ISSN 1016-5169 | E-ISSN 1308-4488
TÜRK KARDİYOLOJİ DERNEĞİ ARŞİVİ - Turk Kardiyol Dern Ars: 19 (4)
Cilt: 19  Sayı: 4 - Temmuz 1991
1. 
Makale Özetleri
Summaries of Articles

Sayfalar 252 - 255
Makale Özeti |Tam Metin PDF

2. 
Türk Erişkinlerinde Fiziksel Etkinlik ve Bunun Başlıca Risk Faktörleri Üzerine Etkileri
Investigation Physical Activity and its Effect on Other Risk Factors in Turkish Adults
Altan ONAT, Mustafa ŞENOCAK, Fehmi MERCANOĞLU, Günsel ŞURDUMAVCI, Özden ÖZ, Remzi ÖZCAN
Sayfalar 256 - 262
Temsili örnekleme usulüne uyularak 20 yaş ve üzerindeki 3660 kişide yapılan tararnada fizik aktivite derecesi ve bunun diğer başlıca koroner risk faktörleriyle ilişkisi incelendi. Hem iş, hem de boş zaman fizik etkinliğinin bileşik değerlendirilmesiyle, katılımcılar bir anket aracılığıyla dört fizik aktivite derecesine sınıflandı. Üçüncü ve 4'üncü derecede etkinlik Türk erkeklerinin % 53'ünde, kadınlarının % 36'sında sergilendi. Bir puanlama usulüne dayanarak, erkeklerde kadınlara kı yasla % 11 daha fazla fizik aktivite gözlendi (2.57'ye /4ırşı 2.30 puan). Fizik aktivitenin diğer risk faktörleri üzerindeki etkisi incelenirken, yaş ayarlaması her aktivite sınıfı için 20- 69 yaşlarını kapsayan beş yaş grubunda eşit ağırlıklar kullanmak suretiyle ve erkekte ve kadında ayrı ağırlık uygulanarak yapıldı. Bu durumda kanda total kolesterol düzeyinin fizik etkinlik ile ters orantılı ilişki göterdiği kaydedildi: aktivite derecesi l'den 4'e yükseldikçe, ortalama kolesterol konsantrasyonu erkeklerde 185'ten 161 mg/dl'ye (derece başına ortalama 7.9 mg/dl), kadınlarda 184'ten 164 mg/dl'ye (her aktivite derecesi için 6.5 mg/dl) düştü. Fizik etkinlik sigara içenlerin yüzdesini etkilemediği gibi, kadınlarda beden kitle indeksine (BKI)'de tesir etmedi. Erkeklerde ise, BKI, artan her aktivite derecesi başına 0.4 kg/m2 azalmaktaydı. En düşük ve en yüksek aktivite derecesine sahip bireyler arasında, yaş¬ayarlanmış ortalama sistolik kan basıncında erkekte 3.4 mmHg, kadında 2.3 mmHg azalma kaydedildi. Böylece örneklem nüfusumuzda fizik etkinliğin bellibaşlı müsbet etkisinin kanda kolesterol düzeyi üzerine olduğu sonucuna varıldı.

3. 
Efor Esnasında Mitral Akım Hızı Parametrelerinin Pulsed Doppler ile Değerlendirilmesi: Efor Doppler ile EKG Efor Testi ve Koroner Anjiografi Sonuçlarının Karşılaştırılması
Determination of Mitral Flow Velocity by Pulsed Doppler Echocardiography During Exercise: Comparison with ECG Exercise testing
Oktay SANCAKTAR, Tuğrul OKAY, Ali Rıza KAZAZOĞLU, Serdar AKSÖYEK, Mehmet ÖZDEMİR
Sayfalar 263 - 268
Eforla gelişen miyokard iskemisi sonucunda sol ventrikülün (SV) sistolik ve diyastolik fonksiyonlarında bozulma olmaktadır . Efor anında SV diyastolik fonksiyonlarındaki değişiklikleri belirlemede Doppler'in değerini saptamak için 12 normal ve kroner anjiografı ile koroner arter hastalığı saptanan 47 olguda ( 1 damar hastalığı=DH olan 14, 2 DH'ı olan 16, 3 DH'ı olan 17 olgu) efor Doppler ekokardiyografi yapılarak pulsed Doppler ile mitral akım hızları ölçüldü ve aynı anda elektrokardiyografik (EKG) efor testi yapıldı. Ortalama mitral akım hız , Doppler ile kaydedilen transmitral akım-zaman eğrisinin altındaki alan, zaman aksi üzerindeki uzaklığa bölünerek hesaplandı. Istirahat anında ve hemen efor sonrası ölçülen ortalama mitral akım hızlarındaki artış oranı 2 olgu grubu arasında karşılaştırıldı. Ortalama mitral akım hızında efor sonrası artış oranı kontrol grubunda % 101 ±19, koroner hastalığı olan grupta ise % 38±13 olarak bulundu (p<0.01). 12 normal olgunun 11'inde ortalama mitral akım hızındaki artış oranı % 50'nin üzerinde oldu. Buna karşın, ortalama mitral akım hızındaki artış oranı koroner arter hastalığı olan 47 olgunun 41'inde % 50'nin altında kaldı (1 DH 11/14,% 79; 2 DH 14/16,% 88; 3 DH 16/17,% 94). Koroner arter hastalığını belirlemede maksimum efor sonrası ortalama mitral akım hızındaki artış oranının % 50'nin altında kalması baz olarak kullanıldığında efor Doppler testinin duyarlılığı % 89, özgüllüğü % 92 olarak bulundu. Bu çalışmadaki EKG efor testinde ise duyarlılık% 81, özgüllük% 75 olarak belirlendi.

4. 
Sol İntern Mammarya Arter Anomalileri
Anomalies of Left Internal Mammarian Arteries
Y.Mehmet METİN, Y.Nuran YENER, Aydın AKSOY, Volkan SİNCİ, Atiye ÇENGEL, Ali YENER, Övsev DÖRTLEMEZ, Halis DÖRTLEMEZ
Sayfalar 269 - 272
Koroner bypass cerrahisinde sık olarak kullanılan sol intern mammarya arter'in (sol lMA) anomalileri, cerrahi tekniği ve sonuçları etkilemektedir. Sol lMA anjiografisi yaptığımız 52 hasta'nın 11 'inde (% 21) anomali saptadık. Bunların 4'ü (% 7.8) ortak çıkış anomalisi, 3'ü (% 5.8) tortuyozite, 2'si (% 3.8) geniş yan dallar, biri (% 1.9) atipik seyir, biri de (% 1.9) sağ IMA ile distalde birleşme anomalisi idi. Sol lMA anjiografisi esnasında hiç kamplikasyon olmadı. Bu arterin anomalileri'nin seyrek olmaması ve bu anamalilerin cerrahi tekniği ve sonucu etkiteyeceği göz önüne alınırsa kolay bir uygulama yöntemi olan preoperatif IMA anjiografisi'nin yapılarak anatomik varyasyonlarının tespitinin, koroner bypass cerrahisi düşünülen hastalara yapılmasının uygun olduğu kanısındayız.

5. 
Kronik Ventriküler Aritmilerde Propafenon ile Alınan Sonuçlar
Effect of Propafenone on Chronic Ventricular Arrhythmias
İnci FIRATLI, Vedat AYTEKİN, Saide AYTEKİN, Muzaffer ÖZTÜRK, Cem DEMİROĞLU
Sayfalar 273 - 276
Bu çalışmada kronik ventriküler aritmili 19 olguda oral propafenonun etkinliği 24 saatlik Holter monitör yönlemiyle araştırıldı. Olguların 9'u kadın, 10'u erkek, yaş ortalaması 51 (30-70) idi. Olguların 13'ünde süreksiz ventriküler taşikardi (VT), 6'sında ise sadece ventriküler erken alımlar (VEA) mevcuttu. Propafenon 450 mg/gün ile başlandı. Yanıt alınamayan olgularda EKG kontrolü ile kademeli olarak 900 mg/ gün'e kadar çıkıldı. Tedavinin 15. günü Holter kaydı tekrarlandı. Propafenona yanıt veren olgu oranı tek VEA'lılarda % 74, ikili VEA 'lılarda % 75, VT'lilerde % 92 olup total VEA yönünden de % 79 bulundu. Propafenon ile tedavide tek VEA'ların toplam sayısında % 73.5, 2’li VEA'larda % 52, VT'lerde% 99.9, total VEA'larda% 75 oranında azalma saptandı (p<0.01). P-R ve QRS süresinde anlamlı uzama görüldü (p<0.01). Propafenon ile tedavide 3 olguda (% 15.8) kardiyak komplikasyon (ventrikül fibrilasyonu -VF, ciddi sinüs arresti ve süreksiz VT), 2 olguda (%10.5) ekstrakardiyak yan etki (başdönmesi) oluştu. Propafenonun 450-900 mg/gün dozlarda ventriküler aritmilerde etkin ve tolere edilir antiaritmik olduğu ancak ciddi kardiyak yan etki olasılığı açısından daha kapsamlı araştırma sonuçları alınıncaya kadar hayatı tehdit edici aritmilere yönelik tedavide kullanılmasının uygun olacağı kanısına varıldı.

6. 
Kadınlarda Egzersiz Talyum Sintigrafisinin Koroner Arter Hastalığı Tanısındaki Değeri
Detection of Coronary Artery Disease in Women by Exercise THallium-201 Myocardial Scintigraphy
Vedat SANSOY, İsmail EREN, Afife BERKYÜREK, Mefküre PLATİN, Deniz GÜZELSOY, Cem DEMİROĞLU
Sayfalar 277 - 279
Kadınlarda planar egzersiz talyum sintigrafisinin (EgTS) koroner arter hastalığı (KAH) tanısındaki değerini araştırmak amacıyla 62 olguda EgTS sonuçları koroner anglografi bulguları ile karşılaştırıldı. Çalışmada 23-64 yaşları arasında (ort 51±10) 63 kadın yer aldı. Tümüne koroner angiograpfi yapılan olgulardan 38'inde koroner arterler normaldi, 9'unda bir damar, 4'ünde iki damar, 12'sinde üç damar hastalığı saptandı. Koroner arterleri normal 38 olgudan 5'inde, KAH'lı 25 olgudan ise 24'ünde sabit veya reversibl perfüzyon defekti saptandı . Bu bulgularla testin duyarlılığı % 96, özgüllüğü % 87, pozitif testin prediktif değeri % 83, negatif testin prediktif değeri % 97 olarak hesaplandı. Sonuç olarak planar EgTS'nin kadınla da da KAH tanısmda değerli bir yöntem olduğu yargısına varıldı.

7. 
Geçici Miyokard İskemisinin Signal - Averaged Elektrokardiyogram Üzerine Etkisi
Effects of Transient Myocardial Ischemia on the Signal-averaged Electrocardiogram
Oktay SANCAKTAR, Ömer KOZAN, Serdar AKSÖYEK, Ali Rıza KAZAZOĞLU, Tuğrul OKAY, Mehmet ÖZDEMİR
Sayfalar 280 - 285
Koroner arter hastalığı saptanmış 59 hastada geçici miyokard iskemisinin "signal averaged" elektrokardiyogram (SAEKG) üzerine olan etkisi araştırıldı. Geçici miyokard iskemisi (CMI, ST>lmm, süre>3 dakika) 3 kanallı Holter kaydında araştırıldı. Hastalarda incelemeye alınan CM 1 süreleri ortalama 1.5±7 dk ve ST deviasyon derecesi 2.4±0.9 mm idi. Holter teyp kaydından saptanan normal ve maksimum iskemili alanlardan yapılan SAEKG kaydında 25-250 Hz ve 40-250 Hz ile geç potansiyel ve yine aynı alanda spektokardiyografı ile spektral turbulans araştırıldı. Tüm hastaların SAEKG'deki görültülü seviyesi 25 Hz'de ≤1.0 uV ve 40 Hz'de ≤0.8 uV ve normal iskemili alanlardaki SAEKH'lerde gürültü seviye farklılığı da ≤0.2 ile ≤0.3 uV idi. Normal ve iskemili alanlardan yapılan SAEKG kayıtlarında geç potansiyel[% 20(12/59)-% 19(11/59)] ve spektral turbulans [% 24(14/59)-% 27(16/59)] insidansı açısından önemli bir farklılık gözlenmedi. Bu bulgular geçici miyokard iskemisinin oluşturduğu elektrofızyolojik değişikliklerin, SAEKG'de geç polansiyel ve/veya spektral turbulans olarak yansıyan anatomik-elektrofızyolojik subtral ile bir ilişkisi olmadığını göstermektedir.

8. 
Anterior ve İnferior Miyokard İnfarktüslerinde Sinyal Ortalamalı EKG'nin Geç Potansiyel ve Spektral Turbulans Analizleri Arasındaki Karşılaştırma
Comparison Between Spectarl Turbulence Analysis and Late Potential Analysis of Signal-Averaged ECG in Anterior and Inferior Myocardial Infarction
Oktay SANCAKTAR, Serdar AKSÖYEK, Ömer KOZAN, Ali Rıza KAZAZOĞLU, Tuğrul OKAY, Mehmet ÖZDEMİR
Sayfalar 286 - 290
lnferior miyokard infarktüsü (IMI) geçiren hastalarda geç potansiyel sıklığı anterior miyokard infarktüsü (AMI) geçirenlerden daha fazladır. Zira anormal ventrikül bölgeleri, anterior miyokard infarktüsünde olduğu gibi QRS'in erken safhalarında aktive olursa, "signalaveraged" EKG'de (SAEKG) geç potansiyel olarak saptanmayabilir. Reentry'e bağlı ventrikül taşikardisinin substratı olan bu anormal ventrikül bölgelerinin, depolarizasyon dalgasının yayılım hızında geçici değişikliklere neden olduğu ve bunun da QRS içindeki spektral turbulansta artışa neden olduğu belirtilmiştir. Bu çalışmada SAEKG'leri kaydedilen 84 AM/'li ve 86 IMl'li hastanın spektral turbulans analizi (X,Y veya Z derivasyonlarından birinde spektral turbulansın ≥ 10 olması ) ile geç potansiyel analizini (25 Hz'de RMS < 25 uV +40 Hz'de RMS<16 uV) karşılaştırdık. Geç potansiyel sıklığı AMI'de% 17, IMI'de% 30 iken artmış spektral turbulansın AMI'lerin % 42'sinde, IMI'lerin % 21'inde oluştuğunu saptadık. Her iki tekniğin uyumlu olma oranı iMI'lerde % 86, AMl'lerde ise % 68 bulundu (p<0.05). Sonuçta bu çalışmamız, anterior duvar infarktüsünün yüksek oranda spektral turbulansa yol açtığını ve bunların çoğunun SAEKG'de geç potansiyel olarak saptanamayan anormal ventrikül iletimini yansıttığını göstermektedir.

9. 
Mitral Kapak Tamir Sonuçları
Results of Mitral Valve Reconstruction
Sabri DAĞSALI, Atilla KANCA, Tuna TEZEL, Erdoğan DEMİRAY, Hikmet TEZEL, Cem ALHAN, Murat DEMİRTAŞ
Sayfalar 291 - 294
Mart 1986 ile Haziran 1990 arası dönemde 17 hastaya mitral kapak tamiri uygulandı. Tamir sonrası belirgin mitral yetersizliği görülen iki hastaya ise kapak replasmanı uygulandı. Bir hastada anterior, iki hastada da antero-posterior liflet rezeksiyonu yapıldı. 3 hastada Carpentier anüloplasti ringi, 6 hastada Duran ringi, bir hastada da Puig-Massana ringi olmak üzere toplam 10 hastaya anüloplasti ringi takıldı. Hastane mortalitesi 3 olgu ile % 17.6 olarak bulundu. Hastalardan ikisi kapak tamirini, biri de replasmanı takiben kaybedildi. Olgular 3 ay ile 36 ay (ortalama 17 ay) arasında değişen sürelerde izlendi. Izlem sırasında 13 hastaya renkli Doppler ekokardiyografi yapıldı. Hastalardan 10'unda mitral yetersizlik veya darlığa ait bir bulguya rastlanmadı, iki hastada hafif derecede mitral yetersizliği, bir hastada da mitral darlığı saptandı. Klinik ve ekokardiyografik bulgular, mitral kapak tamirinin tatminkar bir semptomatik iyileşme ve normal veya normale yakın sol ventrikül fonksiyonu sağladığını gösterdi.

10. 
Açık Kalp Cerrahisinde İntraaortik Balon Pompa Konturpulzasyonu
Intraaortic Balloom Pumping in Open Heart Surgery
M.Sertaç ÇİÇEK, Ufuk DEMİRKILIÇ, Harun TATAR, Ömer ÖZTÜRK, Hamit IŞIKLAR
Sayfalar 295 - 298
Mart 1988 ve Ekim 1990 tarihleri arasında GATA Kalp Damar Cerrahisi Kliniğinde 52 hastaya intraaortik balon pompa (IABP) desteği sağlanmıştır. IABP uygulama endikasyonları; hastaların % 27'sinde kardiopulmoner bypasstan ayrılma girişiminin başarısızlığı , % 71' inde postoperalif düşük kardiak debi ve % 2 'sinde farmakolojik tedaviye dirençli unstable angina'dır. Olgularımızda erken mortalite % 28'dir. Hastalara IABP uygulanması sonrasında yaşama oranı % 63'dür. 12 hastada intraaortik balon uygulanmasına bağlı komplikasyon gelişmiştir (% 23 ). IABP desteği başlangıçta iskemik kalp hastalığı komplikasyonlarının tedavisi için geliştirildiyse de, günümüzde açık kalp cerrahisi sonrasında ciddi pompa yetmezliği gelişen hastaların tedavisinde önemli bir yere sahiptir.

ORIJINAL ARAŞTIRMA
11. 
Parsiyel Atrioventriküler Kanal Defekti ve Cerrahisi
Partial Atrioventricular Canal Defect and Surgical Treatment
Halil TÜRKOĞLU, Tufan PAKER, Atıf AKÇEVİN, Selim ERENTÜRK, Ayşe SARIOĞLU, Tayyar SARIOĞLU, Rüstem OLGA, Ali ERTUĞRUL, Aydın AYTAÇ
Sayfalar 299 - 301
İstanbul Üniversitesi, Kardiyoloji Enstitüsü Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı'nda, Temmuz 1986- Ağustos 1990 tarihleri arasında 28 hasta, parsiyel atrioventriküler kanal defekti tanısı ile açık kalp ameliyatına alınmıştır. Ameliyat öncesi 25 hastada, hafif veya ileri derecede mitral yetersizliği tespit edilmiş olup, hepsinde mitral ön yaprakcıktaki yarığın tamiri gerekmiştir. Atrial septal defekt ise, perikardiyal yama ile kapatılırken, koroner sinüs 25 hastada sol, 3'ünde ise sağ atrium tarafında bırakılmıştır. Ameliyat sonrası 3 hastada ritm problemi görülmüş ve bunlardan sadece birinde A-V tam blok nedeni ile kalıcı "pacemaker" takılması gerekmiştir. Diğer tüm hastalar ise iyi durumda taburcu edilmiş ve NYHA'a göre Sınıf 1'de bulunmuştur. Hastaların tümünde, ameliyat sonrası mitral kapak kompetansının tam olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, parsiyel atrioventriküler kanal defekti tamirinden sonraki sonuçların çok iyi olduğunu göstermektedir.

12. 
Atriyal Septal Anevrizmalar
Atrial Septal Aneurysms
Gülşah TAYYARECİ, Tuna TEZEL, Ahmet NARİN, Hikmet TEZEL, Kemal YEŞİLÇİMEN
Sayfalar 302 - 304
Değişik nedenlerle ekokardiografik incelemeye alınan hastaların 9'unda atriyal septal anevrizma (ASA) tesbit edildi. Dört olguda lezyon izole olup, 5'inde eşlik eden anomali mevcuttu. Bu anomaliler atriyal septal defekt, ventriküler septal defekt, mitral kapak prolapsusu ve triküspid kapak prolapsusu idi. Üçünde tüm septum anevrizmatik görünümde, 6'sında anevrizma yalnızca fossa ovalis bölgesine lokalize bulundu. iki olguda kardiyak siklusla ilişkili olarak sağ-sol atriyuma doğru hareket görüldü. Bu çalışmada, gelişebilecek komplikasyonlar, interatriyal tümörlerle karışabilme olasılığı nedeniyle önem taşıyan ASA'ların kesin tanısında ekokardiografinin değeri vurgulanmak istendi.

DERLEME
13. 
Planar Talyum Sintigrafisi
Planar Thallium-201 Scintigraphy
Vedat SANSOY, Deniz GÜZELSOY
Sayfalar 305 - 312
Son on yılda kardiyak noninvazif görüntüleme yöntemlerinde önemli aşamalar olmuş, sintigrafik yöntemler de çeşitli kalp hastalıklarının tanı ve değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Talyum-201 1975'den beri miyokard perfüzyonunun değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Planar talyum-201 sintigrafisi kantitatif analizin de yardımıyla koroner arter hastalığı tanısında yüksek duyarlılık ve özgüllük değerlerine ulaşmış olup, ayrıca değişik klinik durumlarda prognoza ait bilgi sağlamaktadır. "Single photon emission computerized tomography" (SPECT) teorik olarak planar yönteme üstün görünmesine rağmen, bu yöntemle özgüllükte düşme olmaktadır. Kaliteli planar talyum-201 miyokard görüntülemesi bugün hala klinik kardiyolojideki önemli yerini korumaktadır.

14. 
Kalpte Amiloid Birikimi
Cardiac Amyloidosis
Çiğdem GÖKÇE, Özcan GÖKÇE, E.Sami ARISOY, A.Engin ARISOY, Ali DEMİR, Emir DÖNDER
Sayfalar 313 - 320
Kalpte amiloyid birikimi, son yıllarda yoğun olarak incelenen ve özellikle tanısı açısından önemli ilerlemenin sağlandığı ciddi bir hastalıktır. Bu derlemede, ülkemizde nadir olmadığı düşünülen kardiyak amiloidozise yönelik ilgiyi arttırmak umuduyla, konuya ilişkin gelişmelerin özetlenmesi ve Fırat Üniversitesinde gerçekleştirilen gözlemlerin ışığında, çeşitli tanısal yaklaşımların tartışılması amaçlanmıştır.

OLGU
15. 
Sol Atrioventriküler Kapak Atrezisi ile Birlikte Bulunan Univentriküler Kalplerde Modifiye Fontan Operasyonu: Atriumların reseptasyonunda alternatif teknik
Modifed Fontan Operation for Univentricular Hearts With Left Atrioventricular Valve Atresia: An alternative technique of reseptation of the atria
Tufan PAKER, Tayyar SARIOĞLU, Halil TÜRKOĞLU, Atıf AKÇEVİN, Mehmet Salih BİLAL, Ayşe SARIOĞLU, Aydın AYTAÇ
Sayfalar 321 - 325
Haziran 1988 - Aralık 1990 tarihleri arasında sol atrioventriküler kapak atrezisi bulunan univentriküler atrioventriküler konneksiyonlu 4 hastada atriumların reseptasyonu ve modifiye Fontan-Kreutzer operasyonu uygulandı. Hastaların üçünde ek olarak sistemik venöz dönüş anomalisi vardı. Pulmoner darlık bir hastada infudibuler diğerlerinde vulvüler ve infundibuler birlikte idi. Atrium-ların reseptasyonunda sağ atriumun flep olarak kullanıldığı alternatif bir teknikten yararlanıldı. Bir hasta postoperatif 12. günde pulmoner infeksiyon ve sepsis nedeniyle kaybedildi. Diğer üç hasta 24, 20 ve 1 aylık takiplerde sınıf 1 fonksiyonel kapasitede yaşamlarını sürdürmektedir.

16. 
Unstable Angina Pektorise Bağlı Akut Mitral Yetersizliğinin Koroner Anjiyoplasti İle Tedavisi
Relief of Acute Mitral Regurgitation due to Unstable Angina by Coronary Angioplasty
Oktay ERGENE, Serdar AKSÖYEK, Tuğrul OKAY, Mehmet ÖZDEMİR
Sayfalar 326 - 328
Unstable angina pektoris (Klas III.B) ve akut mitral yetersizliği ile kliniğe kabul edilen hasta, yoğun medikal tedaviye rağmen göğüs ağrısının giderilememesi üzerine kardiyak kateterizasyon labratuvarına alındı. TIMI I akımlı distal sirkumfleks darlığına PTKA uygulandı. Koroner anjiyoplastiyi takiben hastanın göğüs ağrısı ile mitral yetersizliğinin anjiyografik, ekokardiyografik ve klinik bulguları tamamen kayboldu. Kronik mitral yetersizliği veya papiller adele yırtılması gelişme olasılığı yüksek olan bu durumlarda sorumlu olan darlığa yönelik PTKA'nin hayati önemi olduğuna inanıyoruz.



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Hızlı Arama



Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi