| 1. | Mitral Yetersizliğinde Akım Yaklaşım Bölgesi ve Vena Kontrakta Kalınlığının Transtorasik ve Transözofajiyal Ekokardiyografi ile Değerlendirilmesi Evaluation of the Proximal Isovelocity Surface Area Method and Vena Contracta Width in Mitral Regurgitation with the Transthoracic and Transesophageal Echocardiography Bülent Mutlu, Atila Bitigen, Muhsin Türkmen, Yelda Başaran Sayfalar 361 - 370
Mitral yetersizliği (MY) değerlendirmesinde kullandığımız renkli Doppler yöntemlerinden akım yaklaşım alanı (PISA) ve vena kontrakta kalınlığını (VKK) transtorasik (TTE), multiplan transözefajiyal ekokardiografi (TÖE) ile karşılaştırmak ve rutinde MY değerlendirmesinde kullandığımız TTE ölçümlerinin güvenilirliğini saptamak. Çalışmaya 25 romatizmal, 10 mitral kapak prolapsuslu,12 paravalvuler kaçağı olan protez kapaklı ve 5 korda rüptürlü toplam 52 MY'likli hasta (26 kadın, yaş ortalaması: 44.2 ±16.6 yıl) alındı. Referans yöntem olarak TÖE'de akım yaklaşım alanı yöntemiyle hesaplanan efektif kaçak alanı (EOA) seçildi. TTE'de yetersizliği değerlendirmede Doppler ekokardiyografi parametreleri olarak yetersizlik jet alanı (MY alan), jet alanının sol atriyum alanına oranı (MY/LA alan), PISA metodu ile hesaplanan EOA ve kaçak hacmi ve VKK kullanıldı. Akım yaklaşım alanı ve VKK, TTE'de parasternal uzun eksen, apikal dört ve iki boşluk düzlemlerden ve TÖE ile dört ayrı planda ölçüldü. TTE ve TÖE'de sırasıyla, akım yaklaşım alanı vakaların %94 ve %98?de VKK vakaların %90 ve %94'ünde optimal görüntülendi. Referans yöntemle, TTE'de ölçülen MY alan (r=.34, p< 0.02), MY/LA alan (r=.38, p<0.009), VKK parasternal (r=0.78, p<.0001), VKK dört boşluk (r=.72, p<0.0001), VKK iki boşluk (r=0.68,p<0.0001), PISA MY-kaçak hacmi (r=0.83, p<0.001) ve PISA-EOA (r=0.95, p<0.0001) ölçümleri arasında istatiksel anlamlı korelasyonlar saptandı. TTE'de ölçülen parametrelerin multivariyet stepvise regresyon analizi sonucunda, PISA-EOA, PISA-MY kaçak hacmi ve parasternal kesitlerde ölçülen VKK'nın referans yöntemin belirleyicileri olduğu bulundu. TÖE'de akım yakınlaşım metodu ile hesaplanan EOA'nın kestrim değerini (50 mm2), TTE?de aynı metodla hesaplanan EOA'nın (52 mm2) yüksek duyarlılık ve özgüllükle, hacminin (45 ml) yüksek duyarlılıkla ve parasternal kesitlerdeki VKK?nın (5.2 mm) yüksek özgüllükle öngörebildiği saptandı. Mitral yetersizliğinin kantitatif değerlendirmesinde yüzey ekokardiyografide akım yaklaşım alanı ile hesaplanan EOA ve kaçak hacmi, güvenilir, basit, tekrarlanabilir parametrelerdir. VKK aksiyal planlarda ölçümelidir, bu yöntemin kantitatif olarak kaçak alanı belirlenmesinde orta derece duyarlılığa sahip olması nedeniyle akım yaklaşım alanı metoduna yardımcı semikanditatif bir yöntem olarak ikinci sırada kullanabilir. Rutin pratikte sıkça kullanılan diğer semikantitif yöntemler, özellikle eksantrik kaçakların ciddiyetinin değerlendirilmesinde güvenilir değildir. |
|
| 2. | Romatizmal Kronik Mitral Yetersizliğinde Sol Atriyal Mekanik Fonksiyonlar Left Atrial Functions in Rheumatic Chronic Mitral Regurgitation Mustafa Yılmaz, Mahmut Açıkel, Yekta Gürlertop, M.Kemal Erol, Engin Bozkurt, Necip Alp Sayfalar 371 - 377
Sol atriyum (LA) fonksiyonları çeşitli kardiyak patolojilerden etkilenmektedir. Bu çalışma romatizmal kronik mitral yetersizliğine (MY) sahip hastalarda sol atriyum fonksiyonlarının belirlenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya izole MY (ortalama yaş 43 ±16 yıl) olan ve sinus ritmindeki 18 hasta ve 18 sağlıklı (ortalama yaş 33 ±6 yıl) kontrol alındı. MY'nin ciddiyeti renkli Doppler ekokardiyografi ile tayin edildi. MY regurjitan jet alanının sol atriyuma oranı hesaplandı. Bu metod ile regürjitan jet alanının sol atriyum alanına oranı % 20 den küçük olanlar hafif, % 20-40 arasında olanlar orta ve %40 üstü olanlar ileri MY olarak sınıflandırıldı. Sol atriyal maksimal volüm (LAVmax) mitral kapağın tam açıldığı anda, sol atriyal minimal volüm (LAVmin) mitral kapağın tam kapandığı anda ve sol atriyal sistol öncesi volüm elektrokardiyografide p dalgasının başında (LAVp) ölçüldü. Sol atriyal volüm ölçümleri biplane ''area-length'' metodu kullanılarak apikal 4 ve 2 boşluk görüntülerinden ölçüldü ve ortalamaları alındı. Tüm volümler vücut yüzey alanına göre düzeltildi ve aşağıdaki sol atriyal fonksiyon parametreleri hesaplandı. LA pasif boşalma volümü (LAPEV)= LAVmax -LAVp, LA pasif boşalma fraksiyonu (LAPEF)= LAPEV/ LAVmax, Konduit volüm (CV)= Sol ventrikül atım volümü-( LAVp- LAVmin), LA aktif boşalma volümü (LAAEV)= LAVp- LAVmin , LA aktif boşalma fraksiyonu (LAAEF)= LAAEV/ LAVp , LA total boşalma volümü (LATEV)= (LAVmax -LAVmin), LA total boşalma fraksiyonu (LATEF)= LATEV/LAmax. Tüm ölçümler ardışık üç kalp atımı esnasında tekrarlanılarak ortalamaları alındı Hastalar ile kontrol grubu arasında yaş, vücut yüzey alanı ve kalp hızı açısından anlamlı fark yoktu. Sol ventrikül diyastol sonu ve sistol sonu çapları MY'li hastalarda kontrol grubundakilerden önemli derecede artmıştı (p<0.001). Buna karşın her iki grupta da sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonları arasında belirgin farklılık yoktu. MY olgularında, MY regurjitan jet alanının LA alanına oranının ortalama değeri 0.37 ±10 idi. LA çapı kontrol gurubuna göre MY'li olgularda anlamlı derecede büyüktü (p<0.001). LA maksimal volümü, minimal volümü ve atriyal sistol öncesi volümü tüm MY olgularında kontrollere göre anlamlı derecede büyüktü (p<0.001). LA pasif boşalma volümü (p<0.01), LA aktif boşalma volümü (p<0.001), LA total boşalma volümü (p<0.001), ve konduit volümü (p<0.005) MY'li grupta kontrollerden belirgin derecede yüksek olmasına rağmen LA pasif boşalma fraksiyonu (p<0.001), LA aktif boşalma fraksiyonu (p<0.001) ve LA total boşalma fraksiyonu (p<0.01) MY olan hastalarda kontrollerden daha düşük olarak saptandı.Bu çalışmanın sonuçları romatizmal kronik MY'li hastalarda LA maksimal, minimal ve atriyal sistol öncesi volümlerin artmasına karşın LA mekanik fonksiyonların bozulduğunu göstermektedir. |
|
| 3. | TİMİ Kare Sayısı Sol Ventrikül Hipertrofisi ile İlişkili Midir? Is TIMI Frame Count Correlated with Left Ventricular Hypertrophy? Remzi Yılmaz, Şükrü Çelik, Merih Baykan, Cihan Örem, Şahin Kaplan, Turan Erdoğan, Cevdet Erdöl Sayfalar 378 - 383
TİMİ kare sayısı (TKS) hesaplanması, koroner kan akımını değerlendirmek için basit, tekrarlanabilir, objektif ve kantitatif bir metot olarak önerilmektedir. TİMİ kare sayısı koroner rezervi yansıtır. Kardiyak hipertrofi, koroner rezervde azalma ile ilişkilidir. TİMİ kare sayısı ile ilişkili olan birkaç faktör gösterilmiş, fakat sol ventrikül hipertrofisi (SVH) ile TKS arasındaki ilişki henüz incelenmemiştir. Bu çalışmanın amacı SVH'nin TKS'yi etkileyip etkilemediğini belirlemektir. Miyokard infarktüsü öyküsü ve ciddi koroner darlığı olmayan 68 kişide TKS hesaplandı. Sol ventrikül kitle indeksi (SVKİ) Devereux formülüne göre belirlendi. Sol ventrikül kitle indeksi erkeklerde >134 gr/m2, kadınlarda >110 gr/m2 ise SVH varlığı kabul edildi. Hastalar SVH varlığına göre 2 gruba ayrıldı; grup 1 SVH olanlardan (n = 31; 53 ±13 yaş; 16 kadın), grup 2 SVH olmayanlardan (n = 36; 50 ±8 yaş; 16 kadın) oluşturuldu. Sağ koroner arter (SKA) ortalama TKS'si grup 1 'de grup 2'den anlamlı ölçüde daha fazla idi (sırasıyla 24,1 ± 4,9 ve 20,9 ±5,4; p = 0.01). Sağ koroner arter TKS'si, interventriküler septum ve sol ventrikül arka duvar kalınlığı ile anlamlı korelasyon gösterdi (sırasıyla r = 0,36; p = 0,004 ve r = 0,33; p = 0,007), fakat SVKİ ile anlamlı korelasyon göstermedi (r = 0.18; p = 0.17). Sol ön inen (SÖİ) ve sirkumflex (Cx) arterlerin ortalama TKS'leri iki grup arasında farklı değildi. Sol ön inen ve Cx TKS'leri ile ekokardiyografik parametreler arasında korelasyon yoktu. Sol ventrikül hipertrofisinin SKA TKS'si üzerine anlamlı etkisi vardır. Bu sebeple, TKS karşılaştırması yapılan çalışmalarda SVH dikkate alınmalıdır. |
|
| 4. | Kronik Kor Pulmonalerde Sol Ventrikül Diyastolik Fonksiyonun Doppler Ekokardiyografi ve Doku Doppler Görüntüleme Yöntemi ile Değerlendirilmesi Evaluation of Left Ventricular Diastolic Function by Doppler Echocardiography and Tissue Doppler Imaging in Chronic Cor Pulmonale Mahmut Açıkel, Mustafa Yılmaz, Yekta Gürlertop, Hasan Kaynar, Nuri Kösel, Hüseyin Şenocak Sayfalar 384 - 391
Bu çalışmanın amacı kronik kor pulmonalede (KKP) standart Doppler ekokardiyografi ve doku Doppler görüntüleme (DDG) tekniğini kullanarak sol ventrikül (SV) diyastolik parametrelerini değerlendirmek ve bunları sağlıklı kişilerle karşılaştırmak idi. Bu çalışmada, iyi ekokardiyografik görüntü kalitesine sahip 33 KKP'li hasta (ortalama yaş: 60.1 ±12.0 yıl) incelendi ve yaş olarak benzer 20 sağlıklı gönüllü kontrol grubunu oluşturdu. Bütün hastalar ve kontrol grubu sinüs ritminde idi. Bütün hastalar ve kontroller Doppler ekokardiyografi ve DDG incelemesi yapıldı. Bütün hastaların solunum testi ve kan gazı analizleri vardı. Ayrıca, tüm hastalarda sistolik pulmoner arter basıncı (PAB) hesap edildi. Pulmoner hipertansiyon (PH) pik sistolik basıncın 30 mmHg'dan daha büyük olması olarak tanımlandı. KKP grubundaki hastalar kontrol grubundan daha düşük mitral E dalgasına (p<0.05), daha büyük A'ya (p<0.01), daha az E/A oranına (p<0.001), daha uzun mitral EDT (p<0.05) ve izovolümetrik relaksasyon zamanına (IVRT) (p<0.01), daha az mitral anüler Em velositesi (p<0.001) ve Em/Am oranına (p<0.001) sahiptiler. Ayrıca, sistolik PAB ile şu diyastolik parametreler arasında anlamlı korelasyon vardı: Mitral E/A (r=-0.422, p<0.05), IVRT (r=0.472, p<0.01) ve mitral anüler Em (r=-0.575, p<0.001). İki grup arasında yaş, cinsiyet, kalp hızı ve sistemik kan basıncına göre önemli fark yoktu. KKP'li hastalar PH'nın seviyesi ile ilişkili olarak SV diyastolik fonksiyon bozukluğuna sahiptirler. Biz KKP'li hastalarda standart Doppler ekokardiyografi ve DDG ile ölçülen diyastolik miyokardiyal velositelerinin birlikte kullanılmasının SV diyastolik fonksiyon bozukluğunun doğru belirlenmesine katkıda bulunabileceğini düşünüyoruz. |
|
| 5. | Yeni Atriyal Fibrilasyonda Kendiliğinden Sonlanma Belirleyicileri ve Propafenon ile Uzun Süreli Sinüs Ritminin İdamesi Predictors of Spontaneous Conversion of Recent Onset Atrial Fibrillation to Sinus Rhythm and the Long-term Maintenance of Sinus Rhythm with Propafenone Abdullah Doğan, Oktay Ergene, Cem Nazlı, Ozan Kınay, Mustafa Öztürk, Ahmet Altınbaş, Ülkü Ergene, Ömer Gedikli, Yeşim Hoşcan Sayfalar 392 - 399
Yeni atriyal fibrilasyonlu (AF) vakalarda, sinüs ritmine (SR) kendiliğinden dönüşün belirleyicilerini ve kardiyoversiyon sonrası uzun süreli SR'nin korunmasında propafenonun etkinliğini araştırmak bu çalışmanın amacıdır. Çalışmaya AF süresi 48 saati geçmemiş yeni AF'li 102 hasta prospektif olarak alındı. Akut koroner sendromu (n:17), kalp yetersizliği (n:5) ve akciğer hastalığı (n:2) olan toplam 24 hasta çalışmadan dışlandı. Kalan 78 hasta esas çalışma grubunu oluşturdu. Vakalar, SR?ne kendiliğinden dönüş için 12 saat boyunca gözlendiler. Sinüs ritmi gözlenen vakalar propafenon (n:21, ortalama yaş: 59.9 ±11.4 yıl) veya plasebo (n:24, ortalama yaş: 62.7 ±9.5 yıl) gruplarına randomize edildiler ve ritim kontrolü için 12 ay boyunca izlendiler. Takipte çalışmadan çıkan vaka olmadı. İki grubun klinik özellikleri benzerdi. Sinüs ritminde kalma Kaplan-Meier eğrisi ile değerlendirildi. Sinüs ritmine kendiliğinden dönüş, 78 hastanın 45 (58%)'inde gözlendi. Multivariye analizde, yaş, cinsiyet, altta yatan kalp hastalığı, AF süresi, sol atriyum (SA) çapı ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (SVEF) değişkenlerinden, yalnız 24 saatten kısa süren AF kendiğinden dönüş için bağımsız belirleyici olarak bulundu (OR:7.1, 95% CI: 1.6-31.3; p=0.01). On iki aylık takipte, propafenon grubundaki hastaların 16 (76%)'sı, plasebo grubundakilerin ise 10 (42%)'u SR'nde kaldılar (p=0.02). Multivariye analizde, propafenonla tedavi uzun süreli SR'nin idamesinde tek bağımsız belirleyiciydi (p=0.02). Yaş, cinsiyet, altta yatan kalp hastalığı, AF süresi, SA çapı ve SVEF belirleyici olarak bulunmadı. Propafenona ait ciddi yan etki gözlenmedi. Hemodinamik durum izin verdiği sürece, yeni AF'lu vakalar, kendiliğinden SR'ne dönüş için, en az 12 saat izlenmelidirler. Kendiliğinden dönüş sonrası, uzun süreli ritim kontrolünde, propafenonun plasebodan üstün olduğu gözükmektedir |
|
| 6. | Mitral Darlığı Olgularının Hemodinamik Yanıtında Sol Atriyum Mekanik Fonksiyonun Önemi: Dobutamin Stres Ekokardiyografi Çalışması Value of Left Atrial Function on Hemodynamic Response in Patients with Mitral Stenosis: A Dobutamine Stress Echocardiographic Study Aytül Belgi, Selim Yalçınkaya, Seyhan Çetin, Özgür Ekiz, İbrahim Başarıcı, Bekir Kalaycı, Filiz Ersel Tüzüner Sayfalar 400 - 408
Mitral darlığı olgularında, dobutamin infuzyonuna farklı klinik ve hemodinamik yanıtın mekanizması tam olarak açıklanamamıştır. Bu çalışmanın amacı, mitral darlığı olgularında, dobutamin infüzyonu sırasında meydana gelen hemodinamik yanıt ile sol atriyum mekanik fonksiyonu arasındaki ilişkiyi incelemek ve hemodinamik cevabı bu parametre ile açıklayabilmek idi. Orta derecede semptomatik 42 mitral darlığı olgusu ( 33 kadın, 9 erkek; yaş ortalaması 46 ±9, 26-66), NYHA'a göre class II (ortalama kapak alanı 1.7 ±0.1cm2 ) dobutamin stres ekokardiyografi ile değerlendirildi. Hemodinamik ölçümler istirahat ve pik dobutamin infüzyonu sırasında alındı. Sol atriyal fraksiyonel kısalma, global sol atriyum fonksiyon indeksi olarak kullanıldı. Oniki hemodinamik olarak ciddi mitral darlığı olgusu grup II'yi ( dobutamin infüzyonu sırasında pulmoner arter basıncı >60mmHg, ortalama transmitral gradient >15mmHg ) oluşturdu. Hemodinamik bulguları aynı değerlere ulaşmayan 30 olgu grup I'i oluşturdu. Sol atriyal fraksiyonel kısalma grup II'de grup I'e göre anlamlı olarak daha düşük idi ( %19 ±3, 32 ±5, p<0.0001). Ayrıca, sol atriyum çapı anlamlı olarak grup II'de grup I'e göre daha geniş idi (grup I'de 43 ±5mm, grup II'de 50 ±2mm, p<0.0001). Basal hemodinamik ölçümler ve mitral kapak özellikleri farklı olmamasına rağmen, ortalama transmitral gradient (8 ±3 mmHg, 5 ±2 mmHg, p<0.0001) ve pulmoner arter basıncı artışı (24 ±3, 16 ±8 mmHg, p<0.007) grup II'de grup I'e göre anlamlı olarak daha fazla idi. Sol atriyal fraksiyonel kısalma ile ortalama transmitral gradient artışı arasında anlamlı negatif korelasyon vardı (r:-0.58, p<0.01). Sonuç olarak bu çalışmada, mitral darlığı olgularında dobutamin infüzyonuna verilen hemodinamik cevabın, sol atriyal fraksiyonel kısalma ile korele olduğu izlendi. Bazı mitral darlığı olgularında, hemodinamik parametrelerde belirgin artışın nedeni, sol atriyum dilatasyonuna eşlik eden bozulmuş sol atriyum fonksiyonu olabilir. |
|
| 7. | Aritmojenik Sağ Ventriküler Desplazisi/Kardiyomyopatisi: Farklı Klinik Görünümlü Dört Kardeşin Klinik Özellikleri ve Literatür Derlemesi Arrhythmogenic Right Ventricular Dysplasia/Cardiomyopathy: Clinical Presentation of Four Siblings with Different Clinical Presentation and Review of the Literature Vedat Davutoğlu, Selim Kervancıoğlu, Serdar Soydinç, Hakan Dinçkal, Yusuf Sezen, Murat Akçay Sayfalar 409 - 414
Aritmojenik sağ ventrikül displazisi/kardiyomyopatisi (ARVC) , primer olarak sağ ventrikülün ''fibrofatty'' -fibrosis ve yağlanma- yönünde patolojik değişimi ve sağlıklı görünümde olan genç populasyonda yaşamı tehdit eden ventriküler aritmi ile karakterize bir kardiyomyopatidir. Hastalık tipik olarak değişik penetranslı, otozomal dominant geçiş gösterir. Hastalığı oldukça değişik klinik özelliklerle yansıtan aritmojenik sağ ventrikül displazisi/kardiyomyopatili 4 kardeşi içeren bir aileyi bildiriyoruz: Kardeş A (bayan) 18 yaşındayken, 19 yıl önce, ani kardiyak ölüm öyküsü mevcut. 10 yıl sonra 14 yaşındaki Kardeş B (bayan) kalp yetmezliği tablosuyla başvurdu. Takibi boyunca tekrarlayan kalp yetmezliği atakları gözlendi. 2 yıl sonra ventriküler taşikardi atağı, ölümle sonlanan ventriküler fibrilasyona dejenere oldu. Kardeş C (16 yaş, bayan), 5 ay önce halsizlik, çarpıntı ve belirgin assit gelişti. EKG, tipik ARVC özellikleri gösteriyordu. Ekokardiyografide (TTE) sağ boşluklarda daha belirgin genişlemeyle beraber dilate kardiyomyopati saptandı. Holterde süreksiz ventriküler taşikardi epizodlarıyla beraber sık ventriküler ekstrasistoller izlendi. Magnetik rezonans görüntülemede (MRI) her iki ventrikülde adipoz değişim gözlendi. Sol ventrikül tutulumu gösteren ARVC tanısı konuldu. Halen kalp yetmezliği tedavisi ve sotalol altında olup genel durumu iyidir. Asemptomatik olan Kardeş D (9 yaş, bayan) ARVC'li ablası nedeniyle tarandı. EKG, TTE ve MRI, ARVC'nin erken faz bulgularını gösteriyordu. Sonuç olarak ARVC'nin doğal öyküsü; asemptomatik, subklinik seyredip ani ölümle sonlanma, açıkça hayatı tehdit eden ventriküler aritmi veya konjestif kalp yetersizliği ağırlıklı seyir gösterebilir. |
|
| DIĞER YAZILAR |
| 8. | Dr. Hale Açıkalın' ı, En Yaşlı Kurucu Üyemizi Kaybettik In Memoriam Dr. Hale Açıkalın Sayfa 415
Makale Özeti | Tam Metin PDF |
|
| 9. | Üst Düzey 2002 Kardiyoloji Makalelerimizle İlgili Eksiklerin Duyurulması Henüz tamamlanmamış! (İngilizce)
Sayfa 416
Makale Özeti | Tam Metin PDF |
|