçlarıyla karşılaştırıldı.
Bulgular: Yavaş koroner akımlı hasta grubunda birinci (19±4 ve 25±6 vuru/dakika; p<0.001) ve ikinci dakika (36±9 ve 44±13 vuru/dakika; p=0.042) KHT değerleri normal akımlı kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu. İki grubun KBTİ3 değerleri arasındaki farklılık ise anlamlı değildi (0.81±0.07 ve 0.84±0.12; p=0.440).
Sonuç: Birinci dakikadaki KHT’de gözlenen düşüş, yavaş koroner akımlı hastalarda vagal tonusun zayıfladığına işaret etmektedir. Azalmış vagal aktivite yavaş koroner akımdan sorumlu mekanizmada rol oynayabilir.

OLGU BILDIRISI
5. 
Sol ventrikül yerleşimli kist hidatik
Left ventricular hydatid cyst
Emin Alioğlu, Uğur Önsel Türk, İstemihan Tengiz, Ertuğrul Ercan
Sayfalar 295 - 298
Kardiyak hidatik hastalığı nadirdir ve ekinokokkosizli tüm hastaların %0.2-%2’sinde görülür. Altmış yedi yaşında bir çiftçi bitkinlik, nefes darlığı ve çarpıntı yakınmalarıyla başvurdu. Öyküsünde kalp hastalığı yoktu. Kardiyovasküler muayenesi, elektrokardiyografi, göğüs filmi, hematolojik ve biyokimyasal testleri normal bulundu. Parazitik seraolojisi negatif idi. Transtorasik ekokardiyografide sol ventrikülün posteroapikal bölgesinde 3.7x3.5 cm boyutlarında bir kist görüldü. Kist varlığı magnetik rezonans görüntüleme ile doğrulandı ve karaciğerde ikinci bir kiste rastlandı. Hastaya median sternotomiyle cerrahi uygulanarak kist çıkarıldı. Patolojik incelemede ekinokokkosiz tanısı doğrulandı. Ameliyat sonrasında hastaya dört haftalık albendazol tedavisi (800 mg/gün) uygulandı. Üç aylık takip süresini hasta asemptomatik geçirdi, fonksiyonel kapasitesinde düzelme görüldü. İkiboyutlu transtorasik ekokardiyografide kist oluşumunu düşündürür bir bulgu yoktu.

6. 
Miyokard infarktüsüne yol açan çok damar koroner ektazisi
Multivessel coronary ectasia resulting in myocardial infarction
Kaan Okyay, Yusuf Tavil, Mehmet Güngör Kaya, Timur Timurkaynak
Sayfalar 299 - 302
Koroner arter ektazisi genellikle aterosklerotik koroner arter hastalığında görülen nadir bir anjiyografik lezyondur. Bozulmuş koroner kan akımına bağlı olarak angina pektorise, hatta miyokard infarktüsüne bile yol açabilir. Yetmiş yaşında kadın hasta, fiziksel aktivite sonrası oluşan ve yaklaşık 30 dakika süren göğüs ağrısı şikayetiyle başvurdu. Fizik muayenede, sol sternal sınırda 2/6 şiddetinde duyulan sistolik üfürüm dışında patolojik bulguya rastlanmadı. Elektrokardiyografide III, AVF ve V1-V3 derivasyonlarında T dalgası dalgalanmaları gözlendi. Koroner yoğun bakım ünitesinde uygulanan ilaç tedavisinden sonra hastada göğüs ağrısı olmadı. Akut ST yükselmesiz miyokard infarktüsü tanısıyla uygulanan koroner anjiyografide sol ön inen arter ve sağ koroner arterde segmental ektazi görüldü; herhangi bir tıkayıcı lezyona rastlanmadı. İlaç tedavisi verilerek taburcu edilen hastada altı aylık takip dönemi içinde göğüs ağrısı tekrarlamadı.

7. 
Akut miyokard infarktüsünü taklit eden miyokarda metastatik meme kanseri
Cardiac metastasis of breast cancer mimicking acute myocardial infarction
Gökmen Gemici, Hakan Tezcan, Refik Erdim, Ahmet Oktay
Sayfalar 303 - 305
Memenin invaziv duktal karsinomu tanısıyla hastanede yatmakta olan 48 yaşındaki kadın hasta, ventriküler taşikardi gelişmesi nedeniyle koroner bakım ünitesine alındı. Lidokain infüzyonu ile sinüs ritmi sağlanan hastanın kontrol elektrokardiyogramında (EKG) inferior ve anterior derivasyonlarda ST-segment yükselmesi izlendi. Hastada angina yoktu ve serum kardiyak troponin T düzeyleri normal sınırlarda idi. Toraks bilgisayarlı tomografi incelemesinde miyokard ve akciğerleri tutan metastatik lezyonlar izlendi. Hastadaki EKG değişikliklerinin nedeninin miyokarda metastaz yapmış olan meme kanseri olabileceği düşünüldü. Amiodaron tedavisiyle takip sırasında ventriküler taşikardi görülmedi. Tipik angina tanımlamayan ve kardiyak belirteçleri normal bulunan kanser hastalarında gelişen EKG değişikliklerinde tümörün miyokardiyal infiltrasyonu akılda tutulmalıdır.

DERLEME
8. 
Kalp dokusunda kök hücre naklinde kullanılan yöntemler
The delivery methods used in cardiac stem cell therapy
Yelda Tayyareci, Berrin Umman, Yılmaz Nişancı
Sayfalar 306 - 313
Kardiyolojide kök hücre tedavisi, iskemik kalp hastalığı nedeniyle gelişen kalp yetersizliğinin tedavisinde umut veren, alternatif bir tedavi yaklaşımıdır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda kalp dokusuna kök hücre naklinin kısa dönemde sol ventrikül fonksiyonları ve neovaskülarizasyon üzerine olumlu etkileri gösterilmişse de, günümüzde bu tedavinin uzun dönem sonuçları tartışmalıdır. Kalp dokusuna kök hücre naklinde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Tüm bu yöntemler ile olumlu sonuçlar elde edilmişse de, farklı uygulama tekniklerinin etkinliklerini karşılaştıran yeterli sayıda çalışma yoktur. Kök hücre tedavisinin etkinliğini artırmak için, farklı uygulama teknikleriyle nakledilen kök hücrelerin hedef organda belirlenmesini sağlayacak, davranışları ve etkinliklerini ortaya koyacak daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
9. 
Semptomsuz bir hastada doğuştan düzeltilmiş büyük arter transpozisyonu ve total situs inversus
Congenitally corrected transposition of the great arteries associated with total situs inversus in an asymptomatic patient
Yusuf Tavil
Sayfa 314
Bu olgumuzda herhangi bir yakınması olmayan, Situs inversus totalis ile birlikte doğuştan düzeltilmiş büyük arter transpozisyonu olan 46 yaşında erkek bir hasta sunulmuştur. Nadir görülen bu iki doğumsal anomalinin birlikteliğinin tanısı ekokardiyografik ve manyetik rezonans görüntüleme yöntemleri ile konulabilmektedir. Hastanın yakınmasının olmaması ve beraberinde kalp yetmezliği ve kardiyak ileti bozukluğu olmaması nedeniyle takip kararı alınarak izlenmesine karar verildi.

DIĞER YAZILAR
10. 
İlaç salınımlı stentler hangi hasta ve lezyonda devlet tarafından finanse edilmeli?
Which patients or lesions should be covered by state-subsidized health care for drug-eluting stents?
Erdoğan İlkay
Sayfalar 315 - 332
Makale Özeti |Tam Metin PDF

11. 
2006 Yılı üst düzey kardiyoloji makalelerimizle ilgili yayınlanmış dökümdeki eksikliklerin duyurulması
2006 Yılı üst düzey kardiyoloji makalelerimizle ilgili yayınlanmış dökümdeki eksikliklerin duyurulması
Altan Onat
Sayfa 333
Makale Özeti |Tam Metin PDF

12. 
Uzman Yanıtları
Answers of specialist
Gül Öngen, Murat Sezer
Sayfalar 334 - 335
Makale Özeti |Tam Metin PDF

13. 
Kardiyoloji yayınlarında gündem ve yorumlar
Comment on cardiology publications
Ertan Ural
Sayfa 336
Makale Özeti |Tam Metin PDF

14. 
Prof. Dr. Remzi Özcan’ın Ardından
Prof. Dr. Remzi Özcan’ın Ardından

Sayfalar 337 - 339
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi