Turk Kardiyol Dern Ars: 27 (2)

Cilt: 27  Sayı: 2 - Şubat 1999

1.
Makale Özetleri
Summaries of Articles

Sayfalar 68 - 71
Makale Özeti

ORIJINAL MAKALE
2.
Türk Erişkinlerinde Plazma Lipoprotein ve Apolipoproteinleri: Genel Düzeyler, Risk Faktörleriyle İlişkileri ve Kadınlarda HDL'nin Koroner Riski Belirleyiciliği
Investigations Plasma Lipoproteins and Apolipoproteins in Turkish Adults: Overall Levels, Associations with Other Risk Parameters and HDL's Role as a Marker of Coronary Risk in Women
Altan ONAT, Beytullah Yıldırım, Nevzat Uslu, Necmettin GÜRBÜZ, İbrahim KELEŞ, Ali ÇETİNKAYA, Hüseyin Aksu, Ömer UYSAL, Vedat SANSOY
Sayfalar 72 - 79
TEKHARF çalışmasının orijinal kohortundan 1997198 taramalarında izlenen 1838 erişkin ve aym yıllarda çalışmaya yeni alınan koh01·t olarak 735 kişi olmak üzere, erişkin halkımızı temsil eden toplam 2573 kişilik bir örneklemde plazmacia yüksek dansiteli (HDL-K), düşük dansiteli lipoprotein kolesterol (LDL-K), apolipoprotein Al (apoA1) ve apo B konsantrasyonları tayin edildi. Yirmiyedi yaş ve üzerindeki (ortalama 48 ± 12 yaş) kohortun %96'sında HDL-K Reflotron cihazt ile, üçte ikisinde LDLK Friedewald formülüyle hesaplandi, üçte birinde apoA1 ve apoB değerleri (Behring) imnıunodifüzyon levhaları kullanılarak belirlendi. Total ve HDL-K ölçümlerinin validasyonu bir referans laboratuvarmda yapıldı. Elde edilen bulgular cinsiyet ve yaş grubu katmanlaması yapılarak değerlendirildi. Popülasyon örnek/eminde genel ortalama değerler HDLK için erkeklerde 37 ± 12, kadınlarda 45 ± 13 nıg!dl, LDL-K için sırasiyle 113 ± 30 ve 121 ± 34 mg ldl bulundu. HDL-K değerleri Türk Kalp Çalışmasmda bulunan değerlerden erkekte 1 mg/d!, kadmda 3 mg/d! daha yüksek çıktıysa da, Amerikan popii/asyonundan iki cinsiyette de ortalama %20 oranmda daha düşüktü. HDL-K değerleri kadmlarda plazma trigliserid, beden kitle indeksi ve bel çevresi ile anlamlı birer ters korelasyon sergi/edi; ayrıca mültivariye analizde KKH'nm bağımsız bir belirleyicisi idi (p< 0.04). En düşük HDL-K'lü beştebirde (<34 mgldl) KKH, en yüksek dilime ktyasla, yaş ayarlamasmdan sonra 1.54 kat s ıktı. Ortalama apoAI düzeyleri kadında erkektekinden %15 daha fazla, strasiyle 141 ± 35 ve 122 ± 30 mg/d!, bulundu. ApoB düzeyi de kadmda erkektekinden daha yüksekti (127 ± 54 ve 122 ± 36 mgldl). Her iki cinsiyette apoA/ %10 kadar düşük sayıldı. , apoB ise özellikle kadında (%JO'a karşı %23 oramnda) yüksek bulundu. ApoA/ düzeyleri her iki cinsiyette yaş ile hafif, ama anlamlı bir artış ( <0.001) sergi/edi. Apo B değerlerinde kadmlarda üç dekadda %28 gibi yüksek bir fırmanma (p<0.001) göze çarparken, erkeklerde yaş ile anlamlı birfark kaydedilmedi. ApoB düzeyleri her iki cinsiyelle orta yaşlarda L kolesterol değerlerinin hayli altmda değil, üzerinde seyretti. Kadmda HDL-K miiltivariye analizde, LDL-K ve apoB ünivariye analizde KKH ile anlamlt bağmtı içindeydi. Türk erkekleri de, kadmları da koroner hastalıktan koruyan bir belirleyici olan HDL-K ile apoAI açlSindan düşük düzeylere sahip iken, zararlt etkileri bilinen LDL-K ile apoB açlSindan erkeklerin alt-orta, kadmların ise yüksek düzeylere sahip olduğu, kadmlannuzuı yüksek dislipidemi düzeyinin KKH riskini bilfiil artttrdtğmm saptandığı sonucuna varıldı
In a representative sample of Turkish adults comprising 2573 participants of the or i gina! and new cohorts of the Turkish Risk Factor Survey, plasma concentrations of high-density lipoprotein cholesterol (HDL-C), apolipoprotein Al (apoAI) and B were determined and low-density lipoprotein cholesterol (LDL-C) computed. Participants were aged ?:.27 (mean 48 ± ı 2) years. Plasma apolipoprotein AI (apoAI) and apo B values were determined in one-third of the cohort by utilizing radial immunodifusion plates (Behring) concerning antisera of immunized sheep, and total and HDLcholesterol in over 96% by enzyınatic technique utilizing a Reflotron apparatus. A random sample of lipid and lipoprotein values were validated in a reference laboratory. Obtained findings were evaluated after stratification for sex and age groups. Overall mean valuesfor HDL-C were 37 ± 12, and 45 ± ı 3 mg/di in men and women, respectively, for LDL-C 113 ± 30 and 121 ± 34 mg/di, respectively. HDL-C levels were 20% lower in both genders than those of the U.S. white population; they were inversely correlated in women with plasma triglycerides, body mass index, and waist cicumference, in addition to proving to be an independent determinant of coronary heart disease in women alone (p<0.04), odds ratio between lowest and highest quintiles be ing ı .54, after age adjustment. Mean levels for apoAI were 15% lower in men than in women (122 ± 30 and 141 ± 35 mg/d!, respectively). Remarkably, apoB levels in women (127 ± 54 mg/di) were also higher than in men (122 ± 36 mg/dl). These implied slightly low levels of apoAI in both genders and conspicuously high levels of apoB in women. A significant though mild rise of apoAI concentrations with age was noted in both genders, while a steep rise with age was observed in mean apoB levels in women. Mean apoB values remained above -not substantially below - the levels of LDL-cholesterol in both sexes. In conclusion, Turkish men and women possess low levels of HDL-C and apoAI, and men medium to high, women distinctly high levels of LDL-C and apoB -an adverse setting in regard to coronary risk. An independent contribution by low HDL-C levels to the previously observed high coronary risk in women was in fact demonstrated for the first time.

3.
Türkiye'de İnvazif Kardiyoloji: 1994-1997 Yılı İşlemleri
Invasive Cardiology in Turkey: Procedures During 1994-97
Ferhan ÖZMEN, Servet ÖZTÜRK, Ömer Kozan, Vedat Aytekin, Oktay SANCAKTAR
Sayfalar 80 - 85
Son yıllarda ülkemizde giderek daha fazla sayıda kalp kateterizasyon u, koroner anjiyografi ve anjiyoplasti yapılmaktadır. 1994 yılında 31479 vakaya koroner anjiyografi, 4704 vakaya koroner anjiyoplasti ve 1997 yrimda 73294 vakaya koroner anjiyografi, 12098 vakaya koroner anjiyoplasti uygulanmıştır. 1994 yılında 403 mitral valvuloplasti, 90 pulmoner, /8 aort ve 6 triküspit valvuloplasti; 1997 yılında ise, 509 mitral, 51 pulmoner, 14 aort ve 5 triküspit kapağa valvuloplasti yapılmıştır. 1997 yılmda yapılan tüm girişimlerin maliyeti 18.1 trilyon T.L. idi.
Cardiac invasive procedures have been performed in rapidly increasing numbers in recent years, in Turkey. White 31.4 79 cardiac catheterization and coronary angiographies and 4.704 PTCA were registered in ı 994, 73.294 coronary angiography and 12.098 PTCA procedures were performed in ı 997. This represents an astonishing mean annual increase by about 35%. Of the figure related to PTCA, coronary stents were inserted in 5518 patients in 1997 in 38 cardiac centers. Balloon angioplasties had the following rates of major complications in the last year of the survey: acute obstruction in 2.5%, Q-wave and non-Q myocardial infaretion in 3%, emergency bypass surgery in 0.7% anddeathin 0.33%. On the other hand, stent complications were noted with the following incidences: acute and subacute thrombosis in 2.4%, Qwave and non-Q myocardial infaretion in 1.5%, emergency bypass surgery in 0.7% and death in o.ı 8%. In ı 994, 403 mitral valvuloplasty, 90 pulmonary, 18 aortic and 6 tricuspid valvuloplasty were carried out. In 1997,509 mitral valvuloplasty, 51 pulmonary, ı4 aortic and 5 tricuspid valvuloplasty were applied. The cost of all cardiac invasive prodecures in ı997 was estimated as US$ 119 mi11ion. Key Words:

4.
Erken Diyastolik Akımın Ventrikül İçi Dağılımının Diyastolik Fonksiyon Bozukluğunu Belirlenmede Katkısı
Contribution of Intraventricular Dispersion of Early Diastolic Filling in Determining the Diastolic Dysfunction
A. Aziz KARADEDE, Sıddık ÜLGEN, Melih KAPUCU, İsmail BIYIK, Ali V. TEMAMOĞULLARI, Zeki AKKUŞ, Nizamettin Toprak
Sayfalar 86 - 91
Sol ventrikiil diyastolik fonksiyonun tanısı, psödonormalize veya resiriktif tip mitral akını olduğunda ya da atriyal fibrilasyon (AF) gibi dımımfarda giiçtür. Çalışmamızda özellikle bu tiir hastalarda erken diyastolik akım lıızımn ventrikül içi değişiminin, di yasto/ik fonksiyon bowkluğunu gösrermedeki değerini araşrırnıayı lıedefledik. Bu amaçla çalışmaya, hipertansif kalp hastalıği (HKH) olan 20, iskemik kardiyonıiyopatili (İKMP) 30 birey ve konrrol grubu olarak sol ventrikül fonksiyonu normal olan 33 birey a/mdı. Ventrikiil içi bölgesel akını hızı ömekleri pulse Doppler ekokardiyografi ile mitral kapakran apekse doğru O, 1, 2 ve 3 cm uzaklığa kılavuz nokranm yerleştirilmesiyle elde edildi. HKH'da ve İKMP'de, bölgesel E hızı kontrol grubundan dalıa ilerleyici olarak azalıyorc/u (p<0.01 ve p<0.001 ). İKMP'li ve sinüs ritminde olan 8 hastada gevşeme bozukluğu (Grup 1 ), 16 hasrada normalize ya da resrrikrif akını ömeği (Grup 2) göriildii. Bu iki alt grubun 1 cm ile 2 cm (p<0.05 ve p<0.001) ve 2 cm ile 3cnı seviyesi arasmda (p<0.01 ve p<0.001) veliirikül içi E tepe ak1nı Imm m ilerleyici azalma farkı kontrol grubuna göre belirgin şekilde fazlaydl. E'nin bölgesel eliyasto/ik akım hızındaki değişiklik bu alt 81'11plar arasmda benzerdi. Arriyal fibrilasyonlu olan 6 1KMP olguda da belirgin şekilde vemrikiil içi E lımnda iler/eyici azalma vardı ( 1, 2, 3 cm seviyelerinde sırasıyla, 76.3±18, 65.0±18 ve 58.6±17 cm/sn). Bu seviyeler arasındaki fark da kontrol grubuna göre anlamlıydı (1-2 cm için p<0.05 ve 2-3 cm için p<0.01 ). Hiperransif kalp hastası ve İKMP gmplarmda E'nin bölgesel pik erken eliyasto/ik akım lım ile sisrafik fonksiyonu gösreren diyasro/ sonu, sisrol sonu çaplar ve fraksiyonel kısalma arasmda korelasyon yokut. Sonuç olarak erken eliyasto/ik ak11nın ventrikiil içinde giderek azalması n m diyastolik fonksiyon bozukluğun u göstermeele önemli bir parametre olabileceği ve özellikle de AF'/u ya da psödonornıalize örnek göriilen lıastalarda önemlikarkı sağlayacağı görüşüne varıldı.
It is rather difficult to diagnose left ventricular diastolic dysfunction in such cases as atrial fibrillation, or pseudonormalized or restrictive patterns of mitral flow. In our study, we aimed to investigate the value of intraventricular alteration of early diastolic flow velocity in determining the diastolic function, particularly in this type of patients. To that end, a total of 20 patients with hypertensive heart disease (HHD), 30 cases with ischemic cardiomyopathy (ICMP) and a control group, 33 cases with normal left ventricular function were included in the study. Intraventricular regional flow velocity patterns were obtained from Doppler echocardiography by placing guide point at distances of O, ı, 2, 3 cm away from mitral valve towards the apex. The regional E velocity in HHD and ICMP was seen to decrease more progressively with respect to that in the control group (p

5.
Egzersiz QRS Skorunun Koroner Arter Hastalığında Yüksek Risk Göstergesi Olarak Değeri
Exercise QRS Score in Patients with Coronary Artery Disease: An Indicator of Extent of Ischemia on Myocardial Perfusion Scintigraphy
Zerrin Yiğit, Nurten Atınç, Ali Metin Esen, Vedat SANSOY, Deniz Güzelsoy
Sayfalar 92 - 97
Koroner arter hastalığı (KAH) taınısında egzersizle oluşan ST segment değişimlerinin değeri sınırlıdır. Bu nedenle değişik egzersiz EKG parametrelerinin tanısal ve prognostik değeri araştırılmıştır. Atina QRS skoru olarak bilinen ve egzersiz/e oluşan Q dalga amplitüdünde azalma ile R veya S dalga amplitündeki artmadan hesaplanan indeksin KAH tamsında duyarlı bir parametre olduğu bazı çalışmalarda bildirilmiştir. Çalışmamızın amacı bu skoru egzersiz miyokard petfüzyon sintigrafisi (MPS) bulguları ile karşılaştırarak klinik önemini araştırmaktı. Çalışmaya nükleer kardiyoloji /aboratuvarımıza göğüs ağrısı fetkiki için sevk edilmiş, mi yokard infarktüsü geçirmemiş, sol dal bloku veya sol ventrikül hiperu·ofisi bulunmayan 118 olgu (65 erkek, 53 kadın, yaş ortalaması 56.3 ± 7.2) alındı. Tüm olgu/ara egzersiz MPS ve koroner anjiyografi (KA) yapıldı. KA 'da %50 veya daha fazla darlık anlamlı olarak kabul edildi. İskemi kriteri olarak QRS skoru <0 mm alındığında, duyarlılık %82, özgüllük %84 olarak hesaplandı. Hastalar MPS ve KA bulgularına göre 3 gruba ayrıldı. MPS'de iskemiyi gösteren geçici petfüzyon defekti ve KA 'da önemli damarların en az birisinde %50 veya daha fazla darlık saptanan hastalar Grup J'i, MPS'de iskemi bulunmayan fakat KA'da anlamlı darlık saptanan olgular GRUP ll'yi, MPS ve KA'sı normal olan olgular Grup lll'ü oluşturdu. Olguların isıirahat ve egzersiz sonu Q, R, S dalgaları değerlendirildi ve aVP ve VS derivasyonlarının QRS skorları hesaplandı. QRS skoru Grup /'de -4.45 ± 4.08, Grup I/'de 0.42 ± 2.5 ve Grup lll'de 0.82 ± 4.39 olarak bulundu. Grup ll ile Grup ll/ arasında anlamlı bir fark yokken, Grup I ile Grup ll (p=0.007) ve GRUP I ile Grup ll/ (p<0.0001) arasında anlamlıfark bulundu. MPS'de saptanan iskemik segment sayısı ile QRS skoru arasında negatif lineer bir korelasyon saptandı (p= 0.0047, r=-0,98). Sonuç olarak egzersiz EKG'den hesaplanan QRS indeksinin MPS'deki iskemik segment sayısıyla ilişkili olduğu ve KAH'lı olgularda yüksek risk göstergesi olarak da yararlı olabileceği kanısına varıldı.
Exercise-induced changes in Q, R and S wave amplitudes and their incorporation into a composite index (Athens QRS score) have been reported to increase the diagnostic value of exercise ECG. The aim of this study was to compare this score with findings on exercise myocardial perfusion scintigraphy (MPS). One-lıundred and eighteen consecutive patients (65 men, 53 women; mean age 56 ± 7) who underwent coronary angiography (CA) and exercise SPECT MPS were prospectively included in the study. Patients with previous myocardial infarction, left ventricular hyperthrophy and left bundle branch block were excluded. Athens QRS score was calculated based on the exercise induced changes of the Q, R and S wav es in derivations a VF and V5. Considering QRS score <0 mm as a marker of ischemia on exercise ECG, sensitivity and specificity of exercise ECG for the diagnosis of CAD were found to be 82% and 84%, respectively. Patients were divided into three groups according to the findings of CA and MPS. Group I consisted of patients who had at least one ischemic segment on MPS and significant coronary artery disease (CAD) in CA. Group II included patients with CAD in angiography, but without any ischemic segment on MPS, Group III consisted of patients with both normal CA and MPS. The mean QRS score of Groups I, II and III were fo und to be -4.5 ± 4.1 mm, 0.4 ± 2.5 and 0.8 ± 4.4 mm, respectively" The mean QRS score of Group I patients was significantly lower than those of Group II and III patients (p

6.
Akut Miyokard İnfarktüsünün Tanısında Hızlı Kalitatif Troponin-T Tayininin Değeri ve Kantitatif Troponin-T Analizi ile Karşılaştırılması
The Value of Rapid Qualitative Troponin T Analysis in Diagnosis of Acute Myocardial Infarction and its Comparison with Quatitative Assay
Fehmi MERCANOĞLU, Hüseyin Oflaz, Ercüment Yılmaz, Sabahattin UMMAN, Ömer Küçükbasmacı, Nevres KOYLAN, Kemalettin BÜYÜKÖZTÜRK
Sayfalar 98 - 103
Çalışmamn amacı, akut miyokard infarktiisii (AMİ)'niin tamsında kalitatif (kİ) ve kantitatif (kn) troponin T (TnT) analizlerinin diyagnostik güçlerini karşılaştırmak ve kİ analizin kn değerlere olan korelasyonunun belirlemektir. Çalışmaya göğüs ağrısı bulunan.ye AMİ şiiphesi ile Koroner Yoğun Bakım Unitesi (KYBU)'ne birbiri ardısıra yalırılan 146 hasta ( 100 erkek, 46 kadın; ort yaş: 57.9±11.7 yıl) alındı. AMİ tanısı için Dünya Sağlık Örgütü'nün tam kriterleri kabul edildi. Kl-TnT analizi her hasta için bir defa kullanılan hazır sistemler/e (TROPT Rapid Assay, Boehringer Mannheim) hasta başında gerçekleştirildi. KlTnT'nin pozitijliği için sınır değeri 0.2 nglml idi. Kn-TnT analizi "EL/SA Troponin-T' (Boehringer mannheim) Klti ile otomatik analizör (ES-300 Boehringer Mannheim) kullanılarak yapıldı ; analiz tek kademe/i "sandwich" enzim "immunassay" yöntemi ile gerçekleştirildi. Hastaların KYBÜ'ne ortalama müracaat zamanı 26.7±40.5 saat (min-maks:1-240 saat) idi. Yüzkırk altı hastanın 77'sine AMİ ta msı konuldu. Kl-TnT tayini ( +) bulunan 75 hastanın 72'sinde (%96) kn-TnT düzeyleri 0.2 nglml ve üzerinde bulundu. Kl-TnTsi (-)bulunan 71 hastanın 65'inde (%91.5) kn-TnT seviyeleri 0.2 nglml'nin altında ölçüldü. Hızlı k/ testin pozitijleşme zamam ile kantitatif değerler arasında orta derecede bir negatif korelasyon (r:-0.58) belirlendi. Kl-TnT testinin ilk 10 dakikada (kuvvetli pozitif) ve 10 dakikadan sonra (zayıf pozitif) pozitijleştiği hasta grupları mn ortalama TnT düzeyleri belirgin olarak farklıydı (sırasıyla 7.11±6.62 ng!ml ve 0.83±0.73 nglml; p<0.0001 ). Zayıf pozitif grubunda "non-Q wave" miyokard infarktüsünün oranı kuvvetli pozitif grubuna göre anlamlı olarak daha fazla idi (sırasıyla %36.3 ve %13.5; p<0.01 ). AMİ gelişen 77 hastanın 70'inde Kl-TnT pozitif, 68'inde ise kn-TnT 0.2 nglml veya üzerinde idi. Buna göre AMİ'niin tamsında k/ ve Kn TnT analizlerinin duyarlılığı sırasıyla %90.9 ve %88.3 idi. Başlangıç semptomunun 4. -240. saatleri arasındaki zaman diliminde ise k/ ve kn TnT tayinlerinin AMİ'nün tanısındaki duyarlılık değerleri sırasıyla %95.7 ve %94.3 bulundu. AMİ gelişmeyen 69 hastanın 5'inde kl-TnT pozitif ve 10'unda [5'inde kl-TnT (+)} kn-TnT 0.2 nglml'nin üzerinde idi. Buna göre kl ve kn TnT ölçümlerinin AMİ'deki özgül/ ük değerleri sırasıyla %92.7 ve %85.5 olarak hesaplandı. Sonuç olarak, kl-TnT analizinin kn-TnT ölçümleri ile iyi derecede korelasyon gösterdiği ve her iki yöntemin de AMİ'nün enzimalik tamsında yüksek duyarlılık ve özgülliiğe sahip olduğu; yanısıra k/ testin semikantitatif olarak değerlendirilmesinin ilave klinik faydalar sağlayabileceği kamsma varıldı.
The aim of the study is to compare the diagnostic efficacy of qualitative (ql) and quantitative (qn) troponin T (TnT) analyses in diagnosis of acute myocardial infaretion (AMI) and to determine the correlation of ql-TnT and qn-TnT assays. The study group was consisted of 146 patients (100 men, 46 women; m ean age: 57. 9± ll. 7 years) consequtively admitted to coronary care unit because of chest pain and/or AMI suspicion. Criteria of World Health Organization was approved for diagnosis of AMI. ql-TnT analysis was performed by using bedside disposible systems (TROPT Rapid Assay, Boehringer Mannheim). The cut-off value of this system was 0.2 ng/ml for positivity. qn-TnT analysis was realized with "ELOSA Troponin-T" (Boehringer Mannheim) kids by using automatic analysor (ES-300 Boehringer Mannheim). Test principle of qn assay was based on one-step sandwich enzyme immunassay. Mean admission time of patients was 26.7±40.5 hours (min-max: 1-240 hours). AMI was diagnosed in 77 of total 146 patients. qn-TnT values were 0.2 ng/ml or higher in 72 of 75 (96%) patients with qlTnT (+). Values of qn-TnT were measured below 0.2 ng/ml in 65 of (91.5%) of 71 patients w ith qlTnT (-). There w as a moderate in verse correlation 70 between time to positivity of ql test and quantitative values (r: -0.58). The mean TnT values of strong positive (positivity a first 10 minutes) and weak positive (positivity after first 10 minutes) groups were significantly different (7.1 I ±6.62 ng/ml and 0.83±0.73 mg/ml, respectively; p

7.
TEKHARF 1997/98 Taraması Yeni Kohortunda Risk Faktörleri ve Kalp Hastalıkları Prevalansı
Validity of the New Cohort 1997/98 of the Turkish Adult Risk Factor Study in Regard to Prevalence of Risk Factors and Heart Disease
İbrahim KELEŞ, Altan ONAT, Vedat SANSOY, Hüseyin Aksu, Ali ÇETİNKAYA, Beytullah YILDIRIM, Nevzat Uslu, Necmettin GÜRBÜZ
Sayfalar 104 - 109
Ülkemiz erişkinlerinde kalp hastalıklan ile buna neden olan risk faktörlerinin prevalansını belirlemeyi amaçlayan TEKHARF Çalışmasının orijinal kohorıunun, zaman içerisinde ölüm ve izlem dışında kalma (kayıp) nedeniyle, bir süre sonra ülke erişkinlerini temsilde yetersiz kalabileceği düşüncesiyle, izlemeden kaybedilenterin yerine, bunun yaklaşık 5!8' ine tekabül eden 736 birey çalışmaya 1997198 döneminde dahil edildi. Bu katılımcıların cinsiyet, yaş, risk parametreleri ve koroner kalp hastalığı prevalansı bakımlarından, Türk erişkinlerini temsil eden orijinal kohorttan ne yönlerden ve ölçüde ayrıldığı incelendi. Yüzde 52'sinin kadın, ortalama yaşın 49 ±10 olduğu yeni kohort, aynı dönemdeki eski örneklenı/e 16 risk paranıetresi açılarından istatistiki olarak karşılaştırıldığında, toplam kardiyovasküler risk yükünün yeni koh01·tta eskisine kıyasla erkeklerde benzer, kadınlarda c üz' i miktarda daha fazla olduğu, ama anılan farkın, yeni alınan kadın örnekIeminin orta ve ileri yaştaki Türk kadınlarını temsil ettiğini önlemediği kanısına varıldı. Yeni kohortta koroner kalp hastalığı ( KH) prevalansı %6.2, hipertansil KH' nınki ise %1.8 olarak saptandı. Bu veriler orijinal TEKHARF kohortundakine yaşa özgü koroner hastalık prevalansı açısından benzer sayıldı.
The Turkish Adult Risk Factor Study, initiated in 1990 in order to examine cardiovascular risk factors, prevalence of coronary heart disease and death in a representative sample of the adult population, had sustained a loss of over 30% of its original cohort due to death and loss of follow-up over the past 8 years. In 1997/98 surveys, a total of 736 men and women were newly included in the study. This time participants were confined to the ages 30-70 years. Agreement of the new and old cohorts with respect to sex, age, risk parameters and prevalence of coronary heart disease (CHD) was examined. The new cohort, comprising 52% women and having a mean age of 49 ±10 years, was tested statistically with the old sample in regard to 16 parameters. Age, systolic blood pressure, smoking, HDL-cholesterol, blood glucose, and body mass index exhibited no significant difference among the two samples in both genders. No difference was observed also with respect to several other parameters either in men or in women. Women in the new cohort had slightly higher LDL-cholesterol and apo B concentrations, while men disclosed an increase in mean values of several parameters suggesting higher insulin resistance. Nonetheless, overall cardiovascular risk burden was estimated to be similar in both cohorts. The prevalence of CHD in the new sample population was detected as 6.2% and that of hypertensive hyart disease as 1.8%. The age-specific prevalence of CHD was considered to be similar to that of the original cohort.

EDITORYAL YORUM
8.
Editörden
Editorial
Altan ONAT
Sayfalar 110 - 111
Makale Özeti | Tam Metin PDF

DERLEME
9.
Derlemeler Ventriküler Repolarizasyon Heterojenite Değerlendirilmesinde T-Dalgası Alternansının Rolü
Reviews The Role of the T-wave Alternans for the Evaluation of Ventricular Repolarization Heterogeneity
Mustafa Kemal BATUR, Ali OTO
Sayfalar 112 - 118
Son yıllarda ventrikül repolm·izasyon anormalliklerinindeğerlendirilmesi üzerine yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Ventrikül repolarizasyon heterojenilesinin uzaysal boyutu olan QT Dispersiyon ile kalp hastalıkları arasındaki ilişki bir çok yönden araştırılarak ortaya konmuştur. Ventrikül repolarizasyonun heterojenilesinin dinamik boyutu olan ve T dalgası m01jolojisinin atınıdan alıma değişmesiyle karakterize "T Dalgası Alternansı (TDA)", iskeminin telikiediği ciddi takiaritmilerin noninvaziv risk belirlemesinde ümit vaat eden yöntemlerden birisi olarak ortaya konmuştur. Bu derlernede TDA 'nın mekanizması, klinik manifestasyonları, miyokardiyal iskemi ile ilişkisi ve halen TDA saptanmasındaki metodolajik problemler gözden geçirilmiştir.
There are two dimensions of the ventricular repolarization abnormality. One of them known as QT dispersion which reflects spatial dimension of the ventricular repolarization. Recently dynamic dimension of the ventricular repolarization has been deseribed as T wave alternans (TWA) which is an infrequently-detected ECG abnormality consisting of transient beat-to-beat changes in the morphology of ventricular repolarization. The purpose of this review is to assemble the widely dispersed information about TW A and to reveal mechanisms, elinical manifestations, in association with ınyocardial ischemia, and methodological problems.

10.
Otonom Sinir Sistemi ve Koroner Arter Hastalığı
Myocardial Ischemia and Autonomic Nervous System
Atiye ÇENGEL
Sayfalar 119 - 123
Sempatik sinir sisteminin aktivasyonu, oksijen gereksinimini artırarak ve koroner vasanıotor tonusu etkileyerek miyokard iskemisine yol açar. Buna karşılık miyokard iskemisi de adreneıjik aktivitenin daha fazla artmas ma neden olur. Böylece miyokard iskenıisi ve adrenerjik aktivite arasındaki karşılıklı etkileşim kalpte katekolanıinlere bağlı. geri dönüşümsüz miyokard hasanna yol açarak sol ventrikiilün yeniden şekillenmesine katkıda bulunur ve sol ventrikül fonksiyon bozukluğunu artmr. Diğer taraftan kalpte adrene1jik aktivitenin vagal aktiviteye oranla artması malign aritmiler ve ani ölüm riskini de artırır.
Activation of sympathetic nervous system results in myocardial ischemia by· increasing the oxygen requirement of the myocardium and altering the vasoruotor tonus of coronary arteries. Myocardial ischemia, in return, augments the activation of adrenergic activity. Thus, the bidirectional interaction between myocardial ischemia and adrenergic activation results in an irreversible myocardial destruction, modulating left ventricular remodelling and augmenting its dysfunction. On the other hand when adrenergic activity of the heart suppresses the vagal activity, the possibility of sudden death due to malign arrhythmias increases.

OLGU
11.
Olgu Bildirisi Fallot Tetralojisi ile Birlikte Holt-Oram Sendromu
Case Report Holt-Oram Syndrome Associated with the Double Outlet Right Ventricle and Severe Pulmonary Stenosis: Case Report
Özlem M. BOSTAN, Ergün ÇİL
Sayfalar 124 - 126
l-lolt-Oram sendromu, üst ekstremileleri etkileyen iskelet anomalileri, konjenital kalp defektieri ve kGI·diyak disritnıilerle karakterize otozornal dominant geçiş gösteren bir sendromdur. Morarma ve baytlma ataklarıyla 15 aylikken çocuk kliniğine yattnlan erkek hastada, sağ ön ko/da radius yok/uğu ve baş parmak eksikli_~i. sol elde tenar kasta hipoplaziyle birlikte sol baş parnıakta hipapiazi ve ekokardiyografi ile Fallot telra/ojisi eşliğinde Holt-Oranı sendronıutamst konuldu. Bu sendrom/o ilgili yapdan çeşitli yaym/arda iskelet ve kardiyak c/efektler açtsından bir çok örnek ramm/anması na rağmen, Holt-Oram sendromu ile birlikte çift çtktş!t sağ ventrikiile oldukça seyrek rastlanmost nedeniyle vaka takdim edildi.
Holt-Oraın syndrome is an autosomal dominant disorder, manifesting skeletal malforınation in the upper extreınities, congenital heart defects and cardiac dysrhytmias. A 15-month-old ınale was admitted to pediatric clinic with cyanotic spells. On physical examination, there was radial aplasia of the right arın and aplasia of the right thumb, hypoplasia of the left thumb with hypoplastic thenar eminences. Echocardiography revealed double outlet right ventricle with pulmonary stenosis. Altough multiple forrus of congenital heart diseases and skeletal malformations associated with the HaltOram syndrome have been documented, double outlet right ventricle is rare. Therefore, this case is presented and discussed. Key words

© copyright 2019 TKD Arşivi
LookUs & Online Makale