ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 21 (4)
Cilt: 21  Sayı: 4 - Temmuz 1993
1. 
Makale Özetleri
Summaries of Articles

Sayfalar 204 - 207
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DERLEME
2. 
Sol Ana Koroner Arter Ostial Darlığında Cerrahi Anjiyoplasti
Surgical Angioplasty at Ostial Stenosis of Left Main Coronary Artery
Binali MAVİTAŞ, Levent BİRİNCİOĞLU, Tahsin KEÇELİGİL, Ahmet SARITAŞ, Fehmi KATIRCIOĞLU, Erol ŞENER, Haldun KARAGÖZ, Oğuz TAŞDEMİR, Kemal BAYAZIT
Sayfalar 208 - 212
Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Kliniği'nde Aralık 1989-Ağustos 1992 tarihleri arasında sol ana koroner arter ostial darlığı bulunan beş erkek hastaya anterior yaklaşımla safen ven yama kullanılarak sol ana koroner ostial anjiyoplastisi yapıldı. Ayrıca ilave koroner arter lezyonu bulunan üç hastadan, üçünde anterior desandan artere, birinde ikinci obtus marjinal artere, birinde de sağ koroner artere bypass yapıldı. Erken postoperatif dönemde bir olgumuz kaybedildi.

3. 
Dilate Kardiyomiyopatide Mortalitenin Etkenleri
Factors Influencing the Mortality of Dilated Cardiomyopathy
Murat ERSANLI, Nuran YAZICIOĞLU, Rasim ENAR, Sinan ÜNER, Cem DEMİROĞLU
Sayfalar 213 - 217
İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde Haziran 1988-Ekim 1991 tarihleri arasında yatan ve takip edilen 15 kadın, 30 erkek toplam 45 dilate kardiyomiyopati (DK) olgusunda prognoza etkili semptomatolojik, klinik ve laboratuar faktörler araştırıldı. Üç hasta takip edilemedi, 42 hastanın prognozu tesbit edildi. Yaş, cinsiyet, etyopatogenezde etkili olabilecek muhtemel sebepler, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı süresi, fonksiyonel kapasite, 3. ses, mitral yetersizliği üfürümü, hepatomegali, K/T indeks, istirahat EKG'sinde ritm, aks, intraventriküler ve A-V blok, Holter kaydı ile ortalama kalp hızı, ventriküler ve atriyal aritmi, ekokardiyografik olarak ejeksiyon fraksiyonu, fraksiyonel kısalma, sol ventrikül ve sol atriyum çapı, hemodinamik olarak sol ventrikül sistolik ve diyastol sonu basıncı, takip süresi ve hastalık süresi DK'de prognoza etkili olabilecek faktörler olarak incelendi. Ortalama 11.4 aylık izleme peryodunda (% 38.1) ölüm kaydedildi. Hastalar toplam 40 hasta yılı izlendi, takip sırasında ortalama yıllık mortalite % 40 bulundu. Mortaliteye en etkili prognostik faktörler fonksiyonel kapasite (p:0.0003), K/T indeks (p:0.004), S3 (p<0.005), ejeksiyon fraksiyonu (p:0.03), fraksiyonel kısalma (p:0.03), nefes darlığı süresi (p:0.048) olarak tespit edildi. Bu faktörler de özellikle kalp yetersizliğinin morfolojik, klinik ve semptomatolojik belirtileri olarak kabul edildi.

4. 
PTCA Öncesi ve Sonrası Koroner Arter Lezyonlarının Kantitatif Koroner Anjiyografi ile Değerlendirilmesi
Evaluation of Coronary Artery Lesions Quantitatively with Coronary Angiography Before and After PTCA
Barbaros DOKUMACI, Cihangir UYAN, Remzi KARAOĞUZ, Mustafa ÖZKAN, Hasan Fehmi TÖRE, Ersoy IŞIK, Oral PEKTAŞ
Sayfalar 218 - 221
Perkütan transluminal koroner anjiyoplasti (PTCA) uygulanan 15 olguda PTCA öncesi ve sonrası koroner arter darlıkları kantitatif koroner anjiyografiyle ve visüel olarak değerlendirildi. PTCA öncesi ve sonrası sine ve dijital koroner anjiyogramlar, standart selektif koroner arter kateterizasyonu yapılarak Simens Bicor DSA 3 VAC ile eşzamanlı olarak 25 frame/saniye hızla kaydedildi. Kayıttan hemen sonra bilgisayar software programında bulunan algoritm ile dijital imajlar değerlendirildi. Sonuçlar iki kardiyolog tarafından değerlendirilen sineanjiyografi bulgularıyla karşılaştırıldı. PTCA öncesi damar çapındaki daralma oranı sineanjiyografiyle % 79.3±8.7, geometrik olarak % 76.5±6.2 ve videodansitometrik olarak % 86.1±7.9 bulundu. PTCA sonrası darlık oranı visüel olarak % 21.0±6.6, geometrik olarak % 44.8±13.5 ve videodensitometrik olarak % 38.9±9.6 bulundu. PTCA öncesi ve sonrası sineanjiyografi ve kantitatif sonuçlar arasında anlamlı ilişki bulunamadı, (PTCA öncesi ve sonrası p>0.05). Geometrik ve videodansitometrik yöntemler arasında PTCA öncesi anlamlı ilişki saptanırken (r=0.54, p<0.05), PTCA sonrası anlamlı ilişki bulunamadı, (r=0.39, p>0.05). Sonuç olarak, kontitatif koroner anjiyografinin invaziv girişimlerde kullanılmasını önermekteyiz. Fakat konu ile ilgili geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

5. 
Akut Miyokard İnfarktüslü Hastalarda Atriyal İnfarktüsün EKG Belirtileri ve Supraventriküler Aritmi Gelişmesi
Electrocardiographic Signs of Atrial Infarction and Development of Supraventricular Arrhythmias in Patients with Acute Myocardial Infarction
Y.Serdar AKSÖYEK, Giray KABAKÇI, Y.Kenan ÖVÜNÇ, Kudret AYTEMİR, M.Ali OTO, Aydın KARAMEHMETOĞLU, Erdem ORAM, Şevket UĞURLU
Sayfalar 222 - 225
Bu çalışmada Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde 1 Ocak ile 31 Aralık 1992 tarihleri arasında akut miyokard infarktüsü nedeniyle izlenen 214 hastanın EKG'leri retrospektif incelenip atriyal infarktüsün majör ve minör kriterleri saptanarak, bu hastaların izlemleri sırasında oluşan supraventriküler aritmilerle olan ilişkisi araştırılmıştır. Hastaların 16 (% 7.5)'sında majör kriter, 9 (% 4.2)'unda minör kriter mevcuttu. EKG'lerinde majör kriter olan hastaların 8 (% 50)'inde, minör kriter olan hastaların 3 (% 33)'ünde supraventriküler aritmi vardı. Supraventriküler aritmi görülme risk oranları sırasıyla 10 ve 3.9 idi. İzlemleri boyunca supraventriküler aritmi gelişen 26 hastanın 14 (% 54)'ünde sol kalp yetersizliği vardı. Hastane izlemleri boyunca tüm hastaların 14 (% 25)'ünde supraventriküler aritmi mevcuttu. Miyokard infarktüsünün oluştuğu duvar, enzim düzeyleri ve mortalite yönünden EKG'lerinde atriyal infarktüs kriterleri olan ve olmayan hastalar arasında fark yoktu. Sonuç olarak akut miyokard infarktüsü tanısı ile izlenen ve başlangıç EKG'lerinde PR segment değişikliği saptanan ve sol ventrikül yetersizliği tablosuna giren hastalarda izlem boyunca supraventriküler aritmi gelişebileceğini tahmin ederek, erken dönemde sol ventrikül yetersizliğinin tedbir olarak önlenmesi, gelişebilecek bu aritmilerin hemodinamiyi kötü yönde etkilemesini önlemek yönünden faydalı olacaktır.

6. 
Dilate Kardiyomyopatili Çocukların Tedavisinde Kaptopril Uygulaması
Captopril Therapy in Dilated Cardiomyopathy in Childhood
M.Filiz ŞENOCAK, Muhsin SARAÇLAR, Süheyla ÖZKUTLU
Sayfalar 226 - 232
Sol ventrikül sistolik fonksiyonlarını azaltarak konjestif kalp yetmezliğine neden olan çocukluk çağı dilate kardiyomyopatisinde angiotensin converting enzim (ACE) inhibitörleri henüz rutin kullanıma girmemiştir. Erişkinlerde dilate kardiyomyopati tedavisinde 10 yıldan uzun süredir kullanılan ve yararlı etkileri görülen bir ACE inhibitörü olan kaptoprilin çocuklardaki dilate kardiyomyopati tedavisinde kullanılması konusunda yayınlanan çalışmalar ise henüz yetersiz sayıdadır. Bu nedenle yaptığımız çalışmada Hacettepe Üniversitesi Pediatrik Kardiyoloji Ünitesi'ne Nisan 1991-Haziran 1992 trihleri arasında başvuran ve tümü digoksin kullanan 19 dilate kardiyomyopatili hasta tedavilerine kaptopril eklenerek 2 gün-16 ay arasında değişen sürelerle izlenmiş, klinik, laboratuar ve ekokardiyografik çalışmalarla yapılan değerlendirmeler sonucunda kaptoprili 2-3 ay ya da daha uzun süre kullanan hastalarda klinik ve laboratuar bulgularındaki iyileşmeye ek olarak sol ventrikül sistolik fonksiyonlarında da belirgin bir düzelme gözlenmiş ve dilate kardiyomyopatili çocuk hastalarda kaptoprilin rutin tedaviye eklenmesinin yararlı olacağı üzerinde durulmuştur.

7. 
Süt Çocukluğu Çağında Göğüs Derivasyonlarında Sağ Potansiyellerin Seyri Normal Yenidoğanın İzlenmesine Dayanan EKG Sonuçları
The Evolution of the Right Ventricular Potentials During Infancy. ECG Findings Based on Follow-up of Normal Newborns
Gülay AHUNBAY, Teoman ONAT
Sayfalar 233 - 241
Hayatın ilk 15 ayında kısa aralarla 8 dönemde aynı bebeklerin izlenmesine dayanarak normal EKG standartları çıkarmak amacıyla yenidoğandan itibaren 43, 1 aylıktan itibaren 49 ve 2 aylıktan itibaren 56 bebekteki sağ potansiyel göstergeleri olarak V3r ve V1'de R dalgaları ile R/S oranları ve V5 ile V6'daki S dalgalarına ait ortalama, SD ve persentil dağılımları sunulmuş ve bu değişkenler arasındaki bağıntılar incelenmiştir. V3r veya V1'deki R amplitüdünün ilk 4 aydaki artışı yaşa bağlı genel voltaj artışından ileri gelmektedir. R amplitüdlerinin üst sınırları V3r için ilk 4 ayda 20, sonraki dönemde 18 mm olarak bulunmuştur. V1'de ise bu sınır biraz daha yukarıdadır ve 23 mm olarak kabul edilebilir. Alt sınır V3r için 4 mm, V1 için ise 5 mm'dir. Yaşla S dalgasındaki azalış V6'da V5'den çok daha anlamlıdır. V3r ve V1 derivasyonundaki R/S oranı ilk 2 ayda hafif arttıktan sonra 4-6 aylıktan itibaren azalmaktadır. Normalin üst sınırı olarak ilk yılda 6'lık bir oran kabul edilmelidir. Diğer taraftan alt sınır oranı 1 aylıktan itibaren V1 ve V3r'de 0.9 olarak kabul edilebilir. Oysa V3r'de üst sınır ilk 2 ayda 12, daha sonra ise 5 ile V1'den daha yukarıdadır. Yaşa göre toplam sağ potensiyel sınırları RV1+SV5 için > 35 mm ve RV1 + SV6 için > 28 mm'dir. Bunlara ait V3r ve V1'de yenidoğan ve 1 aylıktaki R amplitüdü ilerdeki aylardakilerle bağıntılı bulunmamıştır. Dolayısıyla hayatın ilk ayındaki R amplitüdünden sütçağındaki seyri öngörülemez. Buna karşılık 2 aylıktan itibaren sağdaki R amplitüdü 15 aylığa kadarki ile anlamlı bağıntılıdır ve V1 derivasyonunda V3r'dekinden daha yüksektir. Sunulan kriterlerle hayatın ilk 15 ayında sağ ventrikül hipertrofisinin aşırı olup olmadığı hakkında daha kolay karar verilebilir.

DERLEME
8. 
Süt Çocukluğu Çağındaki Fizyolojik İnkomplet Sağ Dal Bloku ve Seyri Normal Yenidoğanın İzlenmesine Dayanan EKG Sonuçları
The Course of Physiologic Incomplete Right Bundle Branch Block During Infancy. ECG Findings Based on Follow-up of Normal Newborns
Teoman ONAT, Gülay AHUNBAY
Sayfalar 242 - 250
Yenidoğan döneminden sonra sağ ventrikül hipertrofisi geri giderken süt çağında inkomplet sağ dal bloku olarak yorumlanabilecek R' dalgalarının sıklığı, özelliği ve akibetini öğrenmek amacıyla yenidoğandan itibaren 43, bir aylıktan 49 ve iki aylıktan itibaren 56 normal bebeğin 8 dönemde EKG'leri seri halinde izlenip değerlendirilmiştir. Sağ göğüs derivasyonlarındaki R' dalgaları bunun S dalgasından önce ile sonra gelmesi ve amplitüdlerine göre sınıflandırılmıştır. Ayrıca, qR-zamanı ile qR/QRS zamanları sağ ve sol göğüs derivasyonlarında mukayeseli olarak değerlendirilmiştir. Yenidoğanda nadiren görülen R' dalgası 1 aylıktan itibaren sıklaşmakta ve S dalgasından önce gelmektedir. Daha sonra R' amplitüdü küçülerek Rr' örneğine geçmektedir. Bunu S dalgasından sonra gelen r' izlemekte ve nihayet r' daha da küçülerek SS' örneği gelişmektedir. Sağda rSR' ile qRS örneğine hiç rastlanmamıştır. Aynı dönemde sağda qR'-zamanı gerek absolut olarak, gerekse QRS-zamanına oranı ve soldaki aynı değerlere kıyasla uzadığı için R' dalgalarının sağ ventrikül hipertrofisi geri giderken büyüyen iç hacmi tarafından gerilip incelen miyofibrillerin sağda iletimi geciktirmesinden oluştuğu sonucuna varılmıştır. Fizyolojik inkomplet sağ dal bloku, patolojik şartlarda gelişen R' dalgasının sütçağında geri gitmemesi ve amplitüdünün azalmamasından ayırd edilebilir.

9. 
Derlemeler Valsalva Manevrası
Reviews Valsalva's Maneuver
Mustafa ÇETİNER, Y.Özhan GÖLDELİ, Kaan KULAN, Baki KOMSUOĞLU
Sayfalar 251 - 257
Valsalva manevrası (VM) bireyin glottis kapalı iken ekspiryuma zorlanması esasına dayanmakta olup sol ventrikül fonksiyonlarının, kardiyak üfürümlerin ve otonom nöropati (ONP) nin ayırım ve değerlendirilmesinde kullanılan bir yardımcı tanı yöntemidir. Manevra aynı zamanda supraventriküler takikardinin (SVT) sonlanmasında da ilk kademe tedavi yöntemi olarak kullanılabilir. Bu derlemede MV'nin fizyolojisi, tanı ve tedavi amaçlı kullanımı anlatılmaktadır. Derleme hazırlanırken kardiyovasküler otonom nöropatinin, kardiyak fonksiyonların ve üfürümlerin değerlendirilmesinde kullanılan diğer kardiyak otonomik testler tartışma dışı bırakılmıştır.

10. 
Kapak Hastalıklarında Cerrahi Girişim Endikasyonları
Indications for Valve Replacement in Patients with Valvular Heart Disease
Hüsniye YÜKSEL, Tayyar SARIOĞLU
Sayfalar 258 - 267
Kalp kapağının değiştirilmesi veya tamiri kapak hastalıklarının prognozunu değiştirmiş yaşam süresini uzatmıştır. Cerrahi tekniğinin gelişmesine ve hasta seçiminin iyi yapılmasına bağlı olarak kapak cerrahisini takiben alınan sonuçlar günden güne daha da iyiye gitmektedir. Semptomların ortadan kaldırılmasını, egzersiz kapasitesinin artırılmasını ve yaşam kalitesinin düzeltilmesini amaçlayan kapak değişiminin zamanlaması çok önemlidir. Erken kapak değişiminde gereksiz yere hasta operasyon ve yapay kapak komplikasyonlarına maruz kalabilir. Geç kalındığında ise kapak değiştirilmesine rağmen istenenfayda sağlanamayabilir. Bu yazıda kalp kapak hastalıklarının doğal seyri, cerrahi tedavinin rolü, kapak değişim endikasyonları ve operasyon sonrası prognozu etkileyen faktörler özellikle sol ventrikül disfonksiyonu gözden geçirilmiştir.

OLGU
11. 
Olgu Bildirisi Duktus Arteriozus Açıklığının Transkateter Yolla Kapatılmasından Sonra Komplikasyon Olarak Gelişen Ağır Mekanik Hemoliz
Case Report Severe Mechanical Hemolysis Following Transcatheter Closure of Patent Ductus Arteriosus
Ümrah AYDOĞAN, Aygün DİNDAR, Zeynep ALTINEL, PRof.Talat CANTEZ
Sayfalar 268 - 270
"Rashkind double umbrella protez" Kullanılarak transkateter oklüzyon uygulanan bir duktus artirozus açıklığı olgusunda ağır mekanik hemoliz gelişti. Bu komplikasyon karşısında daha önce önerilen acil invaziv girişimlerin aksine, hasta kan transfüzyonları ile izlendi ve işlemin 33. gününde hemolizin spontan olarak durduğu gözlendi.

12. 
Editöre Mektup
Letter to The Editor
Çetin Erol, Hüseyin Şenocak
Sayfa 271
Makale Özeti |Tam Metin PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi