| 1. | Makale Özetleri Summaries of Articles Sayfalar 4 - 7 Makale Özeti | İngilizce Tam Metin |
| 2. | İnferiyor Akut Miyokard İnfarktüsünde Sağ Ventrikül Tutulumunun Gösterilmesinde Görsel ve Kantitatif Radyonüklid Yeni bir Yöntem: Tc-99m Sestamibi Gated SPECT Perfüzyon Görüntüleme A New Radionuclide Method for Detecting Right Ventricular Involvement in nferior Acute Myocardial Infarction: Tc-99m SESTAMIBI Gated SPECT Imaging Mehmet AKSOY, Tülin KURT, Ayşe Emre PINARLI, Metin GÜRSÜRER, Dursun ÜNAL, Birsen ERSEKSayfalar 8 - 17 Çalışmamızda teknesyum-99m sestamibi ile yapılan gated SPECT perfüzyon görüntülemeyi kullanarak, geliştirdiğimiz görsel ve kantitatif yeni bir yöntemle sağ ventrikülün görüntülenmesi, böylece miyokard perfüzyonu ile fonksiyonel değerlendirmenin aynı anda sağlanarak inferiyor akut miyokard infarktüsünde sağ ventrikül tutulumunun (RVI) incelenmesini amaçladık. Elektrokardiyografik olarak RVI düşünülen 14 hasta ile kontrol grubunu oluşturan 16 normal olgu çalışmaya dahil edildi. RVI tanısını doğrulamak için hastalara hemodinamik monitörizasyon ve koroner anjiyografi uygulandı. Tümünde RVI ile uyumlu hemodinamik bulgular ve sağ koroner arter proksimalinde tıkanıklık saptandı. Hemodinamik parametreler normale döndükten sonra (ortalama 6. gün) aynı günde olacak şekilde ekokardiyografik ve gated SPECT inceleme yapıldı. Sirkumferansiyel analiz yöntemiyle normal olguların gated görüntülerine kantitatif değerlendirme uygulandı. Sol ventrikül maksimum sistolik (ES) sayımı ortalama 138±13/piksel, sağ ventrikül maksimum ES sayımı ortalama 48±8/piksel bulundu. Maksimum sol ventrikül aktivitesine normalize edilmiş olan renk skalası geliştirilen yöntemle maksimum sağ ventrikül aktivitesine normalize edilerek sol ventrikül maskelendi ve tüm olgularda sağ ventrikül görülür hale geldi. ES perfüzyon 5 puanlı (0: normal; 4: radyoaktif tutulum yok), duvar hareketi 4 puanlı (0:akinezi/diskinezi; 3: normal) ve sistolik kalınlaşma da 4 puanlı (0: sistolik kalınlaşma yok; 3: normal) sistemlere göre skorlandı. Perfüzyon skoru ?2 ve duvar hareket skoru ?1 bulunanlar RVI kabul edildi. Bu görsel değerlendirme ile hastaların hepsinde (%100) RVI tanısı konuldu. Ayrıca RVI olan segmentlere kantitatif analiz yapıldığında tümünde ortalama 19±6 sayım/piksel değeri ile normal olguların alt sınırı olan 33 sayım/piksel'den daha düşük ES değerleri elde edildi (p<0.0001). Ekokardiyografiyle ise ancak hastaların %57'si tanınabildi. Sonuç olarak, geliştirdiğimiz görsel ve kantitatif yeni yöntemle gated SPECT perfüzyon görüntülemenin, RVI tanısında radyonüklid yeni bir yöntem olarak kullanılabileceği kanısına varıldı. |
| 3. | Marmara Bölgesi Halkında Kanda Kolesterol İyi Seyrederken, Kan Basıncı Yükselme Eğiliminde While Cholesterol Levels Stay Stable, Blood Pressure Levels Tend to Rise in the Populat ion of the Marmara Region of Turkey Altan ONAT, Dilek URAL, İbrahim KELEŞ, M. Akif BÜYÜKBEŞE, Ertan URAL, Birol KURBAN, Erdal İNCE, Vedat SANSOYSayfalar 18 - 24 TEKHARF taramasının Marmara kohortunun 1997 yılı takibinde elde edilen plazma lipid ve kan basıncı değerleri bu yazıda ele alınmaktadır. 256'sı erkek, toplam 518 kişinin izlemesinde plazma lipid değerleri Reflotron cihazıyla ölçülmüş ve rastgele bir örnekleminde total kolesterol ölçümleri referans laboratuvarında valide edilerek gerekli ayarlama uygulanmıştır. Standart bir şekilde iki kez ölçülen kan basıncının ortalaması kullanılmıştır. Yedi yıl yaşlanmadan arındırmak amaciyle, risk parametrelerinde öngörülen değişimler dikkate alındı. Yaşlanmanın etkisinden soyutlanınca, kanda total kolesterol 1990 yılı verileri ile kıyaslamada, 1997 yılında erkeklerin bütününde 4.3 mg/dl, kadınlarda 3 mg/dl daha düşük bulundu. Trigliseridlerin ortalama düzeyi erkekte 13.7 mg/dl yükselirken, kadında net artış anlamlı sayılmayacak 5.2 mg/dl mertebesindeydi. Sistolik kan basıncı her iki cinsiyette yaşlanma etkileri dışında net 4-5 mmHg yükseldi. Diyastolik basınç ise, erkeklerde net olarak sabit kalırken, kadınlarda 3 mmHg arttı. Böylece Marmara bölgesi halkının toplam risk yükü itibariyle, erkekler sistolik basınç ve trigliserid, kadınlar sistolik ve diyastolik basınç açısından yükselen risk eğilimi içinde görünmektedir. |
| 4. | Tek Elektrod ile DDD-Pacing Uygulamamızın Erken ve 6 Aylık Sonuçları Early and Six-month Follow-up Results of Our Single-lead DDD-pacing Experience Cengiz ÇELİKER, Nuran YAZICIOĞLU, Murat ERSANLISayfalar 25 - 28 Diyafram stimülasyonu olmadan atriyal pacing uygulanabilirse, tek elektrod ile DDD-pacing mümkün olabilecektir. Yeni bir pacing modeli olan "overlapping biphasic impulse" (OLBI) stimülasyonla atriyal pacing eşiğinin anlamlı olarak düşürülebildiği bildirilmiştir. Bu çalışmada OLBI stimülasyonun etkinliği araştırıldı. Çalışmaya AV tam veya ikinci derece bloklu, yaş ortalaması 63±13 yıl olan 5'i erkek 10 hasta alınarak, atriyal OLBI stimülasyon özelliği olan VDD-pacing sistemi implante edildi. İmplantasyon sırasında, hastaneden çıkışta, 1, 3 ve 6 aylık izlemede, geçici OLBI atriyal pacing ve diyafram uyarılma eşikleri, P ve R dalga amplitüdleri, elektrod direnci ve ventriküler pacing eşiği ölçüldü. İmplantasyon sırasında 2.6±0.6V olan ortalama atriyal pacing eşiğinde 6. ayın sonunda anlamlı değişiklik olmadı. İmplantasyonda 5.9±2V olan ortalama diyafram uyarılma eşiği, 6. ayda kalp pilinin uygulayabildiği en yüksek atriyal pacing voltajı olan 4.8V'un üzerinde idi. Sonuç olarak, salınan atriyal elektrod ile OLBI stimülasyonla diyafram uyarılması olmadan, stabl atriyal pacing'in yüzde 80 hastada, altı ay süreyle sağlanabildiği gösterildi. |
| 5. | Müsküler Ventrikül Septum Defekti: 69 Vak'ada Anatomik Lokalizasyona ve Defekt Çapına Göre İzleme Sonuçları Muscular Ventricular Septal Defect: Follow-up Results in Relation to Anatomic Localisation and Diameter of the Defect in 69 Patients Teoman ONAT, Müjde ARAPOĞLU, Gülay AHUNBAY, Gülhis BATMAZ, Ahmet ÇELEBİSayfalar 29 - 39 Müsküler VSD'li 69 hastada median başlangıç yaşı 0.25 (0-6.58) yıl idi. İzleme süresi %80'inde 0.10 ile 9.7 yıldı. VSD çapı 1-9 mm arasında oynamıştır (median 3 mm). Çapın ölçülebildiği 51 kişide izleme süresi içinde çap anlamlı olarak 1.58 mm (±1.60) küçülmüştür. ?4 mm defektlerde sol sağ şant miktarı ve PH oranı çok düşük ve kapanma oranı %54 ile yüksek iken >4 mm defektlerde şant miktarı ve PH oranları daha fazla ve kapanma ise izlenen sürede hiçti. İzleme sonunda 4 mm'den küçük defektler ya Ia (şant az, PH yok) sınıfına dönüşmüş, ya da kapanmıştır. Oysa >4 mm olan 13 defektin 4'ünde PH devam etmiş, şant beşinde bol kalmış, 8'inde azalmıştır. Qp: Qs başlangıçta ortalama 1.77 (±1.04) iken, izleme sonunda 1.34'e (±0.80) düşmüştür. Müsküler defektin en sık lokalizasyonu apikal ve midtrabeküler idi. 12 vak'ada multiple defekt mevcuttu (% 17.4). Apikal trabekül defektleri gösteren 29 vak'ada çap 1 ile 5.8 mm arasında oynayıp ortalama değer 3.17 mm idi. 23 vak'ada VSD çapı çok anlamlı olarak 1.60 mm küçülmüştür. Qp: Qs ortalama 1.60'dan 1.23'e düşmüş ve vak'aların 10'u (%34.5) kapanmıştır. Kapanma yaşı 0.08 ile 13.67 arasında oynamış ve median değer 0.23 yıl tutmuştur. Midtrabekül defektleri gösteren 22 vak'ada çap 2 ile 9 mm arasında oynayıp ortalama değer 3.57 mm idi. İzleme süresinde çap 1.82 mm küçülmüş, Qp: Qs ortalama 1.45'ten 1.16'ya düşmüş ve vak'aların 8'i (%36.4) kapanmıştır. Kapanma yaşı 0.08 ile 1.25 arasında oynamış ve median değer 0.61 yıl tutmuştur. İzleme sürecinde hemodinamik olarak ilk muayenede 69 vak'anın 60'ında sol-sağ şant bol değildi. Hem pulmoner hipertansiyon (PH), hem bol şantı olan vak'a sayısı 7 idi. Bunların içinde hiç kapanma gözlenmedi. Üçünde şant miktarı azaldı, 4'ünde ise aynı kaldı. Buna karşılık az şantlı PH'lu gruptaki 29 vak'anın 13'ünde PH geri gitti, 14'ü ise kapandı, ikisi aynı grupta kaldı. Başlangıçta PH'suz ve az şantlı 31 vak'anın 10'u kapandı, 21'i aynı grupta kaldı. Opere edilen 2 vak'ada da trabeküler inlet defekti vardı. Genelde kapanma oranı 24/69 (% 34.8) idi. Median değere göre musküler defekti ilk 6 ayda kapanmaktadır. Kümülatif kapanma şansı 1 yaşından sonra %58'e, 8 yaşında %61'e, adolesans çağında %64'e çıkmaktadır. Müsküler VSD'si kapanan 24 kişide çap 1-4 mm arasında oynayıp median değer 3 mm idi. Qp: Qs yarısında 1.50'nin altındaydı ve kapanma yaşı 0.08 ile 13.67 arasında oynayıp, median değer 0.38 idi. Sonuçlara göre musküler defektlerde prognozu önemli olarak etkileyenin anatomik lokalizasyon değil, defektin çapı olduğu saptanmıştır. |
| 6. | DÜŞÜK DOZ SİMVASTATİNE 9 TÜRK ERKEGİNDE PLAZMA LİPOPROTEİNLERİNİN DUYARLIGINA İLİŞKİN ÖNBİLDİRİ A Preliminary Report on the Sensitivity of Plasma Lipoproteins to Low-dose Simvastatin in Nine Turkish Men Thomas P. BERSOT, Robert W. MAHLEYSayfalar 40 - 46 Düşük dansiteli lipoprotein kolesterolün (LDL-K) yüksek (>160 mgldl) ve yüksek dansiteli lipoprotein kolesterolün (HDL-K) alçak plazma düzeyleri ( <35 mg! d!) erken yaşta koroner kalp hastal r ğr riskini yükseltir. Türk halkı, belki genetik köken sonııcu, mutad olmayan ölçüde düşük HDLK düzeylerine sahip görünmektedir. Üstelik, kenstsel alanlarda yaşayan refahlr Türk erkeklerinin birçoğunun kolesterol ile LDL-K düzeyleri yüksek olup 5'i aşan tahripkar total kolesterol/HDL-K oranmr barrndırmaktadrr. Eldeki pilot çalışma düşük doz simvastatin'in bu oram düze/tip düzeltemeyeceği amaciyle yapı/dr. HDL-K >35 mg/d! ve total kolesterol/HDL-K >5.5 olan 9 Türk erkeği 8 hafta süreyle günde 10 mg simvaslatin ile tedavi edildi. LDL-K düzeyleri, tipik olarak ilacrn daha yüksek dozlannda rastlanan dramatik biçimde, yani %42 oranmda düşürüldü . Ayrrca, HDL-K düzeyleri, beklenenin ötesinde ve stalin tedavisinin herhangi bir dozu için atipik sayı lacak şekilde %23 oranında artll. Bu çok arzu edilen etkiler total kolesterol/HDL-K oramnr %43 mertebesinde, yani başlangrçtaki 7.5'ten, 8 haftalık ilaç tedavisi sonunda 4.3'e indirdi. Bu sonuçlar Türklerde alçak doz simvastatin'in özellikle etkin olduğunu düşündürmektedir. |
| 7. | Ekokardiyografi Rehberliğinde Balon Atriyal Septostomi: Acil Koşullarda Elverişliliği Bailon Atrial Septostomy Under Echocardiographic Guidance: Availa bility in emergency conditions Gülhis BATMAZ, Ahmet ÇELEBİ, Gülay AHUNBAY, İ. Levent SALTIK, Barbaros ILIKKAN, Teoman ONATSayfalar 47 - 50 Balon atriyal septostomi (BAS), büyük arterlerin transpozisyonunda (TGA) kateter laboratuvarında (KL) yapılan standart palyatif girişimdir. Girişim esnasında ekokardiyografi (eko) kullanılması işlemi çabuklaştırmaktadır. Kliniğimizde 9 aylık dönemde 11'i TGA tanılı, toplam 12 hastaya yalnız eko rehberliğinde BAS işlemi uygulandı. Yaşları 1-55 gün arasında, ortalama vücut ağırlıkları 3500 gr. olan hastalarımızda yenidoğan yoğun bakım ünitemizde (YBÜ) işlem gerçekleştirildi. Lokal anestezi ve midazolam sedasyonu ile perkütan teknikle önce 4 French (Fr.) ardından 7Fr. arteriyel kılıf femoral vene yerleştirildi. Miller BAS kateteri ile standart septostomi işlemi gerçekleştirildi. İşlem öncesi 1-3.2mm arasında değişen interatriyal açıklığın ortalama 6.5 mm'ye genişlediği, TGA'lu hastalarımızda O2 satürasyonunun % 47'den % 78'e yükseldiği belirlendi. İki hastamızda işleme bağlı ve kendiliğinden düzelen nodal ritm ve supraventriküler taşikardi dışında komplikasyon olmadı. Önce 4Fr. kılıf ile femoral artere girilen ikisinde arteriyel bir komplikasyonla karşılaşılmadan kılıfın yeri değiştirildi. TGA'lı bebeklerin YBÜ'de takibi gerekli olabilir. KL'na transportları ise zaman kaybına neden olur ve ekstübasyon, ısı kaybı gibi hayati riskler taşır. YBÜ'de eko rehberliğinde yapılan BAS ile hem işlem süresi kısalır, hem de elde edilen sonuç da KL'ındaki kadar etkilidir. Bu nedenle, KL'ına indirilmesi güçlük arzeden seçilmiş vak'alarda YBÜ'de BAS akılda tutulması gereken bir yöntemdir. |
| DERLEME | |
| 8. | Postprandiyal Lipemi ve Koroner Arter Hastalığı: Önemli Bir Risk Faktörü Postprandial Lipemia and Coronary Artery Disease: A significant risk factor Sema TOPÇU, M. Emin KORKMAZ, Aynur UĞUR, Haldun MÜDERRİSOĞLUSayfalar 51 - 57 Koroner arter hastalığı oluşumunda serum total kolesterol ve LDL kolesterol düzeyinin etkisi net olarak gösterilmişse de trigliseridlerin rolü henüz tam açıklığa kavuşmamıştır. Serum tokluk lipid profilinin esas bileşenini trigliseridden zengin lipid parçacıkları oluşturur. Tokluk dönemi günün yaklaşık olarak 3/4'ünü kaplar ve lipoproteinler arasında lipid değişimi bu dönemde meydana gelir. Tokluk döneminde serumda oluşan trigliseridden zengin lipoproteinler şilomikronlar, VLDL ve bu iki lipoproteinin artıklarıdır. Postprandiyal lipemi dönemi, yemek sonrası plazmada trigliseridden zengin lipoproteinlerin oluştuğu dönemi ve metabolizmasını kapsar. Bu dönemde oluşan lipoproteinlerin aterojenik olup olmadığı 1950 yılından bu yana yapılan çalışmalarda araştırılmıştır. Çalışmalarda bu lipoproteinlerin hem diğer lipoproteinler, özellikle de HDL kolesterol ile olan bağlantıları, hem de dolaysız olarak damar duvarına geçip aterogenezi başlatabilme özellikleri nedeniyle aterojen özelliğe sahip oldukları sonuçları çıkarılmıştır. Postprandiyal lipid metabolizmasını bozacak olaylar damar duvarının bu lipidler ile damar duvarının daha yoğun temas etmesine sebep olup teorik olarak ateroskleroz gelişimine katkıda bulunabilir. Ancak bu konuda kesin bilgiler elde etmek açıklayabilmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. |
| EDITÖRDEN | |
| 9. | Editöre Mektup Letter To The Editor Sayfalar 58 - 60 Makale Özeti | |
| 10. | Kardiyoloji Tarihi Köşesi History of Cardiology Teoman ONATSayfalar 61 - 62 |
Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi
