ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 34 (6)
Cilt: 34  Sayı: 6 - Eylül 2006
ARAŞTIRMA
1. 
TEKHARF 2003-2004 taraması katılımcılarının genel beslenme örüntüsü ve beslenme alışkanlıkları
Nutritional habits and nutritional patterns of participants of the Turkish Adult Risk Factor Survey 2003-2004
Perihan Arslan, Seyit Mercanlıgil, Hülya Gökmen Özel, Gamze Çıtak Akbulut, Nilay Dönmez, Hilal Çiftçi, İbrahim Keleş, Altan Onat
Sayfalar 331 - 339
Amaç: Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalığı ve Risk Faktörleri (TEKHARF) 2003-2004 örneklemindeki bireylerin genel beslenme örüntüsü ve alışkanlıkları incelendi ve son 10-20 yıl içindeki değişiklikler değerlendirildi.
Çalışma planı: Çalışma tüm coğrafi bölgelerimizden eşit oranda seçilen 787 katılımcı (394 erkek, 393 kadın; ort. yaş erkeklerde 53.0, kadınlarda 52.4) ile yüz yüze görüşmelerle yapıldı. Örneklemin %22’si kırsal kesimde, %78’i kentlerde yaşıyordu. Bireylerin günlük enerji ve besin öğeleri alımları soruşturuldu ve farklı besin gruplarından sağlanan günlük enerjide karbonhidrat, protein ve yağın dağılımı hesaplandı.
Bulgular: Günlük enerjinin %53.3’ü karbonhidrat, %13.7’si protein, %33’ü yağlardan sağlanmaktaydı. Günlük enerjinin karşılandığı besin gruplarının dağılımı şöyleydi: Tahıl ve tahıl ürünleri (%37), katı-sıvı yağlar (%15), süt ve süt ürünleri (%13), meyve (%10), sebze (%6), şeker, bal, reçel (%7), et ve tavuk (%6). Günlük karbonhidrat alımının %56’sını tahıllar, %24’ünü meyve ve sebzeler, %13’ünü şeker, bal-reçel oluşturmaktaydı. Protein alımında, ilk sıraları tahıllar (%37), et, tavuk (%20), süt ve süt ürünleri (%19), sebze ve meyve (%15) almaktaydı. Günlük yağ alımında görünür yağ (sıvı+katı) oranı %41, görünmeyen yağ oranı %59 idi. Önceki çalışmalarla karşılaştırıldığında, enerjinin karbonhidrat payının %9 azaldığı, tahılların payının %52’den %32’ye düştüğü, protein, toplam yağ ve görünmeyen yağ yüzdelerinin sırasıyla %2, %8 ve %14 oranında arttığı görüldü.
Sonuç: TEKHARF 2003-2004 örneklemindeki bireylerin beslenme alışkanlıklarının önceki yıllara göre değişmiş olduğu söylenebilir.

2. 
Kronik tam veya kısmi koroner arter tıkanıklıklarında intrakoroner stent uygulamasının sol ventrikül sistolik fonksiyonları ve fonksiyonel kapasite üzerine etkisi
The effect of intracoronary stent implantation on left ventricular systolic functions and functional capacity in patients with chronic total or subtotal occlusions
Doğan Erdoğan, Mehmet Özaydın, Yılmaz Nişancı, Faruk Erzengin
Sayfalar 340 - 345
Amaç: Kronik tam ve kısmi tıkanıklıklarda başarılı intrakoroner stent uygulamasının sol ventrikül genel ve bölgesel sistolik fonksiyonları ve fonksiyonel kapasite üzerine etkisi değerlendirildi.
Çalışma planı: Başarılı intrakoroner stent uygulanan 36 hasta (31 erkek, 5 kadın; ort. yaş 52.5; dağılım 40-65) herhangi bir koroner arterde kronik tam (n=24) veya kısmi tıkanıklık (n=12) bulunmasına göre iki gruba ayrıldı. Kontrol anjiyografileri işlem sonrası 3-9. aylarda yapıldı. İşlem sonrası sol ventrikül global ejeksiyon fraksiyonundaki ve sol ventrikül bölgesel duvar hareket bozukluğundaki değişiklikler ve fonksiyonel kapasitedeki düzelme değerlendirildi. Hastaların semptom durumu Kanada Kalp Derneği’ne göre sınıflandırıldı. Ortalama takip süresi tam tıkanıklık grubunda 6.0±3.1 ay, kısmi tıkanıklık grubunda 5.8±2.9 ay idi.
Bulgular: İşlem sonrasında her iki grupta koroner darlık ve yeniden tıkanma oranları benzer bulundu. Yeniden tıkanıklık veya darlık olan hastalarda fonksiyonel kapasite olmayanlara göre anlamlı derecede daha düşük idi (p<0.001). Tam tıkanıklık grubunda stent uygulaması sonrasında sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunda anlamlı artış sağlanırken (p=0.01), kısmı tıkanıklık grubundaki artış anlamlı değildi (p=0.07). Bu açıdan işlem sonrasında iki grup arasındaki fark anlamlı idi (p=0.04). Her iki grupta da işlem öncesine göre bölgesel sistolik fonksiyonlarda (sırasıyla p=0.008 ve p=0.02) ve fonksiyonel kapasitede (sırasıyla p<0.0001 ve p=0.02) anlamlı etki gözlendi; ancak takipte her iki açıdan da iki grup arasında anlamlı farklılık yoktu (p>0.05).
Sonuç: Başarılı stent uygulamasından sonra sol ventrikülün bölgesel ve genel sistolik fonksiyonlarında ve fonksiyonel kapasitede görülen düzelme kronik tam koroner arter tıkanıklıklarında kısmi tıkanıklıklara göre daha belirgindir.

3. 
Kalp yetersizliği olan hastalarda beta-bloker tedavisinin sol ventrikül sistolik fonksiyonlarına ve fonksiyonel kapasiteye etkisi: Metoprolol süksinat ile karvedilolün karşılaştırılması
The effect of beta-blocker therapy on left ventricular systolic functions and functional capacity in patients with heart failure: a comparison between metoprolol succinate and carvedilol
Şakir ARSLAN, Mustafa Kemal EROL, Engin BOZKURT, Fuat GÜNDOĞDU, Hanifi Yekta GÜRLERTOP, Hüseyin ŞENOCAK
Sayfalar 346 - 351
Amaç: Kalp yetersizliği olan hastalarda konvansiyonel tedaviye ek olarak uygulanan metoprolol süksinat veya karvedilol tedavisinin sol ventrikül sistolik fonksiyonlarına ve efor kapasitesine etkisi değerlendirildi.
Çalışma planı: Çalışmaya hafif-orta dereceli kalp yetersizliği (NYHA sınıf II-III) olan 33 hasta (6 kadın, 27 erkek; ort. yaş 60±10) alındı. Altı hafta süreyle standart tedavi uygulandıktan sonra hastalar iki gruba (karvedilol ve metoprolol) ayrıldı. Karvedilol ve metoprololün başlangıç dozları sırasıyla günde iki kez 3.125 mg ve günde bir kez 25 mg idi ve haftalık artışlarla sırasıyla 50 mg/gün ve 100 mg/gün hedef doza ulaşılmaya çalışıldı. Tüm hastalara başlangıçta ve beta-bloker tedavisinin üçüncü ayında 6 dakika yürüme testi ve transtorasik ekokardiyografi uygulandı.
Bulgular: Tedavi öncesi değerlerle karşılaştırıldığında, istirahat kalp hızı ve sistolik kan basıncı tedavi sonrasında iki grupta da anlamlı düşüş gösterdi (karvedilol, p<0.001; metoprolol, p<0.05). Diyastolik kan basıncındaki düşüş ise sadece metoprolol grubunda anlamlıydı (p<0.01). Her iki grupta da sistolik çap ve sistol sonu volümü, diyastolik çap ve diyastol sonu volümünde belirgin azalma, ejeksiyon fraksiyonunda belirgin artış saptandı. Yürüme testinde iki grupta da yürüme mesafeleri belirgin derecede arttı (p<0.001). Test sonunda, kalp hızında ve kalp yetersizliği semptom skorunda karvedilol grubunda daha fazla olmak üzere anlamlı düşme görüldü. Bununla birlikte, beta-bloker tedavisiyle sağlanan iyileşmelerin hiçbiri iki grup arasında anlamlı farklılık oluşturmadı (p>0.05).
Sonuç: Bulgularımız, metoprolol süksinat ve karvedilolün sol ventrikül sistolik fonksiyonlarında ve hastaların efor kapasitelerinde benzer, ancak anlamlı iyileşme sağladığını göstermektedir.

4. 
İskemik olmayan diyabetik otonomik nöropatili hastalarda tredmil egzersiz testi parametreleri ile kalp hızı değişkenlerinin değerlendirilmesi
Relationship between treadmill exercise test parameters and heart rate variability in patients with nonischemic diabetic autonomic neuropathy
Yusuf Tamam, Murat Mehmet Sucu, Ali Vahip Temamoğulları, Talantbek Batıraliyev
Sayfalar 352 - 357
Amaç: İskemik olmayan nöropatili diyabetik hastalarda kalp hızı değişkenliği ile tredmil egzersiz testi parametreleri arasındaki ilişki incelendi.
Çalışma planı: Çalışmaya 38 hasta (20 kadın 18 erkek; ort. yaş 50±11) alındı. Hastalara standart kardiyovasküler otonomik nöropati (KON) testleri, Bruce maksimal tredmil testi, 24 saatlik Holter-EKG monitörizasyonu, zaman ve frekansa bağlı kalp hızı değişkenliği incelemesi yapıldı. Zamana bağlı parametreler olarak SDNN, SDANN, SD, RMSSD, PNN50 alındı. SDNN için 100 msn, RMSSD için 25 msn, SDANN için 92 msn, SD için 35 msn, PNN50 için 7500 kesim değerleri olarak kabul edildi.
Bulgular: Egzersiz testinde ulaşılan MET değerleri ve egzersiz zamanı, Holter-EKG kaydındaki en düşük ve ortalama kalp hızları, başta SD ve SDNN olmak üzere çeşitli KHD parametreleriyle çeşitli derecelerde ilişki gösterdi. MET değerleri ve egzersiz zamanı ile KON derecesi arasında ilişki bulunmadı. Egzersiz parametrelerinden en yüksek hız ve hedef hız yüzdesi (kronotropik parametereler) ile basınç hız ürünü KON derecesi arasında orta derecede ilişki görüldü. Tredmil testi yetersiz bulunan hastaların Holter-EKG kayıtlarında anlamlı olarak daha yüksek minimal hız görüldü (p=0.05). Ayrıca, SDNN, SD, RMSSD ve PNN50 değerleri anlamlı olarak daha düşüktü (p<0.05). 5 MET veya altında efor harcayan hastalarda SDANN değerleri anlamlı azalma gösterirken,10 MET’in üzerinde efor harcayanlarda SDANN değerleri normalin üzerine çıktı (p<0.05).
Sonuç: İskemik olmayan tip II diyabetli hastalarda otonomik nöropati KHD parametreleriyle yakından ilişkilidir ve bu hastalarda egzersiz yanıtı bozulmuştur.

5. 
Mitral stenozlu ve sinüs ritimli hastalarda kardiyak fonksiyonların erken dönemde doku Doppler görüntüleme ile belirlenmesi
Early detection of cardiac function by tissue Doppler imaging in patients with mitral stenosis and sinus rhythm
Mustafa Aydın, Sait Mesut Doğan, Metin Gürsürer, Aydın Dursun, Fatih Çam, Tolga Onuk
Sayfalar 358 - 362
Amaç: Çalışmamızda, mitral darlığı olan hastalarda doku Doppler görüntüleme ile sol ventrikül fonksiyonları incelendi.
Çalışma planı: Şiddetli mitral darlığı olan [mitral kapağı alanı (MKA) <1.2 cm2] 26 hasta (18 kadın; ort. yaş 38±7), hafif-orta derecede mitral darlığı olan (MKA≥1.2 cm2) 32 hasta (24 kadın; ort. yaş 35±9) ve 25 sağlıklı gönüllü (17 kadın; ort. yaş 39±6) standart ekokardiyografi ve doku Doppler görüntüleme ile incelendi. Bütün hastalar sinus ritmindeydi ve hiçbirinde hipertansiyon veya koroner arter hastalığı yoktu. Apikal dört-boşluk görüntülerde, lateral segment ve interventriküler septum bazalinden miyokardiyal sistolik hız, erken ve geç diyastolik hızlar ölçüldü.
Bulgular: Sol ventrikül boyutları, ejeksiyon fraksiyonu, diyastol ve sistol sonunda oluşan çaplar ve sol ventrikül kısalması üç grupta benzer bulundu. Mitral darlığı olan hastalarda sol ventrikül lateral duvarında ve interventriküler septumda ölçülen miyokard sistolik hızları kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu. Ayrıca, erken diyastolik hız ve erken/geç diyastolik hızların oranı anlamlı derecede düşüktü. E-dalgası deselerasyon zamanı ve geç diyastolik miyokard hızları üç grupta benzer bulundu. Septum (r=0.57, p<0.01) ve lateral duvarda (r=0.48, p<0.01) ölçülen miyokardiyal sistolik tepe hızlarıyla mitral kapak alanları arasında anlamlı ilişki olduğu görüldü.
Sonuç: Mitral darlığı olan hastalarda standart ekokardiyografide nispeten normal bulgular saptansa bile, doku Doppler görüntüleme sol ventrikül sistolik disfonksiyonunu gösterir bulgu sağlamaktadır. Bunlar miyokard anormalliğini yansıtan erken bulgular olarak değerlendirilebilir.

OLGU BILDIRISI
6. 
Wilson sirozu olan bir olguda konstriktif perikardit: Ayırıcı tanıdaki güçlükler
Constrictive pericarditis in a patient with Wilson’s cirrhosis: difficulties in differential diagnosis
Hülya Akhan Kaşıkcıoğlu, Hüseyin Uyarel, Zeynep Tartan, Neşe Çam
Sayfalar 363 - 366
Konstriktif perikardit (KP) ve restriktif kardiyomiyopatinin hemodinamik görünümlerinin benzer olması nedeniyle KP’nin ayırıcı tanısı sıklıkla zordur. Bu yazıda, Wilson sirozu nedeniyle uzun süre takip edilen, geçirilmiş akciğer tüberkülozu öyküsü olan, son İki yıl içinde iki kez torakotomi ve dekortikasyon yapılan ve restriktif kardiyomiyopatiden ayırt etmekte zorlandığımız KP’li 22 yaşında erkek hasta sunuldu. Hasta bacaklarında şişme ve nefes darlığı yakınmasıyla başvurdu. Toraks bilgisayarlı tomografisinde perikard kalınlığı normal olmasına karşın, sağ ventrikül önünde perikard kalsifikasyonu saptandı. Manyetik rezonans görüntülemede perikard kalınlıgı 2 mm bulundu. Transtorasik ekokardiyografide sol ve sağ atriyum normalden genişti. Kardiyak kateterizasyonda diyastolik ventriküler basınç trasesinde karakteristik karekök işareti ve sağ atriyum basınç trasesinde dik “y” inişi gözlendi. Endomiyokardiyal biyopsi örneğinde miyokard dokusunda hafif hipertrofik değişiklikler görüldü; iltihabi infiltrasyon, granülom, amiloid birikimi veya fibrozis gibi patolojik bulgulara rastlanmadı. Perikard dokusundan alınan biyopside de spesifik iltihaba ait bulgu yoktu. Uygulanan perikardiyektomi sonrasında daha önce 30 mmHg olan sağ atriyum basıncı 15 mmHg’ye geriledi, hastanın egzersiz dispnesi kayboldu.

7. 
Hafif pre-eksitasyonu olan bir hastada başarılı aksesuvar yol ablasyonunun elektrokardiyogramdaki etkisi
The electrocardiographic effect of successful accessory pathway ablation in a patient with minimal preexcitation
Fethi Kılıçaslan, Ata Kırılmaz, Rifat Eralp Ulusoy, Bekir Sıtkı Cebeci, Mehmet Dinçtürk
Sayfalar 367 - 370
Aksesuvar yol bulunan hastalarda pre-eksitasyon derecesi atriyoventriküler düğüm, His-Purkinje sistemi, aksesuvar yol ve intra-atriyal ileti zamanı ile aksesuvar yolun yerleşimine bağlıdır. Bu yazıda sol lateral aksesuvar yol nedeniyle elektrokardiyografide (EKG) hafif pre-eksitasyon saptanan 20 yaşında bir erkek hasta sunuldu. Hasta çarpıntı yakınmasıyla başvurdu. Elektrokardiyogramında kısa PR mesafesi, V1 derivasyonunda sağ dal bloku örneği ve aVL’de negatif delta dalgası vardı. Elektrofizyolojik çalışmada sol lateral yerleşimli aksesuvar yol saptandı ve atriyoventriküler re-entran taşikardi oluşturuldu. Aksesuvar yolun radyofrekans ile ablasyonu sonrasında bazal EKG bulgularında belirgin değişiklik olmadığı gözlendi. Ancak, intrakardiyak ve yüzey EKG kayıtlarının ayrıntılı incelenmesi sonucunda ablasyon uygulamasının başarılı olduğu ve aVL derivasyonunda QRS morfolojisinde hafif değişiklik oluştuğu görüldü.

8. 
Atipik, çift halkalı sağ atriyal flutterli bir olguda başarılı ablasyon
Successful ablation in a case with atypical, double-loop right atrial flutter
Erdem Diker, Alper Canbay, Sinan Aydoğdu
Sayfalar 371 - 375
Atipik atriyal flutterlerin bir kısmı çift halkalı re-entri olarak karşımıza çıkmaktadır. Genellikle sağ atriyumda, skar dokusuna yol açan bir kalp ameliyatı sonrası ortaya çıkan bu aritmide, re-entri halkalarından biri triküspid kapak etrafında, diğeri ise skar dokusu etrafında dönmektedir. Aynı istmusu kullanan bu iki halkanın varlığı ve yerleşiminin konvansiyonel elektrofizyolojik yöntemlerle tanınması çok zordur. Bu tip aritmilerin tanınması ancak üçboyutlu haritalama yöntemleriyle mümkün olabilmektedir. Mitral kapak ameliyatı geçiren 55 yaşındaki kadın hastada, ameliyat sonrasında tedaviye dirençli bir atriyal flutter gelişti. Yapılan elektrofizyolojik çalışmada makro-re-entrinin sağ atriyumda yerleştiği görülmesine rağmen ablasyon hedefi belirlenemedi. Üçboyutlu haritalama sistemi rehberliğinde taşikardinin bir çift halkalı re-entri olduğu saptandı ve ortak istmusda iletimin ablasyon ile ortadan kaldırılması ile taşikardi kayboldu.

DERLEME
9. 
Egzersiz testine kan basıncı yanıtı
Blood pressure response to treadmill exercise testing
Atila Bitigen, Erdem Türkyılmaz, Nihal Özdemir
Sayfalar 376 - 381
Muayenehanede tansiyon ölçümü hipertansiyon tanısında en sık kullanılan yöntemdir. Ancak, beyaz önlük hipertansiyonu nedeniyle bu yöntem zaman zaman yanlış tedavi seçeneklerine yönlendirebilir. Egzersiz EKG testi, muayenehanede tansiyon ölçümü ile kıyaslandığında, özellikle hedef organ hasarı gelişimini göstermede daha değerli bulunmuştur. Efor testi, standart efor kapasitesi ve iskemi değerlendirmesine ek olarak, efora tansiyon yanıtı açısından da önemlidir. Hipertansif hastalarda olduğu gibi normotansif hastalarda da endotel disfonksiyonunun dolaylı olarak değerlendirilmesinde ve gelecekte hipertansiyon gelişimi ile kan basıncı yanıtı arasındaki ilişkinin belirlenmesinde egzersiz EKG testinin kullanılabilirliği araştırılmalıdır.

OLGU GÖRÜNTÜSÜ
10. 
İleri yaşta saptanan asemptomatik inkomplet kor triatriatum dekster
Asymptomatic incomplete cor triatriatum dexter detected in an elderly patient
Fuat Gündoğdu, Şakir Arslan, Yahya İslamoğlu
Sayfa 382
Makale Özeti |Tam Metin PDF

EDITÖRE MEKTUP
11. 
Editöre Mektup
Letters to the Editor
Mehmet Uzun, Ata Kırılmaz
Sayfalar 384 - 386
Elektrokardiyorafi her ne kadar 12 derivasyondan oluyor olsa da aVR çoğu kez dikkat edilmemekte ve değerlendirme 11 derivasyondan yapılmaktadır. Sayın Aygül ve arkadaşlarının çalışması aVR'nin öneminin anlaşılmasına iyi bir örnektir.

DIĞER YAZILAR
12. 
Uzman yanıtları
Answers of specialist
Tevfik Gürmen, Oktay Sancaktar
Sayfalar 388 - 389
Makale Özeti |Tam Metin PDF

13. 
Kardiyoloji Yayınlarında Gündem ve Yorumlar
Comment on cardiology publications
Ertan Ural
Sayfa 391
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi